
Şiir ara
İçerisinde sevgi* geçen şiirler toplam: 100 sonuç...
sezai karakoç
1. ah benim sevgim çiçek örneği çarpılmışların kinini yeniler beni alnımdan vurmak ister saraların iftiraların gençliği bilirim geçmektir sevgi ölümün en yumuşak en ayarlı yerinden çünkü çocuklar geçer ölümün en yumuşak en ayarlı yerinden zarif vakitlerin seçkin kadınları hazırlardı kızlıklarında (doğum)ları kaçmakla kurtulamadıkları arada uyguladıkları
2. çölden farklı olmayan bu korku çocukların bu korkudan olur neşeleri siyah sepete baktıkça her biri sıcak hoşluğunu anlarlar ölmenin o gün gün ışığından mahrum mahrum bırakılmış genç kızlar anneleriyle parka çıkarlar anneleriyle anneleriyle anneleriyle
kaynak körfez
enis behiç koryürek
nasıl söylesem bilmem, ve anlatsam ne ile ? bu öyle bir duygu ki gelmez kaleme, dile... sen varsın bakışımda, her nefes alışımda, içimde ve dışımda, günahlarımda bile !
gözümde, hayalimde hiç sorma ki neler var... sendedir ufukları ve ancak sana kadar...
dünyayı iki şeyden ibaret bilirim ben; biri, her şey olan sen ! biri, sen olmayanlar !
ertüzün karasu
bir çocuk büyümekte habersizce herşeyden büyür müydü bilebilse dünya yoksun sevgiden ?
deniz kılıçkaya
sevgi hasretlik ötesidir yağmurun ardından açan ılık bir güneş gibi.. kimi zaman sana dokunur içini ısıtır kimi zamansa buz tutturur bedenini
sevgi sen ötesidir kimi zaman hayata sarılan bağlarını koparan kimi zaman uçsuz bucaksız belki de hiç sonu olmayan
sevgi tutku ötesidir bazen isteyip de kavrayamamak dönüp arkanı gittiğinde ise dönmeye karar verdiğinde bir daha yerinde bulamamak
sevgi ben ötesi olur bazen anlamayı deneme hiçbir zaman sen bendeki sevgi ötesini sen bendeki tutku ötesini sen bendeki hasret ötesini sen bendeki sen ötesini anlayamazsın
tufan yukarıbaş
yaşamın sonu ve öncesi... hangisiyse merhale acı dolar küfesi.
tunahan türkmen
kim bu insanlar ? nerden gelip, nereye gidiyorlar ? sorar mısın bir tanem onlara sevgimizden ne istiyorlar ? bu suskun duruşun niye ? neden bu tepkisizliğimiz ? bu iyi niyetin karşılığı nerede ? sevgiyi güçsüz sananların başı dertte, biz varız işte kocaman, orta yerde sadakat, bağlılık isteyenlere haykırıyorum sevgi bizle birlikte
ahmet ulukaya
gönülde sevgi olmayınca yaşamak boştur dünya insanla güzel yaşamak sevgiyle hoştur.
sırrı altuğ
" seni çok seviyorum " demek birlikte olamamak, kavuşamamak mı ? yoksa ayakların yerden kesilircesine sıkı sıkıya sarılmak mı ? efsaneler der ki: " sarılamadı ferhat şirin'e, dağları deldi şirin için " " seni çok seviyorum " diye diye. ya sarılabilseydi sıkı sıkıya şirin'e, deler miydi dağları ferhat ? sürer miydi efsane seni çok seviyorum diye ?
