Şiir ara                                                   34.358 efsane şairden 335.104 efsane şiir Aradığınız şiirin başlığını yazın.                                    ç  ğ  ı  ö  ş  ü 

Şiir ara

İçerisinde gel* geçen şiirler
toplam: 100 sonuç...

gel

necip fazıl kısakürek

yüzün bir sebepsiz korkuyla uçuk,
o gün başucuma karalarla gel
arkanda, çepçevre, kızıl bir ufuk,
tepende simsiyah kargalarla gel

elinden, dal gibi düşerken ümit,
ne bir hasret dinle, ne bir ah işit;
bir yaprak ol, esen rüzgarlarla git,
kırık bir tekne ol, dalgalarla gel..

1930


gel

ahmet ünal çam

karanlıklardayım, gel
  ışığım ol
unuttur çirkinliğimi
  aşığım ol
dar günümde ekmeğim, aşım
  can yoldaşım ol
al beni benden
  ver kendini bana
  gir kalbime
  canım ol
  cananım ol


gel

emre altınok

son gemi nefesini burnuma üflemiş.
gözlerin kuşun kanadına mı binmiş ne ?

bilmem ki...

mümkün mü be nazlı ?
utanma hadi söyle !
sen de saklandın o rüzgardan,
içimi her çekişimde aşk diye bağıran,
sen kokan o rüzgardan.

sonbahar yapraklarından saklandın.
hüzünden, dalgalanan nehrinden umudun.

beni gözle oracıktan; utanma !

unutma ki;
ben gözlendikçe,
kulaklarım kızarınca
aşk olur,
seni düşünürüm.

kuşun kanadına mı binersin,
yoksa bulutlara mı ?
bilmem;
ama...

utanma be nazlı !

gel hadi !

gel !

03.04.2000


gel

bircan çalışkan

gel o unutulmaya yüz tutmuş şehirleri beraber kuralım seninle...
mimarı olalım yolların köprülerin gökkuşaklarının...
altından geçelim yedi rengin birden...
duvar diplerinde biten sarmaşıklara yol gösterelim
gökyüzüne kadar... büyümeleri için...
bir kar suyunda yıkanalım... bir kor güneşte kurulanalım...
gel tarihe gömülmüş uygarlıkları çıkaralım gün yüzüne...
mecnun'un geçemediği çölleri geç sen,
leyla'nın katlanamadığı acılara katlanayım ben...
yüzünde yeni bir ülke bulayım sesinde keşfedilmemiş bir nehir...
gel seninle tarihi yeniden yazalım...
sayfa sayfa
satır satır
yeni bir alfebe öğrenmişçesine
harf harf

2001


gel

mustafa özke

varmadan gün evine
dal karanlığı çökmeden
yüreğim göçmeden gel
dutlar yere düşmeden gel
gel
gel artık
bekletme
gelirken saati kurmadan gel
ayın şavkı vurmadan gel
gel
gel artık
bekletme
gel
geleceksen
kimseye görünmeden gel
görünürsen
sonra ne der el


gel

aysun yıldız

bakamaz oldum
gurur bir yanda
bir yanda teveccüh
gel
yatamaz oldum
döşekler üzerimde
yanan gözlerde
uyku hayaldir artık
okuduğum her mısrada
seni görür seni duyar
oldum
yarınımın gündüzü yok
geceler
bir de rakı
dostlar da gitti
çaresizlik bu ya
bunu ben seçtim
suçlu da aramam
gel
ya rakıma ortak ol
ya da gecelerime
bu gözler güneşi özledi
gel
bu yürek tükendi
teveccüh tükendi
gurur tükendi


gel

ömer soy

bana sevda olacaksan gel
özlem, sitem, hasret olacaksan gelme
bana gül, demet olacaksan gel
diken olacaksan gelme

bana ayrılıkları bitireceksen
bana özlemlere son vereceksen
bana gecelerime ışık olacaksan
bana seni sevdim diyorsan gel

bana dua edeceksen gel
beddua, küfür edeceksen gelme
bana karanfil, buket olacaksan gel
ayrık otu olarak gelme

bana dünyaları vereceksen
bana ümit olacaksan
bana acıları dindireceksen
bana seni sevdim diyorsan gel


gel

soner güler

gözlerinle gönlüme dokunmayı öğren, gel...
hiçbir şey yapmadan herşeyi bana veren, gel...

işkenceli gecenin en sonunda daldığım
rüyalarda yüzünü anılardan çaldığım;
avutamam kendimi, hayal istemem, sen gel...

sabah sensiz çırçıplak sevgimden irkilirim,
bedbaht bir günü haber verir ağaran fecrim.
her an ufalıyorum zamanda, istersen gel...

külleşen parmaklarım tutamıyor resmini,
bu yangın aratmıyor aslı'nin kerem'ini.

var olmayabilirim şu an yarın, erken gel...
beni herşeyim ile son bir gün severken gel...


gel

erkan başok

mutluluk dünyamı aldı gidişin,
kalmadı o sıcak yüzü güneşin,
içimde sızlayan hasret ateşin,
bir aman vermiyor, gel cennet gözlüm...

sımsıcak bir busen ukte kalmasın,
şu deli yüreğim yara almasın,
yemyeşil iklimim bir çöl olmasın,
bir akşam yağmurla gel melek yüzlüm...

gözlerim yollara hep takılmasın,
sevgiye inancım hiç yıkılmasın,
hayaller ortada bırakılmasın,
bir bahar vakti gel gonca gülüm...

anladım ki yokmuş senin bir eşin,
sönmeyen volkanmış beni sevişin,
dünyamı yıkarmış veda edişin,
acıyı tattırma gel tatlı sözlüm...

çorlu - 20.12.2002


gel

mustafa yazgan

vefasıza

cebimizde üç kuruş. bir metelik
onları da yarim gibi kaybettim
param olmasa da kal bu gecelik
arzularımı yüreğime hapsettim

sofra hazır gel, geç otur karşıma
bir bir kadahlere dalalım bugün
boşverelim giden zalim aşkıma
anılarını ateşe atalım bugün

gaziantep'te bir çay bahçesi - 02.05.2002


gel

gökhan tok

bir gün gücün yeterse
ormanıma doğru gel !
ben en bodur ağaçta
sararmış bir yaprağın,
en küçük damarıyım.

bir gün gücün yeterse
denizime doğru gel !
ben karanlık sularda
fırtınaya özenen,
isyankar bir dalgayım.

bir gün gücün yeterse
yağmuruma doğru gel !
ben kara bir bulutta,
ha düştü ha düşecek
bir yağmur damlasıyım.

bir gün gücün yeterse
mezarıma doğru gel !
ben çiçeksiz mezarda
duyulmayan inleyiş !..
kupkuru bir kafayım.

bir gün gücün yeterse
varlığıma doğru gel !
ben acı bir oyunda,
belirsiz geleceğe
atılan şans zarıyım.


gel

pınar ulusoy

gel, içelim bu akşam
istanbul bizi dinlesin
biz geçelim galata’dan,
bugün kuşlar bizi dinlesin

her şeyi bırak, gel
başbaşa olalım, yapraklar hışırdamasın
bir saz olsun başımızda tıngırdayan
bir de rakılarımız

biraz da geçmişten söz edelim
eski galata’dan
eski ben’den
eski sen’den…


gel

necati keçeli

nice gecelerim sensiz geçerken
akşam olup uykuya dalınca gel
gözlerden süzülüp aşkı içerken
gözlerim gözlerin arayınca gel

canı gönülden özleyip ararken
cansız resimleri sevip sararken
gelirsin diye yollara bakarken
gel diye bir haberi salınca gel

içimdeki özlem çekip gitmeden
bahçedeki güller solup bitmeden
gönlüme hüzün’ü ekip dikmeden
gel diye iki satır yazınca gel

mecnun gibi düşmeden susuz çöle
muhtaç kalmadan o cansız hayale
dudakların zevkten olmadan lale
dudaklar dudağı isteyince gel

başkasına davul zurna çalmadan
bir gün el aleme damat olmadan
gül çiçek gibi dalında solmadan
sana aşkım sevgilim deyince gel

adana


gel

sadık kaya

nasıl olur da özlemem seni...
her yağmur en az günde iki kere
kokunu getirir bana...

sabahları penceremi bir açayım yeter ki
bahar gibi dolarsın
evimin her santimine...

