Şiir ara                                                   34.358 efsane şairden 335.104 efsane şiir Aradığınız şiirin başlığını yazın.                                    ç  ğ  ı  ö  ş  ü 

Şiir ara

İçerisinde özlem* geçen şiirler
toplam: 100 sonuç...

özlem

özdemir asaf

bir gece,
gecede bir uyku..
uykunun içinde ben...
uyuyorum,
uykudayım,
yanımda sen.

uykunun içinde bir rüya,
rüyamda bir gece,
gecede ben...
bir yere gidiyorum,
delice...
aklımda sen.

ben seni seviyorum,
gizlice...
el-pençe duruyorum,
yüzüne bakıyorum,
söylemeden,
tek hece.

seni yitiriyorum
çok karanlık bir anda...
birden uyanıyorum,
bakıyorum aydınlık;
uyuyorsun yanımda...
güzelce.

kaynak yalnızlık paylaşılmaz


özlem

uğur ışılak

'seviyorum'deyip ucuz laf etmem
ben aşkımı görünmeze gizlerim
gaddarım, haşinim, bil ki affetmem
riyaya zulmeder benim sözlerim

altıncı hasseyle farkeyle beni
nakşeylesin yokluğunu izlerim
bir an bile durma terkeyle beni
nazarımla cezbetmezse gözlerim

lisan muzdariptir gönül halimden
ben mutluyum gülmesede yüzlerim
özlemim alsada seni elimden
ben yine, ben yine seni özlerim


özlem

mustafa emirler

sen bilir misin özlemi
nasıl yakar insanın içini
nasıl kıvrandırır
midene kramp girmiş gibi
elinden bir şey gelmeyen aç çocuğuna
ekmek veremeyen anneler gibi
yanar için alev alev
özlemin yakar bitirir seni
birde görürsen özlediğini
ateşlere sular dökülmüş  gibi
sönüverir ateşin
dinivermiş  sancıların
gördün ya yeter artık
ölsem de gam yemem dersin
ama içindeki alev sönmemiştir
durmuştur alev alev yanma
için için yanma başlar
içten sinsice kemirir
küllenen ateş bekler
alevlenmek için
yeni ayrılıkları

bandırma - 03.11.1999 17:00


özlem

volkan altay

öyle acizim düşümde, sıyrılan göğsümden
inen ter, karıştığında soluğuna
simsiyah olur gece, m. bovary'nin öyküsü
yokluğum olur, sere serpe yanımda
sen, yine sen olmazsın bakışlarında
tutkulu, sarhoş çoğu zaman
balaban duruşlu kopuk iniltilerinde
beyaz, derin sıcaklığı özler
içimin yavrusu karışırken iliklerine


özlem

gülşen göçgün

seni özlemek bir denizse; ben çoktan sürüklendim
derinlere
varsın bir rıhtım da olmasın çıkacak.
seni özlemek bir sonsuzluksa; ben çoktan kayboldum
olmayan yarınlarda
varsın bir adresim de olmasın.
seni özlemek bir kayalıksa; sarp ve yüksek
ben çoktan parçalandım yolunda.
varsın bir mezartaşım da olmasın,
sen arasıra beni anacak olduktan sonra !


özlem

ahmet başgül

sığmıyor yine içim içime
kalbim bir deli çarpıyor, ellerim terli.
gözlerim başka parlıyor,
dudaklarımda özlediğim tat, burnumda kokun.
yine aklımdasın, yine depreşti özlemin.
neredesin ?...


özlem

birol çakırca

seni özledim birtanem;
ela gözlerini özledim.
bana bakişini,
içimi yakişini,
salata yapişini özledim.
minik ellerini,
ayaklarini özledim.
ayagindaki yarayi özledim...


özlem

atılım türk

sen yokken
seni getirir diye
yakamozda saklardim sevgilerimi
ve hep geceleri okurdum
sana yazdigim dizeleri

seni getirir diye dalgalar
kiyilara yakin dolaşirdim ben
gelir de islatirsin diye
ayaklarimi ve tenimi,
umut iklimlerinde geleceksin
birgün diye;
ben yaşamazdim bahari içimde
ikimiz açariz düşüncesi ile...

hiç şiir yazmak istemezdim inan
mümkün olsaydi senle olmak
hiç karalamazdim inan ki
bugulu camlarima adini
ve isyana gelmezdi gecelerim
kucak açmazdi acilar bana
sen olsaydin,
hayatim sen koksaydi

26.05.2003


özlem

deniz kılıçkaya

içime gömüyorum artık herşeyini
daha fazla özletme istersen kendini
içimdeki sevda her an patlayacak volkan gibi
sus artık içime gömdüm seni
özletme istersen ağlatma daha fazla beni


özlem

taha yasin uslu

nasıl anlatsam gülüm ?
kelimeler yetmiyor...
gözyaşı gibi,
hayaller gibi,
ay ışığı gibi
nasıl anlatsam, nasıl ?
çok özledim seni...


özlem

rüçhan konar

sanki, bir çiçek sepeti gibi özlem
kapının önüne koymuşlar...
ve senin garipliğini nasıl sevmişsem
o boynu büküklüğünü düzeltip
nasıl öpmeye eğilmişsem teninden
seni de öylesine kendimde bulmuşum
acı; çılgın bir ıslık gibi gelir unutma
sevdayı anımsatır iç burkan bir bakış
birden etrafı sarar gecenin ışıkları
göremem gözlerinin elamsı edalığını
duyumsayamam tenini
elim boş kalır...


özlem

tufan yukarıbaş

ne gelecek ver bana, ne bugünü aratacak !
çocukluk ver bana, uçurtma uçurtacak.


özlem

ramazan mustafaoğlu

kapımdan bakardın her akşam üstü
bugün yoksun, içime bir sızı düştü
gözlerinin hayaline gözlerim daldı
tatlı hatıralar benimle kaldı
oturduk günlerce hayalinle beraber
yalnız bırakmadı bizi hüzün ve keder
özlüyorum tatlı bakışını
özlüyorum elimden tutuşunu
aşkın alev alev yakıyor sinemi
birtanem bana çok görme bu özlemi
nereye baksam hayalini buluyorum
gözlerinin hayalinde boğuluyorum
seni özlemekten yoruluyorum
sanki bir meçhule doğru savruluyorum
sen gönlümde yeri dolmaz bir melek
koşsam sana " seni seviyorum " diyerek
okşasam saçlarını sarsam bedenini
otursak saatlerce bilmeden nedenini
mutlu ediyor beni senden gelen her acı
anladım ki birtanem sensin gönlümün ilacı
bir an olsun beni an yeter
bütün kederim o an biter.


özlem

ibrahim yüksel

anneme

hayalinle başbaşa dün akşam dar odamda
yırtık resmini süzdüm masamın üzerinde
birkaç damla yaş sildim siyah buğulu camda...
resmin dışına bakan o güzel gözlerinde
birlikte yaşanılan baharın izi vardı

özlem uçsuz bucaksız bozkır çöl kadar sıcak
aşk en derin kudretti benliğime hükmeden
yol yakından yakındı görünse de çok uzak
yüreğim senle çarptı toprak bile olsan sen...

dün akşam sonsuz aşkın beni bir daha sardı


özlem

zahide akdeniz

ne kadar oldu biliyor musun görüşmeyeli
salkım söğütlerin altında çay içmeyeli
gitar çalıp şarkılar söylemeyeli
ne kadar oldu biliyor musun görüşmeyeli
sesini duymayalı nefesini hissetmeyeli
sana kendi dilimden aşk şarkıları söylemeyeli
çok ama çok uzun zaman oldu görüşmeyeli
ellerinden tutmayalı o ıslak dudaklarından öpmeyeli


özlem

ertuğrul serdaroğlu

seni özlemekle geçer günler geceler
için için yakar yüreğimi hasretin
alevlerin sarar bedenimi
kül olurum.. duman olurum..
yıkılıp viran olurum. kaybolurum...
yağmur olup yağar gözyaşlarım
göl olur... sel olur.. tufan olur..
boğulurum.


özlem

yener koç

özlüyor muyum seni
vurgun yemiş gibiyim
bekliyor muyum dersin
susuz yaz diyorlar
seviyor muyum
bir güvercin uçar
göğsüm üste
kulaklarımda kanat sesleri
bir horon tutulur
halaya durulur
boncuk boncuk ter alnımda
her damlası sevda
her damlası duygu katarı
...
işte
özlüyorum seni
ellerim şahidimdir bekliyorum
ve
yine sen şahidimsin
seni seviyorum.


özlem

adem altuğ

özlem ayrılıkla doğar
özlem aşkla yetişirmiş
gündüz seninle var
gündüz seninle güzelmiş

her acı büyütmez bendeki seni
her acı acıtmaz artık canımı
hasret denen bu zehir yer beni
ama almasın seni, canımı


samsun - 05.04.2006


özlem

mustafa kemal özcan

bu günün de dünden farkı yok.
hiç zili çalmadan,
gene arka cebime uzatıp elimi
anahtarımla açtım kapımı.

kapının altında birikmiş faturalar,
kapalı kalmış bir evin pis kokusu.
ne çocukların sesi,
ne de senin nefesin..
yoktular...

istanbul - 11.02.2007


özlem

üçler uğurlu

daldın yine behey gönlüm
kırk yıl öncesine gidesin geldi
seyreylerken gurubu güneştepeden
tuzun şavkıyla halaya durasın geldi.

demirli köprüde, çayda çimince
eve gelip; anamdan, dayak yiyince
salya, sümük donsuz yola kaçınca
hıncından, sümüğü koluna silesin geldi.

cumhuriyet'te başladın ilkokula
öyle günlerdi ki nasip olmaz her kula
yazın kurşunlu camide; adem hocayla
kur'an dan dersler alasın geldi.

tatilde babamla dükkan açardın
manifatura, halı, mobilya satardın
yazın tarlada sap üstünde yatardın
toprakla hemhal olasın geldi.

helvacılarda taan kestirme yeyince
bazen güveç yaptırıp, suyuna banınca
hele birde çok acıysa; ciğerin yanınca
karabük suyundan kana, kana içesin geldi.

köye gitmek için, yazı iple çekersin
üzüm yemek için, dağbağa çıkarsın
omar hocada çimer, hirfanlıda yüzersin
boyalı çeşmesinde, buz gibi hatıla dalasın geldi.

dirgenle sap atıp, yabayla savursan
dövene binip, sapın etrafını çevirsen
akran çocuklarla harman yerinde uyusan
gece gökyüzünde yıldızları sayasın geldi.