a.vahap kaygusuz
sevgi nedir nedir ki o dediğiniz biz görmeden yaşadık o dediğinizi hayal ile düş ile yaşadık sevgimizi söyleyemedik sevdiğimizi sevdiğimize anlatamadık aşkımızı yüreğimize kendimizden sakladık adını eller bilmesin diye hasretle sevdik özlemle sevdik hasretini de özlemini de birlikte sevdik
hasan kafkas
bir şiir yazmak istiyorum şimdi o'nu anlatmaya yeter mi bilmiyorum ama olsun bir şiir yazmak istiyorum şimdi dünyalara değecek insana feda olsun
karşındakini aldatmak için söylenen önemsiz sözcüklerin mutluluk için çok büyük umutların gerçekleşmesinin sıradanlığın, basitliğin küçük heyecanların bittiği yersin sen benim için
sevgiyi yanlış tanımışım şimdiye kadar,
sevgi: içimi açıp seni içime hapsetme arzusu umulmadık bir anda, ansızın ama öylesine içten çıkıveren " seni seviyorum " nidası gurursuzluğun sözlükteki manası fedakarlığın ve çılgınlığın yaftası imiş.
hayat, aslında sevgiden ibaretmiş...
istanbul - 2006
a.vahap kaygusuz
estikçe aklıma sevgi söylemi. sen gelirsin aklıma, öylemi. riyakarlik yok sözlerimde bilesin. acaba sevgi ve aşk denen şey böylemi.
süleyman kır
sevgi bir gün yağmur olur, sağnak sağnak gökten yere iner. bir gün tomur tomur, renk renk çiçek olur yerden göğe çıkar. rüzgar olur ferahlatır, ilham olur akar gönüllere. gül olur kokar gönüllerde, bülbül olur öter dillerde zikir olur coşar kalplerde, çığlık olur cezbelerde. hiç olur hiçliklerde, köz olur yanar yüreklerde. derman olur sadrın içinde, ferman olur ahvada. yok olur gönül sırda, huzur olur sevgimiz hakda.
ısparta - 1997
aysel c.
bu kadar kara mıydı dünya ? ağlar mıydı gökyüzü ? denizler, okyanuslar neden bu kadar dolu ? onlarda da mı var aynı dert ? aşık mı oldu ?
ne güzel günler gelecek, ne bu yaşlar dinecek.. bu kadar dolan nehir, elbet bir gün yolunu bulup gidecek !..
ömrüm sonbaharı, son demi yüzümdeki son çizgiler kimbilir hangi aşkın eseri, bir daha gelmez belki bu faniye, bu kadar sevgili bir sevgi..
ankara - 06.05.2008
emre akdağ
ağaçların gözyaşıymış yapraklar dayanamazmış kuşların gidişine o kuşlar da ağlarmış ama ne çare kaderde terk varmış mevsimlik mutluluğu.
sevgi anlammış hayata, sevgili bahane bir gülüş, bir öpücük, bir bakış olurmuş bazen sevgiliyi unutturup kendini özletirmiş ölsen de, dirilsen de hep geç gelirmiş.
bilinmeyen vııı (müziksever)
beklemek zor geliyor onu ve getireceği mutluluğu, sımsıcak sarmasını, hep yanımda olmasını özledim, inan, bir rüya gibi aklımdan hiç çıkmıyor.
kalbim o çarpışı özlemişcesine sızlıyor ellerim titriyor, ayaklarım üşüyor, inan, karanlık bile bana aydınlık geliyor
gözlerim isyan ediyor " yeter artık " diye, damlalar umutsuzca süzülüyor yanaklarımdan, dudaklarım ıslanıyor, inan, bu acı hiç bitmeyecekmiş gibi geliyor.
çağla lüleci
sevgi, tutku, güven bir arada olduğunda doyulmaz tadına...
ah bir bilsen yüreğimdeki tatları dile getirmeye utanırsın sakatatları
sevgidir yüreğimin ateşi. kor almışsa yüreğim. mümkün değildir susması... çağlar durur sevgiyle sen ne dersen de gülümser söylenenlere
yüreğimle, beynim aynı şeyi söylerse.. savaşmaz olurlar bedenim de.. işte o zaman kimi benzetmiş sakatata. kimi alaya almış değil umurumda.
aklım tartmış, yüreğim onay vermişse sözlerime. sakatat desen de sen.
dinlemez be dostum çağlar durur yine de...
