
Şiir ara
İçerisinde aşk* geçen şiirler toplam: 100 sonuç...
necip fazıl kısakürek
rabbim, rabbim, bu işin bildim neymiş türkçesi; senin aşkın ateştir, ateşin gül bahçesi...
1977
cemal süreya
şimdi sen kalkıp gidiyorsun. git. gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. gitsinler oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin oysa allah bilir bugün iyi uyanmıştık sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı, bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun oturmuştu bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz sanki hiç olmamıştı oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı istanbullular şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların öyle düzeltici öyle yerine getiriciydiki sevmek ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken bırakasalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti çünkü iki kişiydik
oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız seni bir kere öpsem ikinin hatrı kalıyordu iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde memelerin vardı memelerin kahramandı sonra sonrası iyilik güzellik.
necip fazıl kısakürek
allah, resul aşkıyle yandım, bittim, kül oldum !.. öyle zayıfladım ki, sonunda herkül oldum.
1983
aytek sezgin
sarı yapraklar uçuşuyor tepemde ne yapacağımı bilemiyorum çaresizlik içinde ölüyorum, bitiyorum aşkımın ateşinde
mustafa emirler
bilmiyorum ki aşk nedir benim sevip acı çekmemse tamam anlarım ama derler ki sevip sevilmekmiş aşk işte onu hiç bilemedim sevdim ama hiç sevilmedim sevmesini bilmeyenler çıktı sanırım hep karşıma bende sevdim aldandım belki de bu vardı kaderimde beni de sevenler olmuş ama hepsi kendince nasıl oluyorsa bilemedim aşkın başka çeşidi herhalde
24.11.1999
tuna kalafat
niceleri ayrılığı gördü aşkın ayrılmazı aşkın en büyük tadıydı ayrılığın da acısı acısını tattın mı ama olur mu karşılığı onda aşkının vuslattaki gerçek ayrılmaz tadı !
irfan ulukaya
ağladığım duyulmasın senin için bıktı artık meyhaneci beni görmekten dedim ona ömrüm burda geçer ya anlamadı hiç aşık olmamış ki garip anlamaz beni ağladığım duyulmasın anam için allah acır da yanına alır ama işlerim var anacım bitsin ordayım dönmeyecem buralara
tevfik ceritoğlu
nedir aşk çaresizlik mi ? aşkta kontrol var mı ? tutkuları dile getirirken seni seviyorum demek bu kadar mı zor coşku yok mu isteklerde bastırılmış duygulara özgürlük değil mi ? aşk
ercan otacı
adını okuyorum ıslanmış ağaçlardan gözlerim dökülüyor camlardan buğulanıyor bir mazi amansız bir türkü gibi geçiyorum yollardan ağlamadan yaşanmıyor aşk hayalin küme küme ruhumun göklerinde ıslanmadan yaşanmıyor aşk aramızda dün'ler var bir de yağmurlar nasıl da hür duruyor ağaçlar anladım mahkumunum anlamadan yaşanmıyor aşk
ilhan arabacıoğlu
bir zaman aşk denen duyguya gülüp geçerdim aşık olmak mı ? geçici derdim şimdi ben de aşık oldum yalan dediğim şeylere duygulara tutsak oldum aşk demek ne demek ancak şimdi anladım
karin demirci
asrın çözemediği garip duygu anca tutulursan anlarsın en büyük acıları çektiren en güzel sevinci veren hele yazın mehtapta sevgilinle baş başa işte o an aşkın ne demek olduğunu anlarsın aşksız bir yaşam susuz bir hayat gibidir nasıl susuz yaşayamazsan aşksız da yaşayamazsın tanımı olmayan bir duygu bu tutulduğun zaman anlarsın işte o zaman onun tadına varırsın
zülfiye ayaksız
bir gözyaşı damlası aşk, suskun hasretimin sessiz çığlıklarında, ağlayan kalbimin, özlem dolu gönlümün yanında çırpınan küçük bir yürek aşk !
hayalini kurduğum boş gecelerde, sensizlikten yandığım bu boş şehirde, akan gözyaşımda, çarpan kalbimde bir deli rüzgar, bir duygudur aşk, bir garip sızı, bir gözyaşı aşk !..
23.10.2001 19:55
ahmet aydemir
yine akşamdi seni sevdim, yine yoktun, yine karanlikti şehrin...
a kşam ş ehir k aranlik...
aslıhan tunca
aşk... ne bilirim ki hakkında ne kadarını yaşamışlığım vardır ya da hayal edebilmişliğim içki kadar güzel mi tadı acaba veya uyku gibi derin mi belki denizden de gizemli kim bilir... sancısı hava, özlemi sudur bazen hem sancısız aşk olur mu ! ayrılık acısı yaşanmadıkça anlamsızlaşmaz mı ! yanmadıkça yüreğin özlemle gözlerin dolmadıkça zamanlı zamansız ve gizlememeyi öğrenmedikçe gözyaşlarını yağmurda saatlerce yürümedikçe ıslanmadan ya da ıslandığını hissetmeden gördüğün en güzel ellere dokunmadan ve o eller bedenini keşfetmeden ne anlamı var aşkın ! aşk... ne bilirim ki hakkında...
sedat sever
aşkın limanlarına uğradığında gözlerin yitikliğinde paçavra gibi hayatlarda gecesiz yıldızlar kadar mehtaplı kalpsiz taşlar kadar aşık sigaralar yakılır bir ev vardı orada hani o yaşlı ağacın ıslak gölgesinde terkedilesi evin yağmur tanecikli neminde uzaklara yakınlar takılırdı serserice efkarlar dağlara çekilir sessiz yürüyüşlerle geceleri o terkedilesi evde nemli gözlerle aşklar terk edilir
el sallayan bir çocuk masumluğunda kurumuş toprak kadar toprak yağmursuz bulutlar kadar kendisiz bir bakış serdedilir aşka sallanan ellerden arta kalan bakışların noktasında kalplerden aşklar çıkarılır öpmenin ardından dudakların kenarındaki şehvet çığlıkları gibi aşklar sevişir o noktada; sıcak, sımsıcak, korkak, kendisiz, uzak, sallanan ellerle, yalınayak, bir çocuk gibi masum, o terkedilesi evde bir bakış serdedilir aşk...
