
Şiir ara
İçerisinde merhaba pelin ı* geçen şiirler toplam: 4 sonuç...
levent sarıalioğlu
merhaba pelin / merhaba.. şimdi nasıl başlasam / nasıl söylesem, hangi kenarından ısırsam, taze ekmek kokan kelimelerin, hani olur ya bazen, donar ya gözler, başlar ya bazen ne söylesemler, ne düşlesemler, işte öyle birşey / merhaba..
sen ki; açık denizlere pupa yelken, sen ki; okyanus mavisinde saklanmış aşk kokan şehrinle, kıyılarımda sevişen..
umutlarımın eylül martısı, fırtınalarımın harabe sığınağı, rüyalarımın yaramaz kaçağı, asos'un sonbahar sarımtırağı, merhaba..
sen ki; sarı saçlarında tel tel idamlar yumağı, sen ki; efes'in, aspendos'un, konak'ın, alsancak'ın, ten kokan toprağı merhaba pelin / merhaba.. kordon kaldırımlarının cilveli kaçağı..
açlığımı bastıran ekmek arası soğanım, sıcak çorbam, düşlerimin yaş kokusu bulaşmış yastığı,
sen ki; damağımda kalan anason tadı, sen ki, göz pınarlarımda vanası açık hasretim, dolu dolu bulutlarım, yağmayan buğulu hava / kasvetim..
merhaba.. son şansım, hayata verdiğim rüşvetim..
gecelerimin çingene kırmızı uykusuzluğu, aç yüreğimin tamahkar yolsuzluğu, hapishane kokulu efkarım, taş duvarlarımı yeşerten sarmaşığım / merhaba ağzı rakı kokan neyzen sokağım,
merhaba.. avuçlarımda saklı, memleket toprağım,
sen ki; yokluğu içimin boşluğu, sen ki; yürek koyaklarımı darmadağın eden lodosum, sen ki; albatros gecelerimin yaşlara dolanmış yumağı,
merhaba çiğer parem / merhaba, amansız sorguların tutanağı..
merhaba duman gözlüm / merhaba.
levent sarıalioğlu
öyle acı veriyor ki hasretin, yokluğun tenime sokulmuş kıymık sızısı, son bakışın saplanmış yüreğime / hançer,
merhaba duman gözlüm / merhaba tüm hesaplaşmalarımın arkadan dolaşan bıçağı.
sen ki; güvercin kanatlı mavim, sen ki, balaban acılarında sabrım, cesaretim, sorgularda kendime nefretim, çözülmüşlüğüm, ispiyon ruhum, kendi isteğimle imzaladığım en son ifadem.. sen ki, demir parmaklıklar ardında ki gül bahçem, merhaba özgürlük aşkım / merhaba.
yanağımda otuz yılın şamarı / beş parmak, sahtekar aynalarda kendimi aldatmışlığım, yüzüme tükürmüşlüğüm, balon gençliğim, amansız yollarında sürünmüşlüğüm, bulamadıklarım / merhaba
merhaba acıyan yaralarımın tuzu kavşaklarını teğet geçtiğim / umursamazlığım / merhaba
şimdi kancık bir şeytan ki içimde / oynak ha desem önümü kesecek, ha desem beni ortadan ikiye bölecek.. seviyorum ulan diye haykırsam, dudaklarımı mühürleyecek,
merhaba yaralarımın neşteri / merhaba tek sen kaldın, ölüm rengini yeşile çevirecek.
ahh dikenlerime inat filizlenen masti çiçeğim, bir bilsen / neler çektiğimi, bir bilsen / sesini her duyduğumda gözlerimin bulut gibi nasıl da dolduğu, gururumdan içime ağladığımı, bütün nehirlerin yüreğime akıttığını, kendimi sıkarak, dudaklarımı kanatırcasına ısırdığımı, bir bilsen / her gece saçlarımda hazan yaşadığımı..
ahh seher bakışlım / bir bilsen içimde koca koca kayaların ortadan çatladığını..
merhaba / rodos'un, girit'in göçmen kuşu, merhaba, bir bilsen leylek gagasında düşlerimin göçe kanatlandığını.
