Şiir ara                                                   34.358 efsane şairden 335.104 efsane şiir Aradığınız şiirin başlığını yazın.                                    ç  ğ  ı  ö  ş  ü 

Şiir ara

İçerisinde güzel* geçen şiirler
toplam: 86 sonuç...

güzel

oktay rıfat horozcu

kadın vurmuş maltıza tencereyi  
fasulye pişiriyordu  
adam düşünüyordu  
altmış beş fasulye diyordu  
yirmi beş de soğan  
doksan  
iki yüz de yağ  
etti mi sana iki yüz doksan  
yaaa  
adam düşünüyordu  
bir kundura almalı diyordu  
hayrı kalmadı bunların  
su alıyor bunlar diyordu  
nasıl etsem diyordu  
çocuk zıpzıp oynuyordu  
kedi sıçan tutuyordu  
kedinin tuttuğu sıçan  
ecel terleri döküyordu  
fasulyeler helme döküyordu  
çocuğun zıpzıpları  
kilimin sarısından mavisine  
mavisinden alına geçiyordu  
adamların kafasından hayaller geçiyordu  
kiminin han hamam geçiyordu  
soğan ekmek kiminin  
gökten bulutlar geçiyordu  
gök mavisi titriyordu bulutların ötesinde  
güzel güzel


güzel

necip fazıl kısakürek

güzel allah'ım, senden ne gelecekse gelsin;
sen ki, rahmetinle de kahrınla da güzelsin...

1977


güzel

hasan turan

gözünden renk almış bahar
hayran hayran bakar kuşlar
güzelsin sevdiğim kadar
kaşların ne hoş çatılmış

her bayramda her düğünde
bir ömürsün güldüğünde
ak çiçekli önlüğünde
karanfile gül katılmış

cilve cilve naz edişin
kaşın gözün dilin dişin
şöyle salınıp gidişin
şu gönlümce donatılmış

sormayın nedir ne diye
yaşı gelmiş on yediye
güzelliğe örnek diye
benim için yaratılmış

hani adı hani sanı
yıllar nasıl yer insanı
sorarsan hasan turan'ı
sana kul diye satılmış.

kaynak nem alacak felek benim


güzel

mustafa emirler

niye susarsın konuşmazsın güzel
aklımı alırsın baştan beni üzersin güzel
bir kelamına hasret çekerim
nedir bana kastın beni yakarsın güzel

gözlerime bakan gözlerin güzel
içimi yakan sözlerin güzel
beni nar-ı aşk-ına yakarsın
nedir bu işve bu cilve bu naz güzel


güzel

gökhan kirman

kim bilir benim kadar güzel,
karpuzdan fener yapmasını.
elimde bursa çakısı,
kim bilir benim kadar güzel,
yarin gönlünü almasını.


güzel

ecevit tunç

bir deryadır güzellik
seyreylemek düştür.
gecenin siyahı,
semanın mavisidir
uçurum kenarıdır
hülyalar ülkesidir.

bursa - 13.11.2006


güzel

fatih bozdoğan

güzel sıfat olmaya yetmez sana,
kelimelerin bittiği yerde başlar adın,
arzu demek kolay olur,
arzu olmak zor… !

seni seviyorum demek yetmez bana,
gökyüzünün bittiği yerde başlar sevdam,
dünyalar kadar demek kolay olur,
dünyaya sığdırmak zor… !

aşkına destan yazmak yetmez bana !
masalların bittiği yerde başlar efsanemiz !
arzuyla kamber demek kolay olur !
arzuyla fatih olmak zor… !

çanakkale - nisan 2005


güzel

ilhan berk

güzel
ölüm daha kolaydır sevmekten
der ya aragon
anla ki ölüme benzer seni sevmek

sözcükler ki alevdir
ve karadır şairlerin hayatları

hem nice şiirlerde nice aşklarda
tarar saçımızı ölüm.

aşk ki bazan solgun bir ilçedir
sürdürür derinliğini

neden " en çok " acı ustası şairlerdir
en çok taşırlar çünkü aşkları.

ben ki yatağımdan tedirgin bir suyum
besbelli ki aşka ve ölüme çalışıyorum.


güzel

mustafa yazka

ikiz olsa da huyları başka,
her insan iyiyi öğrense keşke,
dünyaya doyum olmazdı işte,
kara, ak leke yapmazsa güzel.

sevgiyle yaşanır neşeli şence,
yaşamın sırrı bu kadar ince,
kemler araya girer mi sence ?
kalpler sevgiyle atınca güzel.

kötülük yaparsan kader ne etsin,
sevgiyi dünyaya salıver gitsin,
az değil bırak dünyaya yetsin,
sebzesi meyvesi erince güzel.

mustafa dünyaya seslen,
bırak acıyı tatlıyla beslen,
ister ağlayıp, istersen gülsen,
geçecek dünya, huzurlu ölünce güzel.

afyonkarahisar - 2007


güzel

mehmet şahin kaçar

öyle güzelsin ki güzel
öyle güzel ki seninle herşey
neden şiir yazdigimi
/neden büyüyemedigimi
biliyorum artik

deniz, kizi ve yakamoz
öylesine mavi
öyle gerçek bir düş ki bu
penceremdeki buguyu
silebiliyorum artik

bir kuş kuyuya kanat geriyor
rahatligi boş degil
yusuf’suz yakub’un, boş degil
gidenler de gelenler de mutlu
gün gölgeye gül deriyor
önümü görebiliyorum artik

öyle güzelsin ki güzel
öyle güzel ki seninle herşey
sensizlik
olur şey degil !.


güzel

muammer çalar (aşık çağlari)

nasıl meth edeyim güzel seni
salkım, salkım saçların var
nasıl af edeyim güzel seni
boyundan büyük suçların var
zülüflerin tel, tel örer gezersin
kaş altından hınzır, hınzır süzersin
sen adamı deli eder sürersin
kipriğin ok, yaydan kaşların var
güzelsin tazesin tatlı şirinsin
edalı işveli endamlı narinsin
bilmem kızmısın, yoksa gelinmisin
boyundan büyük, işlerin var


güzel

nuri uzun (aşık mevlevi)

yanarım aşkınla ezel,
yakma beni nara güzel,
ömür fani olur gazel,
yakma beni nara güzel..
yapma güzel bunca nazı,
bulmadan baharı yazı,
akord tutmaz gönül sazı,
yakma beni nara güzel..
seyyah oldum aşkınla ben,
yanardağa döndü sinem,
sakiler içtim dembedem,
yakma beni nara güzel..
mevlevim der üzme canı,
koyanlar gider bu hanı,
seversen güzel mevlanı,
yakma beni nara güzel.


güzel

sabit ince

girdim  güller bahçesine gezmeye
gülü yar elinden koklamak güzel
aşkin badesini bir bir ezmeye
demi pir elinden beklemek  güzel

güller bir bir açmiş nazli yar gibi
kokular reyhalar saçmiş ter gibi
dagin yücesine düşmüş kar gibi
kari har elinden saklamak güzel

çigdem çiçek lale sümbül salinir
has behçe içinde her gül bulunur
sanma para ile bu gül alinir
dili yar  gönlünden yoklamak güzel

yarin bahçesinde bin bir koku var
dikenleri batar türlü faki var
bülbülün bitmeyen bir  firkati var
vuslat zar elinden aklamak güzel

ınce bir çizgidir geçenler bilir
bin bir gül içinden seçenler bilir
ayrilik gömlegin  biçenler  bilir
gidip yar elinden toplamak güzel

