
Şiir ara
İçerisinde gel* geçen şiirler toplam: 100 sonuç...
necip fazıl kısakürek
yüzün bir sebepsiz korkuyla uçuk, o gün başucuma karalarla gel arkanda, çepçevre, kızıl bir ufuk, tepende simsiyah kargalarla gel
elinden, dal gibi düşerken ümit, ne bir hasret dinle, ne bir ah işit; bir yaprak ol, esen rüzgarlarla git, kırık bir tekne ol, dalgalarla gel..
1930
ahmet ünal çam
karanlıklardayım, gel ışığım ol unuttur çirkinliğimi aşığım ol dar günümde ekmeğim, aşım can yoldaşım ol al beni benden ver kendini bana gir kalbime canım ol cananım ol
emre altınok
son gemi nefesini burnuma üflemiş. gözlerin kuşun kanadına mı binmiş ne ?
bilmem ki...
mümkün mü be nazlı ? utanma hadi söyle ! sen de saklandın o rüzgardan, içimi her çekişimde aşk diye bağıran, sen kokan o rüzgardan.
sonbahar yapraklarından saklandın. hüzünden, dalgalanan nehrinden umudun.
beni gözle oracıktan; utanma !
unutma ki; ben gözlendikçe, kulaklarım kızarınca aşk olur, seni düşünürüm.
kuşun kanadına mı binersin, yoksa bulutlara mı ? bilmem; ama...
utanma be nazlı !
gel hadi !
gel !
03.04.2000
bircan çalışkan
gel o unutulmaya yüz tutmuş şehirleri beraber kuralım seninle... mimarı olalım yolların köprülerin gökkuşaklarının... altından geçelim yedi rengin birden... duvar diplerinde biten sarmaşıklara yol gösterelim gökyüzüne kadar... büyümeleri için... bir kar suyunda yıkanalım... bir kor güneşte kurulanalım... gel tarihe gömülmüş uygarlıkları çıkaralım gün yüzüne... mecnun'un geçemediği çölleri geç sen, leyla'nın katlanamadığı acılara katlanayım ben... yüzünde yeni bir ülke bulayım sesinde keşfedilmemiş bir nehir... gel seninle tarihi yeniden yazalım... sayfa sayfa satır satır yeni bir alfebe öğrenmişçesine harf harf
2001
mustafa özke
varmadan gün evine dal karanlığı çökmeden yüreğim göçmeden gel dutlar yere düşmeden gel gel gel artık bekletme gelirken saati kurmadan gel ayın şavkı vurmadan gel gel gel artık bekletme gel geleceksen kimseye görünmeden gel görünürsen sonra ne der el
aysun yıldız
bakamaz oldum gurur bir yanda bir yanda teveccüh gel yatamaz oldum döşekler üzerimde yanan gözlerde uyku hayaldir artık okuduğum her mısrada seni görür seni duyar oldum yarınımın gündüzü yok geceler bir de rakı dostlar da gitti çaresizlik bu ya bunu ben seçtim suçlu da aramam gel ya rakıma ortak ol ya da gecelerime bu gözler güneşi özledi gel bu yürek tükendi teveccüh tükendi gurur tükendi
ömer soy
bana sevda olacaksan gel özlem, sitem, hasret olacaksan gelme bana gül, demet olacaksan gel diken olacaksan gelme
bana ayrılıkları bitireceksen bana özlemlere son vereceksen bana gecelerime ışık olacaksan bana seni sevdim diyorsan gel
bana dua edeceksen gel beddua, küfür edeceksen gelme bana karanfil, buket olacaksan gel ayrık otu olarak gelme
bana dünyaları vereceksen bana ümit olacaksan bana acıları dindireceksen bana seni sevdim diyorsan gel
soner güler
gözlerinle gönlüme dokunmayı öğren, gel... hiçbir şey yapmadan herşeyi bana veren, gel...
işkenceli gecenin en sonunda daldığım rüyalarda yüzünü anılardan çaldığım; avutamam kendimi, hayal istemem, sen gel...
sabah sensiz çırçıplak sevgimden irkilirim, bedbaht bir günü haber verir ağaran fecrim. her an ufalıyorum zamanda, istersen gel...
külleşen parmaklarım tutamıyor resmini, bu yangın aratmıyor aslı'nin kerem'ini.
var olmayabilirim şu an yarın, erken gel... beni herşeyim ile son bir gün severken gel...
erkan başok
mutluluk dünyamı aldı gidişin, kalmadı o sıcak yüzü güneşin, içimde sızlayan hasret ateşin, bir aman vermiyor, gel cennet gözlüm...
sımsıcak bir busen ukte kalmasın, şu deli yüreğim yara almasın, yemyeşil iklimim bir çöl olmasın, bir akşam yağmurla gel melek yüzlüm...
gözlerim yollara hep takılmasın, sevgiye inancım hiç yıkılmasın, hayaller ortada bırakılmasın, bir bahar vakti gel gonca gülüm...
anladım ki yokmuş senin bir eşin, sönmeyen volkanmış beni sevişin, dünyamı yıkarmış veda edişin, acıyı tattırma gel tatlı sözlüm...
çorlu - 20.12.2002
mustafa yazgan
vefasıza
cebimizde üç kuruş. bir metelik onları da yarim gibi kaybettim param olmasa da kal bu gecelik arzularımı yüreğime hapsettim
sofra hazır gel, geç otur karşıma bir bir kadahlere dalalım bugün boşverelim giden zalim aşkıma anılarını ateşe atalım bugün
gaziantep'te bir çay bahçesi - 02.05.2002
gökhan tok
bir gün gücün yeterse ormanıma doğru gel ! ben en bodur ağaçta sararmış bir yaprağın, en küçük damarıyım.
bir gün gücün yeterse denizime doğru gel ! ben karanlık sularda fırtınaya özenen, isyankar bir dalgayım.
bir gün gücün yeterse yağmuruma doğru gel ! ben kara bir bulutta, ha düştü ha düşecek bir yağmur damlasıyım.
bir gün gücün yeterse mezarıma doğru gel ! ben çiçeksiz mezarda duyulmayan inleyiş !.. kupkuru bir kafayım.
bir gün gücün yeterse varlığıma doğru gel ! ben acı bir oyunda, belirsiz geleceğe atılan şans zarıyım.
pınar ulusoy
gel, içelim bu akşam istanbul bizi dinlesin biz geçelim galata’dan, bugün kuşlar bizi dinlesin
her şeyi bırak, gel başbaşa olalım, yapraklar hışırdamasın bir saz olsun başımızda tıngırdayan bir de rakılarımız
biraz da geçmişten söz edelim eski galata’dan eski ben’den eski sen’den…
necati keçeli
nice gecelerim sensiz geçerken akşam olup uykuya dalınca gel gözlerden süzülüp aşkı içerken gözlerim gözlerin arayınca gel
canı gönülden özleyip ararken cansız resimleri sevip sararken gelirsin diye yollara bakarken gel diye bir haberi salınca gel
içimdeki özlem çekip gitmeden bahçedeki güller solup bitmeden gönlüme hüzün’ü ekip dikmeden gel diye iki satır yazınca gel
mecnun gibi düşmeden susuz çöle muhtaç kalmadan o cansız hayale dudakların zevkten olmadan lale dudaklar dudağı isteyince gel
başkasına davul zurna çalmadan bir gün el aleme damat olmadan gül çiçek gibi dalında solmadan sana aşkım sevgilim deyince gel
adana
sadık kaya
nasıl olur da özlemem seni... her yağmur en az günde iki kere kokunu getirir bana...
sabahları penceremi bir açayım yeter ki bahar gibi dolarsın evimin her santimine...
nasıl olur da özlemem seni bakmasını bildikten sonra yüreğime
ağır ağır ve sonra hızlıdır nasılsa kalbim durduramaz kendini... aşkım, kadınım, özlemlerin en tatlı yerindeyim acısını hissetmez aciz bedenim hissetmeden acısını gel...