çerkez mahallesini, sabah akşam turlasak
göz göze gelip, kızların gönlüne aksak
laflarken zamanı unutup, geceye kalsak
zifiri karanlıkta, korkudan titreyesin geldi.

lisede gençler bölündü, kitaplar rafta
türkçüsü, dindarı hepsi ülkücü safta
komünistlerle, bölücüler karşı tarafta
kırk kişinin içine dalıp, dayak yiyesin geldi.

bektaşın kahvede kağıt, domino oynasan
kaybedince cıllıyıp, çayların üstüne yatsan
bazı günlerde okulu kırıp, sinemaya kaçsan
orda da lise müdürüne, yakalanasın geldi.

teravih namazına asfalttaki camiye gitsek
arkadaşlarla, sahura kadar petrolde otursak
lafın belini kırsak, memleket kurtarsak
ramazanda taanlı pideyle doyasın geldi.

hep beyazdır tuz gölü, dağın eksilmez karı
baharda yemyeşildir her yan, yazları sapsarı
kıyevini, karaseniri, hele şereflikoçhisar'ı...
özledin bilirim; oraları çok göresin geldi.

ey gönlüm, seninle birlikte bende gelsem
nazmi ile ibrahim dedeme, bir fatiha okusam
kalbinden içeri girip, gönül teline dokunsam
tüm güzellikleri üçlerin önüne seresin geldi.

çimmek: suya dalıp çıkmak, yıkanmak, yüzmek
taan: tahin (...kestirme: tahinle şeker şerbetinin karıştırılmasından elde edilen tatlı yiyecek)
hatıl: genelde çeşme önlerine, hayvanların su içmesi için yapılan
ince uzun havuz, küvet.  
cıllımak: vazgeçmek, sözünden dönmek

09.09.2006
kaynak bir neslin hikayesi


özlem

ülkü yılmaz

özledim sesini
nefesini tebessümünü
özledim bakışını
ellerindeki sıcaklığını

özledim seni
güneşin ısıtamadığı dünyamda
ay ışığının parıltısında
seninle olmayı özledim.

istanbul


özlem

kaan güler

yokluğunda alev alır ruhum
gözlerim görmez olur
hasretin yakar içimi
kavurur...
dermansız kalır dizlerim
yolunda koşamaz olur
harab olur
acı verir...
kurumuştur pınarlarım,
gözlerim,
çöllerden kurak olur
ağlayamaz...
yakar, kavurur
dağlar ciğerimi...
gül misali solar
gülmeyen şu yüzüm.
yollarını gözler
ağlamaksız bu gözler.
bir an önce gel diye
yanık türküler söyler
yüreğim
seni özler
çok özler...

erzurum - 21.03.2007


özlem

sami ercan

içim gider duyunca tatlı dilleri
her gün her gece akan duygu selleri
okşasın yarin şefkatli elleri
saçlarıma vuran yelin yerine...

hasretinden düşüm azarsa
vücudumu yarin teni sararsa
zevk adına hangi güzellik varsa
yaşadım desem gerine gerine...

kendimden geçtim sarhosum kör kütük
kapımı çaldın arasıra tek tük
dumanından ne fayda, ateşsiz tüttük
sığ tatminsizlik dalsın en derine...

yeter, yeter artık sensiz gitmiyor
uzaktan uzağa bakışlar yetmiyor
muhabbetinle yanan kor bitmiyor
döşeği serelim güneşten serine...


özlem

ismail uyaroğlu

usul, sessiz arkadaşım benim
özledik seni
susarak söylerdin çoğu şeyi
konuştuğunda da yeri gelip
usulca havalanır sözlerinden
yumuşacık konardı sohbetimize
içtenliğin sıcak kelebeği
özledik seni

ve biliyorum ki
sen de bizi özledin
kitapların ve hayatın gizini
ustalıkla çözmeyi bilen hasan'ı
geveze ama güvenilir nevzat'ı
yorulmak bilmez, çalışkan musa'yı
kaytarıcı ahmet'i, özverili cahit'i
her işe gülümseyerek
olur diyen süleyman'ı
hiçbir işe olur demeyen sabahattin'i
erhan'ı, mehmet'i, ali'yi
bir yalnız seni, sen
hepimizi, her şeyi özledin
sabahları işe giderken
köşedeki bakkala selam vermeyi
iş dönüşü, bir tanıdıkla
ayaküstü laflamayı
üst kattaki komşuların gürültüsünü hatta
yandaki yatalak kadının iniltisini
ve evini
akşamları bütün yorgunluğunu
eşiğinde bıraktığın
acılarını dindiren evini
evin de seni özledi
koltuğun, kitapların, terliklerin
bıraktığın gibi duruyor masan
dolapta rakın
(sahi hiç rakı
içmedik biz seninle değil mi
pek vaktimiz olmadı öyle şeylere
çık da bir gün içelim)
bıraktığın gibi duruyor tablada sigaran
sekseninci sayfadaki gorki
ve penceredeki karın
seni bekliyorlar, dönmeni

seni bekliyoruz, dönmeni
usul, sessiz arkadaşım benim
özledik seni


özlem

betül turan

asfalt unutturdu bize
yağmurla gelen,
ıslak toprak kokusunu.
beton yığın halkı
arıyor şimdi eski ruhunu !



özlem

a.vahap kaygusuz

hasretle beklersin
bir an evvel gelsin diye.
çağırırsın
yalvarırsın
istersin ama nafile
naz yapar.
sitem eder.
inadım inat der ve inadına bekletir seni
yalvarırsın, el açar yalvarırsın.
di çöker yalvarırsın.
secde eder yalvarırsın
istemezse gelmez.
paşa gönlü bilir.
gelir ama canı ne zaman isterse o zaman gelir.

bazan çok yakınında hissedersin.
kucaklayacakmışsın gibi olursun.
yüksek bir yerden kucağına atlayarak !
hava olup koklayarak !
hap olup içerek !
silah zoruyla
kaba kuvvatla getirmeye çalışırsın.
yakalamaya çalışırsın.

ya yakalayamazsam.
işte bütün mesele burda
ya yakalayamazsam
sonuç zaten eksi
eksi artı eksi olur
yakalayamazsam

keşke özlendiğinde
keşke sevildiğinde,
keşke istendiğinde,
keşke arandığında
hemen gelsen
biraz da naz yapmazsan.
çok güzelsin sevgili ölüm

balcalı - 06.07.2000


özlem

semih yaman

bir gece uykularını
bir seni

bir güneş ışıltısını
bir sıcak tenini

bir beraber günleri
bir birebir geceleri
özledim.


özlem

bahadır karabulut

odam karanlık,
görebildiğim tek şey, artık göremediklerim:
çocukluğum, gözyaşlarım, aşklarım...
ama insan her şeye alışıyor zamanla
karanlığa da...

lüleburgaz - 2004


özlem

necdet evliyagil

" aşk gelince cümle eksikler biter "
yunus emre (xııı.yy.)

aşk, bin kez değil, bir kez gelmeye görsün,
ne eksiğimiz kalır, ne de yalnızlığımız.
iki iken bir olmazsan dökülürsün, ölürsün,
kozasını örsün doyumsuz buluşmalarımız...

aşk bir kez gelsin ölümsüz sevgimizi örsün,
yalnızlığımızı yüreğimizden alsın götürsün.
bu yaklaşmada bir de canım istanbul varsa,
yaşantımız cennet boğaziçi'nde sürsün...

aşk gelince tüm eksiklerimiz biter mi ?
yeni aşklar eskilerini siler mi ?
yeter ki aşksız ve sevgisiz yaşanmasın.
o güzelim gözlerin peşimi bırakmasın.

kaynak istanbul mavisi


özlem

hasan yenilmez

güzel biriydi özlem
gözleri filan da vardı hani
siyah üzüm tanesi gibi
körlüğü...
gülümsemesi de vardı
damlanın suya düştüğü ana inat
gözyaşları...
hayatı vardı
sıcacık ekmek kokusunda yaşadığı
hayalleri...
güzel biriydi özlem
kurabiyeler kadar güzel
sadece güzel...

25.11.2005


özlem

nizamettin doğru

özlem duyuyorum sevdiğim özlem
saçının teline,
teninde lavanta kokan terine
gülüşüne, sesine
özlem duyuyorum özlem.