25.07.1999


güzel

samet kanmaz

bir yiğidi kaldırır yerinden
satır satır yazdırır mısraları güzel

bir kelebeğin kanatları çırpışı gibi
adamın kalbini çırpar güzel

yakamozdur bazen, bazen karanlık yüzü
hayatı ters düz eder güzel

kanatlanıp bir çiçeğe konar bazen
bazen batırır iğnesini kalbine güzel

tek tek dakikaları saydırır yokken
varlığında dakikalar yoktur, haşa güzel

tüm endamıyla karşında durup
telkin eder sana dünyayı güzel

kimsenin gidip de görmediği diyarda
sırat köprüsünün karşı tarafıdır güzel

gözleri derin, saçları başak ve dudakları
yüzünde bin bir anlam taşır güzel

gül ile bülbülün, arı ile çiçeğim
aşk ile kalbin bütünüdür güzel

insanı bir kağıtta, bir yatakta
bir de yürekte çıldırtır güzel

düşündürür, yazdırır, sevdirir bırakmaz
insanın ömrü hayatıdır güzel.
bir yiğidi kaldırır yerinden
satır satır yazdırır mısraları güzel

bir kelebeğin kanatları çırpışı gibi
adamın kalbini çırpar güzel

yakamozdur bazen, bazen karanlık yüzü
hayatı ters düz eder güzel

kanatlanıp bir çiçeğe konar bazen
bazen batırır iğnesini kalbine güzel

tek tek dakikaları saydırır yokken
varlığında dakikalar yoktur, haşa güzel

tüm endamıyla karşında durup
telkin eder sana dünyayı güzel

kimsenin gidip de görmediği diyarda
sırat köprüsünün karşı tarafıdır güzel

gözleri derin, saçları başak ve dudakları
yüzünde bin bir anlam taşır güzel

gül ile bülbülün, arı ile çiçeğim
aşk ile kalbin bütünüdür güzel

insanı bir kağıtta, bir yatakta
bir de yürekte çıldırtır güzel

düşündürür, yazdırır, sevdirir bırakmaz
insanın ömrü hayatıdır güzel.


güzel

musa öz

çocuk şarkıları, ah bir de
kuytularda üşüyen
dalgınca devşirilmiş, al benekli
güzel bu kırların yüreği
gülün en durusu çocuğa işlenen
durgun sulardan sinmiş
çağla tüten

hüzünlenmek başını alıp giden yaprağa
güzel bu şiirlerin ilahesi
çocukça sevmek, yüreklerde muştu
okul yolu uzunca bir şiir mi lorca'dan
saklar ya hayal kızları bakışlarını
güzel bu

sevdadır şiirlere yakışan
koklamak çoğul göğüslerini kızların
günbalı, püren ve kekik
güzel bu öptükçe kuş kanadı
barış çiğ düşümünde, kuğu fırtınasında
büyür de yar olur şiire

güzel bu ergenlik hüzünleri
buyur edebilmek sevgiliye gülücükle
gül kokuları, mahmur ve gönül hoşluğuyla
okumasa da hiç kimse şiirlerini
uçur sözcükleri uçur güz renkleriyle
güzel bu

antalya


güzel

a.vahap kaygusuz

bu gün sana yazacak güzel bir şey bulamadım.
sadece sen aklıma geldin
güzel bir şey düşününce
sadece seni düşündüm
çünkü güzel olan sensin
başka ne arayayım
sen varken başka güzellik aramak aptallık olur.
gönlümün güzeli
kalbimin güzeli varken başka güzellik aranmaz.
senin kalbinin ve gönlünün güzelliğini seviyorum.
annesinin nazlı ve şımarık kızı alnadın mı.

güzel olan herşeyi sevdiğimi biliyorsun.
tabiki sen başta olmak şartıyla.
gülleri de çok seviyorum.
çiçeklerden karanfilin özel bir yeri var.
bir tek kırmızı karanfil.
sadece ve bir tane.
benden çok özel kişilere giden karanfil.
belki de hayatımda bir elin tek parmağıyla sayılcak kadar sınırlı kişilere giden karanfil.

şimdi kesin dedin ki
hoppala karanfil de nerden çıktı.
yani olurda bir gün
herhangi bir yerde,
herhangi bir zamanda
herhangi biri
sana kırmızı ve tek bir karanfil verirse.
lütfen beni an
olurmu güzelim.

belki bugün de yazmıyacaktım çok yoğundaum ama şu an sabahın altısı
güzelim gelip olurya bir modem filan dener de maılboxında bir şey bulamadan dönmesi
üzülmesin istedim.

hoşça kal canım dostum güzelim


güzel

mustafa kartal

tavri, edasi, gülüşü güzel
keklik gibi sekerek gelişi güzel
kalbimi bedenden çalişi güzel
gögsüne sümbülleri takiver artik

duruşu, işvesi, bakişi güzel
oya gibi işlenmiş, nakişi güzel
ruhumu okşayip yakişi güzel
gönülden gönüle akiver artik

gündüzü gecesi, bir başka güzel
mecnun gibi tutulmak bu aşka güzel
ölebilsem sevdandan ah, keşke güzel
gözlerime bir kerecik bakiver artik


güzel

aytaç sözen

gülünce gülüşünde güzel
cilveli duruşunda güzel
insanı süzüşünde güzel
bir hava bir endam var gibi gibi

içinden kimbilir geçer neler neler
gözlerin bir ok kalkanı deler
yapınca dilin laf, kitabı siler
soyunda asillik var gibi gibi

tanımıyosun kargadan başka kuş
istemediğine oluyosun anında yokuş
seni geçenler yerlerde tuş
özünde bencillik var gibi gibi

gel hadi gel konuşalım az biraz biraz
anlat bakalım kimsin nesin nedir bu naz
hep uzaktan olmaz yakından biraz
kanında sıcaklık var gibi gibi


güzel allahım

nuri uzun (aşık mevlevi)

ovaları, dağları, aşıp geçerken .
uzak yakın, konaklayıp göçerken .
kevser ırmağından, şerbet içerken .
doyum olmaz, nimetine allahım...
aşkın, ile tutuşup, yanar iken .
badeler içip, içip kanar iken .
vücudu şehrim, sana çınlarken.
doyum olmaz sevgine allahım ..
iki gözüm iki çeşme çağlarım,
bir sana secde eder bel bağlarım,
deli çaylar gibi coşar çağlarım,
doyum olmaz senin aşkına allahım ..
nail olsam, cemaline nuruna,
kanılmaz ki, senin yüce varına,
komşular eyle, sadıkların yanına,
doyum olmaz, himmetine allahım ..
koklar iken, gonca, gonca gülünden,
yüzer iken derya, umman gölünden,
mevlevim korkmaz, asla ölümden,
doyum olmaz, hikmetine allahım.


güzel aşık cevrimizi

pir sultan abdal

güzel aşık cevrimizi
çekemezsin demedim mi
bu bir rıza lokmasıdır
yiyemezsin demedim mi

yemeyenler kalır naçar
gözlerinden kanlar saçar
bu bir demdir gelir geçer
duyamazsın demedim mi

bu dervişlik bir dilektir
bilene büyük devlettir
yensiz yakasız gömlektir
giyemezsin demedim mi

çıkalım meydan yerine
erelim ali sırrına
can ü başı hak yoluna
koyamazsın demedim mi

aşıklar kara baht(ı) olur
hakk'ın katında kutl'olur
muhabbet baldan tatl'olur
yiyemezsin demedim mi

pir sultan abdal şahımız
hakk'a ulaşır rahımız
on ik'imam katarımız
uyamazsın demedim mi


güzel atomların yaptığı ayak

edip cansever

bir menekşe duyuyorum ellerimsiz
o kadar güzel ki, amerika bile güzel
sen bile güzelsin bensizce
atomlar bile güzel
moleküller bile
toplanıp ayak oluyorlar bende
ağız oluyorlar biraz
diş oluyorlar keskince
iki göz parlakça
on tırnak sivrice.

bir menekşe duyuyorum ellerimle
bir molekül duyuyorum
bir atom
korkunç
birleşip ayak olmuyorlar bende
ağız, diş, tırnak
göz olmuyorlar
hep birden,
hep birden bir şey oluyoruz işte

ağzı, burnu, elleri, kolları
o korkunç güzelliğe karşı.

kaynak yerçekimli karanfil


güzel aydınlık

necati cumalı

akdeniz göklerinden
köpüklerden, limon çiçeklerinden
gözlerimde kalan
güzel aydınlık
-nesrin'i bir defa öptüm

beyaz badanalı odam
annemin yüzüne, soframıza
gençlik hülyalarıma düşen
güzel aydınlık
-ümitsiz kaldıkça seni düşündüm

biz fakirdik ama iyi insanlardık
bolluk yıllarında da
felaket günlerinde de
seni yanıbaşımda gördüm
güzel aydınlık
tatlı aydınlık


güzel aylar

ziver genç

nisan gelince bir başka öter kuşlar
nisan yağmurları bir başka hayat verir doğaya
yeşerir tüm dünya
çiçek açar ağaçlar
mayıs haziran temmuzda
meyvesini yeriz bol bol
eylül gelince hüzün düşer doğaya
kolları kanatları düşer
yaprak döker aylar
ekim kasım derken
geçer aylar hoyratça
hüznünü şımarıklığa döndürür
ocak şubat mart
bembayaz olur aylar.