vahdet nafiz aksu
doldukça içime bu ince hisler çekinmem hayatın belalarından dağılır başımdan simsiyah sisler kurtulurum yürek yaralarından
ahmet doğan
bilmediğin yolda bildiğin gibi koşmak gördüğün uçuruma bilmeden adım atmak gibi bildiğin şarkıyı bilmediğin makamda söylemek gördüğün karanlıkta bilmediğin ışığa koşmak gibi aşk !
söylenmemiş sözde ima yaşanmamışlıkta rüya en şerefli kutsal dava bilinmeyende bilinen mana gibi aşk !
selçuk dağlı
o'na
aşk bir oyundur oynanılmayacak kadar zor
aşk bir masaldır inanılmayacak kadar saçma
aşk bir rüyadır rüya ki en güzeldir oradakiler
aşk bir şarkıdır her mısrada umut hasret ve yine aşk kokan
aşk bir bilmecedir arası olmayanların çözemeyeceği
ve yine aşk bir türküdür sazın teline her vurulduğunda ben aşığım diye bağıran
aşk aşık oldum diyebilmektir
aşk unutulduktan sonra da sevebilmektir ben de dahil herkesin yaşadığı gibi
aşk her anı onunla yaşamaktır
aşk korkudur belli edersen korktuğunu bırakmaz peşini hiç
aşk hak eden için gözyaşı dökmektir
aşk ağırına gidenleri ve gururunu hiçe saymaktır.
aşk nefrettir
aşık oldum sana ama sen...
utkucan arı
aşk sevmektir uğrunda ölmek aşk arzudur onu istemek
aşk acıdır insanı öldürecek aşk güçtür insana sevdirecek
aşk acımasızdır kimseyi dinlemez aşk inatçıdır hiç vazgeçmez
aşkıma cevap ver bana çektirmeden aşkıma karşılık ver beni öldürmeden
mustafa efe
yeni bir aşka başlıyorum sanmıştım, galiba çok yanılmışım. bu aşkın sonu da ayrılık olacak, ve yaşadıklarım geride kalacak. geriye acı ve güzel hatıralar kalsa bile, onları hatırlamak ayrılık kadar acı olmayacak.
alp konuralp
aşk: bir sele kapılmak gibi, aşk: bin dertten geçmek gibi, aşk: sevgiye aç bir bebek gibi, aşk: varlığı da yokluğu da dert.
aşk: bir ömrü adamak gibi, aşk: bin ömrü harcamak gibi, aşk: zamana aldırmamak gibi, aşk: varlığı da yokluğu da dert.
aşk: dağlara meydan okumak gibi, aşk: kalbin en yüksek noktasına çıkmak gibi, aşk: bir bahçede göze çarpan en güzel çiçek gibi, aşk: varlığı da yokluğu da dert.
aşk: kalpteki içtenlik gibi, aşk: insanın önündeki bitmeyen yol gibi, aşk: olmayan kurallar gibi, aşk: varlığı da yokluğu da dert.
ankara - 11.02.2005
necla ilhan
yüreği yanık anaların söylediği bir türküsün, ninnisin, dillerde ozanın bağlamasındaki tellerde, bülbülün duyduğu tutkusun, güllerde kimsenin bilmediği aşksın gönüllerde. hüzünlü bir bakış gözlerde kederli bir anlamsın, dudaktaki sözlerde, sevginin yücesi, yüreklerde kimsenin bilmediği aşksın gönüllerde. karanlıktaki aydınlıksın gecelerde, cümlesin, dilimlenmiş hecelerde güzelliğin hep en'dir, yücelerde kimsenin bilmediği aşksın gönüllerde.
2003
eren özen
tanımsız bir şey bu, anlaşılması güç kavramdan öte, ne somut bir şey, ne soyut, ne gözle görebilirsin, ne gözlerinin önünden gider. öyli bir şeydir ki, hayatı öğretir insana, bazen hayatın değerini, bazen hayattan nefret etmeyi. gün gelir, anlamsızlıklara anlam katar, çiçeklerin, böceklerin, bir taşın bile, ne kadar anlam dolu olduğunu anlarsın, gün gelir ne kadar anlamsız olduğunu. dünyaya bakarsın bazen çok dar bir odada, kocaman bir yer kapladığını, bazen uçsuz bucaksız bir boşlukta, ufacık bir nokta olduğunu anlarsın. dinlediğin şarkıların tarzını değiştiğini görürsün, bazen eğlenceli birşeyler ararsın, bazen romantizme daha da kayarsın, gün gelir yaptığın her şeyden zevk alırsın, gün gelir ne yaparsan yap mutlu olamazsın, işte buna aşk derler. !
ahmet ağdere
aldandım görünüşe şaşırdım ileride kayboldum bitişinde
istanbul - 23.09.2004
a. ali uçtumoğlu
sarp kayaların ser verip, sır vermediği yamaçlarına kurdun, kuşun eremediği tükenmiş kalplerin, tepesini göremediği yüce dağların zirvesinde bir buluttur aşk
her dalıp da varana, geçit vermez bu dağlar usanıp da kaçana, in cin bile kan ağlar ne yapsın meyhaneci, ancak bir içki sağlar gizemli sislerin ardında bir konuttur aşk
benimsin demek yetmez, istediği bu değil inermiş gibi yapsa da asla vermez meyil bu yol yürek ister, dönüşü olmaz, bunu bil zirvesinde yari bekleyen bir umuttur aşk
adana - 1985
sıla sancak
gözlerin, gözlerin vurdu beni yüreğimden. inanmazdım ilk görüşte " aşka " ! ama şimdi, şimdi keşke daha önce tanısaydım seni diyorum. boşuna geçen zamanıma yanıyorum, ama şükrediyorum, seni bana şimdi gönderdiği için allah'ıma
gökhan sunar
sular hep akar gider.. tıpkı şu zaman gibi. aşk derin bir kör kuyu baksan da görünmez dibi !
akrep ile yelkovan, yutarlar hep zamanları sanki günahsız zaman ebediyyen düşmanları
ırmaklarsa; sürünerek mavi denizlere varır. aşk adamı inleterek ruhunu bedenden alır.
kanın sıcaklığı gibi ısıtır hep bedenini bir güneş olduğu gün, eritir benliğini
tıpkı bir yağmur gibi buhar olur çeker-gider. derdinle bırakır seni, bulutlarda sefa sürer
makyaj yapar suratına, başka garibi avlar bu böylece sürer gider akar gider aylar, yıllar..
ben aşk nedir bilmiyordum, dedi: " gökhan gel yanıma " " - aşk ! ben sana aşık oldum ! " ne olur beni bırakma !..
akşehir/konya - 2003
bahadır eren
aşk bu mu ? karşılıksız ve yalnız, her gün bitiminde bir insan, yorgun, düşünceli, kararsız...