özlem

burak güner

öyle özledim ki seni bir tanem...
yıllanmış çınar kökleri, nar taneleri kadar...
gökyüzünde yağmur dolu bulutlar,
ve dillerden düşmeyen dualar kadar...
öyle özledim ki seni, deniz dalgası saçlım..
ağustosun on beşi gibi sıcak ellerini...
bakınca mutlulukların en güzelini gördüğüm gözlerini..
ve sevene huzur veren o tatlı sözlerini..
öyle özledim ki seni bir tanem...
anlatamam kalemle, şiirle, sözle...
şiir şiir seni yazdım bir tanem...
şarkı şarkı okudum, saniye saniye yaşadım seni...
yağmur olup tane tane yağdım...
seni sevdiğime değil, bizi ayıran kaderime ağladım..
şiirlerim nasıl da sen kokuyor...
kalemim nasıl boş, nasıl da boşanmış kadehler gibi...
ve nasıl da yazıyorum hasretinle...
seni ölümüne seviyorum meleğim.

gebze - 10.04.2008


özlem

tuna başar

yazamadığım şiirlere
kurgulayamadığım öykülere
karşılık bulamadığım aşklara
ve hiç yaşanmamış bir hayata özlem duyuyorum

sahip olamadığım dostlara
elde edemediğim başarılara
yüreğimdeki derin sancıya
ve hiç yaşanmamış bir hayata özlem duyuyorum

zayıflayan inançlarıma
peşimi bırakmayan sigara dumanına
içimdeki hiç büyümeyen çocuğa
ve hiç yaşanmamış bir hayata özlem duyuyorum

geçmişin sularıyla yeşeren tecrübelerime
geleceğin karanlığıyla şekillenen hayallerime
asla ulaşamayacağım " renkli " yıldıza
ve hiç yaşanmamış bir hayata özlem duyuyorum

bir ocak akşamında yitirdiğim masal gözlü güzele
siyah bir defterin arasında unuttuğum beyaz karanfile
uğrunda alışkanlıklarımdan vazgeçtiğim smyrna düşüne
ve hiç yaşanmamış bir hayata özlem duyuyorum

zihnimi sürekli kemiren takıntılarıma
hiçbir anını unutmadığım özel günlere
karşımda " imkansız " diye bağıran roman kahramanıma
ve hiç yaşanmamış bir hayata özlem duyuyorum

hiç yaşanmamış bir hayat
ve hiç yaşanmamış bir aşka duyduğum özlem
bir gün anlamsızlaşacaksa
duyduğum bütün özlemleri anlamlandıracak
mavi gözlü bir meleğe ihtiyaç duyuyorum...

afyonkarahisar - 24.05.2007 00:52


özlem

özdin demirata

kanadım olsa,
uçmaya var mı imkan.
figan etsem,
duyulur mu sesim uzaklardan.

bir şey istesem,
yapar mı kuşlar.
bir şey söylesem,
götürür mü uzaklara.

sonra bir şey daha istesem
bulutlardan.
yağmur misali,
yağdırır mı beni,
susamış topraklara.

2000


özlem

korkut sabah çelik

her an yolunu gözlerim
yorgun düştü gözlerim
seni çağırır sözlerim
seni sende özlerim


özlem

ahmet hamdi tanpınar

kime dokunsam sensin
kimi çağırsa dudaklarım...
başımın tacı, canım efendim.
görünmez çığlıklarımı gören
eğilmez başımı öpensin.
sen bir deniz derinliğisin
uslanmak bilmez kederler ülkesi...
coşup yağan fırtına sessizliğim
kül kedisi yorgunluğunda kalbim
masalcı ninesini arıyor


özlem

refik durbaş

sesimi biriktirmiyorum artık ağlama
ne kadar gelişmiş olsa da acı üretimi
yüzbinlerce kuş uçurdum hüzünden arınmış
sen ki zehirlerini soydun sevdanın ve zamanın
sesimi biriktirmiyorum artık ağlama
kalbimde özlemi yok imkansız baharların


özlem

mehmet bozkurt esenyel

seni görmeden geçen yillar
koskocaman bir yangin
dünyami tutuşturan.
kupkuru bir otum şimdi,
sonu yok bir çölüm.
ıçim dişim özlem...
bilmiyorum her şey fani iken
niçin bitmez benim çilem.
sana gel diyemiyorum
bir tanem.
ölmek daha kolay olurdu
seni bir daha görebilsem.

ankara - eylül 1972
kaynak kara sevdam ak özlemim


özlem

mehmet bozkurt esenyel

gelmeyince nazli yar
ben aglarim, yol aglar.
sazim da sustu artik
ben aglarim, tel aglar.

sonbaharda dal üzgün,
dag ardinda yol üzgün.
mektubun gelse bir gün
ben aglarim, pul aglar.

bilemiyorum niçin
peşindeyim bir hiçin.
bir yudumcuk su için
ben aglarim çöl aglar.

yuvarlandim ben yine
uçurumun dibine.
can veren bülbülüm
ben aglarim gül aglar.

özledigim nedir, kim ?
çekerim çilem benim.
nerde dost dediklerim ?
ben aglarim, dil aglar.

ankara - 16.01.1986
kaynak kara sevdam ak özlemim


özlem

mustafa sarı

yalnız gecelerim, sensiz,
sensiz gecelerim, yalnız,
gecelerim, yalnız sensiz,
yaşanmıyor, sevdiceğim ?

sensiz geceler, hazan,
geceler, sensiz ayaz,
ayaz geceler, bu yaz,
uyunmuyor, sevdiceğim ?


özlem

zihni özselman

sabahın ışıklarıyla yekpare mevsim
serin rüzgarlar saçlarını okşayıp sevsin
bir kargaşa içinde gerçek sandığım hayat
gecelerin getirdiği rüyalar kadar berbat
biliyorum keyfin yok senin bu aralar
aklını başından almış soğuk havalar

bir gül gibi açacağın bahar yakın
tenini yakan güneşin ışıklarından sakın
bitmeyen hayal içinde harcarken günleri
sen bahçede toplarken yeni açan gülleri
zamanın hüznüyle hatıralar akıp gider
aşkımız bir nağme gibi yazlara siner

canada - 18.01.2007


özlem

m. enes gölgeli

küçücük yüreğime
bir sevda konmuştu.
daha çocuk sayılırdım,
ama sanki asırlardır vardım...
bir güzele gönlümü kaptırdım,
sonra en karanlık hücrelere atıldım.
bir an görebilmek için o'nu,
çok değil, yalnızca bir görümlük,
canımdan caymağa razıydım.
ama bir daha ne o'nu,
ne de mutluluğun yüzünü gördüm.
yalnızlık hala içimde kördüğüm.
beni yakan bu hasret,
benimle birlikte gelecek.
ama benden sonra,
kim bilir ne ömürler bitirecek...

istanbul - 19.09.2004


özlem

tolga çelikoğlu

bir tek sen vardın bir zamanlar
gözlerimde, sözlerimde hatta hayallerimde
şu uçsuz bucaksız dünyada
senin yanında yalnız, yapayalnızdım.
hatta senin yanında yalnızlığa
o kadar alışmıştım ki
sen gittikten sonra bile
herkesin yüzünde seni gördüm...
sen her yerdeydin.yalnız sen,
başka hiç kimse.
ama artık yalnızlıktan sıkıldım.
hani küçük bir kor yeniden parlamak için
bir kıvılcım arar ya
ben de yüreğimde, yaşadığım aşkı
yeniden ateşleyecek bir kıvılcım arıyorum,
beni sevginin gücüyle uyandıracak
bir kıvılcım arıyorum.
bir yandan da küle dönecek olmanın
verdiği korkuyla.


özlem

mustafa bilgili

daha çok küçücüksün, kıyamam sana,
tadın balda bile yoktur, doyamam sana,
ne çileler çektim ah özlem, sayamam sana,
şimdi tüm dostlarıma yabancı oldum,
inanmadılar aşkıma, yalancı oldum.

ben ağlarken zalimler gülüp geçtiler,
yüreğimdeki sevgiye değer biçtiler,
en acılı günlerimde, koyup kaçtılar,
şimdi tüm dostlarıma yabancı oldum,
inanmadılar aşkıma yalancı oldum.

bir sahte gülücüğe bile çok çabuk kandım,
dünyayı el ele yeniden kurarız sandım,
elden, dilden ah özlem ta yürekten yandım,
şimdi tüm dostlarıma yabancı oldum,
inanmadılar aşkıma yalancı oldum.

çabuk söndürdüler yüreğimde yanan cevheri,
oysa sevmek çok kutsaldır, ilk günden beri,
vallahi çok özledim, bir daha dönemem geri,
şimdi tüm dostlarıma yabancı oldum,
inanmadılar aşkıma yalancı oldum.

seninle dostluğumuz daha çok yeni,
bir " merhaba " deyip de mutlu et beni,
dünyalara değişemem bil ki ben seni,
şimdi tüm dostlarıma yabancı oldum,
inanmadılar aşkıma yalancı oldum.

ankara - 2000


özlem

emine tunç

özlem içinde, dalan gözlerim,
geceyi aştı, sana ulaştı.

içimde buldum, ben yine seni,
yaşadım sevdamın, her zerresini.

hasretim arttı, gönlümü yaktı,
ruhuma sevdanın hüznünü kattı.

sana doymaktı, asıl maksadım,
suya hasret çeken, çölü yaşadım.

gözlerim gökte kaldım öylece,
yüreğim tümüyle sevda yüklüce.

duymak yemedi, bilmek yetmedi,
kalbim seni de görmek istedi.

isteğin yerini tutkular aldı,
gözlerim umutla uykuya daldı...

06.03.1984


özlem

ülkü toykuyu

sardı yine deli hasret kozaları,
sımsıkı  boğarcasına,
ipek yumakları değil :
halatlarla örüldü özlemlerim
güneş ışığına yasaklı günlerim,
dut yaprakları misali,
delik deşik yüreğim.
duygulara yenik,
hüzünlere  hazırlıklı,
sabırsız beklemelere,
hayallere korkulu,

tutsak mıyım yıllara ?
tutsak mıyım hasretlere ?
sevinemem bile gelişine
şimdiden  daha,
gidişinin acısı çöker yüreğime...