28.11.2007 21:15


güzel bahaneler

korkut sabah çelik

çiçeklerin festivali
rengarenk kelebeklerle
cıvıl cıvıl kuşlar ile
mavi deniz şahit
ılık bir rüzgar okşuyor tabiatı
ufukta beyaz bulutlar gülümsüyor
güneşin aşkı pembeleştirmiş göğün yanaklarını
sessiz bir şarkı okunuyor dudaklarından hayatın
aşka aşık kalbim durmaz coşar
gördü mü güzel bir bahane ardından koşar


güzel bayburtum

ilyas memiş

kendine has, şirin, özel bir şehir,
benim güzel yurdum, güzel bayburt’um.
var mı senin gibi güzel bir şehir ?
benim güzel yurdum, güzel bayburt’um.

baharda, her yerin yeşillik kokar,
şahlanır, çoruh’un bir başka akar,
yukarıdan kalen, heybetle bakar,
benim güzel yurdum, güzel bayburt’um.

dağların çiçekler, güllerle dolu,
tarihin, çileli yıllarla dolu,
yanık türkülerle, yollarla dolu,
benim güzel yurdum, güzel bayburt’um.

bir yanda camiler, türbeler, hanlar...
bir yanda yatıyor, şehit osmanlar,
yazılmış, dağlara nice destanlar,
benim güzel yurdum, güzel bayburt’um.

nice şairlerin, erenlerin var,
nice aşıkların, yarenlerin var,
kalplerde taht kurup duranların var,
benim güzel yurdum, güzel bayburt’um.

seni ancak sende yaşayan bilir,
sevgini gönlünde taşıyan bilir,
kışın soğuğunda üşüyen bilir,
benim güzel yurdum, güzel bayburt’um

özlemim, hasretim, muradım sensin,
dünyada cenneti aradım, sensin...
bir adım türkiye, bir adım sensin,
benim güzel yurdum, güzel bayburt’um.

ne söylesem sana, sen yine azsın,
sen bu şiirlerle anlatılmazsın,
dede korkut kalksın, destanın yazsın...
benim güzel yurdum, güzel bayburt’um.

13.11.2007


güzel bayburtum 2

ilyas memiş

tarihi çok eski, bilinmez yaşı,
ne sonu belli ne de, başı bayburt’un.
tarım, hayvancılık yaygın uğraşı,
bir de meşhur yontma taşı bayburt’un.

azalmış nüfusu, göç vere vere,
boşalmış, köyleri hep şehirlere,
dağılmış her biri ayrı bir yere,
kısıtlı imkanı, işi bayburt’un.

yıllardır vilayet istedi durdu,
bu gaye uğrunda çok uğraş verdi,
sonunda il oldu, murada erdi,
gerçek oldu artık, düşü bayburt’un.

güçlüdür, dürüsttür, merttir insanı,
bilinir her yerde bayburt’un şanı,
durdurdu kop’larda kat kat düşmanı,
beş yüze bedeldir, beşi bayburt’un.

kar yağınca olur, bembeyaz dağlar,
ne dereler akar, ne çoruh çağlar,
her taraf kapanır, her yer buz bağlar,
meşhurdur soğuğu, kışı bayburt’un

evelik pancarı, lorlu dolması,
galacoş, helvası, bir de tavası,
bayburt’ta yemeğin yenir en hası,
güzeldir, lezizdir, aşı bayburt’un.

nice aşıkları, erenleri var,
şair zihni’lerden, dede korkut’lar...
irşadi, hicrani, ağlar baba’lar...
eksilmez gözlerden, yaşı bayburt’un.

sert akar çoruh’u, yüksek kalesi,
sanki bir fildişi, mercan kulesi,
büyüler, kendini gören herkesi,
bulunmaz bir başka, eşi bayburt’un.

28.11.2007


güzel bir şiir gibiydi gözleri

evren göz

güzel bir şir gibiydi gözleri,
ve elleri ilkbahar kokardı.
güldüğünde dünyaları verirdim ilkbahara.
sonra güzel bir şiir düşünür, dünyaları alırdım.
bu böyle devam ederdi,
ve sen devam ederdin;
ilkbaharımda söylenen güzel bir şiir olmaya.

10.01.2000


güzel dediğim

sinan gündoğ

nerde güzel görsem içim gidiyor,
bakmasın yüzüme yağım eriyor,
şu uslanmaz gönül, doymak bilmiyor,
ah bu sevda varya beni, benden ediyor.

çok salınma güzel başım dönmesin,
fazla cilve yapma ateş sönmesin,
sevdayı bilmeyen beni sevmesin,
aşkta oyun oynayan, gözüme görünmesin.

içi dışı bir demek bana güzel görünen,
riya nedir bilmeyen, kötülükten arınan,
benim işim olmaz ki, ikiyüzlü yarınan,
ben neyleyim be güzel, bal vermeyen arıynan.


güzel dostum

mahzuni şerif

güzel dostum aramizda senlik benlik olur mu
neden gönlüm sarayini tarumar ettin böyle
bilirsin ki viranede hanedanlik olur mu
bir nefes alayim derken, bin zarar ettim böyle

aman aman aman güzel efendim
ıkrarim sana baglidir efendim
mevsim gitti sonbahara ulaşti
seller suskun baglar gazel efendim

her baharda boz bulanip, coşup coşup çagladin
geçemedim sellerinden yollarimi bagladin
diyari gurbete saldin, ardim sira agladin
figani figana katip, ahuzar ettin böyle

aman aman aman güzel efendim
ıkrarim sana baglidir efendim
mevsim gitti sonbahara ulaşti
seller suskun baglar gazel efendim

hey mahzuni sevdigimin sözünü ferman gördüm
kuru çöllerde dolaştim, susuz degirmen gördüm
ayaklarina yüz sürdüm, elinden derman gördüm
kaldirip vurdun sineme, zülfükar ettin böyle

aman aman aman güzel efendim
ıkrarim sana çok özel efendim
mevsim gitti sonbahara ulaşti
seller suskun baglar gazel efendim


güzel dostum

cengizhan çelebisoy

hedefin mutlu olmaktan çok mutlu etmekse,
körelmiş duyguları yeşertmek için tohum ekmekse,
sevmek, eğer başın öne eğik sevmekse,
bu tükenişin ne ilk ne de son olacak güzel dostum.

bahardı, hazandı derken çok yorulduysan
çıkacak karşına diye hep acıyla yoğrulduysan
sen çimenlerin altındayken, sevilmek için arandıysan
bu tükenişin ne ilk ne de son olacak güzel dostum.