şarkılarım var, ve duygularım onlara eşlik eden... karşımda ise o donuk resmin, tek yöne bakan, masumca gülümseyen...
bıraksa beni sesin, belirir karşımda hayalin... gözyaşlarım hiç bitmesin olmayacaksam seninle, tutmayacaksa ellerimi ellerin...
mustafa özden
bu yüzden şiirlerim eğri durur olmayanı nasıl anlatsın kelimeler...
ankara - 19.12.2005
ibrahim imer
aşkın anlamsızlığına
aşk dedi delikanlı. aşk bir gemidir dostum... eğer o gemiye adam gibi biriyle, adam gibi binersen, o zaman başlarsın bir başka yaşamaya... ama denizdeki her dalgada bir darbe alırsın, ve gemi su almaya başlar bir zaman sonra... geminin onurlu tayfası suyu boşaltmaya çalışır ve gemiyi kurtarmaya... geminin şerefli kaptanı... gemisi ile batmak ister... hikayedir avcılar kulübünde her anlatılan... gemicilerin hikayesi pek anlatılmaz, şerefli kaptan kimdir hiçbir zaman bilinmez.
tek gerçek vardır, aşk denizinde yaşanan. gemiyi her zaman önce fareler terk eder... aslında fareler gemideki bir kaç kova sudan kaçar iken, bir deryanın içine atlarlar... onlarda onur aranmaz. çünkü farelerde karakter olmaz... onlar faredirler... aştan anlamazlar.
ankara - 22.04.2005
ibrahim uludağ
aşk meğer bir kuyuymuş gözyaşıysa suyuymuş o kuyuyu doldurmak her aşığın huyuymuş
erzurum
aydın inan
ferhat dağlar delermiydi mecnun çöle düşermiydi kerem öyle yanarmıydı sevda aşkı olmasaydı
yunus yunus olurmuydu onca çile çekermiydi hiç durmadan söylermiydi mevla aşkı olmasaydı
hiç dermiydi mevlana'mız bin kere tövbeni bozsanda kim olursan ol, gel yine gel adem aşkı olmasaydı
sadık yarim kara toprak deyip deyip söylermiydi veysel'imin o gönlünde doğa aşkı olmasaydı
çanakkale geçilirdi düşman yurda saçılırdı mehmet'imin yüreğinde vatan aşkı olmasaydı
zonguldak
ali soyyiğit
sigaranın hiç iyi yanı yoktur demeyin bence iki iyi yanı var biri hiç başlamamak biri bırakmak bir yanıyla aşk gibi...
üsküdar - 09.02.2007
ali bayraktar
her güne senle uyanmaktı dileğim ve son nefesi vermekti kollarında aşk sınırsızca sevmekti anlamıydı hayatın ama onurunu yitirmeden ve zamanı geldiğinde gitmekti aşk affetmemekti.
serkan ramazan okutan
karagözlüye
gözlerinde gece karanlığı saçlarında matem siyahlığı kaşın, kirpiğinle önümdesin budur, bendeki aşk abdallığı
manisa - şubat 2007
abdullah bilecek
öyle biraşk olmalı ki çocuklar kadar saf sokak kadınları kadar mahsum günahlarım kadar bitmez ve öpüşlerin kadar tarifsiz olmalıdır
malazgirt - 02.11.2005
sami ercan
aşığın ne gülmesi gülme ne ağlaması rahatlatıcıdır gelinliksiz ve taçsız uçurur mutluluğu çile kahır dert gam baş tacıdır aşk üzerine yazılmış şiir üzerine şiir tarif etmiş aşkı dünya kadar şair birde ben tarif edeyim: aşk yamyamdır. yer emer bitirir herşeyi bir ruh kalır tek, çıkmadık
ercüment uçarı
peruda aşk bir kuğu boynu gibi büyür yasaktır erkek ve kadının çirkinliği
bir deneydir aşk bütün sıkıntımın üzerine yemin ederim ki şarap aşkın soluğudur
aşk bir askerdir sabahları yalnız ve hüzünlü pazarlarda pazartesilerde kardelen çiçekleri gibi
türkiye'de sıcak akdenizde gemicilerin gözlerinde zebercet taşı kırların ve böceklerin ötesinden
üç harf çatısını çiziyor kırmızı kiremitli bir evin
kuşlar kuşlar kuşlar sıcak ülkelerden kutba kutuptan ege denizine adalar çiziyor beyaz yeşil günlerinde gözbebeklerinden
kan ve kalemle onarılmış korkuyu yok eden bir çağda fenikeliler araplar türkler umutlu bir portakalı büyüttüler sapsarı güneş gibi babilin asma bahçelerinde
üç harf yüzünden yasaktır erkek ve kadın çirkinliği
tufan yukarıbaş
günü beklemek için an bitmeli, nefs düşmeli suya. yazılmış kader gibi, süngü çile, hükmetmeli huya !
artık'yok'demek için önceden geç ! aşk; insanın insana inandığı rüya !
hüsnü karadağ
aşk için hep güzel söylerler hep mutluluk verir derler ama hiçbir zaman bilmezler aslında ne kadar acı olduğunu
ben bunu yeni öğrendim bir zalimi sevdim onun için canımı verdim ben aşkı böyle öğrendim
artık sevmek bana haram her zaman kanayan yaram değmezmiş onu sevdiğime bu kadar kendimi üzdüğüme
mustafa berçin
aşk mı dedin nedir o ? tatmadım bilmiyorum. ismini duydum ama satmadım bilmiyorum.