1997


özlem

korkut sabah çelik

akıp bitsem bilinmeyen o yere
gürültüsünden hayatın dinginliğe
mavi dalgaların beyaz köpükleriyle
uzaklardan gelen müziğin melodisiyle
topal bir güvercinin kanatlarında
takip ederek güneşin bıraktığı izi
bırakıp geride hırsı, acıyı, nefreti
yaşasam hep huzur ile
aşk ile, aşkım ile


özlem

asker sakınmaz

özledin bilirim özledin beni
ben senden daha çok özledim seni
gelsem de bitmez ki gönül hasreti
sen ayrı ben ayrı yataklardayız.

şu dağlar ovalar çekilir aradan
gün gelir seni bana gösterir yaradan
işte asıl çilem başlar oradan
sen başka ben başka nikahlardayız.

sorma nasıldır nicedir halim
hasret aşı, gözyaşına ediyom talim
sana ne diyeyim kaderim zalim
sen bana ben sana yasaklardayız.

almanya


özlem

asker sakınmaz

dağlara sis inmeden
yollara kar dolmadan
lale sümbül solmadan
bekliyorum seni seni.

gül bülbüle darılmadan
toprak yer yer yarılmadan
can bedenden ayrılmadan
bekliyorum seni seni.

almanya


özlem

eda karan

bir özlem duymalı insan
geride bıraktıklarına
yoksa canına işleyen sızı
nasıl döner senin yalnızlığına

bahçendeki çığlığımı
anımsamalısın yıllarca
yoksa
sevdam nasıl ışık olur
alacakaranlığına

sen elinden tutsan da
tökezlerdi bu sevda
yüreğime dokunmasan da
düşlere kapılırdı nasıl olsa

sevda benim sevdam
bundan kime ne
el değmemiş düş ülkesi buldum
ben senin bahçende


özlem

turan özdemir

firari sevdamsın benim,
kovaladıkça kaçan,
kaçtıkça çoğalan.
beynime ve yüreğime,
bir mıh gibi çakmışım seni,
söküp atamam.
kelepçeli sevdamsın, özlemimsin
dünüm, bugünüm, yarınım
gecem, gündüzüm.
ve de bilmem daha neyim ?
bir martının,
dağlara sevdalandığı gibi,
işte öylesine sevdalıyım sana.
sen sevdalı olmasan da bana !


özlem

erol yılmaz

güzel olan
ve iyi olan herşeyin
ama herşeyin
kokusunu duymak
sesini tadmak istiyorum

1991


özlem

zafer eker

sevgiliyi arıyorum bu gece
uzaklarda bir yerde özlüyorum
hangi geceden kaçtımsa bu şehre
uzaklarda bir yerde çok pişmanım

haddi yok gözlerimdeki karanlığın
konuşmak haram gibi bir şey gelir
neyse ve nedense sensiz yaşamak
ellerim kendini günahtan bilir

yoncası düşmüş son bir umut bende
mazlum gözlerinde takılıp kalan
son bakışa hasret geldim bu şehre
ve emin ol aşkımızı heceliyorum
uzaklarda bir yerde duman tüterse

hangi geceden kaçtımsa bu şehre
seni hala çok seviyorum inan

hangi geceden kaçtımsa bu şehre
uzaklarda bir yerde özlüyorum
ah özlüyorum
gözlerinde yanıp yanıp erimeyi
su gibi aziz biliyorum.


özlem

ibrahim gül

sevgiliye

her şeyin saklısı
insan bu insanın haklısı
özlem girince gülüm
acı olur var olan tatlısı...

gerçek var olan
aşk ömüre dolan
özlem yaşanınca gülüm
bahçede güller hazanla solan...

varlık adına olur yaşam
paylaşımla gelirsen olursun paşam
özlem ansızın kapı çaldı gülüm
gözyaşı avucumda koşam..

ses titrer, dağlar girerse araya
ruh aç kalır, hasretle sılaya
özlem yürek parçalarsa gülüm
gel de sen dur de ! melek ile sevdaya...

sivas - 27.08.2007


özlem

abdullah toklu

ayrılık isterim, mesafenin en kısa olduğu,
mesafe isterim, yolun en kısa olduğu,
zaman isterim, göz açıp kapayacak kadar
gözyaşı isterim, mutluluğumuz için akan,
mekan isterim, ayrılmayacağımız hiç bir zaman,

isterim ki hiç ayrılmayalım
isterim ki mesafeler girmesin aramıza
zaman dursun isterim,
seninle olduğum her mekanda

ayrılık, gözyaşı, mesafe, zaman, mekan
karmaşık duygular içindeyim
seni düşündüğüm her an...


özlem

özgür aydoğdu

davamız allah için çıktık meydana
alnımız aktır bizim şükür allah’a
allah diyen kardeşimle bütün olmaya
her an yan yana olmaya geldik

fikrimiz birdir bizim gücümüz de bir
var olan şu davamız allah’a esir
düşünme insanoğlu hak yoluna gir
seninle bir bütün olmaya geldik

hatanla gel, yanlışınla gel, yeter ki gel
bir olmuşuz lakin olacağız sel
dağları da deleriz, sen yeter ki gel
öteye borcumuz var, vermeye geldik

başımız bozuk olsun, düzeltiriz biz
cihat bile yaparız, müslümanız biz
bir avuççuk kafire korkma ! bizler yeteriz
ortada bir hesap var, sormaya geldik.

giresun - 01.06.1994 23:58


özlem

ethem fazıl bayır

sonbahar rüzgarlarında özledim seni.
mevsime düşmeden yüreğime düşen,
amansız kar taneleri ile üşüdüm.
ve yapraklara heves kuruyup da,
biçare ümit tutan ellerimde özledim.
yürüdüğüm kırıktaşlı yollar misali,
yorgun düşmüş hüzün seferlerim.
çıplak dallara konan zayıf kuşların,
yükü ağır küçük gözlerinde özledim.
yamaçlarında vuslat aradığım dağlarda,
hasret kokan çiçekler buldum.
döndüm odama, zalim duvarlar arasına,
penceremin yağmur şarkısında özledim.
boşalmamış bulut doluluğunda,
kahır sancısı, içimde biriktim.
odun attıkça derdimin ocağına,
bacaların kara dumanında özledim.
kulağımda trenlerin ağıt çığlıkları,
tren gitti, ben ve raylar paslı kaldı.
dişlerimde sen dolu dua fısıltıları,
kör gecelerin yalnızlığında özledim.
yalın ayak yolculuğunda sevdamın,
hep korku diyarlarını durak yaptım.
dikenleri ardıma yol ettim,
efkarımın gül bahçesinde özledim.
yakamoz çökmüş sessizliği bakışlarım,
kilitli kalmış tükenmişliğinde ufkun.
koştum, çok koştum bu nöbetlerde,
soluksuz, dermansız dizlerimde özledim.
dönüp dolaşıp en başa vardım,
çıkmazlara düştüm, yönümü şaşırdım.
kristal ışığı bin parça oldum,
her parçamda ayrı ayrı özledim.
eski bir hikaye gibi çektiğim,
kendim anlattım kendim dinledim.
başıma çökmüş dinmez kederim,
ben, seni bende, kendimi sende özledim.


özlem

hülya güler

gittin gelmedin geri
özlemini çekerim
bıraktın yalnız beni
acıyı nasıl gidereyim ?
söyle bana bir cahiri
ver bana bir tek umut
hadi geri gel yarim
öp ve de elimi tut !

nefesini bile ben
hergün fazla özledim
ah bir gelse
derdim bana
ama yine gelmedin...

sevgisiz ve uykusuz
yürüyorum yollara
bir tek bakış resmine
dünya veriyor bana
ama kollarımda tutsam
yine başka bir duygu
ah be yarim geri gel
kalbim özlemle dolu !


özlem

nevzat çelik

erken kanepeye uzandığında sen
boynuzsuz bir geyik yeşile çalıyor
iki dal çatallanıp karşılıklı uzuyor
dönüp bakıyorum dalıp bakıyorum
ilk viyadüğü pas geçiyorsun rüyanda
ikincisini üçüncüsünü ve ne varsa
kötü anılar edinmeyeceksin bu iyi
misafirini bekleyen takımı açıyorum
her tabakta gül bir başka soluyor
oysa gül kırmızıdır hangi rengi açsa
değilse büyük sular rahat durmaz
denizin köpüklü atları martılar
bulutlanır üstümüze bembeyaz

bir solcu asılacaksa mesela deniz
sicim yüz metrede bir peşin ingiliz
vadeye döküldüğünde çin seddi
neyse ki inek bir kere hindistan
şarap enine üzüm bağları
boyuna iki göz peri bacası
sen bademin uyuyakalmış hali
inceliğin buğulanıyor bir tamam
demek gece henüz bar bile değil
dönüp bakıyorum dalıp bakıyorum
sadece gözlerine mi orana burana
kasıklarının ağdasından kaçan
bir kılın aykırı yatışına
kim bilir kaç sevişme
ezilmiş çimen tadı
ağzımızda

konuşuyorum seninle baktığımdan çok
sevdiğim bütün kadınlar özlem oluyor
sende mevsimler sırasını bozmuyor
coğrafya kitaplarına uygun soyunuyorsun
saçını ne kadar bıraksan o kadar uzuyor
dönüp bakıyorum dalıp bakıyorum sana
hırızmasını kaybedip halhalını arayan
arı kovanına dalıp bal gibi çıkan
ayrıntılarda adamı adam gibi yapan
seni sabahlara kadar bıraksam
ağlamasız bir çocuk gibi yatarsın
sen beni mutlaka baba yaparsın
kim bilir bana daha neler yaparsın
sen işte galaksileri kişisel kılan
sen işte gölgesi boyuna yakışan
sanal değil tepeden manzara
ayrıca doğru söylüyorsun
bir ceylan otobana çıkabilir
asfalta düşerse oryantal
sen işte burada
kalabilirsen
uzun
kal


özlem

alparslan mazi

gel arkadaş gidelim,
gidelim de yüz sürelim.
gönlümüzü dosta verelim,
ruhumuz hasret gidersin.

ankara - 28.05.2001


özlem

murat duman

gözyaşlarım gibi, saf ve temizsin,
bu gece düşüme, gelsen diyorum,
duydum ki unutsun, beni demişsin,
bu gece düşüme, gelsen diyorum...

sensiz ben bir hiçim, elimden tutsan,
hasret nöbetimi, başımdan atsan,
çiçekler misali, kokular katsan,
şu hazan yaşıma, gülsen diyorum...

nefretin kolunu, baş başa kırsak,
özlemle sarılıp, zirveye varsak,
gönül bahçesinden, gülleri dersek,
sevdanı başıma, salsan diyorum...