nasıl olur da özlemem seni
bakmasını bildikten sonra yüreğime

ağır ağır ve sonra hızlıdır nasılsa
kalbim durduramaz kendini...
aşkım, kadınım, özlemlerin en tatlı yerindeyim
acısını hissetmez aciz bedenim
hissetmeden acısını gel...

baksana buram buram gün doğuyor üzerime
batmadan güneş gel
gel de doyur bendeki seni...


gel

ertuğrul serdaroğlu

ister yağmur ol gel, ister güneş ol
ister yıldız ol gel, istersen ay ol gel
bir gün çıkıp gel
ister gündüz ol gel, istersen gece
istersen sonbaharda, istersen ilkbaharda
ister dalgalarla gel ister bulutlarla
istersen rüzgarla gel
bir gün çıkıp gel...
ister hüzünlerinle gel
ister sevinçlerinle gel
gözyaşlarını bırakarak sevinçlerinle, isteğinle gel
ister umutlarınla ister hayallerinle gel
ister kalmak için istersen gitmek için gel
ister pazar günü, istersen her gün gel
ama bir gün çıkıp gel
her zaman gel... yeter ki gel...


gel

seçkin gündüz

düşler nedense hep
   bir başka düşte gerçekleşiyor
kırılıp kırılıp
   yeni bir düşe dönüşüyor ya da
sevgi üreten
güç saçan
karamsarlıktan kaçan
gel
birlikte düşleriz
gel
birlikte düşünürüz
duyar
   duyumsar
   duyarlaşırken
  gerçeği aşar
  kim bilir
  belki de birlikte


gel

serkan yeke

yollarına gül döktüm
gel benim için topla
acılara tuz bastım
gel sende ekle
bir gün değil her gün öldüm
gel benimle ağla
yokluğun zulüm oldu
gel zalim olma
ben bu yola baş koydum
beni hafife alma
seninle bir ömür giderim
gel bu yola benimle başla


gel

turan biçer

ne olur gel tut ellerimi
içim üşüyor
ısıt beni sıcaklığında
böyle bırakma korkuyorum
nerdeysen, kimleysen bırak gel
saçların dağınıksa boş ver tarama
ayakların çıplak ta olsa gel
yavrusunu arayan ana gibi gel
kardeşine hasret bacı gibi gel
sarılar gibi, maviler gibi, yeşiller gibi gel
güller gibi, menekşeler gibi, sümbüller gibi gel
özlem gibi gel
hasret gibi gel
vuslat gibi gel
leyla gibi, şirin gibi, aslı gibi gel
umutlarım tükenmeden
ışıkların hepsi sönmeden
bekliyorum  ne olur gel

31.07.2003


gel

ahmet turan solak

gel, yeter ki gel
bulut ol yağmurunla
güz ol rüzgarınla gel...
gel, bahar ol çiçeğinle,
ağaç ol yaprağınla gel...
gel, sıla ol özleminle
yar ol, hasretinle gel...
bana gel, gel kalbime
hasretinle yanan yüreğime gel
seninle dolup taşan şu gönlüme gel...

kayseri - 16.02.2007


gel

sefa şahin

yalnızım odamda sessizliği dinliyorum
hava soğuk..
bırak pencereyi açmayı dışarı bile bakamıyorum..

önceden aklıma bile gelmezi pencereden bakmak
yanımda sen varken..
şimdi duvarlar üzerime geliyor sanki, boğuluyorum
yokluğunda..

sarılıyorum yalnızlığa sıkı sıkı
unutulmuş ve terkedilmiş hissediyorum kendimi
bir sigaram var, ben bırakmak istesem de
beni bırakmayan
seviyorum hem de çok, beş dakika da bitse bile
biliyorum ki, kendi gitse bile dumanı benimle.

aşka benzetiyorum sigarayı
yavaş yavaş öldürüyor insanı
acı veriyor zamanla
bırakmak istesen de bırakamıyorsun
her türlü imkansızlıkta bile arıyorsun

biliyorum hayat böyle
dertler bitmez, doğumla başlar
ölümle son bulur..

doğarken yanımda değildin
bari ölürken gel

sivas


gel

sami ercan

sardığım cigaramın tütünü ol
gel bitanem gel, gel gönlüme gir
çektiğim her nefeste ciğerime dol
gel bitanem gel, gel gönlüme gir

ayrılığın acısı zehir mi zehir
içtiğim tek içecek kahır
hangi gün ? ne zamana kadar tehir ?
gel bitanem gel, gel gönlüme gir


gel

ozan aydın

yağmur yağmalı gizemli gözlerinden
acılarımın kavurduğu susuz yüreğime.
durulanmalı yüreğim ateşli yaralarından
ve günahlarımdan.
sensizliğin kararttığı yüzüme
güneş gibi doğmalı gözlerin;
aydınlatmalı karanlıklarda boğulmuş benliğimi.
bir yağmur yağmalı o gizemli gözlerinden
hemen şimdi
sensizlikten kuruyan, solan yüzüme
gözlerinden gizemli yağmalı yağmur.

yokluğunda
damla damla biriktin yüreğime;
yağmur damlası gibi saf ve temiz.
yokluğunda
çatladı dilim susuz toprak gibi.
mecnun'un düştüğü çöle döndü bedenim
çöldeyim şimdi, mataramda gözyaşlarım var
çöldeyim, gözlerimi yakıyor serabın.
su " su " adın gibi bellediğim su�
yüreğimde su gibi çağıldayan bir haykırış var:
yağ " yağ " yağmurlar�

her gece titrek yüreğimi içine çeken labirentler;
bağırıyorum, adın yankılanıyor duvarlarından.
benim serabım, rüyalarım, hayalim sensin.
ruhumun peşinden koştuğu aydınlık sensin.
uyanıyorum gece yarısı, kapkaranlıkta
perdeye vuran gölge, sensin.
su " su " susuzluğum yakıyor her yeri;
boğazımdan geçen su, sensin.

ateşten bir gülledir başım; sırtımdan akan, soğuk ter.
yağan her yağmur damlasında
say " say " sayıklıyorum seni.

ilmik ilmik dokudum seni yüreğime
dualarımda adın duyuldu her gece
adın duyuldu
su su gibi
özledim kar beyazı ellerini.

gel !
haber vermeden ansızın gel kapıma.
çıkart tabuların yüreğine giydirdiği deli gömleğini.
birden bire bastıran yağmur gibi gel !
yırtalım tabuların bizi biçtiği kefeni.
duvarlarında adının yankılandığı evime gel !
soğukta " sen " diye sarıldığım yorganıma,
gel !
yansın, yokluğunda tuttuğum kara kaplı günlüğüm,
yansın her şey, her şey yansın !
yağmur yağsın, gizemli gözlerinden
ansızın.

geri dönmeyecek göçmen kuş gibi gel.
seni sensiz yaşadığım günleri savurarak gel.
gel !

eylül 2004


gel

recep özdemir

bırak bakışlarını bengisu damlasın yüreğime,
susma çözülsün kalbimin buzları hızla
sahte tebessümlerden bıktım ağlamalıyım,
henüz kirlenmemişken gönlüm
baharı yaşamalıyım.

07.08.2007


gel

serdar akpınar

umutlu yeni yıllara daldı yüreğim
umudunu senden aldı sadece
aydınlığa çıkan yolları aradı sevginle
sevginle ağladı yüreğim sevginle sızladı
bir umut dedi bir umut belki yarınlara
yarını olmayan sevdaya evet dedi
bırakmak bilmedi beni yalnızlık
adı yalnızlık olan sensizlik
beni benden çaldığın gecelerdeyim şuan
ismi meçhul olan hecelerdeyim
bitmek tükenmek bilmeyen kelimelerdeyim
yüreğimi çaldığın geceye gel olur mu
beni sırılsıklam ağlattığın geceye adımlarını at
beni sensizlik denen yıldırımla vurma olur mu
seni sevdiğim hecelere gel
seni bulduğum gecelere gel
istersen prangalar vurulsun ayaklarıma
ben razıyım seninle geçecek yeni yıllara
gittiğin yollardan gel olur mu
sevdanı haykırdığım dağlardan gel bana
bir damla umut yarınlarıma
bin damla mutluluk benden sana
hadi gel çaldığın geceden al beni
gözlerimdeki kan damlalarında bul ismimi
beni benden çaldığın geceye gel olur mu
seni bulduğum gecelere gel...


gel

ayşe asar

dertlerin tortusunu sil at
gönlünde mutlu bir kelebeğin uçmasına izin ver yüreğinde
hafifle kuş ol sonra
gel gönlüme kon.