çanakkale - 1999
kaan güler
aslı da sensin leyla da sen hicranla tutuşur yanar bu ten aşkınla inleyen kerem, mecnun ben
tarifi yok bu aşkın, her dem bilinmez alev alev kavrulan çöller geçilmez !
semih yaman
başlar her şey ufak bir bakışla farkında olmazsın başta insanlar farklı görünür gözüne güneş batıdan doğar, doğudan batar ay farklı gülümser bugün yüzüne yıldızlar bir başka yakar...
sonra başlarsın gerçekleri görmeye güneş her zamanki yerinden doğar ay ifadesiz, yıldızlar ise gökyüzünündür sadece...
kapı çalınır o sırada gelen ayrılıktır kalbin ilk günkünden farklı buruk, yalnız ama hayallerle doludur...
giden sevgilinin ardından birkaç damla gözyaşı dökülür belki ama sevgi gibi sıcaktır gözyaşı değildir çünkü, dökülen özlem yaşıdır...
türker tadık
birşey kımıldıyor içimde, beni aşk kımıldatıyor zaten bize de aşk'la kımıldamak yaraşır.
fevzi cahit çiçek
n.cumalı’nın anısına
aşk uykusuzluğuma inat oturdu demirden salıncağına eski bir kilimin üstünde tutuşturdu alevleri...
aşk ağlattı adamı ağustos sıcağında dondurdu kanını tavuklarla horozlarla konuşturdu...
aşk deli divane etti beni de şiirler yazdırdı bir zaman sonra yine hicran sonra yine düş sonra yine bir çuval dolusu hüsran...
aşk acı bir soğan bir duble rakı mezesi ekşi ve kekremsi tadında yokluğa açılan kapı ve gümüş saplı balyoz demiri...
aşk yeminlerime inat alıp götürdü beni de yasak elma bahçelerine kovdurdu cennetimden...
aşk yaralı bir ceylan sesi bülbülün güle hevesi denizde vurgun yemesi aşk acının ta kendisi...
izmir - 20.06.2006
şahinde hülya kahraman
aşk, uzun bir yol sabretmelisin mutluluk istiyorsan beklemelisin aşk, saygı ve şefkat bağıdır seven insan bunu kavramalıdır aşk, ne görülür ne de duyulur bazen de başlamadan son bulur aşk, tatlı fakat hem de acıdır seveni hem güldürüp hem ağlatır aşk, tarifi zor yegane bir histir değerini bilmeyen eşek demektir aşk, kalpte başlar üç cümlede biter sevebiliyorsan'aşk'sana da yeter aşk sonu gelmeyen bir hikayedir bunu da ancak aşkı yaşayan bilir.
fadime gülhan eken
aşk; hayranlıktır. aşk; tutkudur. aşk; unutsan da vazgeçememektir. aşk; belli etmesen de nefrettir. aşk; şarkıdır onu bulduğun. aşk; korkudur kaçtığın zaman peşini bırakmayan hep kovalayandır. aşk; mantığının yok olduğu yerdir. aşk; zamanı onunla yaşamaktır. aşk; gözyaşıdır gururunu hiçe saydığın. aşk; nefes alıp vermektir, onun haberi olmasa da.
malatya - 01.02.2008
burak bakır
aşk, bazen öyle güzelsin ki, sanki " sonu gelmesin ! " dediğim bir yol, bazen de nefretsin içimde, sanki her şey bir rol...
kırıkkale - 10.12.2006
emine tunç
sevginin tohumları, bin emekle ekilir. aşk, ya her gün kutsanır, ya sahneden çekilir...
mustafa boztepe
ne evim var ne elim benim bir tanem sevgilim senin için öleyim aşk bitmez güzelim
ne sevgi ne sevda benim aşkım kara sevda bu aşk gönüle cefa başa bela bu aşk bitmez güzelim
gözleri kömür karası başa bela babası yeter artık aşk cefası bu sevda biter mi güzelim
elleri pamuk al kırmızı yanağı amasya elması dudakları bal tatlısı bu aşk bitmez güzelim
saçları dalga dalga dalgalar kıskanır anla sendeki o güzellik var ya bu kalp senin için güzelim
mustafa saz yok ki elinde asker olmuş mermileri belinde bu kara sevda dilinde öter öter bitmez güzelim.
istanbul - 05.03.2008
süleyman kır
aşk bağının gülü gonca, aşk badesi sunulunca, aşık aşka doyunca aşık coşar coşar bolca.
malatya - 06.10.1987
ecmel kirişoğlu
aşkı düşledim her yaşımda uğramadı hiç aşk meleği yolunu gözlesem de evet sanırım oldu bu sefer çırpındığına göre kalbim delice aşk uğruyor olmalı bana ben aşka gönlümü ikram edeceğim etmesem bile demişlerdi o alır şu an aldı kullanıyor tepe tepe gönlümde her bir nokta aşka vermiş kendini artık, ben aşkın esiriyim kurtulmam zor gibi.
25.06.2003
zafer ardıç
aşk, kimisi için hayat, kimisi için bir ah, aşk, aslında secdeler ettiğimiz eşsiz ilah...
ankara - 23.05.2008
orçun yakar
genç, yaşlı ne fark eder, aşk değil mi insanları fitilleyen ? yaşın ve yerin ne önemi var, aşk her yerde aşk, aşk her yaşta aşk'tır... aşık olmak, insanın yaşını unutturan, aşık olmak, insanı hayata bağlayan, bazen de insanı hayattan koparan tek şey... önemli olan aşkı, aşk gibi yaşamak, ve o güzel duyguyu tatmak değil mi ?
o zaman aşkı tat ve yaşa...
istanbul
ahmet bayrak
inanmazdım ben de anlık aşklara görür görmez aşık olunur muydu hiç hiç tanımadan güvenilir mi bir insana ya da sevilebilir mi gözü kara ya üç beş saat... bu yeter mi gerçek aşka aşk gerçek değil miydi yoksa
aşk sadece beğenmek mi birini onun yanında olmasını istemek mi öyleyse fazla bile üç beş saat bir tebessümle de olur asıl maksat ya bana deli gibi şiir yazdıran duygularıma hayat bulduran nedir cinsi bendeki bu hissin adı aşk olsa gerek ama üç beş saatin.
zafer ardıç
benim bela yurdunun padişahı, beka aleminin sultanı benim, aşıkların dilde bitmeyen ahı, zaman ve mekan hükümranı ben'im.