ıslansak yağmurda, tutulsak kara,
yokluğun içimde, onulmaz yara,
beklerim yolunu, gelsen bahara,
gelip de aşıma, dalsan diyorum...

aklım ziyan oldu, aşarken kırkı,
güldürmez mi bir kez, feleğin çarkı,
kalmadı muradın mecnundan farkı,
aşkınla kışıma, dolsan diyorum...

ankara - 03.03.2006


özlem

abdullah abalı

bir güzel vardı düşümde beyaz tenli bir kız
egenin bir şehrinde kalabalıklar içinde yalnız
kilometrelerde değil gönüldeydi yakınlığımız
aynı rüya idi farklı şehirlerden daldığımız

uzatmak istedi bana bir gün elini
kurtar beni bitsin bu yalnızlık dedi
o kadar büyük ve kabaydı ki ellerim
tutmak isterken onu çok incittim

ve öyle derin dalmıştım ki o büyülü rüyama
unuttum tüm bildiklerimi unuttum bir anda
esiriydim sözlerimin, tutsak kaldım zamanda
suçluyum yazıyor o hazin hükmün tutanaklarında

kıramazdım kimseyi onu kırdığım gibi
çünkü o düşlerimin sonsuz özlemiydi
özlemim bir garip soruyla son buldu
sen hiç aşık oldun mu, hiç aşık oldun mu


özlem

sezgin öndersever

hatıralardan kulaklarıma gelir bir ses.
yaktıkça viran eden o güzel nefes.
baktım ardım sıra sen misin ? diye.
ne gelen var ne de soran bu kez.

yalnızlık içimde bir çiçek, her mevsim açar.
sanma yaşatır beni senden geri kalanlar.
baktım ardım sıra hatıra mısın ? diye.
ne unutur seni bu gönlüm ne de hatırlar.

zaman karlar yağdırdı önce saçlarıma.
sonra gözyaşı döktürdü avuçlarıma.
baktım ardım sıra sebebim misin ? diye.
ne sensin ne de başka biri yarınlarımda.

zeytinburnu - 16.01.2002 13:40


özlem 2

emine tunç

hani o sımsıcak, içten bakan gözlerin ?
çağlayanlar kadar berrak, duygu dolu seslerin ?
ruhuma merhem olan o çoşkulu sözlerin ?
ben yine sesini, sözlerini, gözlerini özledim...


özlem denizi

m.levent özgeç

özlem denizinde sandalım battı
yıllardır ararım bulamıyorum.
düşlerim uykuya zamansız yattı
aylardır hayıra yoramıyorum !

bir hayal yanımda kendi uzakta
yolunu bekledim viran sokakta
kavuşmak masalmış yolu bırak da
bir türlü yanına varamıyorum !

bedeni sır oldu bakışı zehir
gözleri gözüme dökülen nehir
kırılan kanadım yolunda erir
uçup da dalına konamıyorum !

yenildi ömrüme gönül muradım
düşlerimde kaldı hep umutlarım
dolmuyor ki onsuz ömür miadım
azrail koluna giremiyorum !

özlem denizine demir atınca
kalp onu vururmuş her atışında
başıma silahı sıkardım amma
ayrılık salına binemiyorum... !

ankara
kaynak gönül pınarı


özlem doluyum

ali ahmed hekimoğlu

özlem doluyum bugün
taşıyamıyorum duygularımı
yağmur yüklü bulutların
suya aç topraklara
kavuşma arzusu gibi
seni arzuluyorum
duygu yüklüyüm bu gün
sakladım göz yaşlarımda
süzülen her damlada
binlercesi var sana ifade edemediğim
ağırlığında ezilip
dışa vuramadığım
aşkıma ait duygu yüklüyüm
duygu yüklüyüm bu gün
yabancı ellerde
yalnızlığıma inat
sana muhtaç yerlerde


özlem gemisi

mehmet bozkurt esenyel

bilmedigim limanlardan
demir alma, gelme,
çare olsan da ölüme.

acilarimi taşiyan gemi !
özlemim bana yeter,
onunla avunuyorum
çok görme bana bu özlemi.

bekliyorum her gece
sensizligimin
acilarimla öpüştügü demi.
sevilmek bir hayal bence
yetiyor bana yetiyor
sevgilinin özlemi.

teknen patlasin
dökülsün acilarim denizlere,
ıstemiyorum gelme
çare olsan da ölüme.

özlemim bana yeter
acilarimi taşiyan gemi.
avunuyorum özlemimle ben
çok görme bana bu özlemi

ankara - 16.01.1980
kaynak kara sevdam ak özlemim


özlem ıı

asker sakınmaz

dünyanın düzeni tersine dönse
hoş geçen günlerim geriye gelse
terk edip gidenler dönmeyi bilse.

kışım bahar olur dünyam bir cennet
haktan dileğim bu, kula ne mihnet.

hasretlik benimle arkadaş oldu
bazan kaybetsemde arayıp buldu
gençliğim bir gül gibi sararıp soldu.

sıla oldu sanki bana şu gurbet
özlemle beklerim dolmuyor mühlet.

gün gelir bedenden çekilir can
buz keser damarda sıcacık kan
deli gönlüm ne olur artık uslan.

mal mülk eş dost edemez himmet
tek başına toprağa girersin elbet.

almanya


özlem kokan trenlerde

nebahat uzun

zamanın ötesine yolculuğum
bileti özlem kokan trenlerde
tutar ellerimi tek bildiğim
varlığında yokluğunu çektiğim dost eli
kaf dağının ardında buluşacaktık seninle
ben yollara düştüm düşmesine de
sen nerdesin kimbilir ?
gün kapanıyor, kendini gösteriyor ay
ümit bırakmadan güneşe...
tut elimi, karanlıktan korktuğumu
belli etme geceye, yalnızken
kendime bile yabancıyım artık geri dönemem
varsın beni fırtına alıp götürsün
burada zaten hep kiralık evler var
bense saçlarımı rüzgara bıraktım
fırlatıp attım o eski mektupları
boşalttım içimi boşluğa...
bavulumda tek, özgürlüğe hasretliğim,
cebimde umutlarım
çıktım
zamanın ötesinde yolculuğa...


özlem sahili

mustafa özdemir

bir yer var seni anlatır durur
başında çiçekten taçlar ellerin narin
gözlerin derin bir hikaye okur
istemeden evlenen on sekizlik gelinlerin

ıslak kumlara basarak yürüdüğümüz yer
ayın gölgesinde dans ederek öptüğüm dudakların
çocuklar gibi koşarak döktüğümüz ter
nerede o şimdi terimi silen parmakların

deniz ve kumda ararım seni
mavi sular gözlerin deniz hışırtısı sesin
deniz ve kumlara yazarım ismini
martılara seslenirim seni bana getirsin

bir yer var orada güneş batmaz
soluduğum sensin orada içtiğim sen
batmayan güneşe kızar yakamoz
hadi uzat elini artık parlayayım ben

hey kalbimi inciten sahil
yağmurunla yıka rüzgarınla uçur beni
tenimden kokun gitmesin sahil
sevdiğime kavuştur beni.

istanbul - 08.07.2007


özlem şiiri

yaşar akbaş

çok uzun yıllar geçti, görmeyeli, görmeyeli seni,
kimbilir belki de hala güzelsindir, gençliğindeki gibi.
kimbilir belki de zaman göstermiştir sende hünerini, marifetini
gezdirmiştir üzerinde kalemini, fırçasını, rimelini.
gam çekme esmer güzeli, zaman ne kadar değiştirse de seni,
sen bende hala güzelsin,   ilk gündeki gibi.
hoyrat, nadan ne bilir senin kıymetini, değerini,
özledim, özledim, özledim seni.

yasak ve aykırı bir zamanda başlamıştı aşkımız
oysa, baharla başlardı aşklar, aşk'ı bahar başlatırdı,
bizimkisi ağaçlar yapraklarını dökerken başlamıştı,
açarken noktalandı.
bir kuş misali açılan ellerimden uçup gittin sen,
ne bahara ne sana doyamadım, mahsur, mağdur kaldım ben
aykırı da olsa, zamansız da, ayıp da,
özledim, özledim, özledim seni.

gerçi kalplerimiz hariç, sevişmedi hiçbir uzvumuz.
şahit olmadı aşkımıza ellerimiz, dudaklarımız.
varsın bazen gerçekleşmesin imkansız aşklar hayatlarımızda,
sevgimiz çiğnenen sakız olmasın, olmasın ağızlarda.
avunurum ben hatıralarla,
amma özledim, özledim, özledim seni.