baksana buram buram gün doğuyor üzerime batmadan güneş gel gel de doyur bendeki seni...
ertuğrul serdaroğlu
ister yağmur ol gel, ister güneş ol ister yıldız ol gel, istersen ay ol gel bir gün çıkıp gel ister gündüz ol gel, istersen gece istersen sonbaharda, istersen ilkbaharda ister dalgalarla gel ister bulutlarla istersen rüzgarla gel bir gün çıkıp gel... ister hüzünlerinle gel ister sevinçlerinle gel gözyaşlarını bırakarak sevinçlerinle, isteğinle gel ister umutlarınla ister hayallerinle gel ister kalmak için istersen gitmek için gel ister pazar günü, istersen her gün gel ama bir gün çıkıp gel her zaman gel... yeter ki gel...
seçkin gündüz
düşler nedense hep bir başka düşte gerçekleşiyor kırılıp kırılıp yeni bir düşe dönüşüyor ya da sevgi üreten güç saçan karamsarlıktan kaçan gel birlikte düşleriz gel birlikte düşünürüz duyar duyumsar duyarlaşırken gerçeği aşar kim bilir belki de birlikte
serkan yeke
yollarına gül döktüm gel benim için topla acılara tuz bastım gel sende ekle bir gün değil her gün öldüm gel benimle ağla yokluğun zulüm oldu gel zalim olma ben bu yola baş koydum beni hafife alma seninle bir ömür giderim gel bu yola benimle başla
turan biçer
ne olur gel tut ellerimi içim üşüyor ısıt beni sıcaklığında böyle bırakma korkuyorum nerdeysen, kimleysen bırak gel saçların dağınıksa boş ver tarama ayakların çıplak ta olsa gel yavrusunu arayan ana gibi gel kardeşine hasret bacı gibi gel sarılar gibi, maviler gibi, yeşiller gibi gel güller gibi, menekşeler gibi, sümbüller gibi gel özlem gibi gel hasret gibi gel vuslat gibi gel leyla gibi, şirin gibi, aslı gibi gel umutlarım tükenmeden ışıkların hepsi sönmeden bekliyorum ne olur gel
31.07.2003
ahmet turan solak
gel, yeter ki gel bulut ol yağmurunla güz ol rüzgarınla gel... gel, bahar ol çiçeğinle, ağaç ol yaprağınla gel... gel, sıla ol özleminle yar ol, hasretinle gel... bana gel, gel kalbime hasretinle yanan yüreğime gel seninle dolup taşan şu gönlüme gel...
kayseri - 16.02.2007
sefa şahin
yalnızım odamda sessizliği dinliyorum hava soğuk.. bırak pencereyi açmayı dışarı bile bakamıyorum.. önceden aklıma bile gelmezi pencereden bakmak yanımda sen varken.. şimdi duvarlar üzerime geliyor sanki, boğuluyorum yokluğunda.. sarılıyorum yalnızlığa sıkı sıkı unutulmuş ve terkedilmiş hissediyorum kendimi bir sigaram var, ben bırakmak istesem de beni bırakmayan seviyorum hem de çok, beş dakika da bitse bile biliyorum ki, kendi gitse bile dumanı benimle.
aşka benzetiyorum sigarayı yavaş yavaş öldürüyor insanı acı veriyor zamanla bırakmak istesen de bırakamıyorsun her türlü imkansızlıkta bile arıyorsun
biliyorum hayat böyle dertler bitmez, doğumla başlar ölümle son bulur..
doğarken yanımda değildin bari ölürken gel
sivas
sami ercan
sardığım cigaramın tütünü ol gel bitanem gel, gel gönlüme gir çektiğim her nefeste ciğerime dol gel bitanem gel, gel gönlüme gir
ayrılığın acısı zehir mi zehir içtiğim tek içecek kahır hangi gün ? ne zamana kadar tehir ? gel bitanem gel, gel gönlüme gir
ozan aydın
yağmur yağmalı gizemli gözlerinden acılarımın kavurduğu susuz yüreğime. durulanmalı yüreğim ateşli yaralarından ve günahlarımdan. sensizliğin kararttığı yüzüme güneş gibi doğmalı gözlerin; aydınlatmalı karanlıklarda boğulmuş benliğimi. bir yağmur yağmalı o gizemli gözlerinden hemen şimdi sensizlikten kuruyan, solan yüzüme gözlerinden gizemli yağmalı yağmur.
yokluğunda damla damla biriktin yüreğime; yağmur damlası gibi saf ve temiz. yokluğunda çatladı dilim susuz toprak gibi. mecnun'un düştüğü çöle döndü bedenim çöldeyim şimdi, mataramda gözyaşlarım var çöldeyim, gözlerimi yakıyor serabın. su " su " adın gibi bellediğim su� yüreğimde su gibi çağıldayan bir haykırış var: yağ " yağ " yağmurlar�
her gece titrek yüreğimi içine çeken labirentler; bağırıyorum, adın yankılanıyor duvarlarından. benim serabım, rüyalarım, hayalim sensin. ruhumun peşinden koştuğu aydınlık sensin. uyanıyorum gece yarısı, kapkaranlıkta perdeye vuran gölge, sensin. su " su " susuzluğum yakıyor her yeri; boğazımdan geçen su, sensin.
ateşten bir gülledir başım; sırtımdan akan, soğuk ter. yağan her yağmur damlasında say " say " sayıklıyorum seni.
ilmik ilmik dokudum seni yüreğime dualarımda adın duyuldu her gece adın duyuldu su su gibi özledim kar beyazı ellerini.
gel ! haber vermeden ansızın gel kapıma. çıkart tabuların yüreğine giydirdiği deli gömleğini. birden bire bastıran yağmur gibi gel ! yırtalım tabuların bizi biçtiği kefeni. duvarlarında adının yankılandığı evime gel ! soğukta " sen " diye sarıldığım yorganıma, gel ! yansın, yokluğunda tuttuğum kara kaplı günlüğüm, yansın her şey, her şey yansın ! yağmur yağsın, gizemli gözlerinden ansızın.
geri dönmeyecek göçmen kuş gibi gel. seni sensiz yaşadığım günleri savurarak gel. gel !
eylül 2004
recep özdemir
bırak bakışlarını bengisu damlasın yüreğime, susma çözülsün kalbimin buzları hızla sahte tebessümlerden bıktım ağlamalıyım, henüz kirlenmemişken gönlüm baharı yaşamalıyım.
07.08.2007
serdar akpınar
umutlu yeni yıllara daldı yüreğim umudunu senden aldı sadece aydınlığa çıkan yolları aradı sevginle sevginle ağladı yüreğim sevginle sızladı bir umut dedi bir umut belki yarınlara yarını olmayan sevdaya evet dedi bırakmak bilmedi beni yalnızlık adı yalnızlık olan sensizlik beni benden çaldığın gecelerdeyim şuan ismi meçhul olan hecelerdeyim bitmek tükenmek bilmeyen kelimelerdeyim yüreğimi çaldığın geceye gel olur mu beni sırılsıklam ağlattığın geceye adımlarını at beni sensizlik denen yıldırımla vurma olur mu seni sevdiğim hecelere gel seni bulduğum gecelere gel istersen prangalar vurulsun ayaklarıma ben razıyım seninle geçecek yeni yıllara gittiğin yollardan gel olur mu sevdanı haykırdığım dağlardan gel bana bir damla umut yarınlarıma bin damla mutluluk benden sana hadi gel çaldığın geceden al beni gözlerimdeki kan damlalarında bul ismimi beni benden çaldığın geceye gel olur mu seni bulduğum gecelere gel...
ayşe asar
dertlerin tortusunu sil at gönlünde mutlu bir kelebeğin uçmasına izin ver yüreğinde hafifle kuş ol sonra gel gönlüme kon.