edirne - 24.04.2008


gel

hakan rodop

ardından baharın dalları
üstümüze yağıyordu
seni aradık, bulduk- gerçek
o ovanın bağrında yanıyordu

  bir zamanlar sen de beni sevmiştin
  ve ayrılık sözü
  yürekte yalandı

isterdim karanlığı görmesin yüzümüz
o kötü tutuşan dalları ve çimenliğiyle
içindeki her türlü haşaratıyla
gözümüz görmesin hiç
  gel, sesini duyar gibiyim
  tıkanıyorum
  yüreğim durmadan önce gel.


gel

nuri bayındır

sen kalabalık caddelerde yürürken
gençliğim gitmiş benim tenhalarda
gözlerim görmez olmuş sevdiğini
dudaklarım çatlarmış güneş altında

görmemiş annem süslü sarayları
büyük şehirleri
yada bir padişahın tahtını

gökdeki yıldızları seyrettim
denizdeki kuşların yerine
martılar yoktu
soğuk eserdi memleketimin yelleri
baykuş sesleri gelirdi
yıkık ev çatılarından
bazen ağıttı dinlediğim
seksen yıllık yaşlı bir kadından

ağlardı koca çınar
bir damla seni beklediği bozkırlarda

toprağa cemre düşende gel
dağlara hazan çökende gel
gözümden yaşlar dökende gel
gel

bursa


gel

cezmi ersöz

biliyorum, konuşucak birşeyimiz yok
ama yine de gözlerini al gel
elindeki yarayı, suskunluğunu, acemiliğini
beni biri severse inanmam
seni biri severse utanırsın
bilmediğin bir hastalığa acımak gibi bile olsa gel
biliyorum konuşacak bir şeyimiz yok
ama ıstırabım sende, mutlaka al da gel


gel

mehmet şahin kaçar

beni senden edecek sevgiliyi neyleyim
sevgili de sevgi de seninle, senden güzel
pervaneyi kandile meftun kılan nedir ah
biri mescitte sabahlar diğeri demgah
nazınla bir karara varamaz da döner dehr
ustasının elinde bala dönerken zehr
kara yüzün semaya döner kuyu nihayet
cümle alem aşkına rahmetinden ibaret
eremedim sırrına, haşa, beklemekteyim
ne senin ne de mahlukunun noksanı var, gel...


gel

m. öztürk

bir bu kadar daha yakın olmam sana,
bir adım da sen gel bana.
geçerken yollarından,
gör beni gizlice,
giderken bu şehirden,
düş peşime sessizce


gel

hızır irfan önder

nihayetsiz sevdam inletir beni !
ağlayan gözlerim kör olmadan gel !
hasret dayanılmaz bir haldir bende !
minareden salam verilmeden gel !

sevgimi sundum ki seversin diye,
kalbimi gül kıldım alırsın diye,
yıllarca bekledim gelirsin diye,
sevdiğim kalemim kırılmadan gel !

hastayım şifayı bulurum sende !
dertliyim devayı bulurum sende !
yanığım merhemi bulurum sende !
ömrüme son nokta koyulmadan gel !


gel

ayşen elli

bugün güneş doğmadı. yıldızlar üzgün.
saatlerce seni düşündüm seni özledim.
neden böyle ansızın çekip de gittin.
gel artık bekletme beni sevdiğim.

sen kalbimde sevda çiçeği,
sen tanımadığım, bilmediğimdin.
belki fark etmedin belki istemedin.
seni çok özledim gel sevdiğim.


gel

veysel ay

gel. beklenensin.
gül serptim yollarına.
anla. olmazsan olmaz.
şafaklar küser gelmezsen.


gel

aysun şimşir

gel sonsuz güneşim,
canım, ruhum, dünyadaki tek eşim,
sevda dolu bağrımın tek alevi,
yokken ruhumun tek matemi,
gel artık gönlümün tek serveti,
hayatımın güzelliği,
gel artık ömrümün biriciği,
gözlerimin dermanı, ayaklarımın feri,
burnumda tüten tek sevgili,
gel artık bitsin bu özlem,
sevgisiyle yandığım,
kem gözlerden sakındığım,
özlediğim, sevdiğim, taptığım,
gel artık sensiz olamadığım,
gel ki gün bahara ersin,
kış olsa da gönlümün yazı sensin,
gel ki sevgiyi, aşkı herkes bizden öğrensin...

istanbul - 2002


gel

erol yılmaz

korkuç güzellikle yaşanan
hem de doyasıya
o gecelere özlem duymamak
ve de eldemi onları anmamak
sensiz geçen her uykusuz gece
beni geçmişe ve sana götürüyor
ne olur gel

ocak 1992


gel

bilinmeyen xxıv (alperen)

çilgin firtinalarin, kasirga dogurdugu bir vakitte
yüregimizde kükreyen, deli dalgalarca çarpişan heyecanla,
hissediyoruz kipir kipir ayak seslerini,
biliyoruz geleceksin, vakit ahir zaman oldu ... gel !

saatler serseri bir ahenkle dövmekte takvimleri
balyozca inmekte beynimize  her geçen günün hatirasi
lime lime dökülmekte günler, dakikalarimizdan
lüzümsüz  yaşamaktayiz, her animiz ziyan oldu ... gel !

utancindan yeryüzünün  ,   ar damarlari patliyor !
arz ayagimiz altinda kendini paralamakta,
arz yükleniyor vicdanlarda yaşanmayan depremleri,
kainat çildiriyor, zerrelere isyan doldu ... gel !

bir fatih çikip  gemiler yürütmuyor daglardan
gemileri  yaksada bir tarik,   yanan gemilere dönuyoruz
artik selahaddin gibi sedler çekilmiyor zillet karşisina
şan ve şeref harab oldu, izzet şehri viran oldu ... gel

yigit bildiklerimiz gayri,   tilki edasiyla palazlaniyor
dost ellerden iniyor artik en kahpece kamçilar
beş paralik piyonlara mat olduk cenk meydaninda
soysuz başlar tepemizde, namert kahraman oldu ... gel

seni müjdelemekte by ugursuz gebeligin sancilari...
seninle yeniden dogacak ve yüreginde tazelenecek güneş
bekliyoruz zülmeti katlayip kaldirmayi ellerinde
bu vazgeçilmis can, dogduguna pişman oldu ... gel


gel

abdurrahim karakoç

aşkımız sembolleşsin iğde çiçeklerinde
olgunlaşan meyveler dalları eğerken gel
duru bir yaz sabahı toros eteklerinde
akdeniz dalga dalga kıyıyı döğerken gel.

seher yeli çamları, çavdarları tararken
dağlar göller üstüne sisten perde örerken
ilkbaharın ilk gülü kılıfını yararken
sonbaharda son yağmur yollara yağarken gel.

suların sessiz akıp, kuşların ötme vakti
yollar daha bitmeden düşlerin bitme vakti
semada yıldızların uykuya yatma vakti
ister ay batarken gel, ister gün doğarken gel.

kaynak dosta doğru


gel

ayhan yavuz

bulutta yüzünü,
canlılığını,
yağmurun yanaklarımdan bağrıma
süzülüşünde
tekrar hissettim...
şiirlerin sıra dışılığına
cümlelerin bitimsizliğine
tatlılığına rüyalarımın
gözyaşlarımın derin samimiyetine
ve mutluluğuna gülüşlerimin
sığdırmaya çalıştığım;
sahibi olduğunu hatırladığımda
seni tek sığdırabildiğim
kalbime,
ait olduğun yere
gel...

ankara - 2001


gel

emrah bora

yüreğim serzenişte.
varlığın bile,
beni çoktan benden etti.

günlerime hüzün kattın.
sevgi sözcüğünü yeniden hatırlattın.
fıtratıma yeni bir hal verdin.
kabus dolu yaşantıma uzun süre sonra sevinci tattırdın.

yanarım sensiz geçen her sabaha,
yanarım seni düşünmeden her geçen geceye.
benden içeri bir ben daha oldun sen.
bu bedenden bir can çıkar da,
bir sen çıkamazsın.
yüreğimin prangalarına takılır
çırpındığın her vakit bana acı verir.

yarını olmayan sabahlardan,
gecesi olmayan gündüzlerden,
baharı olmayan kışlardan bıktım.
seni hayat sürgünüme bir nokta,
soğuk dahi olsa dört mevsim yazlara,
acı da olsa mutluluğa,
ve ayrılıkla biten tüm paragraflara,
son vermek için sevdim.