karşılaştırdı yıllar sonra bizi sessizce zaman
donakalıp öylece bakıştık seninle bir an,
ah.. ! ne çok şeyler vardı o bakışta anlatılan
ayrılan yollara ağıttı gözlerinde buğulanan,
yağan yağmur damlalaları değildi yanaklarını ıslatan
hafızamdan hiç çıkmadın çivi gibi oydun beni
özledim, özledim, özledim seni.

kimbilir belki de evlenmişsindir.
kimbilir belki de çocukların da olmuştur.
belki de mutlusundur yuvanda,
kocan ve çocuklarınla,
oysa ne kadar çok sevmiştim, istemiştim seni,
heyhat ! bulduğum yerde kaybettim seni.

bir güleryüzlü yar kaldı hafızamda,
tatlı mı tatlı, sıcak mı sıcak,
derdim ki, inşallah benim olacak,
benim değil, elin oldu,
derim ki;  inşaallah mutlu olacak.

aksaray
kaynak eylül şiirleri


özlem şiiri

burak demir demirus

özlem bulutları kaplamış göğü
özlem her yerde
yağmur yağıyor dışarıda
ıssız sokaklar yaş
gözyaşlarımı içime akıtıyorum
kalbim yaş
özlem sarmış bedenimi
özlemi özleyen ben
sessiz sokaklarda bata-çıka yürüyorum
orhan veli'ye acıyarak çukura bakıyorum
insanın elindeymiş gibi erken gelen ölüm,
özlemi düşünüyorum
kimbilir belki derinlere dalıp
bir çukurun yutmasını bekliyorum
özlem karanlık ve düşündürücü
özlem öldürücü
belki de ölümü bekliyorum.


özlem ve hayat

keriman uzun

hiç bitmeyecek sanmiştim.
dogan günün arkasindaki yarinlari
oysa bak elimizde ne kaldi;
anilardan başka,
ah; bir de anilarin arasinda kalanlar da
yok olup gitmedi mi ? (gitmeseydi..

koca yürekli dost dedigin;
gözlerine bakmaya korktugun;
senin için vazgeçilmeyenlerin arasinda;
arasini birak, ilk siralari alandi;
tüm bunlari bir anda silip arkana bakmadan;
nasil da çekip gitmiştin...

gel de inan artik, gözlerindeki anlamli bakişlara
agzindan eksik olmayan, gülüşün arkasinda sakli kalan;
gözlerinde geçmişte yaşadiklarin,
suçlu olarak anilarin arasinda gidip gelişin;
ıçindekileri, yüzeysel olmayan o kadar çok
duyguyu bir arada yaşadin ki;
artik sana olan sevgim de;
sana gözüm dedikçe;
kelimeler bogazimda dügümleniyor.
defalarca sordum;
neden neden diye;
aldigim tek cevap;
" herşeyi kendi dünyanda yaşiyor olman " di.

01.07.2003


özlemden ayrılamam

öncel ipekçi

öyle bir adres ki
tarifi gidişte değil
dönüşte gerekti

anladım ...
ayrılığın
bu demekti

kaynak rüzgar kanatlı sevdama


özleme

enver özçağlayan

son özlemsin gönlümdeki ey nazlı çiçek
bil ki yüzüm sen gülünce ancak gülecek
şebboy açan gözlerinden tüm hüznünü sil
sen ağlarsan bil ki yüzüm hiç gülmeyecek.

mersin - 05.08.2002


özleme giden yol

fatih polatkan

birisi arıyorum adı özlem.
saçı uzun gözleri siyah olan.
adına şarkılar, şiirler yazılan.
işte ben o özlemi arıyorum.

yolsuz kaldım onsuz kaldım.
cebimde yalnız adı kalmış.
bir de son sözleri.
beni unut elveda

özleme giden yoldayım şimdi.
ya öleceğim ya onunla döneceğim.
beni arayıp sormasın dostlarım.
ben artık yokum.
yoldayım özlemin yolunda.
o yol.
özleme giden yol.


özlemedim seni

ahmet telli

hiç özlemedim seni
özlemek dostluktandır
dostluğundan öte bulmalıyım seni

sıcaklığını bulmalıyım
dokunuşlarını, kenetlenişi
terimizle sulanmalı yeryüzü
güneş terimizle ışıldamalı sabah olunca

apansız fırtınalar çıkmalı
sarsılmalıyım

özlemek
yanında olmak isteğidir
gülüşünü görmek biraz da
hiç özlemedim seni

saçlarına gül takmam
bir ırmak gibi akıtırım ovaya
soluğunla yanar
dudaklarımın bozkırı

akkor halindeki ufuk
bakır bir tel gibi eriyip gider
kraterler ortasında kalırım

toprak yarılır birden
su kirlenir

ürpertir bu coğrafya  
bu serüven
ikimizi bir anda
yaşadığımı duyarım

hiç özlemedim seni
özlemek dostluktandır
dostluğundan öte bulmalıyım seni


özlemek

oğuzkan bölükbaşı

şimdi özleyenler vardır beni
bir sıcak şiir dizesinden yeni çıkmış sevgi gibi
nohut oda bakla sofa bir hayatın içinde
ne biçim bir tebessümdür
acı mı, tatlı mı yüz çizgilerin
evrenin genişliğinde sıkışmış kalmış bir yerde
ağır devinimlerde öpüşür hayallerin

şimdi özleyenler vardır beni
bir otobüste, bir trende
ve belki bir kafede
gazeteyi okurken aklına gelmişimdir
gözlerim vardır sayfalarda
belki bir haber benden
kıskanmışsındır

şimdi özleyenler vardır beni
önündeki rakı kadehinde muhabbet ararken
dost olmak istemişsindir
bir tanımadık yüzde beni arayıp
olsam iyi olurdu
yokluğum rüzgarlı çocukluk akşamları
ağlamışsındır

şimdi özlediklerim var benim
zamanın bir yerinde sesini duyduğum
her renkte saçları
ve her renkte gözleriyle
bir anı yapıştırıp giden hayatıma
kimisi bir kadehte
kimisi bir paket sigarada
kimisi bir deniz kıyısında unutulmuş

haydi toplanın
bugün bizi konuşacağız.


özlemek

ayşegül toker

bir garip efkar.
sigarayı çeker gibi ta derinden.
derin ki öte.
efkar işte, ne kadar anlatsan boş.
boş ki uzak...
bana bir şey anlat hikayeleri.
derin ki içten.
ne çare ki, hiçbiri seni bana getirmez.
denize özlem var hep içimde.
maviye, yeşile.
sahile karşı, serin dalgalar gölgesinde.
bir çay özlemi, hep seninle yudumlamak.
karşılıklı tıpkı eskide olduğu gibi.
sence insan kaybedince mi anlar değeri.
yoksa çaresizlik içinde arar mı ?
eski günleri.
ne dersin ?..


özlemek

a. aziz kan

sana dair her şey
yaşıyor anılarda

gülmeye göz bebeklerimi
hasret bırakan sen

yine dört duvardan
ibaret hayat

kanepeyle barışık
yatağa küs geçiyor zaman

tavana çakılı gözlerimi
acıtan ıslaklıkla
sensizlik çöküyor
üstüme her akşam

moskova - 26.02.2002


özlemek kabusu

irfan özcan

seni özlemek demek
biten bir günün akşamında aramakmış gözlerini
yoğunlaşan duyguların pençesinde lime lime olarak
ve iki büküm çaresizliklik içinde
devrilmeye başlayan bir günün akşamında
yaramaz bakışlarını aramakmış
donuk percerelerde seni gözlemekmiş,
seni özlemek..

tebessümlerine hasret yine sensizliğim
seni özlemenin mengenesinde eziliyorum, çaresiz
bütün hücrelerimden sızım sızım bir acı damlıyor
sürüdüğüm adımlarımın arkası sıra
ve sen yoksun...

oysa sensizlik,
baharda dallarında tomurcukların donmak demek
aldığım her nefesi veremeyecek gibi almak,
boğulmak, demek derinliği belirsiz denizlerde
çürümüş bir urgan gibi düğümlenmek demek
bir daha çözülmemecesine
çırpınmak demek okyanus dalgalarında
seni özlemek demek...

gündüzler mi acı,
yoksa geceler mi kabus olmaya başladı
ayırt edemez oldu sensizliğe bakan yeşillikler
her gece senli rüyaları görmek
her sabaha sensiz uyanmak
ve artık rüya görmemeyi dilemek
kabus olmak kaybolmak sonsuzluk iklimlerinde
arayıp bulamamak seni
darağacının altında ilmiğin boyna geçmesini beklemek
seni özlemek demek...

seni beklemek; ayarı bozuk saatlerin
akrep ve yelkovanının dönüşlerinde aramak geleceğin saatleri
ellerin kağıt kaleme uzanması zamanlı zamansız
dostlarla oturup konuşmamak,
onlara söyleyememek sana saklanmış cümleleri
sigaramın dumanını savurmak boşluğa
savruluşunda senin hayalini görmek sisler arasında
sabahın ilk ışıklarından ertesi sabahın ilk ışıklarına kadar
sokaklarda ayak izlerini aramak
hep sıcaklığını dilemek, kucağını özlemek
ellerini, dillerini, sözlerini hissetmeyi istemek
ama hiç ulaşamamak
seni özlemek demek
ölmek demek...