edirne - 24.04.2008
hakan rodop
ardından baharın dalları üstümüze yağıyordu seni aradık, bulduk- gerçek o ovanın bağrında yanıyordu
bir zamanlar sen de beni sevmiştin ve ayrılık sözü yürekte yalandı
isterdim karanlığı görmesin yüzümüz o kötü tutuşan dalları ve çimenliğiyle içindeki her türlü haşaratıyla gözümüz görmesin hiç gel, sesini duyar gibiyim tıkanıyorum yüreğim durmadan önce gel.
nuri bayındır
sen kalabalık caddelerde yürürken gençliğim gitmiş benim tenhalarda gözlerim görmez olmuş sevdiğini dudaklarım çatlarmış güneş altında
görmemiş annem süslü sarayları büyük şehirleri yada bir padişahın tahtını
gökdeki yıldızları seyrettim denizdeki kuşların yerine martılar yoktu soğuk eserdi memleketimin yelleri baykuş sesleri gelirdi yıkık ev çatılarından bazen ağıttı dinlediğim seksen yıllık yaşlı bir kadından
ağlardı koca çınar bir damla seni beklediği bozkırlarda
toprağa cemre düşende gel dağlara hazan çökende gel gözümden yaşlar dökende gel gel
bursa
cezmi ersöz
biliyorum, konuşucak birşeyimiz yok ama yine de gözlerini al gel elindeki yarayı, suskunluğunu, acemiliğini beni biri severse inanmam seni biri severse utanırsın bilmediğin bir hastalığa acımak gibi bile olsa gel biliyorum konuşacak bir şeyimiz yok ama ıstırabım sende, mutlaka al da gel
mehmet şahin kaçar
beni senden edecek sevgiliyi neyleyim sevgili de sevgi de seninle, senden güzel pervaneyi kandile meftun kılan nedir ah biri mescitte sabahlar diğeri demgah nazınla bir karara varamaz da döner dehr ustasının elinde bala dönerken zehr kara yüzün semaya döner kuyu nihayet cümle alem aşkına rahmetinden ibaret eremedim sırrına, haşa, beklemekteyim ne senin ne de mahlukunun noksanı var, gel...
m. öztürk
bir bu kadar daha yakın olmam sana, bir adım da sen gel bana. geçerken yollarından, gör beni gizlice, giderken bu şehirden, düş peşime sessizce
hızır irfan önder
nihayetsiz sevdam inletir beni ! ağlayan gözlerim kör olmadan gel ! hasret dayanılmaz bir haldir bende ! minareden salam verilmeden gel !
sevgimi sundum ki seversin diye, kalbimi gül kıldım alırsın diye, yıllarca bekledim gelirsin diye, sevdiğim kalemim kırılmadan gel !
hastayım şifayı bulurum sende ! dertliyim devayı bulurum sende ! yanığım merhemi bulurum sende ! ömrüme son nokta koyulmadan gel !
ayşen elli
bugün güneş doğmadı. yıldızlar üzgün. saatlerce seni düşündüm seni özledim. neden böyle ansızın çekip de gittin. gel artık bekletme beni sevdiğim.
sen kalbimde sevda çiçeği, sen tanımadığım, bilmediğimdin. belki fark etmedin belki istemedin. seni çok özledim gel sevdiğim.
veysel ay
gel. beklenensin. gül serptim yollarına. anla. olmazsan olmaz. şafaklar küser gelmezsen.
aysun şimşir
gel sonsuz güneşim, canım, ruhum, dünyadaki tek eşim, sevda dolu bağrımın tek alevi, yokken ruhumun tek matemi, gel artık gönlümün tek serveti, hayatımın güzelliği, gel artık ömrümün biriciği, gözlerimin dermanı, ayaklarımın feri, burnumda tüten tek sevgili, gel artık bitsin bu özlem, sevgisiyle yandığım, kem gözlerden sakındığım, özlediğim, sevdiğim, taptığım, gel artık sensiz olamadığım, gel ki gün bahara ersin, kış olsa da gönlümün yazı sensin, gel ki sevgiyi, aşkı herkes bizden öğrensin...
istanbul - 2002
erol yılmaz
korkuç güzellikle yaşanan hem de doyasıya o gecelere özlem duymamak ve de eldemi onları anmamak sensiz geçen her uykusuz gece beni geçmişe ve sana götürüyor ne olur gel
ocak 1992
bilinmeyen xxıv (alperen)
çilgin firtinalarin, kasirga dogurdugu bir vakitte yüregimizde kükreyen, deli dalgalarca çarpişan heyecanla, hissediyoruz kipir kipir ayak seslerini, biliyoruz geleceksin, vakit ahir zaman oldu ... gel !
saatler serseri bir ahenkle dövmekte takvimleri balyozca inmekte beynimize her geçen günün hatirasi lime lime dökülmekte günler, dakikalarimizdan lüzümsüz yaşamaktayiz, her animiz ziyan oldu ... gel !
utancindan yeryüzünün , ar damarlari patliyor ! arz ayagimiz altinda kendini paralamakta, arz yükleniyor vicdanlarda yaşanmayan depremleri, kainat çildiriyor, zerrelere isyan doldu ... gel !
bir fatih çikip gemiler yürütmuyor daglardan gemileri yaksada bir tarik, yanan gemilere dönuyoruz artik selahaddin gibi sedler çekilmiyor zillet karşisina şan ve şeref harab oldu, izzet şehri viran oldu ... gel
yigit bildiklerimiz gayri, tilki edasiyla palazlaniyor dost ellerden iniyor artik en kahpece kamçilar beş paralik piyonlara mat olduk cenk meydaninda soysuz başlar tepemizde, namert kahraman oldu ... gel
seni müjdelemekte by ugursuz gebeligin sancilari... seninle yeniden dogacak ve yüreginde tazelenecek güneş bekliyoruz zülmeti katlayip kaldirmayi ellerinde bu vazgeçilmis can, dogduguna pişman oldu ... gel
abdurrahim karakoç
aşkımız sembolleşsin iğde çiçeklerinde olgunlaşan meyveler dalları eğerken gel duru bir yaz sabahı toros eteklerinde akdeniz dalga dalga kıyıyı döğerken gel.
seher yeli çamları, çavdarları tararken dağlar göller üstüne sisten perde örerken ilkbaharın ilk gülü kılıfını yararken sonbaharda son yağmur yollara yağarken gel.
suların sessiz akıp, kuşların ötme vakti yollar daha bitmeden düşlerin bitme vakti semada yıldızların uykuya yatma vakti ister ay batarken gel, ister gün doğarken gel.
kaynak dosta doğru
ayhan yavuz
bulutta yüzünü, canlılığını, yağmurun yanaklarımdan bağrıma süzülüşünde tekrar hissettim... şiirlerin sıra dışılığına cümlelerin bitimsizliğine tatlılığına rüyalarımın gözyaşlarımın derin samimiyetine ve mutluluğuna gülüşlerimin sığdırmaya çalıştığım; sahibi olduğunu hatırladığımda seni tek sığdırabildiğim kalbime, ait olduğun yere gel...
ankara - 2001
emrah bora
yüreğim serzenişte. varlığın bile, beni çoktan benden etti.
günlerime hüzün kattın. sevgi sözcüğünü yeniden hatırlattın. fıtratıma yeni bir hal verdin. kabus dolu yaşantıma uzun süre sonra sevinci tattırdın.
yanarım sensiz geçen her sabaha, yanarım seni düşünmeden her geçen geceye. benden içeri bir ben daha oldun sen. bu bedenden bir can çıkar da, bir sen çıkamazsın. yüreğimin prangalarına takılır çırpındığın her vakit bana acı verir.
yarını olmayan sabahlardan, gecesi olmayan gündüzlerden, baharı olmayan kışlardan bıktım. seni hayat sürgünüme bir nokta, soğuk dahi olsa dört mevsim yazlara, acı da olsa mutluluğa, ve ayrılıkla biten tüm paragraflara, son vermek için sevdim.