güzel duygular

mehmet göksal

içimde garip bir duygu var
hani baharda kırlarda koşarsın ya
hani çiçekler arasında
bir kelebeğin peşinden
hani kollarını havaya açar da
bir oh çekersin ya
işte öyle bir şey
hani geçmişi hatırlar da
hayallere dalarsın ya
bir rüya aleminde dolaşır
arzu ettiğin şeylere ulaşır da
hani büyük bir haz duyarsın ya
işte öyle bir şey
hani o rüyanın bitip de
uyanıvereceğinden korkarsın ya
işte öyle bir şey


güzel gözlerin

göksel kurum

seni anlattığı için şiirlerimi seviyorum
bu mektuplar bu şiirler seninle güzel
şarkıların sensiz tadı yok biliyorum
seninle karşılaşamadığım için
inan ki günde bin kez ölüyorum

gecelerin yalnızlığı ile nasıl büyüyor bir bilsen
dağlar arkasından beliren gölgen.
sonra o güzel gözlerin, gece saçların
gün ışıklanana kadar seni bekliyorum.  


güzel gözlüm

serhat altın

şimdi git bakalım güzel gözlüm
koy dudaklarının kenarına kadın gülüşünü
sormadan öldüm mü kaldım mı diye
ardına bakmadan git.
ne salınmaz
yollara düşmez pervasızmışsın
ne yalandan rüyaların
kaçak sancılarıymışsın
ne yılandan olma
insandan doğma çıyanmışsın da
ben görmezmişim
ne kadar ağlasam boş şimdi
kafamı taşlara mı vursam da
seni hatırlamasam
gözlerime mil mi çeksem de
seni görmesem
bilmiyorum
kafkas dağlarının ardına kaçsam da
yedi cihandan kovulup mina'da taşlansam da
bileklerimden çivilenip çarmıhta kalsam da
ben senin
o güzel gözlerini seviyorum


güzel günler

mustafa sezer

güneşi alsam avuçlarıma,
bir elimde misketlerim,
kavim göçlerinden beri kapalı mahpus kaderim.
bilmem kaç kulaç hülyalarda,
derin kesikler yüreğimin orta yerinde,
sen gibi, kan gibi sıcak.
ayak diretiyorum geçmişime,
kulaklarım yarınlara,
gül desen gülemem gamzelerim yok benim.
kaybedecek ne var ki elde ?
girsem saraylara gözüm kara,
kürşat misali, kardeş dost yan yana.

20.01.2006


güzel havalar

orhan veli kanık

beni bu güzel havalar mahvetti,
böyle havada istifa ettim
evkaftaki memuriyetimden.
tütüne böyle havada alıştım,
böyle havada aşık oldum;
eve ekmekle tuz götürmeyi
böyle havalarda unuttum;
şiir yazma hastalığım
hep böyle havalarda nüksetti;
beni bu güzel havalar mahvetti.


güzel ırmak

ilhan berk

küçüğüm, bu senin sesin, güzel ırmak
önce rüzgarın öptüğü, sonra benim öptüğüm
bu bitmemiş şiirler senin ayakbileklerin
soluğun, kokun, karnın, gölgeli gözlerin
bu böyle çözülü göğsün, enine boyuna dudakların
sabahlara kadar ki büyük gözlerin böyle
bu dal gibiliğin, saçların, kırmızı ağzın
bu üstünde onca seviştiğimiz yatak sonra
sonra bu benim anı artığı eski yüzüm
tüylerin, tay boynun, küçücük çocuk ellerin
böyle yukarıdan aşağı gidiyorum seni
karışıyor, korkunç, ellerimiz ayaklarımız


güzel insan

yıldırım pehlivan

ne kadar güzel bi insansın
bi o kadar daha güzelsin ki
insanların -benli  ümitlerini taşıyorsun.
bense ümitlerimi yolculukalarımda kaybettim;
son istasyonu sende olan.

eylül 2000


güzel insan

yılmaz çelik

kalbi tertemiz, yüzü ak
sevgi dolu, merhamet dolu;
kinden öfkeden uzak;
yaşar hayatı, dolu dolu
herkes onu sever;
o, bütün alemi;
işte sana, güzel insan.


güzel istanbul

necati dikmen

senin özleminle asırlar boyu,
hayal kurup yaşayan her kul,
kavuşmak için bulup yolunu,
koşar kucağına güzel istanbul.

derdini dağlamak istercesine,
takılıp sevdanın bilmecesine,
tiryaki olunup her gecesine
içilir, bade gibi güzel istanbul.

venedik, ceneviz, bizans, osmanlı,
uğruna savaşlar verdiler kanlı.
fatih zapteyledi seni zamanlı
ölünür yolunda güzel istanbul.

eyüp'te mevlaya uzanır eller,
dua'ya başlar bütün üzgünler.
gül'den umudunu kesen bülbüller
ötüşür bağrında, güzel istanbul.

kimler geldi geçti sokaklarından,
şiirler doğdu şafaklarından,
gemiler süzülür ufuklarından,
salına salına güzel istanbul.

martılar sahilde kahvaltı yapar.
garipler bir yanda türküler yakar.
emirgan, bebek boğaza bakar,
zamanın içinden, güzel istanbul.

baharın başka, kışın başkadır.
tarihin dünyayla aynı yaştadır.
görüntün resimde ve nakıştadır.
dolarsın gözlere güzel istanbul.

senle yaşamayı başaran herkes,
duymaz yüreğinde başka bir heves.
karşına geçip de derin bir nefes,
alınca şifadır, güzel istanbul.


güzel kadın

muammer baydere

saygıdeğer kadınlara

aslında insanların hiçbirini kayırmam
fakat yeri başkadır gözü güzel kadının
esmer, sarışın, kumral birbirinden ayırmam
değeri bir başkadır sözü güzel kadının

ayağına giderim aradığım fas'taysa
birden büyür kederim hüzünlüyse, hastaysa
derdini dert ederim, hele bir de yastaysa
değeri bir başkadır yüzü güzel kadının

gerçi işin doğrusu herkes biraz seçici
bildiğim bir gerçek var, güzellikler geçici
acımasız seneler ömrümüzü içici
değeri bir başkadır özü güzel kadının

kiminde nehir gibi gönlüme akış olur
kiminde zehir gibi öldüren bakış olur
baharı tehir gibi kiminde hep kış olur
değeri bir başkadır yazı güzel kadının

şaka yollu bu şiir varsın bana nam olsun
başımın tacıdır ki yar olsun, anam olsun
eh artık birisinin adı kaynanam olsun
değeri bir başkadır kızı güzel kadının

istanbul
kaynak umutlarım komada


güzel kadın

yıldırım pehlivan

söyle bana güzel kadın
söyle neydi senin adın
şimdi seni nerelerde bulayım
kendimi hangi çöle vurayım

hangi martı sesindesin şimdi
yada hangi rakı şişesinde
bir kalp bulabildin mi seni sevecek
yada senin için çarpan kaç yürek
söyle benimkine denk

temmuz 2003


güzel kız

kadir aktaş

çarptı beni güzel kız
görünmeyen cinler gibi
ölümsüz bir aşk kuralım
güzel güvercinler gibi

çok sevdirdi bu hayatı
canıma can ekler gibi
hep güllerde yaşayalım
uçan kelebekler gibi

sıkı sıkı sarılalım
ayrılmayan eller gibi
aşalım tüm engelleri
çoşup giden seller gibi

haykıralım aşkımızı
ötüşen bülbülbüller gibi
dokunalım yavaş yavaş
rüzgar vuran güller gibi


güzel kız

ali bayraktar

merve yerebasmaz'a

önce gözlerini gördüm güzel kız
ışıl ışıl parlıyordu gülerek
alamadım gözlerimi senden
biraz istemeden, biraz bilerek
ve gülüşünü gördüm güzel kız
kış güneşi gibiydi, ısıttı yüreğimi
içimden söyledim sen duyamadın
dedim ki; güzel kız ver ellerini...


güzel kız

burak demir demirus

aç gözlerini güzel kız.
uzaklara bak gün doğarken.
gözünü aç, kalbini kapa,
bütün hüzün ve kedere.