istanbul - 06.09.2007
sinan gündoğ
sevgi, sevdiğinde kendini unutmaktır, sevgi, sevdiğinde kendini bulmaktır, sevgi, yokluğunda acı duymaktır, sevgi, özlemektir, hayal kurmaktır.
sevgi, delicesine sevgiliye tutulmaktır, sevgilinin elini tuttuğunda, heyecanlanmaktır, gözünden sakınmaktır, sevgiliyi kıskanmaktır, varlığınla mutlu olmak, yokluğunda ağlamaktır.
sevgi, sevdiğine kulak vermektir, yanında olsa bile sevgiliyi özlemektir, sevgi, sarf edilen en nadide emektir, çünkü sevgi demek, hep seni beklemektir.
alparslan mazi
bana gözlerinle bak ! gözlerinsiz yapamam ben. şu sokağa geldim geleli, derdimi kimseye açamam ben.
ankara - 30.07.2001
burç sürgit
bul kendini sakla sevgini, herkesten daha ileri daha uzaklara anlat aşkını dök dillere kalemi biten şairleri geç boş kağıtlarla
hayallere kapıl sev delice sev sigarası ağzında küllenen o adam gibi kimseyi umursama kapılma laflara sadece kendi dünyasını bilen yıldızlar misali
onun için herşeyi göze al kendini siper eden askerden öne ve sarıl ona sahiplen kaybetme sanki son nefesinde kollarında hisset. !
bülent tekin
ı. büyüyüp, kocaman gövdenle ve uzun dallarınla yarmalısın toprağı. ve toprağın üstüne çıkıp yükselmelisin.
ıı. ve köklerin bu dev ağacı taşımalıdır. ve öyle bir görünmelisin ki yaprağınla yemyeşil ! ve ellerinle sarı saçlarına tutunmalısın güneş’in !
fevzi cahit çiçek
ben bir sevgi ağacıyım dallarımı kırma benim yeşersin yapraklarım köklerim sağlam kalsın
ben bir sevgi ağacıyım bozkırın orta yerinde sevgi ile çoşar sevgi ile yaşarım
bir elimde yüreğim bir elimde kavgam birinden kan damlar birinden sevdam
ben bir sevgi ağacıyım bu yüzden karadır sevdam.
izmir
özgür aydoğdu
çok sular geçti üstümden çok rüzgarlar esti küçük parçalara ayrıldım taş idim, kum oldum, adım adım savruldum
aşınmazım bilirdim aşındırdılar beni taşınmazım bilirdim yurtsuz koydular beni
akarsu toplar belki bu kum tanelerini bir yerde yumak eder, taş eder tekrar beni
üsküdar - 04.05.2003
kemal toplu
dostum, yıllar hırpalasa da seni, sevgi ağın her yeri sarsın gitsin. yokluklar, tarifsiz acılar içinde olsanda, hatta aç kalsan, üşüsen de dünyaya inat sevgin eksilmesin umutların sonsuza kadar sürüp gitsin, her acının, özlemin çaresi sevgidir, sevmekten geçer, ara bul, bu gizemli gerçeği, göreceksin başka bir pencereden dünyayı, yaşamanın hazzını güzelliğini.
ankara - 2002
türkan ildeniz
dağılıp belkileri aramak öyle sonuçta belki şenlik belki yenik insan olmak sorunu ilk büyük açılar bileşkesinde.
hep kurtarmak baş tutku duyguları katı çarklardan korkusuz yaşamak hançer ucu şimdi yoluna ayna tutan.
kurur savaşlar, haksızlıklar altı kıta yürür el ele kurur şüphesiz kötülükler kökünden sevgi bayrak olursa evrene.
yaklaşır arsız ve çabuk ölüm fırtınadır her an belirgin ve kesin tek tek başlarda esecek olan.
yürek özgür yaşamak ister kimselere yüksünmeden, kızmadan buyurmaya açılan ağızlara bir tomurcuk barış çocuklarından.