ankara - 2007
sıtkı gür
avuçlarımda minik bir kuş gibi çırpınırken ellerin gözlerimde kaybolurken bakışlarının buğusu öpüşlerimden kaçarken dudakların özlemlerimde henüz yokken sen nerdesin diye aranırken ben gel
22.01.2002
yavuz bülent bakiler
nasıl ağlamıştın öyle akşam sokaklarda. birden nasıl büyümüştü içimde yerin ? japon türkülerine benziyordu gözlerin sen japon türkülerini bilmezsin...
pişman oldum yaptığıma o günden beri gel gitme çocuk ! buruk bir acı çöker yüreğime geceleri nereye bu hazin yolculuk
fatma hancı
y.t.e
ay doğmuş yine odama, aydınlatmıyor karanlığı, çok uzaklarda bir ışık var, acıtıyor yine canımı...
ne olursun dön gel, dön gel... umutları yollara ser, yollara ser... karanlık dolmuş geceler, geceler ışıkları al, gülüşleri al gel...
gezdim tüm geceler boyunca sokakları, bana bıraktın sen bu kara yalnızlığı, hadi aydınlat yarattığın karanlığı, bitir içimdeki sonbaharı...
ne olursun dön gel, dön gel... baharı yazı çiçeklere ser, çiçeklere ser... rüzgarla savrulmuş seneler, seneler baharları al, yılları al gel...
" seni çağırmalarım boşunaymış, dönmedin gittiğin yerden "
eylül 2001
tolga şahbaz
bir kaçak bahar gibisin kuruyan dallarıma çarpan, bir yel gibi bazen esiyor bazen duruyorsun, oysa yalancı bahar degil de yeşil yaprak olsan dalımda, dört mevsim solmasan kurumasan, bükermiyim dallarımı kururmuyum hiç, kaçma dilber, bahar ol gel meltem ol gel yagmur ol gel, gel solan bedenime bir tokat gibi çarp ki, kök salayım dünyaya ve sen oldukça bende varolayım, hadi kalk gel kurumuş bir çınar gibi yıkma beni.
servet yüksel
zaman bağdaş kurmuş gözlerime ey, aklım acz içinde çöle düştü gel. isyan dendi hakça sözlerine ey bahtıma dağ gibi çile düştü gel.
gün oldu ağlayan hisler aradım, gün oldu aşina sesler aradım. bir üveyik kuşu gönül muradım, bir zalim, bir hoyrat ele düştü gel.
takvimler düştü, ömrün aktı ey, derdim kainatı okumaktı ey, aşkı yüreklere dokumaktı ey adım deli diye dile düştü gel..
ben hüznün tahtına kuruldum artık, bir hırçın ummandım, duruldum artık, yollara darıldım, yoruldum artık, seherde gözyaşım güle düştü gel…
kaan güler
yağmurlar yağarken gel çiçekler açarken gel daha fazla bekletme ömür tükenmeden gel !
güller goncadayken gel çiçek yoncadayken gel zaten zaman çok kısa hazan yaklaşmadan gel !
erzurum - 09.03.2007
gedayi
gel a nazlım bizim bağdan derelim lalesinden sümbülünden gülünden senin ile anda meclis kuralım sakisinden makisinden mülünden
bu derdime çare bilmem neyleyim kande gider isem methin eyleyim başım alup bilmem kande gideyim rakiplerin siteminden, dilinden
acep ol yar el sözüne uyar mı helak edip bendesine kıyar mı meğer insan bakmak ile doyar mı cemalinden, cenabından, elinden
gedayi ol maşuk yüksek uçmasın rakiplerin dolusundan içmesin lutfeylesin kerem kanı geçmesin bendesinden, gedasından, kulundan
şenol şen
gel artık seni bekliyorum her an gelirsin diye ayrılmıyorum kapının önünden seni sevdiğim için bekliyorum bu karanlıkta her rüzgar suratıma çarptığında seni düşünüyorum gel artık bekletme beni bu soğukta
30.05.2004
harun sak
neysen nesin, kimsen kimsin gel artık. bu yürek daha fazla dayanamayacak seni beklemeye gel artık. dünyanın bütün renklerini toplayıp dizdim önüme hiç biri çizemedi seni dünyanın bütün kelimeleri yazamadı gel artık. yazdığım tüm şiirler sana layık değildi sahipsiz mektuplarım sana uyarlanmadı gel artık yaşadığım tüm yıllar seninle yaşadıklarımın yanında sıfır kaldı. bu yürek dayanmıyor artık sensizliğe gel artık bebeğim yürek sızım bitanem bekletme beni gel artık.
yenişehir - 25.08.1999
yılmaz ersoy
unutulmayanlara
çaresi yok bu illetin nasıl düştüm içine ! bir türlü bilemedim. yine dört duvar yine sensizlik aşkın hücresindeyim artık çok belli aradım seni kendi hayallerimde orda bile yoksun inan aşk nedir bilmezdim sende öğrendim yeryüzünde bir gezendim özgür kuşlar gibi olmayı sende öğrendim kahretsin ! su an resmine bakıyorum ak düşmüş sanki saçlarına gülen gözlerin yerini bir tutam hüzün almış çok uzaklardasın biliyorum belki gelirsin diye bekliyorum nerdesin, kimlesin hangi kahpenin gönlündesin yoksa birde gülüyomusun bensizliğe bak yine hava kapalı bulutlar yine siyahın bin bir tonu neden açmadı hala çicekler hani nerde papatya, leylak yoklar onlarda bekliyor seni gel artık ne olur gel inan gücüm kalmadı hayallerimde bitiyor hadi ne olur gel gel artık
amasya - 10.05.2007
faruk hazar
geçmez dediğimiz zaman bu muydu, saatler nasıl da su gibi akmış. ne varsa götürmüş sevinçten yana gönlümüzde hasret..hüzün bırakmış.
kumsala yazıp da unuttuğumuz yazıyı yağmurla yağarken gördüm. topladım harfleri yerlerden bir..bir gel bak yine eski yerine koydum.
bekledim başında seneler boyu yıldızlar yorgandı, dalgalar yastık benim acılarım sana da yeter geceyi koynuna al da gel artık
serdar yazıcıoğlu
platonik yalnızlığımda... yalnızlığım bile yanımda yokken, seni düşündüm ben sen yanımda yokken içtim. kalbim rakı şişesinde, şişe gözyaşımın denizinde, ben o denizin dibindeyim gel artık... rakıya katacak su kalmadı... gel de acımı aşkınla beyazlat...
ozan yağmur
her adımda yeni bir gözyaşı, artık kalmadı bende sabır taşı, acılar oldu ruhumun ekmeği aşı, gel artık ölüm ruhumu al da gel.
bahtım kara kalmadı umudum, ne yaşamayı sevdim, ne hayata tutundum, kendimi en sonunda dipsiz kuyuda buldum, gel artık ölüm ruhumu al da gel.
saniyeler geçmeyen yıllar oldu bana, yüzüm gülmedi hiç kaderimden yana, ecel gelsin artık bu umutsuz cana, gel artık ölüm ruhumu al da gel.
oğuz satır
gel aşkım bana doğru yaklaş güzelliğin aydınlatsın güneşi kıskandırsın bütün yıldızları başlayalım yine kaldığımız yerden
sev sevgilim sitemsiz, nazsız, çıkarsız sevinsin yüreğim, sevinsin tenim kesilsin ayaklarım yerden
sarıl bir tanem düşünmeden bütün kuvvetinle boşluk kalmasın hiç aramızda ses gelsin kemiklerimizden
öp meleğim ne olur bir daha bir daha uzun ve aheste sıcak ve uçarcasına morarsın dudağım aşk denizinde
gel sev... sarıl ve öp beni bütünleşelim seninle uçalım başka diyarlara gidelim hiç gidilmeyen yerlere.
halide nusret zorlutuna
gel bahar, erit bu yolun karını, geçen seneleri anmayalım hiç dinle bülbüllerin şarkılarını güllerin kıpkızıl şarabını iç. bu dünya bir büyük meyhanedir, gel !
gel bahar, gel bahar, yakınlarda gül ! denize renginden armağan bırak ufuklarda gezin, semaya süzül sonra yavaş yavaş in, içime ak ! gönlüm hasretinle divanedir, gel !
adnan eren
oy bana yar bana sevda, oy günlerim hep kara, yalnızlık senin gibi, beni ala aşkı ala,
oy sana bak bana yarim, gözlerim senin esirin, yalnızlık gecenin neminde, sana esir sana delirsin,
yar bana yar yar sana, gül bana yar el bana, ellerin sardı yar beni, gül bana yar sel bana, gel bana yar sen bana..