edirne


özlemek öldürür mü

zeki zeki

dilay ürün

özledim işte yine deli gibi,
bu his ölüme benziyor,
elim kolum bağlı bir şey yapamamak,
nasıl olacak, ne kadar dayanıcam.
dilay, ilk aşkım en çok özlediğim..
onun için 8 yaş göz yaşlarımı, aylarca döktüğümü acaba hissetmiş midir ?
ya o'nu unutmamak için resmini beynime kazıdığımı düşünmüş müdür ?
bilmiyorum..
defalarca evden kaçıp kiraza ona gitmek istedim.
yapamadım..
bir kez olsun onu sevdiğimi söyleyebilseydim.
8 yaşında bir çocuk ve aşk.
işin enteresan tarafı 26 yaşındayım ve hala onu özlüyorum..
bir film izledim az önce, benim yaşadıklarımı anlatır gibiydi,
gözlerim doldu, zoruma gitti büyümek.
yaşlandığımı hissediyorum..
korkuyorum iyi olan ne varsa hep dünümde kaldı..
en çok sevdiklerim benden senelerce uzaktalar..
bir gün çok param olursa küçük bir sahil kasabasına yerleşicem.
deniz, yalnızlık ve ben..
çok yakışırız birbirimize.

küçükçekmece / istanbul - 2007


özlemek seni

pelin aydın

seni özlemek...

herşeyden önce
ve
herşeyden sonra
yine

seni özlemek...

hangi müzik uyar bilmem
ruhumun " sen haline "

hangi şiir yazılır bilmem
ruhumun " biz haline "

hangi aşk doldurur bilmem
ruhlarımızın " eş halini "

26.07.2002 11:29


özlemek seni

burak güner

seni özlemeyi en çok ben bilirim.
hiç yakınmadım seni özlemekten.
üstelik sana kavuşamama ihtimali, işlenmemiş
soğuk bir taş gibi önümde dikilip dururken.
sana dokunmamak yüreğimi
böylesine acıtırken...
yine de bil ey yar...
bil ki, ben yüreğimi kanırtan bu acıya inat,
dokunmadan tenine saatlerce sevişebilirim
seninle...

erbaa


özlemek seni

erel mez

özlemek seni
tüketmek sensizlikte geceleri
yahut bir mart günü kavrulmak aşkının ateşiyle

özlemek seni
duvarları yumruklamak hasretinden
yahut üzülmek kanadı kırılmış bir serçenin hüznüne
yoksun diye

özlemek seni
titremek sensizliğin ürpertisinden temmuzda geceleri
ve tırnak geçirmek yastığa sevdanın şiddetinden

özlemek seni
alevlendirmek gözlerini
yahut umut ışıkları çıkarmak gözlerinden
ağlamak gözlerinde senin

sonra bir sabah ansızın
seni sevmenin müthiş gururuyla uyanmak
defter kenarlarına adını yazmak
asi birkaç mısra yazmak adına yorgun ama aydınlık

özlemek seni
güçlü olmak senin acılara direnen yanın gibi
ege'nin sularında yüzmek gibi seninle
yahut konuşmak abidin dino'nun çizgilerinden

yüreğinin şarkısını bana söylediğin o ilk gece gibi
şiirler okur gibi hasan hüseyin'den
özlemek seni
ve seni sevmek onurunu taşımak yürekte

düşünmek seni
kahkahalarla gülmek çocuk gibi
karanfillerin kokusunda düşünmek seni
ne hoş bir mutluluk güldüğünü görebilmek, bilebilmek

ve senin ellerinin dokunduğu her yerden
gülen dünyalar doğurtabilmek

özlemek seni
şiir gibi, destan gibi
özlemek seni
şu dağlarda haykırmak sevgini
bir ömrü yoluna serebilmek gibi


özlemekte güzelmiş

sinan gündoğ

bu sevgi ne büyük ki, bütün bedeni sarmış,
hak bütün insanlara; kalp vermiş, sevgi vermiş,
mutlulukta, ayrılıkta elbette bir hayır varmış,
ayrılsak ne çıkar ki, özlemekte güzelmiş.

yeterki sevsin gönlün, düşünme gerisini,
unutma ki insanlar, sevdiğini özlermiş,
aşık olan gönüller yitirmez sevgisini,
kavuşmak olmasada, özlemekte güzelmiş.

gönlümüz bir olsunda, yoktur başka dileğim,
sende taş bas kalbine ayrılıklar üzermiş,
sev sende benim gibi, sevdiğini bileyim,
avuntum artık seni, özlemekte güzelmiş.

sıkılmam beklemekten, gelsede bana zulüm,
insanın çok sevdiği, beklemeye değermiş,
sen çıkma ortalığa, varsın olsun be gülüm,
çünkü seni aramak, özlemekte güzelmiş.


özlemelerim

murat tali

koşuyorum
sonbaharın içinden
sonum kış
ama ben yazın sıcaklığından
geldim
üşüyorum
ağaçların hepsi yapraklarını dökmüş
dallar üşüyor
çıplaklaşıyorum
kaybediyorum
utanma duygumu
ayaklarıma yapraklar ve dikenler
batıyor
kanıyorum
acılarım var
ama ben sevgi oluyorum
sevince açılıyorum
arılar konuyor bedenime
özlerimi alıyorlar
kelebekler
alıyor polenlerimi
bir karanfile kardeş
bir kardelene eş
bir kasımpatına dost oluyorum
özlemlerim açıyor
koparıyorlar beni dalımdan
bir gün vazoda
bir gün bir defter arasında oluyorum
gözlerinle karşılaşmak
beni yaşama döndürüyor
gülüşün güneşim oluyor
nefesin soluğum
sarsılıyor bedenim sen esince
kırılganlaşıyorum
sar bedenimi
üşüyorum
sar bedenimi
özlüyorum
sar bedenimi


özlemim

numan yaşar


kaç gün sürer bu hasretlik
haftalar bile geçmezken aylar çok uzun
sürmesin o kadar bu sensizlik.
sanki yedi yıl geçti yedi gecede
sanki yetmiş yıl yaşlandım sensiz,
seni özlediğim her saniyede.

hani “özlemim !” demiştim ya sana
çünkü gözümde tütüyordun
hem de öyle ki kafa yedirtiyordun…

ilk buluşmamızdan aylar sonra
sen istanbul’a geldiğinde
sadece birkaç kez buluşabildik
sonra yeniden döndün samsun’a,
seni son kez görüp uğurlayamadan,
hani veda busesi dedikleri var ya
işte onu alnına konduramadan,
daha hediyemi bile veremeden…

otobüse binmeden önce hani
şöyle uzun uzun sarılıp da
son kez “seni seviyorum” diyemeden
ve otobüs ağır ağır kalktığında
pencerenin altında güle güle diyemeden…

sen gittiğin anda başladı,
sana kavuşmadan bitmez hasretim
işte yedi yıl gibi geçti ama
yedi gün oldu sen gideli
şimdi yeniden söylüyorum;
  “özlemim !”

canım, cimcimem, bitanem
biliyorsun seni çok seviyorum
şunu da bil ki bir o kadar da    “özlüyorum.


istanbul - 2007


özlemim

nagihan günçaldı

biliyorum uzaklardasın çok uzaklarda
özlüyorum seni ve delice seviyorum
hala unutmadım parlayan ela gözlerini
unutmaya çalıştım ama başaramadım

öyle güzel bakışın vardı ki
beni o anda vurdu sanki
dilim tutuldu, konuşamadım bilmem neden
özledim seni çok özledim delice sevdiğimden

bir başkaydın diğerlerinden ayrı
nasıl da sevdi kalbim seni
herşeyimle vuruldum sana inan
bırakma beni, ölürüm bırakırsan

çok hoştun ve hoşsun hala
seni göremiyorum özlüyorum aslında
özlem duyuyorum teninin kokusuna
gözlerinin bana bir tek bakışına

sevgilim, artık ben seni özlemek istemiyorum
ben seni görmek, seni yaşamak,
sana dokunmak, sana sarılmak istiyorum
seni özlemek değil daha çok sevmek istiyorum


özlemim sana

evren sağan

alnımda derin çizgiler, yaslı gönlümde hüzün
pek farkı kalmadı gecenin ve gündüzün
nedeni ayrılık bile olsa üzüntümüzün
özlemim kucak açmış sevgi akşamlarına
dudaklarımdaki tuz, gözlerimdeki buğumsun
ümidim, tek dileğim, yaşatan beş duyumsun
evrendeki varlığım, ekmeğimsin, suyumsun
özlemim kucak açmış sevgi akşamlarına
hayat sevgi demektir
gönlümdeki çağrıyı göğsüme yaslan dinle
madem ki her şey fani yaşa ve sev küçüğüm
kalbim haykırıyor, hayat bulmuş sevginle
gonca dudaklarına can versin öpücüğüm
bu ölümlü alemde kalsan da bir ölsen de
yaşamak; sevmek için yaşamayı sevmektir.
yaşamak bir tek soluk, ağlasan da gülsen de
yaşa ve sev küçüğüm
hayat sevgi demektir


özlemim sana

selahattin ocaklı

yürüyorum bu yollarda,
sevdan çıkmaz aklımda,
ecel hep yanıbaşımda,
özlemim gülüm yine sana.

ezberledim bu yolları,
bomboş kalan bu kolları,
hiç gelmeyecek olan sonları,
özlemim gülüm yine sana,

bu kadar kolaymı bırakıp gitmek,
dün benle, bugün başkasıyla gezmek,
önüne kim çıkarsa onu sevmek,
özlemim gülüm yine sana.

uzanan ellerimi bomboş bıraktın,
sevdamı görmeyecek kadar ıraktın,
hiç aklımdan çıkmayacaksın sanırdım,
özlemim gülüm özlemim sana.