kaynak buz altında yanardağ
emrah gürbüz
sevgi bir üzüm çekirdeğidir. yerken kıyamayız, incitmemeye çalışırız. dilimize takıldığında alıp atarız. yoksa her mide kaldırmaz mı bunu ? hep överiz de kendisini, hiç alıp sallamayız dizimizde, bir bebek misali. evet bir bebek... öğrenmeye çalışan, masum bir bebek... bir gün öğrenecek onu ne zalim ellere bıraktığımızı. ve bir gün ona anlatacaklar taş üstünde uyuduğu günleri.
nesrin ödemiş (özyaycı)
sınırsız evrenin her köşesine savaşan dünyanın barış kokan nefesine bir sevgi bombardımanı yağsın istediğim gök kubbeden yeryüzüne sicim gibi bardaktan boşanırcasına bir sevgi bombardımanı yağsın istediğim. tüm dinlerden, ırklardan, mezheplerden insanlığa sevgi bombardımanı yağsın istediğim.
aynur avcı
coşuyor gönlüm ama yenik düştüm sana yediverenler açtı yolumda bütün çiçekler tomurcuk bahçemde sen kokuyorsun
dilek ağacım sen sevgi böceğim sensin
meçhule uçuyor gibiyim korkuyorum seninle kurtulabilir miyim ? sanki bir başıma kalmış gibiyim aşık oldum sana bahçemde sen kokuyorsun
dilek ağacım sen sevgi böceğim sensin
sana ben muhtacım sana tek vücudum inan dallandım, budaklandım, adandım bahçemde sen kokuyorsun
dilek ağacım sen sevgi böceğim sensin..
süleyman tarçın
gönül bağları talan oldu ettiğin yeminler yalan oldu martılar dahi sözünde durdu denizler şimdi benden mutlu. hırçın eser asi rüzgarlar, sonu gelmeyen güzel günahlar, çiçekler bile nasip alırlar, döndürdün kıraç topraklara.
muhammet umut dilek
seni sevmek acıyı sevmekse, gözyaşı dökmekse her gece sorularla boğuşup, yenilmekse çaresiz... ölmek istemekse, bu acıya pes edip, sesini duyduğum anda, 'nerdesin ?'diye azarlamaksa, aramamana rağmen, aramak için, için için yanmaksa, sonra beni anlayan dostla, hep ama hep seni konuşmaksa, senin yıkacağını bile bile hayaller kurup, her gün başka bir yüz, başka bir imajla, sana görünmek istemekse, kahretsin söylüyorum işte... 'seni seviyorum...' seni sevmemden, 'nefret etsem bile...'
korkut sabah çelik
sevgi bulutum ol sağanak sağanak yağ hasretinden kurumuş, çatlamış bağrıma yağ ki sevgi fidanları yetişsin gönlümde yaşayamam sen yokken özümde
sevgi güneşim ol ısıt beni sımsıcak erit yokluğunda buz tutmuş yüreğimi sar tenimi, bedenimi hayat ver bana bir kere sevdim artık nasıl doyarım ki sana
sadık toraman
gözler aşk mevsiminden uzak, ılık bir sabah düşledim. yorgun, bitik. anılar dalga dalga… sevmeyi özledim sensiz. dünya büyük, aşk büyük, yürekler küçük… sığdır sığdırabilirsen aşkı. dudaklar sevgi cambazıyken.