25.09.2001 kaynak adı cennet
fuat polat
gerçekçi olman yeter aslında düşünmeden oynaman bu aşkı yüreğinde büyüttüğün duygularla tüm saflığınla gel bana
güneşin doğuşunu düşünmeden akreple yelkovanı bilmeden aşkın oluruna değil doluluğuna bak da gel bana
bilmediklerim senin bilmediklerin benim tamamlayıcı sevginle dol da gel bana
bakışlarınla dondur bakışlarınla güldür bakışlarınla öldür de gel bana
istanbul - 29.12.2005
eyüp çiftçi
özlemin beni yakar kavurur, rüzgar alır beni, uzaklara savurur, beni düşlemedin dersen, kalbim kırılır, gel de güzel, güneş gibi doğ şu gönlüme...
gözlerim her gün sana yalvarır, dilim durmaz her gün sana yakarır, ama bilmez ki gönül, kendin kandırır, gel de güzel, merhem ol narin gönlüme...
izmir
kul nesimi
gel beni ağlatma şah'ım ben sana kullar olayım gel bana ceylan bakışlım ben sana kullar olayım
bir gonca bülbülün idim geldim dalında ötmeğe sanma ağlatma düşmez ben sana kullar olayım
açtın zülüfün telinden zülüfün ucu mah gibi kesip de yabana atma ben sana kullar olayım
nesimi can nesimi derdime bir çare kıl ezelden seni sevdim ben sana kullar olayım
pir sultan abdal
gel benim sarı tanburam sen ne için inilersin içim oyuk derdim büyük ben anın'çin inilerim
koluma taktılar teli söyletirler bin bir dili oldum ayn-ı cem bülbülü ben anın'çin inilerim
koluma taktılar perde uğrattılar bin bir derde kim konar kim göçer burda ben anın'çin inilerim
göğsüme tahta döşerler durmayıp beni okşarlar vurdukça bağrım deşerler ben anın'çin inilerim gel benim sarı tanburam dizler üstünde yatıram yine kırıldı hatıram ben anın'çin inilerim
" sarı tanbura " dır adım göklere ağar feryadım pir sultan'ımdır üstadım ben anın'çin inilerim
meftuni
gel benim yanıma nazenin dilber bulunmaz cihanda bir tane misin siyah kaküllerin kokulu anber gerdane dökülen tel dane misin
bir gün olur bu sevdadan bezersin hançer alıp dertli sinem ezersin niçin böyle melül mahzun gezersin sen de bencileyin revane misin
leblerinden şeker şerbet ezilir ak gerdana siyah benler dizilir mahmurlaşmış ela gözler süzülür aslından sen böyle mestane misin
meftuni'yim beni zemmeder alem hercayi elinden kan ağlar didem el söziyle yarin terk etmez adem efendim sen deli divane misin
ümit yaşar oğuzcan
gel beraber ağlayalım sabah olmadan damla damla bir zehir karışsın kanımıza insanları affedelim, yaşamayı sevelim sonra insan yaratıldığımıza zavallılığımıza gel beraber ağlayalım hatırla tekrarı, bir ömre bedel dakikaları gerçek olmayan hayallerimizi düşün biz de bir yerde insanız neyleyelim hep böyle bıçağın kemiğe dayandığı gün gel beraber ağlayalım o ayrılığın kederin hüküm sürdüğü o zamanın ilerlemediği gecelerde söyle kime yalvaralım, kimi bekleyelim hep böyle bıçağın kemiğe dayandığı gün gel beraber ağlayalım ne aradık, ne bulduk bu yeryüzünde inan sevdiğim bizi aldattılar sonunda yapayalnız kaldık neyleyim gel, dünya duruncaya kadar, ölünceye kadar gel beraber ağlayalım
salim yılmaz
bahçelere düşen gazel körpe değilsin sen kartsın uzak uzak duran güzel gel beriye şanın artsın
sitemli sitemli bakma beni yadellere atma gözüm kör oldu ağlatma gel beriye şanın artsın
et kemiğin götürseler parça parça pişirseler yer altına düşürseler gel beriye şanın artsın
mecnun isem sen leylasın bırak salimi ağlasın kan böğrüne taş bağlasın gel beriye şanın artsın
göksel kurum
gel bu şarkıyı birlikte yazalım ismini dinleyenlerden soralım beraber çalıp beraber söyleyelim mutluluğumuz için kafamızı yoralım rüyamızı hayra yoralım aşkımızın adını ölümsüz koyalım ya aç ölelim ya da bu hayatta birlikte doyalım sevgilim hayat bir film sen yoksan başrolde değilim ölüme doğrudur bendeki eğilim sensizlikte biter yaşama isteğim.
celalettin tokmak
" sana gitme " diyen aklına uyma bütün engelleri vur da gel bugün mantık " gitme kal " der sen onu duyma nerdeyim nasılım sor da gel bugün
bırak engelleri ekmek, aş deme dizlerim tutmuyor, gözüm yaş deme havalar soğudu, mevsim kış deme tipide, boranda, kar da gel bugün
sensiz hayatımın koptu düzeni aşkınla bikarar eyledin beni soğuk gecelerde beklerim seni paltonu sırtına sar da gel bugün
sana geldiğim bilirler dersen it olur peşimden ürürler dersen evden ayrılamam görürler dersen kendince bir düzen kurda gel bugün
önce çık evinden sonra dön sola dolmuş durağından bir mesaj yolla takip edilirsin arkanı kolla bakkala, manava varda gel bugün
felek ta ezelden atmış bir kazık içmeye suyum yok yemeye azık geç kalma bekleyen celal'e yazık kader defterini dür de gel bugün
sinan gündoğ
sessiz gel kimseyi uyandırmadan, gel gece yarısı çeşma başına, gizli gel ne olur baban duymadan, gel gece yarısı, çeşma başına.
görünme kimseye adın çıkmasın, ne olur dikkat et kimse çakmasın, laf oluruz millete, allah saklasın, saklı gel ne olur, çeşme başına.
milletin gözü hep üzerimizde, söyleme kimseye bu aşkı gizle, saklı gizli buluşalım artık seninle, ananı uyut gel, çeşme başına,
görürse birisi susadım dersin, ne yapacan artık, yalan söylersin, alıştık be gülüm, allah affetsin, gel yine bu gece, çeşme başına.
muammer bilgiç
ortak olur hicranıma uzun kavak ağaçları, gitmez olur gözümden dalgalanan saçları. bir ses, bir koku ya da tatlı bir hatıra, hasret kaldı şarkına gönlümün yamaçları.
bir güvercin misali uçtun gittin elimden, senden haber aradım meltemlerden güneşten. boşaldı dörtbir yanım ve kalmadı dermanım, ne olur artık gel geleceksen !