özlemin

emin okkol

yine müzik dinliyorum radyodan
radyoda eski bir şarkı
yine oturdum sobanın karşısına
yüreğimde bir buruk acı.

yine açım yine susuz
bu soğuk çölde,
yine yorgunum yine uykusuz
yalnızlığım ellerimde.

yine gözlerimde resmin
aklımda hayalin yine
yine vuruyor özlemin
gözlerimde donar yaşlar yine


özlemin

zafer yakut

özleminle dop doluydum
dün gece
köyümün yamacındaki
bozkırda
doğanın gece ihtişamı
bir başkaydı
yağmur yüklü bulutlar
örtmüştü
yıldızların pırıltısını
ve ufukta beliren
bir ışık
başka coğrafyadan gelen
bir uçak sesi
bozuyor gecenin
sessizliğini
yaşamı şiirle döşerken
sağnağa katıyor özlemin
gönlümde akan dizeleri
yağmur damlalarının vuruşuyla
kıpırdıyor yerlerle örtüşen
yaprakların hışırtısı
toprakta keskin bir nem
kokusu
çok hafiften uğuldayan
rüzgar
ve sessizce akan bir ırmak ninnisi
duyulyor derinden
özlemle bekliyorum şafağın
sökeceği anı

gündoğumuyla ulaşmak
isterim sana
sabahın esintisiyle salanan
bozkırdaki çiçeklerle...


özlemin akarsu

abdurrahman yıldızeli

bir nehri taşırdın gözlerine
özlemin akarsu olurdu
kundaklanmış yangınlara giderdi
çiğdemler kardelenler giderdi peşinden
nerdeysen orasıydı bahar
gülüşün kadardı uzaklığın
hiç bekletmedin çocukları
saçlarına kuş tüyleri takardın
her yer bayram olurdu

bir eve girerdik
bir kapı aralanırdı usulca
uyku vakti çoktan geldi denirdi
aceleyle bitirirdin kitabı
ayırmazdın düşlerini ayraçla
üzülürdün kelebeğin ömrüne
bir nehir taşardı gözlerinden
yerine ağlardı çocuklar.


özlemin dizboyu

baran özbey

prangalar boyu hasretin,
ya gözlerin dahası ellerin,
cam kırığı kalbim
yokluğuna kahırlanır,
bu kentin uzak köşeleri

prangalar boyu gül suretin,
aslını yitirmişken.
içimde ranza kokusu sinmiş
hücrelerime.

kansız pazarlıklar ortasında
bir ben kaldım yüreğimle
başbaşa.
akrep saat üçü vurduğunda.
özenle seçilmiş yalnızlığım.

ve sevgin ve kavgamız,
hiç bitmeyecek sancımız
garip kaldı koynumda
bağrımın sızısı.


özlemin doruğu

koray demir

sen hiç hatırlanmayı hatırladın mı ?
sen unutmayı hatırlarsın unutmamayı değil
çünkü sen hiç hatırlamadın
sen hiç anlamadın beni anlayamadın
sen sadece yıktın... ve gittin
hatırlamak da bana kaldı unutmamak da
ben artık özlemiyorum seni
çünkü artık özlemin doruğundayım
ve buna özlemek denmez
buna denen yıkımdır, yıkılmaktır
artık özlemin sınırındayım
ve bundan sonrası yok burası son durak
dayanamıyorum artık
artık ulaşamıyorum özlemeye
ben artık özleyemiyorum
oysa ne güzeldi o günler
o hatırlamadığın günler
bakışların vardı
sonsuz bir okyanustu sanki
ne kadar kürek çeksem de, hiç bitmedi
ve dalınca içine gözlerinin
bir daha çıkmak istemedim
yukarıya nefes almaya
sonunda boğulmak olsa da, ölüm olsa da
ölüm senden olduktan sonra
zaten ölüm ölüm değil
bu başka...
bakışların vardı ya
sanki konuştuklarımı anlamıyordun
sanki başka dillerde konuşuyorduk
ve sen duymuyordun sanki beni
ve sanki anlaşamamamız seni çekiyordu
sana komik geliyordum belki de
sen sadece bakıyordun
hiç bir şey konuşmasan da
sanki bir şaheseri izliyor gibi
ve bir daha görmeyecek gibi
sen sadece bakıyordun
öylesine bakıyordun ki
şiir gibiydi bakışların
ya da gecenin ürpertisiydi
kumsala vuran dalgaların huzuru
ulaşılmazlığın çekiciliği
bilinmeyenin çekici gizemi vardı bakışlarında
öylesine bakıyordun ki bana
o bakışların yeri bambaşka
ama geçti ben artık özlemiyorum
çünkü özlemin doruğundayım
sense hep mutluydun ben mutlu olmasam da
ben seninle yaşamı yaşamak isterdim
ama yaşam bizi yaşadı galiba
ve paylaşmak isterdim hayatı seninle
kumsalda yürümek elele
ve batışını izlemek güneşin yüreğin yüreğimde
saymak bir bir yıldızları seninle
ben hep seni saysam da
yağmur yağarken boşalırcasına gökyüzünden
aynı şemsiyeyi seninle paylaşmak yerine
ıslaklığı paylaşmak seninle
yağmurdan saklanmak yerine
üstüne gitmek hayata rest çekercesine
dans etmek seninle sadece rüzgarın sesiyle
gözlerini kapatmak ve bırakmak kendini rüzgarın önüne
ve asla bırakmamak seni hasrete gurbete
sımsıkı sarmalı seni ve bağlamalı ellerini ellerime
hani var ya yaşamak da seninle ölmek de
bir ömür seni özlemekle geçse de
razıyım seni bin ömür özlemeye
özlemek de senden olduktan sonra
özlemin içinde sen olduktan sonra
ben buna özlemek demem
bu bambaşka...
sen bana özlemeyi
ve önceki özlemlerin özlem olmadığını öğrettin
sen gidince anladım ki
hiç özlememişim daha önce adam gibi
özlüyorum sanmışım
özlediğimi sanmışlığı
yanmışlığımla anladım bir de yıkılmışlığımla, yanılmışlığımı
ama sen bana özlemin doruğunu anlatmamıştın
söylesene bu dorukta tüm doruklar gibi
yani bıraksam doruktan kendimi
düşene dek...
tüm yaşadıklarım ve seninle yaşamadıklarım
geçer mi gözlerimden, film şeridi gibi
ya da açsam kollarımı
uçtuğumu hissedebilir miyim
yüzümde hissedebilir miyim rüzgarı, ya saçlarımda
bu dorukta görebilir miyim sonsuzluğu
haykırsam sensizliği geri yankılanır mı kulaklarıma
ve yakın olur muyum bulutlara
yıldızlara dokunabilir miyim
özlemin doruğunda
öyle değilse anlatsana ne bu
allah aşkına
sen giderken benim bakışlarım ıslaktı
seninkilerse hep aynıydı
gece yarısı boş sokak lambaları gibi
dünya yalan ya...
seni çektim içime
sensizliğin sarhoşuyum şimdi
dönen başım değil
dönen yalan dünya
ben artık özlemiyorum
çünkü artık özlemin doruğundayım
bu özlem değil bu başka...


özlemlerde

ahmet salih başaran

ıslanmış yokuşların
yamacında ‘ben’ varım.
ağlayan göz içinde,
derman çanaklarında,
kalemimle ‘ben’ varım.
  yağmur tanelerinin
  düştüğü çukurlarda,
  yıllanmış şarkıların
  söylendiği yollarda,
  haykırarak ‘ben’ varım.
‘ben’ varım her yağmurda,
‘ben’ varım her güneşte;
hasret türkülerinde,
bahar sevgilerinde,
özlemlerde ‘ben’ varım.


özlemlere

salim yılmaz

çocuk ad aldığına çeker derler
beş yaşında mahir'im
keskin bakışlı, kararlı davranışlı
" alo " diyor babasına
bir ucundan bir ucuna dünyanın
" alo babacığım " canım !
" seni çok özledim, bulutlar kadar "
niçin bulutlar kadar yavrum, niçin ?
" baba, baba bana " diyor, gülmüyor
ağırbaşlı, keskin bakışlı mahir
" çukulata getir, unutma emi ! "
bilmiyor, bilmiyor ki babası neden gelmiyor.
yavrum;
gelebilse fabrikasını kurar,

bilecek mahir, bilerek büyüyecek
yüksel mahir yükselecek
babasıyla birlikte
aralarındaki duvarları yıkacak


özlemlerini

tevfik ceritoğlu

bir an
bir dakika
yeter demiştim
ellerini tutmaya
gözlerinin derinliklerinde kaybolmaya
anladım şimdi
görüş günlerinde
sevdiklerinle paylaşmak için
beklenen anları
neler kurmuşlardı kim bilir
ilk gördüklerinde dile getirecek
ancak suskun anlarda
milyonlarca kez söyleyebildiler
özlemlerini...


özlemli türkü

abdullah abalı

gizli bir peri masalı anlatır gibiydi berrak sesin
uzak bir hasret penceresinde hiç uzanamadığım elin
karanlıklarda ay ışığını utandırırdı bembeyaz tenin
mısralarımdaki ruhun kapısıydı belki de gözlerin
sanki söylenememiş özlemli türküydü sessizliğin
bakıp dolunaya geceleyin, yalnızlıklarda bestelediğin
zoraki, buruk bir hoşça kal mıydı çekip gidişin
artık yok masalları perilerin penceredeki elin
sadece akşam esintisi yüzümde o karanlık körfezin
güzel bir rüya idi daldığımız fakat sonu öylesine hazin
ah ! bilebilseydik keşke neyimsin neyinim ben senin.



cilt bakımı, el ve ayak bakımı, makyaj, saç bakımı, zayıflama, lens, şifalı bitkiler, kahve falı, ilkyardım, botox...
bilgi ara / www.bilgiara.com

Şiir ara / www.siirara.com / şiirler
şiir, şair, şiiri, şairi, şiirler, şairler, şiirleri, şairleri...