üzeyir ibiş
yargılı gecenin ağırdan ağırdan tutsak güllerinden sızıp sesini ölümcül bir yolculuksa şu an sevda duyumsatacaktır nefesini
kahrolası bir ölüm yaşamı sınayan ey ağıtları dermekten yorulan yolcu tortusudur acının hep anımsanan tez unutulur uzaklardaki acı
dünya sarnıcında yürektir kanayan kaçınılmaz ezgisinde ıssız yaşamın bilincimizde hızını artıran tufan gittikçe buğulanan sesine akşamın
türküler ki bir tarihin eski bağından vahşi yıkımlara bir anıt gibi yükselir insanı yarına taşıyan sevgi çağından durma yolcu/utku seni beklemektedir
ölümcül bir yolculuksa şu an tortusudur acının hep anımsanan bilincimizde hızını artıran tufan insanı yarına taşıyan sevgi çağından
manyas
ümit yaşar oğuzcan
o artık benim için bir ölüdür demişsin seni bunca sevene acı bir sitem mi bu ayrılıklar içinde taş mı kesildi kalbin hiç unutmam dediğin günleri unuttun mu bir ev hatırlıyorum sonra küçük bir oda ve hazdan yeryüzünde kaybolmuş iki kişi ellerini sürdüğün her şey güzel olmada inan her gün yeniden yaşıyorum geçmişi değil sevistiğimiz o eşsiz birkaç ayı bir elmas parçasını ustaca işler gibi bir bir düşünüyorum geçen her dakikayı dilerim yeniden doğ gel de güneşler gibi mahzun dudaklarımda aşkın ateşini yak sevenler için değil yaşarken ölü olmak
yıldız atasoy
sevgi çiçeklerimi dikiyorsam yüregime belki seni sevdigimdendir hergün sevgi kattiysam sevgine belki de seni özledigimdendir bütün gün suladiysam çiçegimi belki seni unutamadigimdandir ve bir gün bir avuç toprakla kavuşan bedenimin üstüne ayni çiçegin kuruyan dallarini koyduysan o zaman anla ki mutsuz ve sessiz öldügümdendir
burak seçer
ah o sevgi denizinin balıkları o kadar çok ağladılar ki denize tuzunu onlar verdiler
ah o sevgi denizinin balıkları o kadar çok savruldular ki denize dalgasını onlar verdiler
ah o sevgi denizinin balıkları o kadar çok aşka tutuldular ki balıkçılara kısmetini onlar verdiler
ah o sevgi denizinin balıkları o kadar çok unutmak istediler ki balıkçılara hafızasını onlar verdiler..
sanmayın ki balıklar ağlamaz sanmayın ki balıklar yıkılıp savrulmaz sanmayın ki balıklar aşık olmaz sanmayın ki balıklar her şeyi unuttu..
o bildiğiniz balıklardan değil bunlar, bunlar sevgi denizinin balıkları.
kadir karaman
gönül bağımsız ülkesi şefkat, muhabbet ilkesi adaletle hak gölgesi yıkılır mı hiç bu devlet ?
huzursa anayasası barışsa derdi, tasası helal kazançtan kasası yıkılır mı hiç bu devlet ?
merhametliyse irade özgürse kalem, ifade şefkatse sunulan bade yıkılır mı hiç bu devlet ?
kavga, savaş değil yazgı nefret, kine, çekin çizgi her kalpte kardeşlik ezgi yıkılır mı hiç bu devlet ?
alemin müzmin marazı unutun kini, garazı adil tartarsa terazi yıkılır mı hiç bu devlet ?
aldırmayın tacizlere kucak açın acizlere güven işleyin özlere yıkılır mı hiç bu devlet ?
nefret değil, sevmek sanat sevgiyle yer, göğü donat gerilse ins, cine kanat yıkılır mı hiç bu devlet ?
yok edin hile yalanı olsun her yan sulh alanı sevdaysa sevgi ilanı yıkılır mı hiç bu devlet ?
korkmayın asla sevmekten sevin, sevilin gerçekten destek görürse yürekten yıkılır mı hiç bu devlet ?
kötülük görmezse değer herkes severek baş eğer bugün sever, yarın sever yıkılır mı hiç bu devlet ?
ast, üst hakkına razıysa barış, özgürlük tuzuysa parola sevgi sözüyse yıkılır mı hiç bu devlet ?
köleliğe zincir vurun zulmü, zalimi durdurun gönül tahtına oturun yıkılır mı hiç bu devlet ?