binlerce aleme sığmayan dev'im, ne gökte, ne ötesindedir yerim, yeryüzüne ağır gelir de cismim, bir sadık kalbdir hanumanım benim.
dağları yerinden oynatan ker'im, makamları yıkan tarifsiz fer'im, canan için tak'da vurulan ser'im, olmayacak işi olduran ben'im.
görünmez yerlere uzanan el'im, avamın anlayamadığı dil'im, kitaplarda yazmaz eşsiz suretim, sözle anlatılmaz varlığım benim.
yol bilenin gönlündeki neşeyim, iz sürenin ruhundaki kederim, ağlatıp güldüren sırlı sebeb'im, vuslatı istenen sevgili ben'im.
sonun habercisi sur'un sesiyim, ölü dirilten isa nefesiyim, sufinin bitmek bilmez hevesiyim, canlar talanına müsebbib benim.
varlık aleminde yoktur bir eşim, alem-i yoklukta bulunan benim, hiçbir yerde bulunmaz ki benzerim, yokluğu var eden güç-kuvvet ben'im.
ankara - 26.05.2008
ilknur vardar
sevginin bir adısın sen aşk, mutluluğun, gülebilmenin doyasıya, öyle erişilmez, öyle farklısın ki aşk, yok şu dünyada bir sen daha. şefkatinle, merhametinle sarabilmeyi sımsıkı, tüm benliğinle ait olabilmeyi sevdiğine, bir tek gülüşüme her şeyi göze alabilmeyi, derdimi, derdin bilmeyi, güven vermeyi ve güvenebilmeyi daima, her zaman her koşulda yanımda olabilmeyi, gözlerine her baktığımda sevgini, sıcaklığını, bana olan özlemini ifade edebilmeyi, sevmeyi, sevebilmeyi en derinden, saf, dürüst, içten olabilmeyi, benimle gülüp, benimle ağlayabilmeyi öğrettin bana. tüm yaşattığın mutluluklar adına minnettarım aşkım sana...
izmir - 30.04.2008
bahaettin karakoç
andolsun bütün örtülere, andolsun bütün örtünenlere ki, kar altinda terleyerek uyanmaktir aşk. yanmiş iki cesedin kina gibi külleri arasindan fişkin sürerce dirilip yeniden yanmaktir aşk. cümle agaç kapilari, cümle demir kapilari aşip, bir gönül kapisina dayanmaktir aşk. sevgilinin otagini gökkuşagina boyayip gece-gündüz, hüznün safran sarisiyla boyanmaktir aşk. yaratmaktir ya da sevgilinin topragindan yaratilmak, her nefes alip verişte yanmaktir aşk. ısmaili bir gönülle teslim olmaktir biçaga, birini kandirmak degil, bilerek kanmaktir aşk. diline arilar konar, koynunda karincalar gezer, sevgilinin ölçegiyle her zaman sinanmaktir aşk. ısrafil'in sur'unu ruhunda duymaktir aşk, suyu suyla yumak gibi aşka inanmaktir aşk.
ahmet hamdi tanpınar
aşk dediğin nedir ki tenden bedenden sıyrık çocukların içinde yaşadığı bir çığlık
aşk dediğin nedir ki histen nefesten varlık umutsuzluk içinde karanlığa son ıslık
ilhan berk
sen varken kötü diye birşey bilmiyorduk mutsuzluklar, bu karalar yaşamada yoktu sensiz karanlığın çizgisine koymuşlar umudu sensiz esenliğimizin üstünü çizmişler nicedir bir pencereden deniz güzel değil nicedir ışımayan insanlığımız sensizliğimizden sen gel bizi yeni vakitlere çıkar
özdemir asaf
sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin, kocaman denizlerde ender bir balık gibisin. bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür; sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.
m. fethullah gülen
aşk gönüllerde bir ateş ve ruhlarda ışık, hicranla yanar aşık, ümitlerinde bahar... sinesinde gam, hüzün; ufku vuslata açık, gezer çölden çöle avare her zaman zar zar... feryadı sırrının sesi, sırrı kıpkızıl kor, dolaşır, dolaştığı gibi ahu peşinde... mest u mahmurdur dudağında bir kızıl fağfur, her gece bir visal yaşar canan’la düşünde. hayaletler gibi sarar ruhunu kuşkular, simasinda fecir sevinci, akşam tasasi; yer yer bir meçhule tali’ kapı aralar, firdevs’ten rengi, firdevs’ten suyu, havası. bazen yeisle kırılır, onulmaz kırığı, bazen ufku ışık, rayiha, renkle tüllenir; bazen ta ötelerde duyulur hıçkırığı, yapraklar gibi sararır, mumlar gibi erir. hep hazan yaşar ama, hiç solmaz çiçekleri, dilinde her zaman hasret u hicran bestesi; kederi çok olsa da köpürür sevinçleri, aşkın ölümsüzlüğüyle tınlar çelikten sesi. gözlerinin içinde bir uhrevi enginlik, süzer çevresini ve derin derin gülümser... duygularında sonsuzluk gibi bir zenginlik, kah çaylar gibi coşar, kah yeller gibi eser. ey aşk artık anladım meğer sen her şeymişsin, hem öldüren bir zehir, hem dirilten bir iksir; allah’a götüren yollarda soluğun, sesin, diriliş üflemekte ölü ruhlara bir bir...
kaynak sızıntı, temmuz 1994
ataol behramoğlu
hayatın hızıyla yaşadık o aşkı herşey bir anda başladı yaşandı ve bitti... yan yana gidip de bir süre ayrı yönlerde uzaklaşan iki tren gibi
mehmet şahin kaçar
katibin kizi geçenlerde geçenlerde nasil olmuşsa yolu düşmüş bir oglanin neyzen’e aynı yerde
kız kelam hastası oğlanda sükut gani hangi dilden anlatsın ney hepsinden fani
durali anlattı canım hani şu mahlenin delisi akıllılar nerden duysun aşk da aşkmış hani !.
semih ünal
kaybettim benliğimi, sensiz gecelerimi, kalbime saplandı, ruhumda tutuklu kaldı.