rıza tevfik bölükbaşı
bu gece gene bir garip hüznüm var sohbetinle yaşat hatıratımı gamla bunalmasın, birkaç günüm var şenlendir şu bezgin hissiyatımı
değil mi bir zaman genç idim, şendim dilberler içinde seni beğendim gel nazlı sevgilim, gel dil-pesendim bana naklet geçen şen hayatımı
o güzel başını göğsüme daya hasretle bakayım şu dolunaya neş'e-i hüsnünle gel doya doya bir daha göreyim kainatımı
gökhan tutuk
ağladım arkandan giderken bir damla gözyaşı dökerken sevgimi içime gömerken kalbime yenik düşerken
beni görmeni beklerken geleceğini tüm kalbimle isterken nefesini içimde tutarken seni hala çok severken gel artık.
necati dikmen
anlaşılan o yıllarda okuyup külebi'yi, değiştirip yazmışsın, o güzel hikayeyi. her mısran bir şair'den, bu nasıl duygulanış ? bir romantik, bir realist olup ta mırıldanış ?
bir bakarsın dünyada, yöre yok, görmediğin, bazen garibi oynar, çok şey var bilmediğin. enpati yaptığını söylesen de inanmam. her ortamı kullanıp istismarına kanmam
istanbul - 2008
sabiha sevim
sabah mı gelecek gece bitince güneşler sağımda solumdan aydınlatacak mı aklımdan güzel sözler mi geçecek bütün bunlar sen gelince olacak mı
derya sevgilimsin sen benim görünce titrer göz bebeklerim fırlar canım bedenimden çıkar dumanım tepemden.
06.09.2007
nurten altınok
gel demedim mi hüzünleri ben tek başıma da bilirim yaşamayı göz yaşlarım bilir akacak yeri gecelerim sessizliğimi içim sıkılınca nasıl kalemime kürettiğimi şiirler bilir sitemlerimi
gel demedim mi ayrılıkları ben tek başıma da bilirim yaşamayı sokak sokak dolaşmayı istanbul'u elbette bilirim bir simidi tek başıma yemeyi kaldırımları tekmelemeyi
gel demedim mi sevinçleri ben tek başıma da bilirim yaşamayı tek başıma türkü söylemeyi tek başıma içki içmeyi mumları tek başıma yakıp söndürmeyi kadehleri şerefe kaldırmayı
gel demedim mi sensiz nasıl yaşanır öğret demedim mi nasıl nefes alınır nasıl ölünür gel demedim mi öğret demedim mi
10.10.2001
fatih yağcı
bilmiyorsun ama sevdiğim, artık hiçbirşeyin tadı kalmadı; yaşamamın; ölmemin... ölürken yavaş yavaş, gülmemin. ıslanarak ağlamamın, ağlayarak gülmemin...
içinde seni bulduğum şarkılarda kalmadı. zorladım, zorlandım ama sensiz hiç olmadı. sazım bile seni sensiz çalmadı.
yoksun artık... hayallerimde, düşlerimde... beni hep yalnız bıraktın; dünde, bugünde. üzüldüğüm cenazede, sevindiğim düğünde...
zaten sen her daim, ümitle kurduğum hayallerimde yaşadın. daha doğrusu; seni orda ben yaşattım. sen orda yaşadın, ben burda yaşlandım.
keşke sesimi duysan da, bağırsam, haykırsam... 'gel !'desem de, artık birgün gelsen. 'geldim !'desen de, artık hergün ölmesem.
emre yiğit
gel desem sana gönül dilimle kendini rüzgara bırakıp gelir misin ? kollarına alır mısın kumral delikanlını yine saçlarımdan okşayıp şarkı söyler misin ? yeşillerini ayazların soldurduğu, ucunda sevgi tomurcuklarının olduğu kuru bir dal olmak ister misin ? dolu bir ömür sürüp ölmek ister misin ? birlikte, elele...
emre sertaç yelden
gel desem sana gönül dilimle kendini rüzgara bırakıp gelir misin ? kollarına alır mısın kumral delikanlını yine saçlarımdan okşayıp, şarkı söyler misin ? yeşillerini ayazların soldurduğu, ucunda sevgi tomurcuklarının olduğu, kuru bir dal olmak ister misin benimle dolu bir ömür sürüp ölmek ister misin ? birlikte, elele...
birsen tatlı
gel desem, gel de bu gece yanımda kal, kal da yaramı sar desem gelir misin ? kalır mısın yanımda geceye karanlık düşünce sensizlik çökünce yıldızlar gibi üstüme. aşk ellerimin arasından kayınca tutar mısın ? duyar mısın sesimi ya da bile bile sırt çevirir misin gözlerime, aşkın acısına dayanır mısın göz göre göre...
vahdet nafiz aksu
ey dağları siper eden sevgili alır dağlarımı sana gelirim toprağım karışmış olsa toprağa gel desen yürekten cana gelirim
bir yanda cennetler bir yanda gülşen bir yanda alemler öbür yanda sen ya onlar ya bunlar yahut ben desen yemin olsun senden yana gelirim
serdar akpınar
gel desen bahar açacak memleketimin dağlarına bir sıcaklık kaplayacak her bir yanı gülüşünle gel desen ferhat dağı delecek mecnun çölü aşacak her su denize kavuşacak gel desen gözlerim gözlerinden ruhuna kavuşacak ve belki cennet sende yaşanacak gel desen...
bir gel desen güneş doğacak kar yağan gecelerime mis kokan güller açacak satır aralarıma gel desen dağlardan serin sular akacak sen diye feryat ederek yanan yüreğimin yangınlarına bir gel desen bana cellat bile şaşacak ayaklarımın altından kaymayan idam sehpalarına ve belki geç kalacak ruhum azraille randevusuna gel desen...
gülay atılay
gel desen bir gün bana gel desen özlem yüklü kalbin ruhuma işliyen sesinle bana gell ! desen seninim ! senin olanı benden istesen bekleyişlerim düşünce sonsuzluğunda özlemim sensizlik mayasıyla kabardı kalbim yanlızlığımın kahrında gel desen birgün bana gel desen ! sensiz geçen her günümün ardında sen boş yatağımın baş ucunda sen ! kalbimde sonsuz sevgin bana verdiğin minicik resmin... vesen sen herşeyim bana gel desen ! biliyor musun neler olacak ? ömrümün sonbaharında bahar çiçekleri açacak.. saçılacak dört bir yana rengarenk güller mutluluk çığlıkları atıcam ekseninde seninim geldim ! feryatlarım kaplıyacak evreni ne olur ahh ! ne olur ? bana gel !desen... ömrüm seni beklemekle geçecek olsa da sana adadım son tebessümlerimi. sen sen birtenem son nefesimde de olsa ne olur ne olur ? bana gel ! desen. benimsin kadınım desen !
serdar akpınar
gel desen bir gün bana gül yüzlüm özlem yüklü kalbin ve gülen yüzünle dante gibi ruhumda işleyen sesinle seninim sen benden senin olan beni istesen
bekleyişlerimdeki sabrın sonsuzluğunda özlemim sensizlik ocağında alevlendi kalbimin bu yalnızlık kahırlarından gel desen bir gün bana gül yüzlüm
sensiz geçen her gecenin ardında sen sensiz uyandığım sabahların başucumda sen geceden sabaha kalan rüyaların kırıntılarından bana verdiğin minicik buselerin
ve sen gülen yüzlüm bana bir gel desen biliyor musun neler olacak ömrümün sonbaharında bahar rüzgarları esecek
rüzgardan savrulacak dör bir yana güller menekşeler mutluluk çığlıklarımla can bulacak meyveler seninim sana geldim selam duracak kardelenler ne olursun gel desen bir gün bana gül yüzlüm
ömrüm sensizlikle geçecek olsa da senin yolunadır son gülüşlerim sen birtanem sen tatlım ve sen canımıniçi bir gün bana ne olur ne olur bir gün bana desen gül yüzlüm.
aşık ömer
gel dilberim kan eyleme seni kandan sakınırım doğan aydan esen yelden seni gülden sakınırım
tabibim hışm ile bakma ben kulun odlara yakma yanağına güller takma seni gülden sakınırım
halden bilir haldaşım var yola gider yoldaşım var üç yaşında kardaşım var seni ondan sakınırım
ömer'im der ben de geldim tazelendi eski derdim sen bir kuzu ben bir kurdum seni benden sakınırım
osman karaarslan
haydi gel çık yola diyemesem de aslında kollarım hep açık sana korkarım dillere düşer bu sevda yazık olur günah, değil mi bana nasıl çıkarırım kalbimden seni imkanı var mı hiç, bilmez gibisin sevda ateşine atıp da beni halimin farkında olmaz gibisin.