02.05.2002
can yücel
sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi dilimizde akşamdan kalma bir küfür salonlar piyasalar sanat sevicileri derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni yakanda bir amonyak çiçeği yalnızlığım benim sidikli kontesim ne kadar rezil olursak o kadar iyi
kumkapı meyhanelerine dadandık önümüzde altınbaş, altın zincir, fasulye pilakisi ardımızda görevliler, ekipler, hızır paşalar sabahları açıklarda bulurlardı leşimi öyle sıcaktı ki çöpcülerin elleri çöpcülerin elleriyle okşardım seni yalnızlığım benim süpürge saçlım ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi
baktım gökte bir kırmızı bir uçak bol çelik bol yıldız bol insan bir gece sevgi duvarını aştık dustuğum yer öyle açık seçik ki başucumda bi sen varsın bi de evren saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi yalnızlığım benim çoğul türkülerim ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
enver özçağlayan
özlemin akdeniz kadar derin ve sıcak hangi kitap senden bıktığımı yazacak öyle bir sevgi düğümü attın ki bana sensizliğin bil ki benliğimi yakacak.
mersin - 18.07.2002
erol eser
seni düşündüm dün gece yine, gözümde yaşlar kalbimde sızı var, anlaşılmaz.
sesin bir ninni gibi tatlı, yumuşacık ellerin ellerimde, göğsüme dayadığın sarı saçlarını okşarken, donakalmışım öylece.
takıntım, sevgi düşlerine takıntım, sana. düşler gerçek olsa ve gerçeğim sen...
canberk demirdelen
günahlarını devam ettirenlere..
gerçek sevgi hep aynı kalandır. her şey yasaklansa da.. her şey bağışlansa da..
fakat; sevgi her şey demek değildir. sevgi yürek ister, özveri ister, sevgi gerekirse uğruna savaş ister..
oysa ki; kendisi için bile savaşmaktan acizler, başkaları için bir yol çizemezler..
ve bize kalan hep günahlarımızın cazibesidir..
kapılır gideriz..
07.01.2005
muammer çelik
önce bir selam istiyorum arkasindan sade bir dostluk daha sonra sirdaşlik, serdaşlik ve, en sonunda bir sevgi ile aşk istiyorum..
kalbimin sevgi kanadina yazdim adini yetmedi bir de alnima yazdim seni soyutladim düşünceye giydirilmiş sözcüklerden arindirdim seni giydirilmiş tabulardan duygularim kadar şeffaf, açik ve dogal kal hislerim, düşlerim kadar çiril-çiplak ol yeter..
aşkina ve sevgine talibim çünkü, gönlündeki denize, yüregindeki yerime yelken açtim ahu gözlüm, içindeki güzellige...
yüreginde herkesinkinden büyük yer isterim hepsini, tamamini, tüm yüregini ve gönlünü arkadaş ötesi dostlugunu, sirdaştan öte sevgini isterim başimda tacim, gönlümde sultanim, benim kadinim
yetmez elbette bunlar. yaninda bir de meşk istiyorum. katalim, katilalim sevda kervanina aci ile hüzün baharatimiz saadet ve mutluluk yaşantimiz paylaşmak ise evimiz olsun isterim..
15.11.2001
abdullah özer
sevgi istiyorum sevgiler vardır ya hani lekesiz tertemiz hani saftır yapmacık yoktur onlarda içten bir gülüştür, bir küçük tebesümdür ispatı birlikte ağlamak ve birlikte gülmektir el ele, omuz omuza yürümektir bu yolda anlamı büyüktür bazen bir güldür sunulan bazen bir sözdür söylenen bazen bir gözyaşıdır, ayrılırken süzülen dostça sarılan kollardır boyuna hani sevgi ile bakan güzel gözler varya ! işte ondan istiyorum bir avuç olsa da sevgi istiyorum.
ali berber
her zamanki gibi alıp çuvalımı; sırtıma vurdum fazla ağır gelmedi bana ve koyuldum yola
fakir, zengin, şehir, köyle gittim işte öyle, böyle
bilseniz sevgisiz ne insanlar, varlıklar gördüm hepsine çuvalımandan bir parça çıkarıp verdim
paylaştıkça;verdiğim şeyin nasıl artacağını öğrettim
reddetmediler çuvalımdan çıkarıp verdiğim parçayı
öyle ya, sevgi dağıtıyordum ben ve kim hayır diyebilirdi ki sevgiye !...