ankara - 2007


gel

sıtkı gür

avuçlarımda minik bir kuş gibi çırpınırken ellerin
gözlerimde kaybolurken bakışlarının buğusu
öpüşlerimden kaçarken dudakların
özlemlerimde henüz yokken sen
nerdesin diye aranırken ben
gel

22.01.2002


gel

yavuz bülent bakiler

nasıl ağlamıştın öyle akşam sokaklarda.
birden nasıl büyümüştü içimde yerin ?
japon türkülerine benziyordu gözlerin
sen japon türkülerini bilmezsin...

pişman oldum yaptığıma o günden beri
gel gitme çocuk !
buruk bir acı çöker yüreğime geceleri
nereye bu hazin yolculuk


gel

fatma hancı

y.t.e

ay doğmuş yine odama,
aydınlatmıyor karanlığı,
çok uzaklarda bir ışık var,
acıtıyor yine canımı...

ne olursun dön gel,
dön gel...
umutları yollara ser,
yollara ser...
karanlık dolmuş geceler, geceler
ışıkları al, gülüşleri al gel...

gezdim tüm geceler boyunca sokakları,
bana bıraktın sen bu kara yalnızlığı,
hadi aydınlat yarattığın karanlığı,
bitir içimdeki sonbaharı...

ne olursun dön gel,
dön gel...
baharı yazı çiçeklere ser,
çiçeklere ser...
rüzgarla savrulmuş seneler, seneler
baharları al, yılları al gel...

" seni çağırmalarım boşunaymış,
dönmedin gittiğin yerden "

eylül 2001


gel

tolga şahbaz

bir kaçak bahar gibisin kuruyan dallarıma çarpan,
bir yel gibi bazen esiyor bazen duruyorsun,
oysa yalancı bahar degil de yeşil yaprak olsan dalımda,
dört mevsim solmasan kurumasan,
bükermiyim dallarımı kururmuyum hiç,
kaçma dilber,
bahar ol gel meltem ol gel yagmur ol gel,
gel solan bedenime bir tokat gibi çarp ki,
kök salayım dünyaya ve sen oldukça bende varolayım,
hadi kalk gel kurumuş bir çınar gibi yıkma beni.



gel

servet yüksel

zaman bağdaş kurmuş gözlerime ey,
aklım acz içinde çöle düştü gel.
isyan dendi hakça sözlerine ey
bahtıma dağ gibi çile düştü gel.

gün oldu ağlayan hisler aradım,
gün oldu aşina sesler aradım.
bir üveyik kuşu gönül muradım,
bir zalim, bir hoyrat ele düştü gel.

takvimler düştü, ömrün aktı ey,
derdim kainatı okumaktı ey,
aşkı yüreklere dokumaktı ey
adım deli diye dile düştü gel..

ben hüznün tahtına kuruldum artık,
bir hırçın ummandım, duruldum artık,
yollara darıldım, yoruldum artık,
seherde gözyaşım güle düştü gel…


gel

kaan güler

yağmurlar yağarken gel
çiçekler açarken gel
daha fazla bekletme
ömür tükenmeden gel !

güller goncadayken gel
çiçek yoncadayken gel
zaten zaman çok kısa
hazan yaklaşmadan gel !

erzurum - 09.03.2007


gel a nazlım bizim bağdan derelim

gedayi

gel a nazlım bizim bağdan derelim
lalesinden sümbülünden gülünden
senin ile anda meclis kuralım
sakisinden makisinden mülünden

bu derdime çare bilmem neyleyim
kande gider isem methin eyleyim
başım alup bilmem kande gideyim
rakiplerin siteminden, dilinden

acep ol yar el sözüne uyar mı
helak edip bendesine kıyar mı
meğer insan bakmak ile doyar mı
cemalinden, cenabından, elinden

gedayi ol maşuk yüksek uçmasın
rakiplerin dolusundan içmesin
lutfeylesin kerem kanı geçmesin
bendesinden, gedasından, kulundan


gel artık

şenol şen

gel artık seni bekliyorum
her an gelirsin diye
ayrılmıyorum kapının önünden
seni sevdiğim için bekliyorum
bu karanlıkta her rüzgar
suratıma çarptığında
seni düşünüyorum
gel artık bekletme beni bu soğukta

30.05.2004


gel artık

harun sak

neysen nesin, kimsen kimsin
gel artık.
bu yürek daha fazla dayanamayacak seni beklemeye
gel artık.
dünyanın bütün renklerini toplayıp
dizdim önüme
hiç biri çizemedi seni
dünyanın bütün kelimeleri
yazamadı
gel artık.
yazdığım tüm şiirler
sana layık değildi
sahipsiz mektuplarım
sana uyarlanmadı
gel artık
yaşadığım tüm yıllar
seninle yaşadıklarımın yanında
sıfır kaldı.
bu yürek dayanmıyor artık sensizliğe
gel artık
bebeğim
yürek sızım
bitanem
bekletme beni
gel artık.

yenişehir - 25.08.1999


gel artık

yılmaz ersoy

unutulmayanlara

çaresi yok bu illetin
nasıl düştüm içine !
bir türlü bilemedim.
yine dört duvar
yine sensizlik
aşkın hücresindeyim
artık çok belli
aradım seni kendi hayallerimde
orda bile yoksun
inan aşk nedir bilmezdim
sende öğrendim
yeryüzünde bir gezendim
özgür kuşlar gibi olmayı sende öğrendim
kahretsin !
su an resmine bakıyorum
ak düşmüş sanki saçlarına
gülen gözlerin yerini
bir tutam hüzün almış
çok uzaklardasın biliyorum
belki gelirsin diye bekliyorum
nerdesin, kimlesin hangi kahpenin gönlündesin
yoksa birde gülüyomusun bensizliğe
bak yine hava kapalı
bulutlar yine siyahın bin bir tonu
neden açmadı hala çicekler
hani nerde papatya, leylak
yoklar onlarda bekliyor seni
gel artık ne olur gel
inan gücüm kalmadı
hayallerimde bitiyor hadi
ne olur gel
gel artık

amasya - 10.05.2007


gel artık

faruk hazar

geçmez dediğimiz zaman bu muydu,
saatler nasıl da su gibi akmış.
ne varsa götürmüş sevinçten yana
gönlümüzde hasret..hüzün bırakmış.

kumsala yazıp da unuttuğumuz
yazıyı yağmurla yağarken gördüm.
topladım harfleri yerlerden bir..bir
gel bak yine eski yerine koydum.

bekledim başında seneler boyu
yıldızlar yorgandı, dalgalar yastık
benim acılarım sana da yeter
geceyi koynuna al da gel artık


gel artık

serdar yazıcıoğlu

platonik yalnızlığımda...
yalnızlığım bile yanımda yokken,
seni düşündüm ben sen yanımda yokken
içtim.
kalbim rakı şişesinde,
şişe gözyaşımın denizinde,
ben o denizin dibindeyim
gel artık...
rakıya katacak su kalmadı...
gel de acımı aşkınla beyazlat...


gel artık ölüm

ozan yağmur

her adımda yeni bir gözyaşı,
artık kalmadı bende sabır taşı,
acılar oldu ruhumun ekmeği aşı,
gel artık ölüm ruhumu al da gel.

bahtım kara kalmadı umudum,
ne yaşamayı sevdim, ne hayata tutundum,
kendimi en sonunda dipsiz kuyuda buldum,
gel artık ölüm ruhumu al da gel.

saniyeler geçmeyen yıllar oldu bana,
yüzüm gülmedi hiç kaderimden yana,
ecel gelsin artık bu umutsuz cana,
gel artık ölüm ruhumu al da gel.


gel aşkım

oğuz satır

gel aşkım
bana doğru yaklaş
güzelliğin aydınlatsın güneşi
kıskandırsın bütün yıldızları
başlayalım yine kaldığımız yerden

sev sevgilim
sitemsiz, nazsız, çıkarsız
sevinsin yüreğim, sevinsin tenim
kesilsin ayaklarım yerden

sarıl bir tanem
düşünmeden bütün kuvvetinle
boşluk kalmasın hiç aramızda
ses gelsin kemiklerimizden

öp meleğim
ne olur bir daha bir daha
uzun ve aheste
sıcak ve uçarcasına
morarsın dudağım aşk denizinde

gel sev... sarıl ve öp beni
bütünleşelim seninle
uçalım başka diyarlara
gidelim hiç gidilmeyen yerlere.


gel bahar

halide nusret zorlutuna

gel bahar, erit bu yolun karını,
geçen seneleri anmayalım hiç
dinle bülbüllerin şarkılarını
güllerin kıpkızıl şarabını iç.
bu dünya bir büyük meyhanedir, gel !

gel bahar, gel bahar, yakınlarda gül !
denize renginden armağan bırak
ufuklarda gezin, semaya süzül
sonra yavaş yavaş in, içime ak !
gönlüm hasretinle divanedir, gel !


gel bana

adnan eren

oy bana yar bana sevda,
oy günlerim hep kara,
yalnızlık senin gibi,
beni ala aşkı ala,

oy sana bak bana yarim,
gözlerim senin esirin,
yalnızlık gecenin neminde,
sana esir sana delirsin,

yar bana yar yar sana,
gül bana yar el bana,
ellerin sardı yar beni,
gül bana yar sel bana,
gel bana yar sen bana..