özcan tunalılar
f.c.e.
gelme istemiyorum artık sana dar gelir bedenim içinde ağırlığınla gelme esaretinle gelme üzüntün yeter zaten bana bulutlara gözlerim yeter üzümleri ekşitir şimdi yüzüm suçluluğunla gelme sakın " affet beni " olmasın dilinde sabah gelme bulamazsın beni odam kapalı içeri giremezsin kapıda kalırsın üzülürsün gelme sesin kulaklarımda hala güneşim ısıtmaz yanaklarını heyecanlı sanma seni beklerken kırışıklığımı askıda bıraktım saatsiz gelme burda olmam hiç sonra toprak gözlerin nemlenir arınmak saadetinle tanışmamışsın nerden bileceksin ne nasıl kim nereye ne zaman gelme sekiz kere incinirsin yüzümde eski gülüşü bulamazsın ararsın kaybolursun suretimde sessiz sedasız geçer gidersin gelme istemiyorum artık sana dar gelir bedenim içinde ağırlığınla gelme esaretinle gelme yaşamının baharında en güzel en " son " baharında kafanı toplamadan başlama gene avunmak için sözler söyleme peşpeşe darbeler yersin ağlama içten olsun son bakışın dur gelme şimdi zamanı değil belki yarın uygun olacağım ufkumda karanlıklar parçalanırken denizlerimde yüzemezsin ömrün kayarken bir şişe dibinde içme günlerin hatırasını gelme istemiyorum artık gelsen neyi değiştireceksin ölümle oynama güç yetiremezsin ırmak ırmak bakışlarınla gelme şişmiş pınarlarında bekleyemem en iyisi daha gelme korkuyorum dayanamam ağlarım kapımda görmeyeyim seni böyle lütfen gel seni çok özledim
istanbul
hasan turan
" oğuz mavioğlu; muğla'da ortaokul öğretmeniydi. trafik kazasında gencecik gitti. bu ağıt hanımının isteği üzerine yazıldı. oğuz'un okulunda asılıdır. her yıl ölüm yıldönümünde bu ağıt okulunda okunur. "
ulaşılmaz uzak düştü aramız asır geçer geçmez bizim yaramız dün helaldik, bugün niçin haramız oğuz gitti gel diyorum gelmiyor
bekliyoruz nerelerde nerdesin dersaneler suskun durur yok sesin odamızda buram buram nefesin oğuz gitti gel diyorum gelmiyor
kalem ağlar ağıdını yazmam der kazma geldi ben mezarı kazmam der ayaklarım yerkesik'te gezmem der oğuz gitti gel diyorum gelmiyor
tez söndürdün gözlerinin ferini eğitime ekin ettin terini yedi göbek dolduramaz yerini oğuz gitti gel diyorum gelmiyor
burcumda yıldızdın gecemde aydın ömrün baharını ne çabuk saydın gözlerimde ışıl ışıl yanaydın oğuz gitti gel diyorum gelmiyor
bahar geldi yeşillendi yamaçlar sensiz oynanıyor her pazar maçlar bir günde ağardı başımda saçlar oğuz gitti gel diyorum gelmiyor
marmaris, yerkesik, muğla bu saha bizim gibi yaslı çıktı sabaha senin gibi " oğuz " gelmez bir daha oğuz gitti gel diyorum gelmiyor
tatlı dilde sohbetteydi sözdeydi doğrulukta merhamette özdeydi yumuşak yürekte gülen yüzdeydi oğuz gitti gel diyorum gelmiyor
karşı dağlar sisli durur kar mıdır koca dünya bu kadarcık dar mıdır senin dilin gibi diller var mıdır oğuz gitti gel diyorum gelmiyor
tanrı seni yeniden mi yoğursun hangi ana böyle oğuz doğursun hangi gözler senin için seğirsin oğuz gitti gel diyorum gelmiyor
şu muğla'nın yokuşu var düzü var çiçekli baharı, serin güzü var aynalarda gülümseyen yüzü var oğuz gitti gel diyorum gelmiyor
kara kader elek elek eliyor yavruların baba diye meliyor acı haber ne de çabuk geliyor oğuz gitti gel diyorum gelmiyor
gelir diye odaları yoklarım ter sildiğin mendilleri koklarım hayalini göz nurumda saklarım oğuz gitti gel diyorum gelmiyor
seni sordu giyindiğin yelekler elbisen dolapta hep seni bekler boşa gitti bunca dua dilekler oğuz gitti gel diyorum gelmiyor
gel de sen ol uçan kuşu arama koca koca dağlar girdi arama hangi merhemleri sürsem yarama oğuz gitti gel diyorum gelmiyor
kim bildirdi son saati kur diye saçlarımı yoldum gitme dur diye seslen mezarından " yurdanur " diye * oğuz gitti gel diyorum gelmiyor.
* yurdanur: eşinin adı.
kaynak nem alacak felek benim
pir sultan abdal
hasretinle beni üryan eyledin beklerim yolların gel efendim gel gönül kuşu kalktı cevlan eyledi beklerim yolların ali ali gel efendim gel
evvel ahir sensin dönmezem senden leyli muhabbetin çıkarmı candan gönül göç eyledi kevnü mekendan beklerim yolların ali ali gel efendim gel
softalar çoğaldı haddini aştı od düştü sineme yüreğim pişti şimdi gayret şah-ı merdan'a düştü beklerim yolların ali ali gel efendim gel
bozuldu yolcular yollarda kaldı ayin erkan gitti dillerde kaldı bendelerim zayıf hallerde kaldı beklerim yolların ali ali gel efendim gel
abdal pir sultanım allah diyelim gelin nikabını elden koyalım takdir böyle imiş biz ne diyelim beklerim yolların ali ali gel efendim gel
özkan çelik
seçtim milyarlarcasının arasından bir kadını gösterdi bana saf mutluluğun tadını kimseler seni elimden almadan gel evlilik koyalım bu arkadaşlığın son adını
ibrahim yüksel
gel ey canan hasretinden güneş küstü aleme gül yüzünle bulutları bir kez olsun ez de gel yokluğun bir mecnun hali veriyor ahvalime kalbim ince hastalıkta derman derman gez de gel.
gel ey canan yüreğimde taze bahar açacak ince duyguları aşkın sihiriyle süz de gel gir şu hazin kalbime gör lale yasemin zambak ister bir demet gül ekle istersen gülsüz de gel
gel ey canan bu ayrılık mahvetti benliğimi binlerce kez kaçıştın hep ne olur bir kez de gel artık takatım kalmadı çekmeye yokluğunu salınmadan takılmadan acelece tez de gel
hüseyin semiz
üşütme bir tanem sevgi dolu yüreğini zannetmesin yalnız kalacak bırakır mı hiç deli gönlüm onu bil ki ayrılığın bana en büyük ceza
gel ey sultanım günlümün baharı özletme, hissettirme bana hasret rüzgarlarını değmesin yüreğime hasret kurşunları yakmasın içimi yokluğun alevi
gel ey gül yüzlüm gel ki gözlerinde kendimi bulayım bak ki gözlerime hasretine doyayım gel artık bir tanem mutluluğun olayım
2004
aydın inan
hep diyorsun geleceğim gelmiyorsun, gelmiyorsun bekle bekle ağaç oldum geleceksen gel gari
çileyen bülbüle döndüm hem sarardım hemde soldum bir bilsen ben nasıl oldum geleceksen gel gari
gençlik bitip tükenmeden nisan yağmurları dinmeden meltem rüzgarları durmadan geleceksen gel gari
buzullar hep erimeden ozon tümden yokolmadan mevsimler alt üst olmadan geleceksen gel gari
ilkbaharda, yazda gel istersen sen kış ta gel sonbahara kalmadan geleceksen gel gari
vahşi kurtlar misali insanlık birbirini yemeden kan gölleri oluşmadan geleceksen gel gari
kıyamet silahları ard ardına patlamadan dünya cehenneme dönmeden geleceksen gel gari
musalla taşına konulmadan " er kişi niyetine " denilmeden imam tekbir getirmeden geleceksen gel gari...