ankara - 2000
fuat çöpoğlu
bilmiyordun ki içimde ne kadar büyüdüğünü bilmiyordun sevgilim gün geçtikçe artan hüznümü. önceleri sessiz bir ilişkiydi sadece paylaşılan şeylerle sınırlı kalan ve... bakışlarımızdan kaçınan gün geçtikçe yoğruluyorken sevgi, kaplıyorken benliğimi anlayamamıştım henüz her yerde seni görmemin ve gecenin bir vaktinde seni düşünmemin nedenini ve de... şiir yazma hastalığımın tekrar nüksedişini. belki de erken diye düşünmüştüm ya da, bu duyguların bana uzak olduğunu ancak her gün daha da alevleniyordu anlamını veremediğim şeyler dememiş miydi ki şair :
" başlangıçta doğruydu belki. sıradan bir serüven, rasgele bir ilişki gibi başlayıp, günden güne hayatıma yayılan, büyüyüp kök salan, benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren bir aşka bedellendin. ve hala bilmiyordun sevgilim; ben sende bütün aşklarımı temize çektim... "
bu şiir anlamını buluyordu bende şimdi insan nasıl sevmek için kendisini zorlayamıyorsa sevmemek için de kalbine prangalar vuramıyordu bunu anladım yeni yeni inan bana... ben sende buldum kendimi ne yaparsam yapayım engelleyemedim " cam gibi gözlerinin " kalbimi işgal edişini ne kadar da zorlamıştım oysa sevgini ve seni kaybetme korkusu vardı içimde içtenliğini, sıcaklığını ve... ve... gülüşünü belki ihanet ediyordum yakınlığına, arkadaşlığına ama demin de dediğim gibi engelleyemiyordum oysa... ne yaptımsa...
öncel ipekçi
meltemle çıkmıştın çarşıya !... çember sakal daha çok yakışmaz mı ona ! ablanla gitmiştin tatile !... iyi ki giymiyor bikini üstü hiç gitmezdi o kadar kıllı göğüse...
annenle gitmiştin dedene !... merakım sevgilim baban nasıl bıraktı o adamı hamile...
bunlar, ayrı ayrı yaşadığım hikaye tesadüf görmüştüm onları
inanmazsanız sorun beraberdik birinde sarışın... evet, kısa giyen dayımla, bir gün kızıl kuzen sermetle, birinde de bizim şıracı kamille...
sevgi karşılıklıdır...
kaynak çalınmış çağla tadı
gürcan bingül
yollarım vardı yürünmemiş aynı gözlerin gibi bakılmamış ve tertemiz, yürüyemedim yollarımda bakamadığım gibi o güzel gözlerine, yürüyemedim korkumdan belki kirlenir diye. toz pembe hayallerim vardı benim içi hep senle dolu olan, ama sen gidince siyaha boyandı sensizlikle yok olan hayallerim, ve sen gittikten sonra hatırlarsan sevgilim, şiirler yazardım kurşuni renkte olan sayfalara, şimdilerde mezar taşı kazıyorum hitaben gönüllere, o soğuk, ürkütücü mermerlere, güzel bir yer arıyorum herkezin okuyabilmesi için mezar taıimda yazanları. öyle bir yer arıyorum ki, herkez görsün ama bir sen bulama beni, hain, gaddar, kahpe ve gamsız sevgi katili...