25.09.2001
kaynak adı cennet


gel bana

fuat polat

gerçekçi olman yeter aslında
düşünmeden oynaman bu aşkı
yüreğinde büyüttüğün duygularla
tüm saflığınla gel bana

güneşin doğuşunu düşünmeden
akreple yelkovanı bilmeden
aşkın oluruna değil
doluluğuna bak da gel bana

bilmediklerim senin
bilmediklerin benim
tamamlayıcı sevginle dol da gel bana

bakışlarınla dondur
bakışlarınla güldür
bakışlarınla öldür de gel bana

istanbul - 29.12.2005


gel be güzel

eyüp çiftçi

özlemin beni yakar kavurur,
rüzgar alır beni, uzaklara savurur,
beni düşlemedin dersen, kalbim kırılır,
gel de güzel, güneş gibi doğ şu gönlüme...

gözlerim her gün sana yalvarır,
dilim durmaz her gün sana yakarır,
ama bilmez ki gönül, kendin kandırır,
gel de güzel, merhem ol narin gönlüme...

izmir


gel beni ağlatma şahım

kul nesimi

gel beni ağlatma şah'ım
ben sana kullar olayım
gel bana ceylan bakışlım
ben sana kullar olayım

bir gonca bülbülün idim
geldim dalında ötmeğe
sanma ağlatma düşmez
ben sana kullar olayım

açtın zülüfün telinden
zülüfün ucu mah gibi
kesip de yabana atma
ben sana kullar olayım

nesimi can nesimi
derdime bir çare kıl
ezelden seni sevdim
ben sana kullar olayım


gel benim sarı tanburam

pir sultan abdal

gel benim sarı tanburam
sen ne için inilersin
içim oyuk derdim büyük
ben anın'çin inilerim

koluma taktılar teli
söyletirler bin bir dili
oldum ayn-ı cem bülbülü
ben anın'çin inilerim

koluma taktılar perde
uğrattılar bin bir derde
kim konar kim göçer burda
ben anın'çin inilerim

göğsüme tahta döşerler
durmayıp beni okşarlar
vurdukça bağrım deşerler
ben anın'çin inilerim
  
gel benim sarı tanburam
dizler üstünde yatıram
yine kırıldı hatıram
ben anın'çin inilerim

" sarı tanbura " dır adım
göklere ağar feryadım
pir sultan'ımdır üstadım
ben anın'çin inilerim


gel benim yanıma nazenin dilber

meftuni

gel benim yanıma nazenin dilber
bulunmaz cihanda bir tane misin
siyah kaküllerin kokulu anber
gerdane dökülen tel dane misin

bir gün olur bu sevdadan bezersin
hançer alıp dertli sinem ezersin
niçin böyle melül mahzun gezersin
sen de bencileyin revane misin

leblerinden şeker şerbet ezilir
ak gerdana siyah benler dizilir
mahmurlaşmış ela gözler süzülür
aslından sen böyle mestane misin

meftuni'yim beni zemmeder alem
hercayi elinden kan ağlar didem
el söziyle yarin terk etmez adem
efendim sen deli divane misin


gel beraber ağlayalım

ümit yaşar oğuzcan

gel beraber ağlayalım sabah olmadan
damla damla bir zehir karışsın kanımıza
insanları affedelim, yaşamayı sevelim
sonra insan yaratıldığımıza zavallılığımıza
gel beraber ağlayalım

hatırla tekrarı, bir ömre bedel dakikaları
gerçek olmayan hayallerimizi düşün
biz de bir yerde insanız neyleyelim
hep böyle bıçağın kemiğe dayandığı gün
gel beraber ağlayalım

o ayrılığın kederin hüküm sürdüğü
o zamanın ilerlemediği gecelerde
söyle kime yalvaralım, kimi bekleyelim
hep böyle bıçağın kemiğe dayandığı gün
gel beraber ağlayalım

ne aradık, ne bulduk bu yeryüzünde
inan sevdiğim bizi aldattılar
sonunda yapayalnız kaldık neyleyim
gel, dünya duruncaya kadar, ölünceye kadar
gel beraber ağlayalım


gel beriye şanın artsın

salim yılmaz

bahçelere düşen gazel
körpe değilsin sen kartsın
uzak uzak duran güzel
gel beriye şanın artsın

sitemli sitemli bakma
beni yadellere atma
gözüm kör oldu ağlatma
gel beriye şanın artsın

et kemiğin götürseler
parça parça pişirseler
yer altına düşürseler
gel beriye şanın artsın

mecnun isem sen leylasın
bırak salimi ağlasın
kan böğrüne taş bağlasın
gel beriye şanın artsın


gel bu şarkıyı

göksel kurum

gel bu şarkıyı
birlikte yazalım
ismini dinleyenlerden soralım
beraber çalıp
beraber söyleyelim
mutluluğumuz için
kafamızı yoralım
rüyamızı hayra yoralım
aşkımızın adını
ölümsüz koyalım
ya aç ölelim
ya da bu hayatta
birlikte doyalım
sevgilim
hayat bir film
sen yoksan
başrolde değilim
ölüme doğrudur
bendeki eğilim
sensizlikte biter
yaşama isteğim.


gel bugün

celalettin tokmak

" sana gitme " diyen aklına uyma
bütün engelleri vur da gel bugün
mantık " gitme kal " der sen onu duyma
nerdeyim nasılım sor da gel bugün

bırak engelleri ekmek, aş deme
dizlerim tutmuyor, gözüm yaş deme
havalar soğudu, mevsim kış deme
tipide, boranda, kar da gel bugün

sensiz hayatımın koptu düzeni
aşkınla bikarar eyledin beni
soğuk gecelerde beklerim seni
paltonu sırtına sar da gel bugün

sana geldiğim bilirler dersen
it olur peşimden ürürler dersen
evden ayrılamam görürler dersen
kendince bir düzen kurda gel bugün

önce çık evinden sonra dön sola
dolmuş durağından bir mesaj yolla
takip edilirsin arkanı kolla
bakkala, manava varda gel bugün

felek ta ezelden atmış bir kazık
içmeye suyum yok yemeye azık
geç kalma bekleyen celal'e yazık
kader defterini dür de gel bugün


gel çeşme başına

sinan gündoğ

sessiz gel kimseyi uyandırmadan,
gel gece yarısı çeşma başına,
gizli gel ne olur baban duymadan,
gel gece yarısı, çeşma başına.

görünme kimseye adın çıkmasın,
ne olur dikkat et kimse çakmasın,
laf oluruz millete, allah saklasın,
saklı gel ne olur, çeşme başına.

milletin gözü hep üzerimizde,
söyleme kimseye bu aşkı gizle,
saklı gizli buluşalım artık seninle,
ananı uyut gel, çeşme başına,

görürse birisi susadım dersin,
ne yapacan artık, yalan söylersin,
alıştık be gülüm, allah affetsin,
gel yine bu gece, çeşme başına.


gel çocuğum

muammer bilgiç

ortak olur hicranıma uzun kavak ağaçları,
gitmez olur gözümden dalgalanan saçları.
bir ses, bir koku ya da tatlı bir hatıra,
hasret kaldı şarkına gönlümün yamaçları.

bir güvercin misali uçtun gittin elimden,
senden haber aradım meltemlerden güneşten.
boşaldı dörtbir yanım ve kalmadı dermanım,
ne olur artık gel geleceksen !


