
Şiir ara
İçerisinde beklenen* geçen şiirler toplam: 17 sonuç...
necip fazıl kısakürek
ne hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar, ne de şeytan bir günahı, seni beklediğim kadar.
geçti istemem gelmeni, yokluğunda buldum seni; bırak vehmimde gölgeni, gelme, artık neye yarar ?
tufan yukarıbaş
bekledim her boğuk, her soğuk rüzgarda bekledim gidenleri. gidenler yorgun, bir hayal satırında taşırlar gelenleri.
mehmet akif baltutan
selver'e
“keyif eri bir şair olsaydım düşerdim her akşam meyhaneye otururdum en sessiz en kuytu en loş köşeye”
masamda kadehim içinde düşünceler sessiz bir çığlığın beynimi kemiren sesi beyaz düşlerimle kararan geceler
fikirler kaynar akıl kazanımda saç tellerim düşünceler örer ruhumu çarşaf gibi boşluklara serer dellenirim bu yalnızlık anımda damarlarımda özlem çılgınlaşır kanımda
“aniden irkilirim yalnızlığın kalbimi ürperten nefesiyle o an ayılmak isterim sevgilinin sesiyle”
kahramanmaraş - 1991 kaynak istiklal gazetesi
yener koç
kokusu duyulur genç kızların çeyizlerinde kuşların çığlıklarında sevinçleri nakışlarla anlatır özlemini kilimler ağıtını renklere döker koşarak varır uzamış kolları ırmağın denize öpüşür notalar çaldığım parçada parmaklarımla uzaktan duyduğum bir gelin sesi her sabah daha yakından duyarım.
hulusi aytekin
güneşin doğduğu yerdeyim amasra’dayım her şey yolunda burada, herkes burada oturmuşum, hani o bankta küçük limanda manzara nefis, hele direkli muhteşem sen niye gelmedin, neden yoksun ki
oysa seninle paylaşırdım ben dertlerimi şimdi mi; şimdi anlatıyorum o dalgalara bak yine balıkçılar var sandalda çekiyorlar ağlarını sandala yavaşça
gel artık bekletme, şu kırık gönlümü söyle gelemiyorsan, ne olur söyle artık gücü kalmadı gönlümün sabıra
orhan inciroğlu
değerlime...
ait değilim hiç bir yere, eksik hep birşey, tam mutlu değilim, hiçbir yerde, ait olduğum tek yer yanın, mutlu olduğum tek yer kolların...
anladım, bulunca seni, ben şimdi tamamım... meğer beklermişim seni. sen her şeye değermişsin...
istanbul - 26.06.2007
mehmet ali sivri
satırlarda zalim buğulu yalnızlıklar yaşarmış.. tedirginlik sevdiriyor yüreğimi çok zaman beklemeli mi can kuşu seni, zahmetli bitirişleri var bakışlarının, şimdi yabanın elinde göğsünün kafesinde barınaklarım, çareye ağlıyor satın aldığım gözyaşları, yaklaştığın her fotoğraf karesinde kalıyormuş aklım, şimdi anladım, seninle güneşin daha ışıldadığını, yalnızlığım kör kaldırımın ayak sesleri. seni bekliyorum zamanın gölgesinde, saatler zorlaştırıyor hasretini, seni bekliyorum gönlümün sahibi, ne zormuş aşkınla başbaşa kalmak, seviyorum içten içe eriyerek seni seviyorum..
ısparta - 22.04.2008
ergün güler
kalem, kaşlarına ok, kirpiklerine inci, dişlerine ipek, saçlarına beyaz, tenine pamuk, yüreğine benziyordu. o ise hiçbir şeye...
03.01.2002
hasan bahar
bakarken kızıl akşama yorgunsun kaçıncı gün dönümüdür ufukta giden gitmiştir kalanlara dargınsın alnında yazgı mıdır bu şakakta ?
bir gül gibisin rüzgara kapılan diyar diyar yapraklarındır savrulan köklerindir bahçendeki kavrulan yanan sen misin, ben miyim uzakta ?
bilirsin ki gidenler dönmeyecek, içindeki o ateş sönmeyecek, yürekteki acılar dinmeyecek, özlenen sen misin, ben miyim umutla ?
hancısı olsan da akşamların.. yolcusu olmadıkça hanların, mezarcısı olursun umutların, taşınan sen misin, ben miyim tabutla ?
konya - 03.10.2007
sezgin öndersever
gelmesini beklediğin o günler, umutlarını dişleyip ömrünü çiğnediler. beklediğin şeye bak ! gelmezler... gelmezler...
yaptıklarına üzüldüğün o yıllar, hızlıca koşup seni geride bıraktılar. ağladığın şeye bak ! seni üzüntüye ve yalnızlığa attılar.
sen seni kahredene üzülüyorsun. yıllar önce de sevip aşık oldun. taptığın şeye bak ! umrunda değilsin, sadece oyundun.
dönmesini beklediğin o sevgili, sevgini dişleyip, aşkını çiğnedi. beklediğin şeye bak ! gitti... gitti...
sultançiftliği - 04.01.2002 22:05
ali osman seymen
ne kadar yorulmuş yüreğim; bir bilsen... boğulmuş bir şehir gibiyim. göze batan hayatım; gönülden gönüle konmamdan mıdır... sus ! ayaklarım havalandığı an yerden, fahişe sevdalardan vazgeçerim...