belki aşk buydu dersin bana, nice aşklar bitti sevda uğruna, sensiz kaldım ben yine bir başıma, vurdum kendimi taştan duvarlara,
senin kadar uzaktı geceler, sensiz susar oldu şimdi heceler, kara haber geldi durdu karşıma, kurşun gibi durdum yıkılmadan sana
ibrahim yüksel
yaşamak şöyle dursun aşik olmaktan öte fethi gayet zor olan amansiz kaledir aşk tutkuyla yaşamaksa ermektir saadete tutunani kuşatan çelikten haledir aşk
ışik işik aranir karanliklarda yildiz bogulup ayazinda çiy düşüren sabahin gecelerden divane bir yüregin ki yalniz sararan yapragina tutunan jaledir aşk
sonbahar kavururken yapraklari bir seher ümidin tükendigi altin renkli bir günde nice tomurcuk verir kalbe sizarken cevher kiraç toprakta açan gül ile laledir aşk
gerilen bag gibidir iki dag arasina gözle görünmese de yürek hisseder onu gün gelir hapsolunur gönül magarasina dehlizinde kalplerin yanan meşaledir aşk
aşk ki bambaşka bir şey, öze varmak emeli ne bir madde ne cisim ne de bir ruh halidir hayatin anlamidir, varligin da temeli yaradandan huy alan nurlu seyyaledir aşk
yalçın gülas
aşk, gözde başlayıp; nerede bitiyor ? bazen bir bakış, aşka yetiyor. sevilmek istemez, sevmek yetiyor. bilirsin ! hayat, sevince güzel...
bade uymaz
aşk adresin belli ne yakarsın canımı ya çek vur öldür ya sil yürekten temelli sınama acıyla aşk bileme yokluğuyla
mustafa sarı
yakından uzak uzaktan yakın soğuktan sıcak güneşten soğuk kalandan giden gidenden kalan tatlıdan acı acısı tatlı
ferhat gedik
sen ve 55 numaralı otobüsün yalancı güzeli için...
sağır bir kahkaha sessiz bir çığlık, adımlarından arta kalan ardında birkaç iz. bıraktığın yerde hala gölgeler. hani birgün yorulup da oturduğun sandalyeler, hala oradalar. sanki kanat çırpışları yankılanan martıların, gökyüzünde hala tüyleri. savrulan rüzgarın durduğu ağaç gövdeleri, hala orada, bizim, ikimizin bırakamadığı yerde.
02.05.1997
yüksel yumak
aşk bir çift zar... ya hep yek, ya sebai dü. nerede bu düşeş ?
ankara - eylül 2001
serdar duru
beş vakit; gizli kılığı içinde gelsin eli silahlı şiirler gibi üzerime aşklar. kaçıncı vakitti bilinmez, eli silahlı, şiirdi, binlerce kat yerin altından geldi, örgütledi..
burak a. uzel
bir çift göz müdür insanları sevdiren, ya da bir gül; aşkı anlatan ? en uzak iklimlerin tan yelini, en ulu dağların doruklarından toplar gibi yıldızları; çağıran baharı, yari andıran. yoksa rüzgarda mıdır aşk ? sevdayı hissettiren, insanlara; tütsülenmiş dumanında gece yarılarının. söyleyin bana aşk nerdedir ? üzerinde martıların süzüldüğü, sonsuz, mavi okyanustaki bir yelkenlinin güvertesindedir belki, belki de çöl sıcağının kavurduğu, nemli bir akrep kuyruğunun ucunda. aşk mıdır insanlara güzeli, en iyiyi, hayatı bulduran; yoksa insanlar mıdır, bulmak için aşkı bekleyen ? cevap versenize ey balıklar ! söyleyin bana aşk nerdedir ?
14.05.2002
barış taçyıldız
aşk, ne istediğimi bilmediğim nokta... aşk, önümü görmediğim nokta... aşk, olmadığında öldüğüm nokta... aşk, bir armağan, benden göksu'ya...
birkaç istekti bazen aşk... yanında olma isteği sevgilinin... bazen sadece bir heves olduğu bilinen bazen nerelerde olduğu görülen nokta ama şimdi farklı...
biliyorum, yine bitecek diyeceksiniz... biliyorum, kafanızda bitireceksiniz... biliyorum, yine inanmayacaksınız... biliyorum, kahretsin seviyorum...
bu kez çok farklı... biliyorum gerçek bu... aşk dediğiniz, uğruna bir şeyler verebildiğiniz, geceleri onun için dua ettiğiniz, her gördüğünüzde içinizin titrediği, biliyorum, gerçek aşkım bu...
biliyorum, kimse inanmayacak... biliyorum, sevdiğimi gören olmayacak, ama ben seveceğim... vazgeçmeyeceğim...
29.01.2006
said kükrer
aşk; aci çekmek degil midir ? öyleyse niçin şikayet ediyorsun. aşk; hakki olmayani istemek degil midir ? öyleyse niçin israr ediyorsun. aşk; hayatini sevdigine vermek degil midir ? öyleyse niçin hala düşünüyorsun. aşk; aşk için herşeyi terk etmek degil midir ? öyleyse niçin sevdigini, sevdigin için terk etmiyorsun.
t. saygın ergen
öptüm yanagindan iki adet amma da aci be sanki izmaret aşk acisi oglum bu dedi biri demez olaydi yikildim aşk bu muydu ?
rauf antep
özgür'e
aşk bir kumsalı yakıyor sessizce kumsal halinden memnun aşkın ateşi sen olunca deniz yanımda yardım istemiyorum biliyorum senin beni yakman beni sevmen demek gizlice.
uğur mutlu
bir kez daha uğurladım bugün güneşi sensiz bir gün daha kayboldu ömrümden çaresiz 'seviyor mu ?' 'sevmiyor mu ?'diye değil 'dönecek mi ?','dönmeyecek mi ?'diye koparıyorum papatya yapraklarını artık..
umudum var hala ama yetmiyor yüreğimdeki sancıyı azaltmaya.. bir bilsem bir gün geleceğini bırak izleri, işaretleri küçük bir kıvılcım dahi olsa nefes bile almadan beklerdim seni inan.. ama yok, ne bir iz, ne de bir işaret yine de yüreğimde ümitle ve sonsuz bir özlemle bekliyorum seni..
onca acı çektim gittin gideli bir bilsen, sensiz nasıl geçirdim günlerimi hatırlamak bile kahrediyor beni. içimdeki kanayan yara, ve ağzından emziği düşmüş dokunsan ağlıyacak bir sevda yetmezmiş gibi.. bir de şu beynimi kemiren sorularla uğraşıyorum ya, hiç sorma.. bak bugün durduk yerde bir soru daha sordum kalbime söyle dedim kalbim bir an.. hani o hiç unutamadığın, birlikte geçirdiğiniz günleri, günleri de geç saatleri, el ele yürüdüğünüz, ağladığınız, güldüğünüz halleri.. bunları da bırak.. gözlerinin içine aşkla baktığı bir tek anı yaşama fırsatın olsa ve yaşadığın acıları bir kez daha yaşayacağın şartı istense karşılığında.. sen ne cevap verirdin ? aynaya bak dedi titrek bir sesle; gözlerinden akıyor benim cevabım..
selim engin tunç
aradım bulamadım, ne gündüzde, gecede, alevlerle kavruldum, " aşk " denilen hecede...