gel daha yakına gel

rıza tevfik bölükbaşı

bu gece gene bir garip hüznüm var
sohbetinle yaşat hatıratımı
gamla bunalmasın, birkaç günüm var
şenlendir şu bezgin hissiyatımı

değil mi bir zaman genç idim, şendim
dilberler içinde seni beğendim
gel nazlı sevgilim, gel dil-pesendim
bana naklet geçen şen hayatımı

o güzel başını göğsüme daya
hasretle bakayım şu dolunaya
neş'e-i hüsnünle gel doya doya
bir daha göreyim kainatımı


gel de bitsin bu aşk acısı

gökhan tutuk

ağladım arkandan giderken
bir damla gözyaşı dökerken
sevgimi içime gömerken
kalbime yenik düşerken

beni görmeni beklerken
geleceğini tüm kalbimle isterken
nefesini içimde tutarken
seni hala çok severken
gel artık.


gel de gülme

necati dikmen

anlaşılan o yıllarda okuyup külebi'yi,
değiştirip yazmışsın, o güzel hikayeyi.
her mısran bir şair'den, bu nasıl duygulanış ?
bir romantik, bir realist olup ta mırıldanış ?

bir bakarsın dünyada, yöre yok, görmediğin,
bazen garibi oynar, çok şey var bilmediğin.
enpati yaptığını söylesen de inanmam.
her ortamı kullanıp istismarına kanmam



istanbul - 2008


gel de yangınları söndür

sabiha sevim

sabah mı gelecek gece bitince
güneşler sağımda solumdan aydınlatacak mı
aklımdan güzel sözler mi geçecek
bütün bunlar sen gelince olacak mı

derya sevgilimsin sen benim
görünce titrer göz bebeklerim
fırlar canım bedenimden
çıkar dumanım tepemden.

06.09.2007


gel demedim mi

nurten altınok

gel demedim mi
hüzünleri ben tek başıma da bilirim yaşamayı
göz yaşlarım bilir akacak yeri
gecelerim sessizliğimi
içim sıkılınca nasıl kalemime kürettiğimi
şiirler bilir sitemlerimi

gel demedim mi
ayrılıkları ben tek başıma da bilirim yaşamayı
sokak sokak dolaşmayı istanbul'u
elbette bilirim bir simidi
tek başıma yemeyi
kaldırımları tekmelemeyi

gel demedim mi
sevinçleri ben tek başıma da bilirim yaşamayı
tek başıma türkü söylemeyi
tek başıma içki içmeyi
mumları tek başıma yakıp söndürmeyi
kadehleri şerefe kaldırmayı

gel demedim mi
sensiz nasıl yaşanır
öğret demedim mi
nasıl nefes alınır
nasıl ölünür
gel demedim mi
öğret demedim mi

10.10.2001


gel desem

fatih yağcı

bilmiyorsun ama sevdiğim,
artık hiçbirşeyin tadı kalmadı;
yaşamamın; ölmemin...
ölürken yavaş yavaş, gülmemin.
ıslanarak ağlamamın,
ağlayarak gülmemin...

içinde seni bulduğum şarkılarda kalmadı.
zorladım, zorlandım ama
sensiz hiç olmadı.
sazım bile seni sensiz çalmadı.

yoksun artık...
hayallerimde, düşlerimde...
beni hep yalnız bıraktın;
dünde, bugünde.
üzüldüğüm cenazede,
sevindiğim düğünde...

zaten sen her daim,
ümitle kurduğum hayallerimde yaşadın.
daha doğrusu;
seni orda ben yaşattım.
sen orda yaşadın,
ben burda yaşlandım.

keşke sesimi duysan da,
bağırsam, haykırsam...
'gel !'desem de,
artık birgün gelsen.
'geldim !'desen de,
artık hergün ölmesem.


gel desem

emre yiğit

gel desem sana gönül dilimle
kendini rüzgara bırakıp gelir misin ?
kollarına alır mısın kumral delikanlını
yine saçlarımdan okşayıp şarkı söyler misin ?
yeşillerini ayazların soldurduğu, ucunda sevgi tomurcuklarının olduğu
kuru bir dal olmak ister misin ?
dolu bir ömür sürüp ölmek ister misin ?
birlikte, elele...


gel desem

emre sertaç yelden

gel desem sana gönül dilimle
kendini rüzgara bırakıp gelir misin ?
kollarına alır mısın kumral delikanlını
yine saçlarımdan okşayıp,
şarkı söyler misin ?
yeşillerini ayazların soldurduğu,
ucunda sevgi tomurcuklarının olduğu,
kuru bir dal olmak ister misin benimle
dolu bir ömür sürüp
ölmek ister misin ?
birlikte, elele...


gel desem

birsen tatlı

gel desem, gel de bu gece yanımda kal,
kal da yaramı sar desem gelir misin ?
kalır mısın yanımda
geceye karanlık düşünce
sensizlik çökünce yıldızlar gibi üstüme.
aşk ellerimin arasından kayınca tutar mısın ?
duyar mısın sesimi ya da bile bile sırt çevirir misin gözlerime,
aşkın acısına dayanır mısın göz göre göre...


gel desen

vahdet nafiz aksu

ey dağları siper eden sevgili
alır dağlarımı sana gelirim
toprağım karışmış olsa toprağa
gel desen yürekten cana gelirim

bir yanda cennetler bir yanda gülşen
bir yanda alemler öbür yanda sen
ya onlar ya bunlar yahut ben desen
yemin olsun senden yana gelirim


gel desen

serdar akpınar

gel desen bahar açacak memleketimin dağlarına
bir sıcaklık kaplayacak her bir yanı gülüşünle
gel desen ferhat dağı delecek
mecnun çölü aşacak her su denize kavuşacak
gel desen gözlerim gözlerinden ruhuna kavuşacak
ve belki cennet sende yaşanacak
gel desen...

bir gel desen güneş doğacak kar yağan gecelerime
mis kokan güller açacak satır aralarıma
gel desen dağlardan serin sular akacak
sen diye feryat ederek yanan yüreğimin yangınlarına
bir gel desen bana cellat bile şaşacak
ayaklarımın altından kaymayan idam sehpalarına
ve belki geç kalacak ruhum azraille randevusuna
gel desen...


gel desen

gülay atılay

gel desen bir gün bana gel desen
özlem yüklü kalbin ruhuma işliyen sesinle
bana gell ! desen
seninim ! senin olanı benden istesen
bekleyişlerim düşünce sonsuzluğunda
özlemim sensizlik mayasıyla kabardı
kalbim yanlızlığımın kahrında
gel desen birgün bana gel desen !
sensiz geçen her günümün ardında sen
boş yatağımın baş ucunda sen !
kalbimde sonsuz sevgin
bana verdiğin minicik resmin...
vesen sen herşeyim bana gel desen !
biliyor musun neler olacak ?
ömrümün sonbaharında
bahar çiçekleri açacak..
saçılacak dört bir yana rengarenk güller
mutluluk çığlıkları atıcam ekseninde
seninim geldim ! feryatlarım kaplıyacak evreni
ne olur ahh ! ne olur ? bana gel !desen...
ömrüm seni beklemekle geçecek olsa da
sana adadım son tebessümlerimi.
sen sen birtenem son nefesimde de olsa
ne olur ne olur ? bana gel ! desen.
benimsin kadınım desen !


gel desen gül yüzlüm

serdar akpınar

gel desen bir gün bana gül yüzlüm
özlem yüklü kalbin ve gülen yüzünle
dante gibi ruhumda işleyen sesinle
seninim sen benden senin olan beni istesen

bekleyişlerimdeki sabrın sonsuzluğunda
özlemim sensizlik ocağında alevlendi
kalbimin bu yalnızlık kahırlarından
gel desen bir gün bana gül yüzlüm

sensiz geçen her gecenin ardında sen
sensiz uyandığım sabahların başucumda sen
geceden sabaha kalan rüyaların kırıntılarından
bana verdiğin minicik buselerin

ve sen gülen yüzlüm bana bir gel desen
biliyor musun neler olacak
ömrümün sonbaharında
bahar rüzgarları esecek

rüzgardan savrulacak dör bir yana güller menekşeler
mutluluk çığlıklarımla can bulacak meyveler
seninim sana geldim selam duracak kardelenler
ne olursun gel desen bir gün bana gül yüzlüm

ömrüm sensizlikle geçecek olsa da
senin yolunadır son gülüşlerim
sen birtanem sen tatlım ve sen canımıniçi
bir gün bana ne olur ne olur bir gün bana desen gül yüzlüm.


gel dilberim kan eyleme

aşık ömer

gel dilberim kan eyleme
seni kandan sakınırım
doğan aydan esen yelden
seni gülden sakınırım

tabibim hışm ile bakma
ben kulun odlara yakma
yanağına güller takma
seni gülden sakınırım

halden bilir haldaşım var
yola gider yoldaşım var
üç yaşında kardaşım var
seni ondan sakınırım