şimdi geçmişimin üzerine serdim, kıyılarıma vurduğun azgın dalgalarını,
şimdi tuzlu yorganlar altına gömdüm, bilmediğin acılarımı. dikişleri sökülmemiş, yaralı bir yürekle geliyorum sana, dokunsan kanayacak, iğreti parkası altında, buz kesmiş elleri, titreyen dudağı ve macerasıyla, avuçlarımda küf kokan marmarayı akıtıyorum sana, körfezine kanat çırpıyor umutlarım..
merhaba, beyaz matırların tomurcuklandığı körfez / merhaba kanatlarımda istanbul kokusu, ayaklarımda bir senin çözeceğin düğümlerle geliyorum sana..
hadi / özgürlüğü ve gökyüzünü tanıt bana.
levent sarıalioğlu
ahh bu yürek, sen bilmezsin / neye niyet.. kendi kendine kızarmış işte nemrut / bakma sen, aldırma sen.. her bahar tehlike saçar zakkum yaprakları, dokunma sen, kanma yeşil damarlarıma.. gördüğün gibi mavi değil bakışlarım, hüznün kovanına banılmış iki dilim ekmek parçası / dudaklarım.
merhaba annemin elleri / merhaba senin kadar somut değil yaşadıklarım..
bildiğin gibi değil, duyduğun hiç değil, kaskatı / kocaman bir kaya, soğuk ve benizsiz, anlatacaklarım. bakma sen bana / yazdıklarım değil inandıklarım.. ilk kez bu denli yüzleşiyorum kendimle, bu denli açık ve net olarak yani, bundandır çözülmem / kadehlerde gidip gelmem,
bundandır seni sen olmadan sevmem / kendime direnmem.. merhaba derken, titremem, önünde eğilmem..
ahh ayalarımı kavuran ateşim, yüreğime akan mağma, tenimi çorak topraklara çeviren kızıl yağmurlarım, dolu damalacıklarla beslenen pınarlarım / bundandır, dağları delen feryatlarım..
merhaba / alsancak mavim, sahilinde depreştiğim, zorlu savaş meydanlarımda yenilmişiliğim / merhaba
şimdi uçuyorum enginlerinde / önümde salıncak düşlerim, kapatıyorum içimde parazit yapan eski radyolarımı, yeni şarkılar, hasret kokan nakaratlar dilimde..
merhaba / duman gözlüm, merhaba..
levent sarıalioğlu
şimdi avuçlarımda yoksul düşlerim, ve düşüşlerim, şimdi, kollarım arasında o nankör sensizlik / gurbetim. ve çıyan ısırığı sancısında titreyen ellerim / ecelim.
merhaba / hayattan elediklerim, merhaba şimdi, ay tanrıçası teninde dolaşıyor nefesim.
şimdi, dönekliğim ağlayan bir bebek içimde / rezilce, ve ütopyamız, hangi okyanusta rotasız gemi / karaya vuran, şimdi benim olmayan hangi eller kırılası belinde / dans eden
ve hangi meret hastalıktır ki beni eriten / böyle inceden inceye.. merhaba / acı gerçeğim, merhaba şimdi, tüm nefretim, isyanım / o yarım kalmış alçak geceye.
şimdi, bütün sancılarımı rakı şişelerine gömüp / uyuyorum, ve odalarımı aydınlatıyor bakışlarındaki renk cümbüşü ışık, kalktığımda olmayacaksın biliyorum / hadi şimdi git gördüğüm, fahişe kokusu sinmiş yatağımda rezil, kırmızı iki dudak olsun / kanayan, sen anlamasan da, elbet çıkar sarı saçlı bir yosma / beni anlayan.
merhaba / borç taktığım kumar masam / merhaba son restimi çekiyorum, budur beni bu masaya bağlayan.
şimdi, ellerine susamış bu bedeni mumya suratlı gecelerin kolarına bıraktım, nikotin kokan parmaklar dolaşıyor rüzgarına pervane saçlarımda, şimdi, sarkık göğüslerindeyim kaldırımların, ıslak ve kaygan, ve kokun, çiğerlerimi kabartan.
merhaba / dört kollum / dokuz tahtam, merhaba yokluğun musalladır / gidişi hatırlatan..
şimdi gidiyorum, yaşanmışlıklarımı sahtekar ruj lekelerinde bırakıp / gidiyorum, içimde viran olmuş şehrini toz bulutlarına süpürüp, ve emip yüreğimden aldığın çocuğu sana bırakıyorum, gidiyorum, bana çizdiğin yolları olmayan haritada, kırık, dökük / fırtınada sandal umutlarımla, beni bekle dediğin ülkene sığınıyorum..
mülteci ruh ve mülteci isteklerle geldim kapına, ne olur secereme bakma / düşmeden / geceye karışmadan, gündüz düşlerim,
çekip al beni / o kadar susadım ki memnu bağrına.

|