bekle beni güzel kız.
o eski yerimizde.
bir kere olsun gülümse.
ben uzaklarda olsam da,
muhtacım sevgine.

anla beni güzel kız.
imkansız için varız ikimiz de.
ne birlikte ne ayrı
sen benle
ben senle

beni unutma güzel kız.
uğruna yaşadığım şeyleri,
yaşatmaya çalışıyorum ben.
sen tek eksiğim.

bilmelisin güzel kız.
göremesen de beni
hisset sıcaklığımı
uzakta değil içindeyim ben.

en muhtaç olduğun anda
beni düşün güzel kız.
çünkü;
ben de aynısını yapıyorum
her an seni yaşıyorum.


güzel kuşum

rıfkı kaymaz

küçücük gagası var
sevinir kanat çırpar
her gün öter cik cik cik
güzel kuşum minicik

nasıl da güzel sesi
evimizin neşesi
onu öper severim
neler neler söylerim:

can kuşum, güzel kuşum
sende sevgi bulmuşum
cıvıl cıvıl öterek
hadi bana gel kuşum

kafesinden çıkınca
kanat vurup çırpınca
pır deyip uçuşunda
içim içime sığmaz
omuzuma konunca

tüyleri yumuşacık
sarar beni sıcacık
gözleri nokta gibi
mini mini minnacık

yem yiyip su içince
durmadan, ince ince
ötünce sevinirim
her sabah seslenirim:

“güzel kuşum, gül kuşum
kafeste bülbül kuşum
bizi mutlu kılarsın
sen de her gün gül kuşum "


güzel ne güzel olmuşsun

karacaoğlan

güzel ne güzel olmuşsun
görülmeyi görülmeyi
siyah zülfün halkalanmış
örülmeyi örülmeyi

mendilim yudum arıttım
gülün dalında kuruttum
adın ne idi unuttum
sorulmayı sorulmayı

seğirttim ardından yettim
eğildim yüzünden öptüm
adın bilirdim unuttum
çağırmayı çağırmayı

benim yarim bana küsmüş
zülfünü gerdana dökmüş
muhabbeti benden kesmiş
sevilmeyi sevilmeyi

çağır karac'oğlan çağır
taş düştüğü yerde ağır
yiğit sevdiğinden soğur
sarılmayı sarılmayı


güzel olurdu

ahmet batal

içimde
sana karşı bir şey var,
yağmur yüklü bulutların akıp gitmesi gibi
içimden akıp gidecek bir şey
yağmadan.

içimde sana karşı bir şey var,
limanda çürüyen eski vapurlar gibi
karşı sahile varmadan batacak bir şey.

içimde bir sıkıntı var
bilinmeyecek.
bir söz var içimde
duyulmayacak.

ellerim ve avuçlarım var,
dokunamadan yanağına
yaşlanacaklar.
gözlerim ve dudaklarım var,
bakıp, öpemeyecekler seni.

oysa
ne güzel olurdu
bir kaç kadeh daha içmek seninle
ve kavrayıp belini bulmak huzuru
teninde.

oysa ne güzel olurdu,
söylemek şiirlerimi sana
ara sıra,
ve dolaşmak birkaç sokak daha
karaköy'de
ve sonra yine kararması havanın
seninle.

ne güzel olurdu
biriktirip mutluluklarımı
gülümsemek sana...


güzel övdüm hayalimden

mustafa suna

kömür gözlü narin dilber,
dönme öyle güne karşı !
gün karartır beyaz teni,
göz kararır tene karşı.

kaşı kalem; kirpik siyah;
gönlüm deldi; çektirdi ah !
uyku tutmaz; olur sabah;
kan kaynamış, kana karşı..

şalvarını ağı yerde..
yaktı beni; düştüm derde..
gözlerime indi perde;
can kaynamış; cana karşı..

gören yaşın on beş sanır.
yıllar yılı, her kes tanır,
aşıkları namın anır;
an kaynamış; ana karşı..

yazı yazdım; acı bitti;
kalemimin ucu bitti !
yol gözleyen bacı bitti;
ağıt söyler tan'a karşı...

güzel övdüm hayalimden;
gönlüm geçmez; helalimden...
" dallı mustafa " halimden;
" memnunum " der; sana karşı..

sarıcakaya - 09.06.2004


güzel sallanarak nerden gelirsin

erzurumlu emrah

güzel sallanarak nerden gelirsin
işin nedir maslahatın sevdiğim
kaldır nikabını görem yüzünü
balaban bakışlı gözün sevdiğim

ay doğa da altın başın parlaya
gün değe de top zülüfler terleye
seni bastırmayım kuru yerlere
gül döşeyim yollarına sevdiğim

tan yıldızı gibi parladın çıktın
gören aşıkların bağrını yaktın
güzel turna mısın gölden mi kalktın
al valasın yeşil başın sevdiğim

benim yarim porsuk bağlar başını
inci imiş sedef sandım dişini
el yanında baksam yıkar kaşını
tenhalarda gülüşünü sevdiğim

kıymetli ırak uzak dediler
zülüfü gerdana tuzak dediler
hay vah emrah'a yazık dediler
ağlama hey gözün yaşın sevdiğim


güzel sen

candaş koç

nerdesin şimdi ?
kulağımda bir vapurun tiz sesi
makineler, işleyen çarklar
ada, kadıköy, moda
insanlar burada
güzellikler yakınımda
en güzeli
en güzelisin
yoksun yanımda


güzel senden ayrılalı

aşık paşa

güzel senden ayrılalı
hayli zaman oldu gel gel
bak gözümden akan yaşım
ab-ı revan oldu gel gel

böyle m'olur küsüp gitmek
seni seveni terk etmek
haram oldu yemek içmek
işim figan oldu gel gel

kurulu yaydır basılmaz
gönül yarindan kesilmez
içmeyince dert eksilmez
boş kadehler doldu gel gel

kul aşık eder varmağa
halinden haber almağa
yetiş namazın kılmağa
seni seven öldü gel gel


güzel sevgili meleğim

abbas yurt

şu dünyayı bilir misin ?
sen kendini tanır mısın ?
ağlayana güler misin ?
güzel sevgili meleğim.

ömrünce çekmiş hep çile,
pes etmemiş bile bile,
benziyorsun gonca güle,
güzel sevgili meleğim.

hayalleri yorma düşe,
boşver yine sen çok yaşa,
su katılmaz pişmiş aşa,
güzel sevgili meleğim.

bükülmeyen bilek misin ?
kalplerdeki yürek misin ?
huri misin, melek misin ?
güzel sevgili meleğim.

bir gül, sümbül, lalesin sen,
yıkılmayan kalesin sen,
hepsinden de alasın sen,
güzel sevgili meleğim.

abbasım sana söylerim,
şu dünyayı ben neylerim,
boşa geçiyor aylarım,
güzel sevgili meleğim.

23.09.2000


güzel şey

necip fazıl kısakürek

ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...
hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber ?..