12.11.2007
mert alperen
yağdı, sırılsıklam etti aşk beni sustu, sükut ile lal etti dili kerem yangınında yandırdı teni sevdim aşkımla rezil etti beni
esti, göz önünü duman bürüdü yardan başkasına gözüm körüdü şirin için tırnaklarım çürüdü dağlar deldim yad eline sürüdü
kimi şikar ettim seni de dedi leyla'nı bıraktım çölde bul dedi sen de mecnun gibi orda yan dedi yaktı ateşiyle ala bezedi.
ali demirci
güneşi gören buz gibi, erittin beni bir anda... düğümlenen kaderim, seninle çözüldü... aniden içim ısındı, ruhum okşandı... içimdeki feryadı, sen çıkardın ortaya... soydun beni, en masum anımda... o gün görüp de sevmeseydim, hiç bekler miydim, bir ömür seni...
merzifon - 08.06.2006 00:25
barış kılıç
kalbimde bir hece dudaklarımda bir hece bütün benliğim bir heceyi söylüyor. gecenin en kuytu saatlerinde 'aşk'için yaşar bedenim bu yüzdendir ki sensiz bir ölüyüm ben.
aşk ki bazen hüzünlendirir beni bazen de savurur, bir yaşamdan diğerine. bir seyyahım şu dünyada aşktan aşka gezerim. ruhlar aleminde başlayan yolculuğum mahşer günü seni ararken son bulacak.
aşk biter mi tensi aşkların içinde kaybolmuşuz, kimse görmüyor gerçek aşkı. aşklar artık bin etmiyor. oysa aşk biri bin eder milyon eder, milyar eder... şimdi iki aşığın aşkı bir bile etmiyor. her şey bir et yığınından ibaret gözler anlamını yitirmiş. dudaklar konuşmak için değil artık. kalbim dayanmıyor buna mecnun boş yere mi düştü çöle ? ferhat boş yere mi deldi dağları ? ya kerem, ya aslı nerede kaldı bunlar ? kitaplarda mı, sözde mi ?
süleyman dayı
yanacaksın evet, ateşinde kavuracak seni saracak dört bir yanını alevi, ateş böcekleri gibi olacaksın, uçacaksın ateşe yok olacağını bile bile, yok olmaksa adı yada yeniden var olacaksın sıcaklığında gerçek aşksa eğer yaşadığın tutacak ellerinden bir çift el, bir çift yürek olalım diyecek sana karşılıklı ise sevdan büyüyecek içinde gün ve gün onsuz nefes bile almak istemeyeceksin nasıl alabilirsiz ki o kalp atar mı onsuz, kanın nasıl dolaşır damarlarında aşk işler her yanına, her hücrene düşünemezsin neden sevdiğini, dile getiremezsin, çünkü sevginin dili yoktur, aşkın dili ve zamanıda yoktur.
izmir - 09.11.2006 17:08
abdullah abalı
zor olan yaşamak mı ? yaşamı anlamak mı ? ben gözlerini değil bakışlarındaki manayı seviyorum
uzak olan yıldızlar mı yıldızlara baktığın an mı ben sözlerini değil sözlerinden anladıklarımı seviyorum
kutsal olan aşk mı aşkı paylaşmak mı ben sana hayran olmayı değil hayranlığımdan utanmayı seviyorum
güzel olan gözlerin mi gözlerinden gördüğüm sen mi ben seni değil bendeki seni seviyorum
faruk onmaz
akşam güneşi kızıla çalarken ağır ağır şafak sökerken yada insanın içini titreten soğuğuyla kendini unutup onu düşünmektir
ağzına dolanan nakaratlarla şarkıların hep onu anlatması kulaklarına efsunlu sözler fısıldamasıdır
aynada kendini görememek şemalini canlandırmak sırlı camda kaybolup gitmektir aksinin içinde
ağlamak gecenin kapkara göğsüne başını yaslayarak şakaklarına akların düşmesi karanlığa inat kan ağlarken gözlerin, yüreğinin umut beslemesidir
ateşiyle yanman, uslanmaz hasretin şerlerinden kurtulmak elsiz ayaksız zebanilerin küllerinden yeniden doğabilmektir
aklına gelenleri söyleyememen bildiğin kelimelerle şairlerin ve şiirlerin bir parça anlatmasına rağmen kifayesiz kalmasıdır
annenin yüreğinden evladına uğurlanan dualar şefkatidir ya da bir babanın kucaklamaktır cananını bağrına bastırarak
ayrılıkta yüreğinin parçalanması şenlenmesi tüm benliğinin vuslat vakti kıyamete kadar sürüp gidendir
beytepe / ankara - 14.03.2007
kerem kayar
beyler, (bey) liklerini kaybettiğinde hudut kalmayınca savunulacak girilmez denilen mahal kuşatıldığında direniş sona yaklaştığını anımsatıyordu korkunun bir eş anlamı yoktu esaretin kıskaçında, yürek ve hükümdarın ne demeli gözyaşlarına bir şeyleri anlatıyor olmalı teslimiyete hayır mı ? her zaman olduğu gibi anlayamadık kimsenin yaşlarını... ve kimin, şaşarak (a) şık olduğunu aslında hiç bir şey bilmeyerek asilleştiriyorduk, bilmediğimizi bilerek... doğmak ve ölmek arasındaki bir kere yaşanabilen ve diğerlerinde'o'ndan sonra 'o'na benzeyenleri aratan gözler ve hisler hükümdar hücresinde, sarayın sütunlarını aratan,'o'na benzer şeyler işte hayat her insan için bir dram ve herkezden biraz alıntı hepsi birbirini andıran... yaşama dair bir çizgi ve bu çizgiye, bir virgül koyma hakkı yarım nefeslik, aşk insan olmanın tek farklı yanı.