ömer'im der ben de geldim
tazelendi eski derdim
sen bir kuzu ben bir kurdum
seni benden sakınırım


gel diyemesem de

osman karaarslan

haydi gel çık yola diyemesem de
aslında kollarım hep açık sana
korkarım dillere düşer bu sevda
yazık olur günah, değil mi bana
nasıl çıkarırım kalbimden seni
imkanı var mı hiç, bilmez gibisin
sevda ateşine atıp da beni
halimin farkında olmaz gibisin.


gel diyesim var

özcan tunalılar

f.c.e.

gelme istemiyorum artık
sana dar gelir bedenim
içinde ağırlığınla gelme
esaretinle gelme
üzüntün yeter zaten bana
bulutlara gözlerim yeter
üzümleri ekşitir şimdi yüzüm
suçluluğunla gelme sakın
" affet beni " olmasın dilinde
sabah gelme bulamazsın beni
odam kapalı içeri giremezsin
kapıda kalırsın üzülürsün
gelme sesin kulaklarımda hala
güneşim ısıtmaz yanaklarını
heyecanlı sanma seni beklerken
kırışıklığımı askıda bıraktım
saatsiz gelme burda olmam hiç
sonra toprak gözlerin nemlenir
arınmak saadetinle tanışmamışsın
nerden bileceksin ne nasıl
kim nereye ne zaman
gelme sekiz kere incinirsin
yüzümde eski gülüşü bulamazsın
ararsın kaybolursun suretimde
sessiz sedasız geçer gidersin
gelme istemiyorum artık
sana dar gelir bedenim
içinde ağırlığınla gelme
esaretinle gelme
yaşamının baharında
en güzel en " son " baharında
kafanı toplamadan başlama gene
avunmak için sözler söyleme
peşpeşe darbeler yersin ağlama
içten olsun son bakışın
dur gelme şimdi zamanı değil
belki yarın uygun olacağım
ufkumda karanlıklar parçalanırken
denizlerimde yüzemezsin
ömrün kayarken bir şişe dibinde
içme günlerin hatırasını
gelme istemiyorum artık
gelsen neyi değiştireceksin
ölümle oynama güç yetiremezsin
ırmak ırmak bakışlarınla gelme
şişmiş pınarlarında bekleyemem
en iyisi daha gelme korkuyorum
dayanamam ağlarım
kapımda görmeyeyim seni böyle
lütfen gel seni çok özledim

istanbul


gel diyorum gelmiyor

hasan turan

" oğuz mavioğlu; muğla'da ortaokul öğretmeniydi.
trafik kazasında gencecik gitti. bu ağıt hanımının isteği üzerine yazıldı. oğuz'un okulunda asılıdır. her yıl ölüm yıldönümünde bu ağıt okulunda okunur. "

ulaşılmaz uzak düştü aramız
asır geçer geçmez bizim yaramız
dün helaldik, bugün niçin haramız
oğuz gitti gel diyorum gelmiyor

bekliyoruz nerelerde nerdesin
dersaneler suskun durur yok sesin
odamızda buram buram nefesin
oğuz gitti gel diyorum gelmiyor

kalem ağlar ağıdını yazmam der
kazma geldi ben mezarı kazmam der
ayaklarım yerkesik'te gezmem der
oğuz gitti gel diyorum gelmiyor

tez söndürdün gözlerinin ferini
eğitime ekin ettin terini
yedi göbek dolduramaz yerini
oğuz gitti gel diyorum gelmiyor

burcumda yıldızdın gecemde aydın
ömrün baharını ne çabuk saydın
gözlerimde ışıl ışıl yanaydın
oğuz gitti gel diyorum gelmiyor

bahar geldi yeşillendi yamaçlar
sensiz oynanıyor her pazar maçlar
bir günde ağardı başımda saçlar
oğuz gitti gel diyorum gelmiyor

marmaris, yerkesik, muğla bu saha
bizim gibi yaslı çıktı sabaha
senin gibi " oğuz " gelmez bir daha
oğuz gitti gel diyorum gelmiyor

tatlı dilde sohbetteydi sözdeydi
doğrulukta merhamette özdeydi
yumuşak yürekte gülen yüzdeydi
oğuz gitti gel diyorum gelmiyor

karşı dağlar sisli durur kar mıdır
koca dünya bu kadarcık dar mıdır
senin dilin gibi diller var mıdır
oğuz gitti gel diyorum gelmiyor

tanrı seni yeniden mi yoğursun
hangi ana böyle oğuz doğursun
hangi gözler senin için seğirsin
oğuz gitti gel diyorum gelmiyor

şu muğla'nın yokuşu var düzü var
çiçekli baharı, serin güzü var
aynalarda gülümseyen yüzü var
oğuz gitti gel diyorum gelmiyor

kara kader elek elek eliyor
yavruların baba diye meliyor
acı haber ne de çabuk geliyor
oğuz gitti gel diyorum gelmiyor

gelir diye odaları yoklarım
ter sildiğin mendilleri koklarım
hayalini göz nurumda saklarım
oğuz gitti gel diyorum gelmiyor

seni sordu giyindiğin yelekler
elbisen dolapta hep seni bekler
boşa gitti bunca dua dilekler
oğuz gitti gel diyorum gelmiyor

gel de sen ol uçan kuşu arama
koca koca dağlar girdi arama
hangi merhemleri sürsem yarama
oğuz gitti gel diyorum gelmiyor

kim bildirdi son saati kur diye
saçlarımı yoldum gitme dur diye
seslen mezarından " yurdanur " diye *
oğuz gitti gel diyorum gelmiyor.

* yurdanur: eşinin adı.

kaynak nem alacak felek benim


gel efendim gel

pir sultan abdal

hasretinle beni üryan eyledin
beklerim yolların gel efendim gel
gönül kuşu kalktı cevlan eyledi
beklerim yolların ali ali gel efendim gel

evvel ahir sensin dönmezem senden
leyli muhabbetin çıkarmı candan
gönül göç eyledi kevnü mekendan
beklerim yolların ali ali gel efendim gel

softalar çoğaldı haddini aştı
od düştü sineme yüreğim pişti
şimdi gayret şah-ı merdan'a düştü
beklerim yolların ali ali gel efendim gel

bozuldu yolcular yollarda kaldı
ayin erkan gitti dillerde kaldı
bendelerim zayıf hallerde kaldı
beklerim yolların ali ali gel efendim gel

abdal pir sultanım allah diyelim
gelin nikabını elden koyalım
takdir böyle imiş biz ne diyelim
beklerim yolların ali ali gel efendim gel


gel evlenelim

özkan çelik

seçtim milyarlarcasının arasından bir kadını
gösterdi bana saf mutluluğun tadını
kimseler seni elimden almadan
gel evlilik koyalım bu arkadaşlığın son adını



gel ey canan

ibrahim yüksel

gel ey canan hasretinden güneş küstü aleme
gül yüzünle bulutları bir kez olsun ez de gel
yokluğun bir mecnun hali veriyor ahvalime
kalbim ince hastalıkta derman derman gez de gel.

gel ey canan yüreğimde taze bahar açacak
ince duyguları aşkın sihiriyle süz de gel
gir şu hazin kalbime gör lale yasemin zambak
ister bir demet gül ekle istersen gülsüz de gel

gel ey canan bu ayrılık mahvetti benliğimi
binlerce kez kaçıştın hep ne olur bir kez de gel
artık takatım kalmadı çekmeye yokluğunu
salınmadan takılmadan acelece tez de gel


gel ey gülüm

hüseyin semiz

üşütme bir tanem sevgi dolu yüreğini
zannetmesin yalnız kalacak
bırakır mı hiç deli gönlüm onu
bil ki ayrılığın bana en büyük ceza

gel ey sultanım günlümün baharı
özletme, hissettirme bana hasret rüzgarlarını
değmesin yüreğime hasret kurşunları
yakmasın içimi yokluğun alevi

gel ey gül yüzlüm
gel ki gözlerinde kendimi bulayım
bak ki gözlerime hasretine doyayım
gel artık bir tanem mutluluğun olayım

2004


gel gari

aydın inan

hep diyorsun geleceğim
gelmiyorsun, gelmiyorsun
bekle bekle ağaç oldum
geleceksen gel gari