1977


güzel şey

necmittin davulcu

gülebilmek ne güzel şeymiş
umarsızlıklar içinde tatlı tatlı
ne güzelmiş kadınımın ıslak dudakları
sarılmak ne tatlı şeymiş
unutuvermek tüm sorunları
yaşamın maviliğine dalmak
tozkoparan yağmurun
altında


güzel vatanım

bülent bayraktar

o güzel toprağına, kokuna,
hasret kaldım 4 sene.
o güzel yemeklerin,
burnumda tüttü 4 sene.
arkadaşlarıma anlattım,
orası neresi dediler,
bende yanıt verdim,
güzel vatanım türkiyem.

zonguldak - mart 2007


güzel yalan

hüseyin alemdar

bir fotoğrafta üç şair
biri hayta, biri halim, biri heveskar
sina, ahmet, hüseyin
bakmayın objektife gülümsediklerine öyle
üçü de helecan üçü de hafakan
üçü ah yalan bir ana kan

derler ki şiire helal
göğü anlatır sina daima
her dizesi kendine lal--
ahmet mi ! derler ki şiiri alkol
iyi de cancağ’zım sarhoş bir dizesini gördünüz mü
herkese kol kanat kendine karakol--
ya hüseyin ! derler ki şiirin cepsineması
16 mm sinemalarda baba-oğul makinist
yarası kendine, şiiri büsbütün açık kalpkanaması

bir fotoğrafta üç şair
biri mecnun, biri mecruh, biri meczup
sina, ahmet, hüseyin
üçü üç ayrı doğu ili kırılan yerlerinden
biri bingöl, biri hakkari, bir mardin
üçü nasıl da birbirine daayak--
kadın alkol hayat
olmasa üçünden biri mutlaka birinden biri düşecek
düşse yalan, düşmese güzel yalan

öldüğünde şair olacak üçü de
kendi bağlarına dikilmiş yabancı yani !


güzelcin

cahit zarifoğlu

koşu koşuver nar gözlüm
yuvarlak biçimli ayakların
küheylan kolanı gibi kuşağın
gürbüz kalçalarının üzerinde
koştur azaplardan kaçalım
koruklar üzümlenmiş mi bakalım
bir söze iki gülüş bir öpücük
iki bedeni birbirine katalım
ruhsatlım sevdamsın beri gel
kanın höpürtülü başın dik
o seven yuyan bakışınla
içimi yu mermer döşegel
dorukta yeni ay ince işaret
geceye bir şey olmaz gayri
ne kem gözler gizlenir karanlığa
ne evin sevincinden korkan bulunur
asmalarda güneş ve çocuklarımız
çardakta ıslak ve ekşi uyur
bacın bazlama yağlasın sahan
mutluyuz tüm dünyaya duyur


güzeldi

oğuz ak

bilmesen de güzeldi
anı biriktirdim durmadan
düşler yetiştirdim bahçemde
gökten yıldızları topladım bir bir
bulutlardan yağmur çaldım kendime
bilmesen de güzeldi
güzeldi işte.


güzele

can yücel

dün gece senin küçücük elinle yalnız yattık  
yalnız senin küçücük elinle yalnızlık  
kandilli ilkokulu kadar kalabalık  
zilleri çaldığında düşlerinin  
sınıfların kapıları ardına kadar açık  
gökyüzünün, denizin, toprağın, hayalle, emeğin  
haklı sınıfları  

belki de baskın korkusuyla vefasız, akıntıya atılan  
kitaplar varya onlardan  
öğrenmiş marx'ı, gümüş balıkları  
ve belki de onun için o kadar,   
o kadar aydınlık ortalık...  

sen ki çicekleri toplamayan güzelim  
çicekleri sulayan çocuk  
ve ben ki buruk ve kavruk  
bir ihtiyar adamım artık  
öyle güzeldim ki senle, çiçeklerden çok  
ve anladım, anladım ki bir daha  
düşünde bile göremez işler  
düşlerin gördüğü işleri


güzele

suat demir

bilinmezliğe uyuyoruz,
kimsesizliğe uyanıyoruz,
umarsızlığa yaşıyoruz,
sonsuzluğa yok oluyoruz...

ne bir söz değiştirecek bunu,
ne bir öpücük,
ne bir kahraman gelecek,
ne isa geri dönecek...

sende gitmeden bir iz bırak bu dünyaya,
körler hayaller kursun,
sağırlar söz etsin,
çocuklar gülümseyebilsin,
büyükler duygulanabilsin,
adını her andığında,
daha güzel bir dünyaya...

11.03.2006


güzele naat

ahmet ilbasmış

hava ne güzel, nisan ne güzel,
karşılığı olmasa da aşkı yaşamak,
yüzemesen de denize bakmak,
ya bir gün beni severse diye dilek tutmak,
kısacası yaşamak ne güzel, yaşabilmek ne güzel.

30.01.2007


güzeli severim

sabit ince

yozgat, yozgat, yozgat
yoruldum yozgat..
yeşil dağlarına,
vuruldum yozgat...

bayrak, bayrak, bayrak
ay yıldız bayrak..
şerefim, namusum
vatanım bayrak...

allah, allah, allah
yaradan allah...
alemi noktada
bir eden allah

ince, ince, ince
sıratdan ince..
güzeli severim,
inceden ince..

22.12.1994


güzelim

günay mede

dağları delerim
aşk nedir bilirim
öbür dünyada bile
yine seni severim

çok tatlısın şeker gibi
yaktın beni odun gibi
ah bir bilsen güzelim
nasıl seviyorum seni


güzelim

a.vahap kaygusuz

hergün ben den bişeyler beklemesen,
inan çok iyi olacak.
çünkü yazacak çok şey var ama ben hiçbirşey bulamıyorum sana yazacak.
kime yazıyorum biliyormusun yazdıklarımı.
gönlümdeki sene yazıyorum.
bundan dolayı seni sana anlatmak saçma geliyor.
bendeki seni; sendeki sana anlatıyorum.

kendini bir başkasının hayalinde, hayal etmek,
bir başkasının hayalinde dinlemek, duymak nasıl bir şey
kendini bir başkasının düzenlediği güzellikler içinde yaşatmak nasıl bir şey
ben biraz zor anlıyorum.

hergün bendeki seni sana anlatıyorum.
bilmiyorum bendeki seni sen ne kadar seviyorsun
veya kendine ne kadar benzetiyorsun.
ama ben bendeki seni de sendeki seni de çoook sevişiyorum
canım dostum.

peki sen hangisini seviyorsun. ?
bendeki seni mi ? sendeki seni mi ?
birini seçmemiz lazım güzelim

ya bendeki sen ya da sendeki sen
şu anda iki cambaz bir ipte oynuyor,
iki horoz bir çöplükte ötüyor.
biri fazla güzelim

ya bendeki sen, ya da sendeki sen
tercih yap ve bildir güzelim

-biraz felsefi mi oldu ne güzelim
ben yazarken pek bir şey anlamadım.
sen okurken sanırım anlarsın-

sevgiyle kal kendine iyi bak canım dostum


güzelleme

cemal süreya

bak bunlar ellerin senin bunlar ayakların
bunlar o kadar güzel ki artık o kadar olur
bunlar da saçların işte akşamdan çözülü
bak bu sensin çocuğum enine boyuna
bu da yatak olduğuna göre altımızdaki
bak bende yalan yok vallahi billahi
sen o kadar güzelsin ki artık o kadar olur

işe bak sen gözlerin de burda
gözlerinin ucu da burda yaşamaya alışık
iyi ki burda yoksa ben ne yapardım
bak çocuğum kolların işte çıplak işte
bak gizlisi saklısı kalmadı günümüzün
gözlerin sabahın sekizinde bana açık
ne günah işlediysek yarı yarıya

sen asıl bunlara bak bunlar dudakların
bunların konuşması olur öpülmesi olur
seni usulca öpmüştüm ilk öptüğümde
vapurdaydık vapur kıyıdan gidiyordu
üç kulaç öteden istanbul gidiyordu
uzanmış seni usulca öpmüştüm
hemen yanımızdan balıklar gidiyordu.

kaynak üvercinka


güzelleme

murat soyak

kuşlara gidelim
yağmur yol
çiçek çiçek bahçe
toprak kokusu

kuşlara gidelim
çağlayan dere
koş çocuk koş
baharı karşıla

kuşlara gidelim
gülümseyen gün
yenice çimen
pırıl pırıl

kuşlara gidelim
güle oynaya
dağ dağ sevinç
tut elimi.