2006
mehmet keskin
görünmez bir tuzak basmamak çok uzak herkes aşka tutsak keşke aşktan bu kadar çok korkmasak...
şiyar yoldaş
bir rüya belki bütün aşklar benimki değil sevgilinin gözlerine sürekli bakabilmektir kimisince bence değil bakınca heyecanlanıp gözlerini kaçırmaktır ellerini tutabilmektir belki de ama değil ellerini tutarsan kalbinin durabilme olasılığını düşünmektir ve cesaret edememektir sevgilinin o tanımsız tebessümüne bir tebessümle karşılık vermek de değildir aşk o her tebessüm gösterdiğinde ağlamak istemektir ya da ağlamak çünkü bilirsin ki o tebessüm sana sevgilinin ağzından seni seviyorumu duymak da değildir aşk senden sonrasını düşünmediğini bilmektir aslında
fatih karakaya
aşkı bilir misin sen ? ölümüne, tüm benliğinle bağlanmayı meyvelerini toplayıp da dağıtmak aşkının... ve gidip başka ağaçlarda aramak aşkını... başka tür topraklarda yaşam vermeyi ona, sonra çöllere bırakmak kendini, umarsızca...
zihni özselman
havada uçuşan seni seviyorum sesleri, aşk güller açan çiçek bahçesi. gönlüm yaşadı doyasıya bütün mevsimleri, allah nasip etmiş bana seni sevmeyi.
kırmızı gül gibi kokuyorsun mis gibi, gökte ararken yanımda buldum güzeli. aşk kuş gibi havalara uçurdu beni, sen yanımdayken gözüm görmez kimseyi.
aşk sensin sevgilim bana inan, senden ayrı nefes bile alamam. bu dünyada her şeyimi alsın da yaradan, yeter ki beni ayrı bırakmasın aşkından.
güller açmış rengarenk aşkınla, aşkını görmek de varmış bahtımda. kalbim çarpıyor en had safhasında, şükrettim o an için yaradana.
fani dünya gibi aşk da biter elbet, ne güzel duygu yaşamak sevmek. ayıramaz inan senden beni hiçbir kuvvet, ölsem bile aşkım yaşayacak ilelebet.
aylar, yıllar, aşkına doymaya yetmez, sen gülmeden aşk rahat etmez. yeter ki beni can-ı gönülden sev, sevgilim aşk bizleri ömür boyu terk etmez.
ali osman seymen
seni parayla satın alabilseydim; aşk süsleyip püsleyip şeytana verirdim doğruca, onu da kendinden geçirir, süründürürdün günah hep uzak olurdu insanlara...
inegöl - haziran 2006
orhan ümit
kendini boşluğa bırak süzül kanadıyla göklerin kuşları salıver düşlerinde ellerini ver çakıl taşlarının ardında yürü sürü kalbini ufkun pençesine aydınlığın arkasını gör beni duy ve gel son sözlerini söylemeden bedenin bana hasret gözlerin susuz.
2001
cemile yücekaya
seninle bir sabah gezdik el ele sımsıcak bakışın bir rüya mıydı bir ateş düşürdün seven gönlüme sevgi dolu bakışların bir yalan mıydı.
sevgilim bekletmem gelirim derdin. gözümdeki yaşı silerdin. sen bana kalbime sevgi pınarıydın. neden ağlattın neden gelmedin.
aşk pınarında sular akmıyor. kalbimde acılar dinmiyor. geleceksen tez gel seni özledim rüyalar bitmiyor, aşklar ölmüyor.
seni düşündüm, seni yazdım. biliyorum ki senin kalbinde de bendim. kaç istiyorsan git sevgilim. aşk ateşinde yan kavrul küllere dön de savrul.
fatih karaca
önceleri tanımlayamadığım bir şeydi aşk
düşerdi dudaklarıma saçlarıma zamansız kaldırımlara vururdu gölgem yolları örten kalbimdi sanki beyaza soyunmuş gözümün gördüğü
uşak - 1998
mustafa özden
acı... acı... gözyaşı... tövbe etsem geçer mi bu sancı ? günah yüreğimde hancı zaman eski bir yolcu aşk bana hep yabancı aşk bana hep yalancı tövbe etsem geçer mi bu sancı ? acı... acı... gözyaşı...
ankara
sami ercan
gözlerin alev alev, ruhun ateşten mi ? kor mu ? aysberg misali eriyorum içinden içinden. damarlarımdaki ateşi görmeyen göz kör mü ? tutuştu gönlüm yanıyorum içinden içinden
gülde bir şey gizli ki başında bülbül bekliyor gizemli sabırla geceyi gündüze ekliyor gaflete düşüyor sabaha karşı uyukluyor onun aşkını duyuyorum içinden içinden
emine tunç
tek heceli bir sözdü. tek nefeste söylenen. o masum üç harfinde. binbir duygu gizlenen. ferhat'a dağ deldirip. ali'yi mecnun eden. tek heceli bir sözdü. kalbe ok gibi giren...
tek heceli bir sözdü. gönüllerde yer eden. şarkılarla ağlatıp. şarkılarla güldüren. o bir tek hecesinde. tüm umutlara neden. tek heceli bir sözdü. sessiz gönüle giren...
tek heceli bir sözdü. şiirlerde özlenen. doğarken ve batarken. güneşleri izleten. hayallerle avutup. akılı baştan eden. tek heceli bir sözdü. bütün bunlara neden...
emine tunç
aşk; sevginin gözlerde parlamasıdır. ruhların birbirinden yansımasıdır...
emine tunç
gönülleri çoğaltan, yaşama anlam katan, paylaşıldıkça artan, tek bir şey var dünyada, adı sade " aşk " olan...
baran özbey
gece örterken siyah şalını usulca. gözlerinde esirim en sevdalı halimle. sana koştum yıldızlar boyu, seni sevdim en deli halimle... varlığın varlığıma armağan olsun.

|