inegöl - 06.08.2005
kamil koç
bir ümit bir özlem vardı içimde hayallerim vardı hiç erişilmez bir dileğim vardı gizli gönlümde dualar sırlar gibi kimse bilmez
bir de duygularım vardı saf temiz yaşamım vardı hep kendi halimde kötülükten kötülerden habersiz yıllarım vardı kaybolup gitmekte
gün oldu unutuldum köşelerde çünkü farklıydım ben mahzun ve sessiz yabancıydım gittiğim her yerde gördüler beni bir garip kimsesiz
beklediğim gün yakındır gelmekte işte o gün yalnızlığım bitecek görünür ufkun derinliklerinde elbette bir gün beni de görecek
kinim hıncım olmamıştı yine de güzel dururken bakmadım çirkine koç'um isyan etmeden hiç kadere ulaşacak elbet beklenen güne
mehmet nacar
barzani zurnası kerkük'te fasıl, etmeden çok önce, yitmişti musul. karşında şakşakçı, nutuk çek, kasıl, bunların hesabı sorulacaktır.
kuduz aşılanıp, dağlara dolan, imralı'da yatan, kabuklu yılan, bir de o yılanın ıslığı olan, herkesin hesabı görülecektir.
eğer kim yatarsa bush'un koynunda, bush'un elindeki tasma boynunda, ihanet denilen kahpe oyunda, türke havlamaktan yorulacaktır.
rumlar şımarmakta, yunan atakta, ermeni yüzünden tarih batakta, bütün bunlar varken, rahat yatakta, yatanın hesabı verilecektir.
türkü yalanlarla avutanları, atatürk'ten ayrı yol tutanları, namusu şerefi unutanları, tartan bir terazi kurulacaktır.
kiminin serveti kazıkla yular, namusu tükenir, cüzdanı dolar. çar çakal sesiyle bulanan sular, aslan kükreyince durulacaktır.
her adım başında şehitler yatan, türkün anayurdu, mukaddes vatan, beyinsiz başıyla vatanı satan, herkesin defteri dürülecektir.
gaziantep
m. fethullah gülen
mevsim döndü birdenbire bahar oldu hazan, gül kokularıyla esiyor esince rüzgar. sonsuzluğa doğru akıyor tül pembe zaman, az ötede muhteşem günün şehrayini var...
pas tutmuş gündüzler artık bir bir çözülüyor; kara-buza inat ufukta sımsıcak bir yaz... her yörede murat üveykleri süzülüyor, rüyaları masmavi, ufukları bembeyaz...
keşke güneş batmasa, asla gece olmasa ! yollar eklense uç uca ötelere kadar !. karanlık bassa da, zeminin rengi solmasa ! bir daha yalnız kalmasa asırlık yalnızlar.. !
doğan şu renk renk sabah sürsün asırlar boyu ! yaşayalım hülyalarımızı doya doya... ve hazır ısınmışken karanlıkların suyu, dalmasın iradeler o öldüren uykuya...
kızıllık yaslandı guruba gayri zor işi, diyalektik yanıyor içinden mangal gibi... devriliyor peş peşe batılın dördü beşi, en son göründü yalancı hülyaların dibi...
çağla lüleci
sığınacak bir liman olacak mısın ? yüreğime.. öyle yorgun ki yüreğim.. mola değil istediğim.. ebediyen senin yüreğinde kalmak isterim..
bazen coşan dalgalar gibi. tutkuyla sevecek misin beni. limandan yol alan gemiler koparsa da fırtına umursamadan kalıcak mısın yanımda ?
istanbul - 2007
mehmet nacar
asırlar boyunca, yıllardan beri, beklediğim yolcu, gelmedi yine. gülecek sanmıştım, dargın kaderi, öfkesi geçmemiş, gülmedi yine.
bu akşama kadar, umudum vardı, neşe ile takas, etmiştim derdi. gözleri gönlüme, kelepçe vurdu, insafa gelip de, salmadı yine.
yürek yarasına, bastırdı közü, kurşundan beterdi, sevmeyen sözü. bir neden olmadan, asıldı yüzü, gönlümün yaşını, silmedi yine.
ne kadar emindim, beklenen oydu. hüzünden dünyama, sevinçten paydı. sevdanın dışında, her sözü saydı, sevdayı sordum da, bilmedi yine.
asırlar boyunca, yıllardan beri, yalnızlar çölünde, bendim serseri. gönül tezgahımdan, çıkan eseri, gözlerine sundum, almadı yine.
gaziantep
yunus emre durlanık
durmayin yigitler çaglayip coşun bu yolda daglari selleri aşin tükenmeyen bir kaynaga ulaşin yeniden getirin nev ü bahari utandirin bize gülen agyari
yaya degil ata binip tez gelin bu ugurda nara yanip hiz alin kül olun yeniden aşka boyanin sizin için bekliyoruz seheri bizi unutmayin dönmeyin geri
bakin nasil sizlaniyor analar harap oldu türap oldu haneler gelin görün daha neler var neler eger isterseniz yarariz yeri yeter ki götürün bizi ileri
sizleri özlemle bekledik durduk gönülde ümidi sakladik durduk senelere sene ekledik durduk artik gelin hoşnut edin bizleri bizi unutmayin dönmeyin geri
ankara - mayis 2000

|