güzelleme

behçet kemal çağlar

kaç oyuksuz mihrabı kaya sanıp geçmişim,
kaç zemzemi serince bir su deyip içmişim,
minber sahanlığını yayla sanıp kaygısız,
seccadeyi ot diye çiğnemişim saygısız.
gözüm birden açıldı hem düne, hem yarına
dayayınca alnımı ağrı'nın karlarına;
hidayetin ışığı erişti gören köre;
gözlerimin önünde belirdi birden bire
üç yanım diz çökmüş, el açmış sular saran,
dağ dağ minberleriyle bir yandan hakka varan,
üstüne gök kubbenin çatıldığı tapınak,
eski boy boy göçlere bağrını açan konak.
yiğitliğin kulesi, güzelliğin kumaşı,
insan yaratışının tarih boyu potası
harcı insan kanıydı, tozları insan külü,
içi dışı tütsülü, suyu seli büyülü...
ya taş kesilip onu dinlemek istiyorum,
ya dağdan dağa şöyle ünlemek istiyorum:

ey yıldızlı fistanlar, ey topraklı mintanlar,
ey bire on başaklar, otlar, dağlar, bostanlar
ve daha sık boy atan destanlar diyarı hey !

ey ilk büyük insanı doğuran ilk ananın.
ey çilenin, cefanın, güvenişin, inanın,
ince minarelerle sinan'ın diyarı hey !

en uysal barışların, en çetin hamlelerin,
oyalı sütunların, abide cümlelerin,
nefi'nin, mevlana'nın, homer'in diyarı hey !

ey şehrayin geceler, irem bağı sabahlar.
yunuslar, köroğlular, seyraniler, emrahlar,
eşsiz sevaplar, eşsiz günahlar diyarı hey !

ey sebiller, kubbeler, hanlar, kervansaraylar,
yola düşen gölgesi zafer olan alaylar,
ey sinsinler, horonlar, halaylar diyarı hey !

halılar, telkariler, çiniler, kadifeler;
keloğlanlar, adsızlar, alperenler, efeler,
gönlünün koltuğunda kafalar diyarı hey !

ot görmemiş bozkırlar, kat kat yeşil yamaçlar,
anadan doğma keller, topukta sırma saçlar
keskin dertler, kestirme ilaçlar diyarı hey !

ey ciritler, kalemler, oraklar, yatağanlar;
ey turnalar, şahinler, ibibikler, doğanlar;
selce taşıp rahmetçe yağanlar diyarı hey !

ey mısır koçanından kırılan inci dişler,
ey en derin bilgiye taş çıkartan sezişler,
ey dile gelmiş kurtlar ve kuşlar diyarı hey !

tanrı yeşili zeytin, çoban yeşili söğüt,
halk türküsünde isyan, atasözünde öğüt,
ey gümüş, kömür, demir ve kükürt diyarı hey !

kız gibi ceylanların, ceylan gibi kızların,
ötmez olmuş kuşların, ötüp duran sazların,
ve sözün kısacası; bizlerin diyarı hey !

doğubayazıt - 1937
kaynak türkiye şiirleri


güzelleme

cahit külebi

evinizin önünde dolaşsam
seni bulamazdım,
sen gözlerinde bahçeler olan
şimdi evimdeki karım.
senin kadar güzel olsun çocuklarım

gökyüzü bugün ne kadar da çok
yıldızlarla dolu avuçların


güzelleme

mehmet şahin kaçar

sen ne söylenmez güzelsin, her kulun bir şah olur
devletinden nice vahşi nice katil mah olur
can bulunmaz heybesinde sende canı bulanın
her gülüşün bir güneştir batmasam günah olur...


güzeller

turan biçer

ne güzeller gördüm
hiç biri sen değildi
bazıları biraz andırsa da
kiminin saçları
kiminin gözleri
inan ki hiç birinin
sana benzeyemezdi elleri
benzeyemezdi parmakları



21.06.2006


güzeller

recep uzun (aşık larendeli)

nice güzellere, verdim de gönlümü
yaka, yaka, kül eyledi güzeller beni.
çaldırdım ansızın, aşka kalbimi
seke, seke, yol eyledi güzeller beni.
cevri güzellerin sürüsüne varayım
arayayım ben nazlı yarimi bulayım
neyleyim sevgisiz dünyayı neyleyim
çeke çeke gel eyledi güzeller beni.
doyum olur mu, hiç güzellerin nazına
gülüşleri benzer, baharın yazına
bülbül olup düşdüm ben, figan avazına
şaka şuka del eyledi güzeller beni.
larendelim şu güzellerin gönlüne
bahçıvan olsam, bahçelerinde gülüne
aşığım her güzelliğe, dünden bugüne
aşkın sahrasında yel eylediler beni.


güzeller güzeli

fatih topraktepe

yorulmak hayat kavgasında
çırpınmak bir dilim ekmek için
en az sevmek kadar güzel
alın terinin karşılığını almak
yorularak yaşamak
kusura bakma ama sevgilim
en az senin kadar güzel
gün gelip de geriye bakınca
doğru yerde olduğunu bilmek
kendini kazandığını bilmek
en az yaşadığını bilmek kadar güzel


güzeller şahı dileğim

mustafa suna

seherin vaktinde, güzeller şahı.
salınıp, geziyor, gör hele, mah'ı
duyar mı mahi, çektiğim ahı ?
kararmış yollarım, göremiyorum.

her sabah, her sabah divana durur.
gönlümün tahtarı, içimi burur.
al nikabın çekmiş, pınarım kurur.
bezenmiş gülleri deremiyorum.

buğdaylar sararmış, gözlerin gece.
baharım zay oldu, beklerken; " hee " ce.
çözemedim, yıllardır, nasıl bilmece.
dileğim divana veremiyorum.

sıladan gurbete, yollar bükülür.
suna boylum, şakan, diller bükülür.
sonsuza uzanan kollar bükülür.
canımı canana seremiyorum.

erzurum - 13.01.1982


güzelleri severim

hasan turan

çaresi yok bu dert beni del’eder
ya ölürüm ya güzeli severim
yarin saçı tel tel olmuş el eder
ya ölürüm ya güzeli severim

seller vardır akar akar durulmaz
gönüllere yasak bentler kurulmaz
zenginlik züğürtlük benden sorulmaz
ya ölürüm ya güzeli severim

dilinin ucunda bir tek söz olsam
gezdiğin yollarda toprak toz olsam
ürkek ceylan gibi yurttan yoz olsam
ya ölürüm ya güzeli severim

yollarımı bağlar bilmem yele ne
yağmura ne tufana ne sele ne
ben sevmişim ben severim ele ne
ya ölürüm ya güzeli severim

çıkamadım şu gönülle başa ben
" kader " yazdım göz yaşımla taşa ben
tutulmuşum sarı saça kaşa ben
ya ölürüm ya güzeli severim

dağlar aşsam dizlerime hız gelir
hasta düşsem ne su ne de buz gelir
dünya bana düşman olsa vız gelir
ya ölürüm ya güzeli severim

hasan turan gene bitti uzun yaz
al kazmayı mezarını kendin kaz
yaş yüz olsa gönül gençtir kocamaz
ya ölürüm ya güzeli severim

kaynak nem alacak felek benim


güzelliğim

kadir imdat

bir çiçektin sen
bense bir güneş
saklanırdım bulutların ardına
ıslansın toprağın diye
önce yavaşça filizlenirdin
sonra yeşil bir küp olurdun
ağırdan açardın yapraklarını
çıkardım bulutun ardından
gözlerini çevirirdin bana
sessizce bir ateş çökerdi içime
patlamayı isterdim
ama gözlerin izin vermezdi
çünkü oraya her baktığımda
kendimi görürdüm
ve kıyamazdım cüsseme..


güzelliğin

fatih usta

güzelliğin büyülüyor,
kimse kendinde değil.
o kadar tatlısın ki
seni sevmemek elde değil.

sabahı olmadan gör,
gör ki seni seviyorum.
zaman geçmeden sev,
sev ki seni bekliyorum.


güzelliğin boş

cundullah fidan

yabani kiraz ağacı gibisin ilkbaharda,
büyüleyici güzelliğin;
ama verebileceğin bir kiraz bile
yok...

karlsruhe


güzelliğin on paretmez

aşık veysel şatıroğlu

güzelliğin on par'etmez
bu bendeki aşk olmasa
eğlenecek yer bulaman
gönlümdeki köşk olmasa

tabirin sığmaz kaleme
derdin dermandır yareme
ismin yayılmaz aleme
aşıklarda meşk olmasa

kim okurdu kim yazardı
bu düğümü kim çözerdi
koyun kurt ile gezerdi
fikir başka başk'olmasa

güzel yüzün görülmezdi
bu aşk bende dirilmezdi
güle kıymet verilmezdi
aşık ve maşuk olmasa

senden aldım bu feryadı
bu imiş dünyanın tadı
anılmazdı veysel adı
o sana aşık olmasa


güzelliğin özdedir

mustafa aydınlı

sen şirin değilsen, ferhat olamam
görmedim leyla'yı mecnun kalamam
ben aslı'yım diye gezip durursun
daha benden iyi, kerem bulaman.