çileyen bülbüle döndüm
hem sarardım hemde soldum
bir bilsen ben nasıl oldum
geleceksen gel gari

gençlik bitip tükenmeden
nisan yağmurları dinmeden
meltem rüzgarları durmadan
geleceksen gel gari

buzullar hep erimeden
ozon tümden yokolmadan
mevsimler alt üst olmadan
geleceksen gel gari

ilkbaharda, yazda gel
istersen sen kış ta gel
sonbahara kalmadan
geleceksen gel gari

vahşi kurtlar misali
insanlık birbirini yemeden
kan gölleri oluşmadan
geleceksen gel gari

kıyamet silahları
ard ardına patlamadan
dünya cehenneme dönmeden
geleceksen gel gari

musalla taşına konulmadan
" er kişi niyetine " denilmeden
imam tekbir getirmeden
geleceksen gel gari...

zonguldak


gel gayrı sen

sabit ince

yıllar oldu neredesin,
gel sevdiğim, gel gayrı sen.
neden sen beni üzersin,
gel sevdiğim, gel gayrı sen.

yıllar oldu haber gelmez,
arayıp hiç halim sormaz.
ömür biter gider durmaz,
gel sevdiğim, gel gayrı sen.

ince yanar aşk oduna,
dayanılmaz yar acına,
çıkardılar darağcına,
gel sevdiğim, gel gayrı sen.

kayseri - 26.10.1999


gel gayri

hasan turan

bizim dağlar göğül göğül yeşerdi
bahar geldi ovalara çim serdi
taşıyamaz oldum gayri bu derdi
gel bir tanem canım gülüm gel gayri

kınalı kuş olsam konsam dallara
baksam baksam sonu gelmez yollara
bu sabah yoldaş ol esen rüzgara
gel bir tanem canım gülüm gel gayri

ipek zülfün tel tel mor belik tek tek
elinde çiğ kokan bir tutam çiçek
geliyorum diye telgraflar çek
gel bir tanem canım gülüm gel gayri

içtiğim su boğazımda taş oldu
umutlarım gözlerimde yaş oldu
bir yıl üç yıl derken işte beş oldu
gel bir tanem canım gülüm gel gayri

baharım kalmadı yazım kalmadı
lifledim lambayı gazım kalmadı
burda kimselere nazım kalmadı
gel bir tanem canım gülüm gel gayri

erzurum kars diyarbakır mardin'den
seslen sesin gelsin dağlar ardından
hasan turan çöle düştü derdinden
gel bir tanem canım gülüm gel gayrı

not: atilla içli besteledi.

kaynak nem alacak felek benim


gel gayri

hayati vasfi taşyürek

hasretin rengine, siyah mı desem
ağarmak bilmiyor, sonsuz geceler
ya gülerdim, ya da ölürdüm görsem
acep yarda nasıl bensiz geceler

yar yerine, düş görürüm yatakta
herkes uyur, ben yürürüm yatakta
el dinlenir, ben çürürüm yatakta
gün doğmakla bitmez sensiz geceler

süs için takılmış kapının zili
yıllardır değmiyor, sevgili eli
bilmem hangi dilden tarif etmeli
yaşansa yazılmaz, onsuz geceler.

gel, hayati vasfi, ağlama hele
kutsaldır, aşk için çekilen çile
beklerim yolunu mahşerde bile
ömrümden uzansa, sonsuz geceler.


gel gayri

abdurrahim karakoç

kara gözlüm bu ayrılık yetişir
iki gözüm pınar oldu gel gayri
elim deyse akan sular tutuşur
içim dışım yanar oldu gel gayri

ayların sırtında yıllar taşındı
sanma ki garibi eller düşündü
bebekler evlendi yollar aşındı
kozalaklar çınar oldu gel gayri

hesab et gideli sen gurbet ile
otuz ay tutuldu kolay mı dile
hapisler sürgünler esirler bile
sılasına döner oldu gel gayri


gel geleceksen

mehmet katrancı

gel geleceksen bekletme artık !
dermanım kalmadı günler tükendi,
bir hasret kaldı geriye senden
tükenmez dediğim düşler tükendi,

şiir yazdım, destan yazdım olmadı
şiir de tükendi söz de tükendi
mecnun oldum seni çölde aradım
tükenmez dediğim çöl de tükendi.

ankara - 2006


gel gidelim

mustafa emirler

oya gibi işledin sözlerini kalbime
rastlamadın biliyorum sende dengine
gel gidelim sevdiceğim seninle
kaçalım buradan açılalım engine

hayatın anlamını anlatma bana
gel hayatı yaşayalım diyorum sana
yaşamak istersen katlanırsan bana
bil ki mabedimsin aşığım sana

bandırma - 24.10.1999 00:40


gel gidelim dosta gönül

yunus emre

bir karardan durmayalım
gel gidelim dosta gönül
hasretinden yanmayalım
gel gidelim dosta gönül

kılavuz ol gönül bana
gel gidelim yardan yana
canım kurbandır canana
gel gidelim dosta gönül

kara haberin almadan
can bedenden ayrılmadan
azrail bizi bulmadan
gel gidelim dosta gönül

gerçek murada varalım
yarin hatırın soralım
yunus emre'yi alalım
gel gidelim dosta gönül


gel git

semih oruç

deniz baykal'a

gel-git olur denizde
gel var git yok bizimkinde.

bursa - 04.08.2007


gel git

erdi çallar

gelsin,
ölüm öyle bir anda gelsin ki;
pişmanlığın olmadığı bir anda
geriye bakmanın fırsatı olmasın

gitsin,
ruhum öyle uzaklara gitsin ki;
bedenimin ikamet etmediği bir handa
onun içi kirlenmiş ruhlarla dolmasın.

izmir


gel gitler

hakan suna

anlatılması güç, anlaşılması çok zor,
gel-gitler içerisindeki duygularımın.
belki de çıkmaz sokaklarla kesişiyor,
bütün ana caddeleri dağınık kafamın.

endişe rüzgarları esiyor, etrafta;
elektrikleniyor, beynimin her köşesi.
savruluyor, yüreğimin harmanında;
bulutların karmakarışık mücadelesi.

bağırmak istiyorum, sesim yettiğince;
yaka paça olmak istiyorum, yıldızlarla.
güzel olurdu, kafa tutmak gökyüzüne;
sahile inip denizi taşlamak, ara sıra.

kesif öfkeler savuran kasırgaları,
meskun kavak yellerine döndürmeli...
uğursuz haberler tellalı kargaları,
güllere minnet bülbüllere çevirmeli...

attım kendimi dışarıya, vurdum yola;
kuşlarla selamlaştım ve dertleştim.
ağlayacağım, sarmaş dolaş ağaçlarla;
tebessümle dost kalacağım, eminim.

ankara - 1999


gel gönül incinme bizden

şah ismail hatayi

gel gönül incinme bizden
kalsın gönül yol kalmasın
evvel ahır yol kadimdir
kalsın gönül yol kalmasın

erenler bize pusudur
yalan söyleyen asidir
bu gerçekler nefesidir
kalsın gönül yol kalmasın

bahçede açılan güldür
hakk'ı söyleyen de dildir
pes ezelden yol kadimdir
kalsın gönül yol kalmasın

başındadır altın tacı
budur erenler miracı
keskindir yolun kılıcı
kalsın gönül yol kalmasın

ey divane ey divane
aşık olan kıyar cane
hatayi'm der taç u hane
kalsın gönül yol kalmasın


gel gör beni aşk neyledi

yunus emre

ben yürürüm yane yane
aşk boyadi beni kane
ne akilem ne divane
gel gör beni aşk neyledi

gah eserim yeller gibi
gah tozarim yollar gibi
gah akarim seller gibi
gel gör beni aşk neyledi

akarsulayin çaglarim
dertli cigerim daglarim
şeyhim anuban aglarim
gel gör beni aşk neyledi

ya elim al kaldir beni
ya vaslina erdir beni
çok aglattin güldür beni
gel gör beni aşk neyledi

ben yürürüm ilden ile
şeyh anarim dilden dile
gurbette halim kim bile
gel gör beni aşk neyledi

mecnun oluban yürürüm
o yari düşte görürüm
uyanip melul olurum
gel gör beni aşk neyledi

miskin yunus biçareyim
baştan ayaga yareyim
dost ilinden avareyim
gel gör beni aşk neyledi



cilt bakımı, el ve ayak bakımı, makyaj, saç bakımı, zayıflama, lens, şifalı bitkiler, kahve falı, ilkyardım, botox...
bilgi ara / www.bilgiara.com

Şiir ara / www.siirara.com / şiirler
şiir, şair, şiiri, şairi, şiirler, şairler, şiirleri, şairleri...