zonguldak
sabit ince
yıllar oldu neredesin, gel sevdiğim, gel gayrı sen. neden sen beni üzersin, gel sevdiğim, gel gayrı sen.
yıllar oldu haber gelmez, arayıp hiç halim sormaz. ömür biter gider durmaz, gel sevdiğim, gel gayrı sen.
ince yanar aşk oduna, dayanılmaz yar acına, çıkardılar darağcına, gel sevdiğim, gel gayrı sen.
kayseri - 26.10.1999
hasan turan
bizim dağlar göğül göğül yeşerdi bahar geldi ovalara çim serdi taşıyamaz oldum gayri bu derdi gel bir tanem canım gülüm gel gayri
kınalı kuş olsam konsam dallara baksam baksam sonu gelmez yollara bu sabah yoldaş ol esen rüzgara gel bir tanem canım gülüm gel gayri
ipek zülfün tel tel mor belik tek tek elinde çiğ kokan bir tutam çiçek geliyorum diye telgraflar çek gel bir tanem canım gülüm gel gayri
içtiğim su boğazımda taş oldu umutlarım gözlerimde yaş oldu bir yıl üç yıl derken işte beş oldu gel bir tanem canım gülüm gel gayri
baharım kalmadı yazım kalmadı lifledim lambayı gazım kalmadı burda kimselere nazım kalmadı gel bir tanem canım gülüm gel gayri
erzurum kars diyarbakır mardin'den seslen sesin gelsin dağlar ardından hasan turan çöle düştü derdinden gel bir tanem canım gülüm gel gayrı
not: atilla içli besteledi.
kaynak nem alacak felek benim
hayati vasfi taşyürek
hasretin rengine, siyah mı desem ağarmak bilmiyor, sonsuz geceler ya gülerdim, ya da ölürdüm görsem acep yarda nasıl bensiz geceler
yar yerine, düş görürüm yatakta herkes uyur, ben yürürüm yatakta el dinlenir, ben çürürüm yatakta gün doğmakla bitmez sensiz geceler
süs için takılmış kapının zili yıllardır değmiyor, sevgili eli bilmem hangi dilden tarif etmeli yaşansa yazılmaz, onsuz geceler.
gel, hayati vasfi, ağlama hele kutsaldır, aşk için çekilen çile beklerim yolunu mahşerde bile ömrümden uzansa, sonsuz geceler.
abdurrahim karakoç
kara gözlüm bu ayrılık yetişir iki gözüm pınar oldu gel gayri elim deyse akan sular tutuşur içim dışım yanar oldu gel gayri
ayların sırtında yıllar taşındı sanma ki garibi eller düşündü bebekler evlendi yollar aşındı kozalaklar çınar oldu gel gayri
hesab et gideli sen gurbet ile otuz ay tutuldu kolay mı dile hapisler sürgünler esirler bile sılasına döner oldu gel gayri
mehmet katrancı
gel geleceksen bekletme artık ! dermanım kalmadı günler tükendi, bir hasret kaldı geriye senden tükenmez dediğim düşler tükendi,
şiir yazdım, destan yazdım olmadı şiir de tükendi söz de tükendi mecnun oldum seni çölde aradım tükenmez dediğim çöl de tükendi.
ankara - 2006
mustafa emirler
oya gibi işledin sözlerini kalbime rastlamadın biliyorum sende dengine gel gidelim sevdiceğim seninle kaçalım buradan açılalım engine
hayatın anlamını anlatma bana gel hayatı yaşayalım diyorum sana yaşamak istersen katlanırsan bana bil ki mabedimsin aşığım sana
bandırma - 24.10.1999 00:40
yunus emre
bir karardan durmayalım gel gidelim dosta gönül hasretinden yanmayalım gel gidelim dosta gönül
kılavuz ol gönül bana gel gidelim yardan yana canım kurbandır canana gel gidelim dosta gönül
kara haberin almadan can bedenden ayrılmadan azrail bizi bulmadan gel gidelim dosta gönül
gerçek murada varalım yarin hatırın soralım yunus emre'yi alalım gel gidelim dosta gönül
semih oruç
deniz baykal'a
gel-git olur denizde gel var git yok bizimkinde.
bursa - 04.08.2007
erdi çallar
gelsin, ölüm öyle bir anda gelsin ki; pişmanlığın olmadığı bir anda geriye bakmanın fırsatı olmasın
gitsin, ruhum öyle uzaklara gitsin ki; bedenimin ikamet etmediği bir handa onun içi kirlenmiş ruhlarla dolmasın.
izmir
hakan suna
anlatılması güç, anlaşılması çok zor, gel-gitler içerisindeki duygularımın. belki de çıkmaz sokaklarla kesişiyor, bütün ana caddeleri dağınık kafamın.
endişe rüzgarları esiyor, etrafta; elektrikleniyor, beynimin her köşesi. savruluyor, yüreğimin harmanında; bulutların karmakarışık mücadelesi.
bağırmak istiyorum, sesim yettiğince; yaka paça olmak istiyorum, yıldızlarla. güzel olurdu, kafa tutmak gökyüzüne; sahile inip denizi taşlamak, ara sıra.
kesif öfkeler savuran kasırgaları, meskun kavak yellerine döndürmeli... uğursuz haberler tellalı kargaları, güllere minnet bülbüllere çevirmeli...
attım kendimi dışarıya, vurdum yola; kuşlarla selamlaştım ve dertleştim. ağlayacağım, sarmaş dolaş ağaçlarla; tebessümle dost kalacağım, eminim.
ankara - 1999
şah ismail hatayi
gel gönül incinme bizden kalsın gönül yol kalmasın evvel ahır yol kadimdir kalsın gönül yol kalmasın
erenler bize pusudur yalan söyleyen asidir bu gerçekler nefesidir kalsın gönül yol kalmasın
bahçede açılan güldür hakk'ı söyleyen de dildir pes ezelden yol kadimdir kalsın gönül yol kalmasın
başındadır altın tacı budur erenler miracı keskindir yolun kılıcı kalsın gönül yol kalmasın
ey divane ey divane aşık olan kıyar cane hatayi'm der taç u hane kalsın gönül yol kalmasın
yunus emre
ben yürürüm yane yane aşk boyadi beni kane ne akilem ne divane gel gör beni aşk neyledi
gah eserim yeller gibi gah tozarim yollar gibi gah akarim seller gibi gel gör beni aşk neyledi
akarsulayin çaglarim dertli cigerim daglarim şeyhim anuban aglarim gel gör beni aşk neyledi
ya elim al kaldir beni ya vaslina erdir beni çok aglattin güldür beni gel gör beni aşk neyledi
ben yürürüm ilden ile şeyh anarim dilden dile gurbette halim kim bile gel gör beni aşk neyledi
mecnun oluban yürürüm o yari düşte görürüm uyanip melul olurum gel gör beni aşk neyledi
miskin yunus biçareyim baştan ayaga yareyim dost ilinden avareyim gel gör beni aşk neyledi

|