ısıtır içimi, senin her halin
gözlerin baksa da ayırma elin
beklerim, bu yana düşse ya yolun
daha yol üstünde fazla kalamam.

beş, on güzel, birlik olup gelseler
beş, onu da hep yanımda kalsalar
dünya güzelleri gönlüm alsalar
senden gayrisinden ilham alamam.

güzelliğin, gözde değil özdedir
bak inancım, yüzde değil sözdedir
iki gönüldeki kıvılcım nedir
ben her kıvılcımda ateş olamam.

aydınlı sevdası, herşeyi sana
türküler yazarım, ben yana yana
içimde bir umut, kopar fırtına
daha senden gayrisine gülemem.


güzelliğin tamamlasın

ibrahim şahin

ı

tüketiyorum duygularımı da…
her geçen gün
her yağan yağmur
yüzünden eksiltmede
simsiyah ifrit fikrimi
şimdi yurt edinmede
yalnızken kaçamazdım
yüzünün aydınlığına kapılar kapanırdı da
cehennem kabuslarını kamçılayan yıldırımlara
yağan yağmur olurdu yüzün

(nerden yetiştiğini hiç anlayamamışım)
(gel, demişsin de sanki duyamamışım)

ki yüzünün aydınlığı büyütüyordu bizi
ki yüzünün aydınlığı büyük ve onurlu kılıyordu bizi
(sen de görsünler sıradanlık içinde büyük olmayı)
çiçeklere öykünüp çiçekleri kıskandırıyordu yüzün !
topluyordu, dağıtıyordu yüzün
çaresizliğinde güçlü
güçlülüğünde çaresiz !
yüzün
sonsuz bir ayna gibi
sen istediğin için
tutuşturunca yüreğimi
acemi bir yağmur olup yağan yüzün
(çocuk, bırak ne çıkar bir yangından !)
çocuk yüzün, çocuk kalası yüzün
yüzün
içimin davetsiz ferahlığı !

ıı

yaşam boyu yıkılışlarımı anlatamadım sana
ne çok isterdim sana anlatmak anlatmak
ve dinleyen susan gözlerinde susmak
susmaların en güzelini susmak isterdim

ııı

hüzün toplayıp dağıtmaktan yorgun bedenim
denizleri, bulut olup yağan sular besler
kendi olan suları kendinden olan suları besler...
karelere bölüp sakladığım
yokluğunun sığınaklarında
yeniden yeniden tükettiğim her şey
sadece tükeniyor...
senli olan her şey
öksüzlüğünü kuşanmış karşımda duruyor

ıv

sen olmayınca
geniş bir suskunluğun eşiğinde şimdi
zaman
siyah bir kedi bakışı kadar
adsız
zaman
siyah bir kedi bakışı kadar
tanımsız
bir heykelden geriye kalan parçalar gibiyim
biçimli ve anlamlı olan her şeyden artakaldım
ayaklar altındayım
sıradanım, o kadar sıradanım ki
olağanım o kadar olağanım ki
giderek bütün adlarımı anlamlarımı yitiriyorum
bütün sıradanlığımı takınıp seni bekliyorum
umarsız bir çocuk saflığı içinde
annesinin dönmeyeceğini bile bile, döneceğine inanan
ve umudunu annesine inancıyla birleştiren çocuk
gözlerini ufuklarda gezdiren ve yoran çocuk
uzaktan biri andırsa annesini
yüreğinin hoplamasına sevinen çocuk
bununla yetinen çocuk
gözleri yorulunca mı uyur çocuklar ?

bursa - 12.07.2005


güzellik

arif nihat asya

hastalık, sevgisizlik, öksüzlük...
  neler geçirdim ben !
çıkabilseydi bir, " güzel " diyecek
  güzelleşirdim ben !


güzellik

timur ilikan

ne varsa güzellik adına gelir cenabı hakk'tan
ne anlar çirkinlik membağı zalim haktan hukuktan

istanbul - 04.11.2005


güzellik

göksel kurum

güzellik
sana öyle yakışmış ki anlatamıyorum
gözün başka güzel
sözün başka güzel
yüzün başka güzel
hele düşmek seninle aşka güzel
alem bana değil
ben sana hastayım
seni görmeden geçen
her saniye yastayım
artık hiç birşeyi merak etmiyorum
her şeye cevap sensin
isteyen istediğini beğensin
ne mutlu bana
yakınım sana
yüreğimde tek sevilensin
ne zaman nereye gitsem
sanki karşımdasın sen
tiryakin oldum hemen
düşünmeye doyamıyorum
neyimsin, kimsin
adını koyamıyorum
'her şeyimsin'diyorum
az geliyor
yüreğimdeki yerine

sana çiçek getiremem
sana sunulacak çiçek olsa olsa cennet'te olur.


güzellik geride kaldı

özdemir asaf

benim yüzüm, yüzünden baştan başa hüzündür.
ikisinden birisi ikimizden biridir.

görmeli'dir, eskidir, yaşamış'a dönmüştür
yarışa çıktıkları güzelliği geçmiştir.

ağladığını bilir bilmediği şeylere
güldüğünü unutmuş, hiç görmemiş gibidir.

taşınmayan ne varsa bir yerden öbür yere
seve seve taşımış, sırtına yüklemiştir.

parayla ölçülmeyen sevgi saygı borcunu
ne aldıysa ve kimden aldıysa ödemiştir.

verdiğini unutmuş onun ne olduğunu
ne verdiyse ve kime verdiyse yok bilmiştir.


güzellik gördüm

halil gülel

baktikça aleme güzellik gördüm;
sevgiye bir deger biçilmez dostum.
zerreden kürreye merakla girdim
sir içinde sir var kaçilmaz dostum.

mekan çok geniştir zaman ince yol,
en güzel yaratik olsa insan kul,
her şey merkezinde her şey çok makul
bu ilim boş yere saçilmaz dostum.

ınsan olmak insan gerçekten zordur,
sözünde duranin zihneti ardir,
ıbret almak için çok ibret vardir
dünyadan boş yere geçilmez dostum.

yemek içmek amaç degil cihanda,
dogru dürüst hayat sürün her yanda,
eşsiz bir zihnettir ahlak imanda
kibirle hakikat açilmaz dostum.

zannetme güzellik kendi eserin,
evreni bir düşün hem de çok derin,
ressam halil, aşkla mevcut degerin
hakk emrinden başka seçilmez dostum.

düsseldorf - 21.09.2000


güzellikler ve çirkinlikler

timur ilikan

uğraş elinden geldiğince uğraş güzelliklerle
savaş mümkün olduğu kadar savaş çirkinliklerle

istanbul - 23.11.2005



bilgi ara /  www.bilgiara.com

Şiir ara / www.siirara.com / şiirler
şiir, şair, şiiri, şairi, şiirler, şairler, şiirleri, şairleri...