ertuğrul serdaroğlu
sevgi dedim adına.. sevdiğim diye heyecan dedim, aşk dedim... yeniden doğmak dedim adına ilk ve son dedim.. yürekte dinmeyen bir yangın deli gibi çarpan bir kalp.. umut dedim, hasret dedim.. özlem dedim adına.. bazen birkaç damla gözyaşı bazen içten bir gülümseme dedim gökyüzü dedim uçsuz bucaksız her zaman görebildiğim sevgi dedim adına.. korkusuz ve yasaksız uzun uykusuz geceler bitmeyen güzel hayaller dedim sevgi dedim sevdiğim diye kulağımdan hiç gitmeyen bir ses hala hissedebildiğim kokun ve bazen gaipten bir mesaj bir çağrı dedim.. telefon başında geçen saatler.. uğruna ölmek dedim seve seve.. gözünü bile kırpmadan.. gelecek ! dedim geleceksin diye küçük bir yuva küçük bir hayat sonu kocaman bir dünya dedim sevgi dedim sevdiğim diye düşünmeden düşünmek.. bakmadan görmek... duymadan dinlemek... şarkıdaki bir söz dedim.. küçük bir hatıra.. onsuzken bile onunla olmak dedim.. birdenbire şair oluvermek.. zamanlı zamansız saçmalayıp durmak dedim.. adına sevgi dedim sevdiğim diye !..
m. nihat malkoç
müslüman- türk kimliğimiz uçuverdi özümüzden geçmişe bir sünger çekip çabuk döndük sözümüzden
kurudu pınar başları, saki hıçkırıp ağlıyor gözlerden akan kanlı yaş, yüreğimizi dağlıyor
mutlu azınlık uçarken kimileri emekliyor insanlık kurtuluş için fatih neslini bekliyor
kıpkızıl şafağa inat, acılı feryatlar dinsin içimize ecdadımın şefkat iklimleri sinsin
çağın asık suratına tükürün allah aşkına ! vatana kast edenleri döndürüverin şaşkına !
mürşid-i kamiller gibi aşka banın heceleri mevlana’nın hoşgörüsü nurlandırsın geceleri
yücelerden emir geldi: kardeş olun ey insanlar ! sevgi köprüleri kurun, engel olmasın lisanlar
gözlerde bir çift umut var, yarınlar aydın olacak kirlenen kalplerimize yunus sevgisi dolacak
daha ne bekliyorsunuz ? karanlığa bir mum yakın bataklıklardan kurtulup sevgi deryasına akın
maddenin zincirlerini kır artık, tel tel dökülsün durdurun karanlıkları, beklenen şafak sökülsün.
tolga çelikoğlu
ağlamak bana zor gelirdi sensiz olduğum akşamlarda beni adeta boğan o duvarlar seni tanıdıktan, senden bir iz taşıdıktan sonra sevgiye açılan bir liman gibi beni kendilerine çektiler çünkü seni sadece onlara anlatabiliyordum ve sadece onlarla paylaşabiliyordum hatta onlardan kıskanıyordum belki de bu yüzden onları yumrukluyordum onlardan hıncımı çıkarıyordum ama artık sevgi limanından ayrıldım ve biliyor musun artık arkandan yapabildiğim tek bir şey kaldı ağlamak evet, sen bana ağlamayı öğrettin
adnan kısacık
sevgi ne kadar yakın size ? hayatta en çok kimi seviyorsunuz siz ? onun sizi sevdiğinden emin misiniz ? kime aşıksınız siz ? platonik misiniz yoksa kara sevdalı mı ? önünüze nice engeller çıksa da, sevmeye devem edecek misiniz onu ? yoksa ilk zorda bırakacak mısınız sevginizi ? gerçekten kimi seviyorsunuz ? başkaları da var mı kalbinizde ? tek bir kişiye mi ait orası, yoksa odalara mı böldünüz ? her odada birini saklayarak. şimdiye kadar kaç kişiyi sevdiniz siz ? kaç kez kanadı umutlarınız ? ikiniz de severken, neden terkettiniz birbirinizi ? kaç kez aşık oldunuz ? yoksa hiç tatmadınız mı o duyguyu ? dostça sevdiğiniz kimler var ? sevginizin ömür boyu süreceğine inanıyor musunuz ? o en uzaklara gitse bile...
sevgi ne kadar yakın size yoksa arıyor musunuz onu bulacağınıza ümitlenerek ?.
erhan tığlı
sevgi bir yorgan olsun sarsın sıkıca her yanımızı bizi sıcacık tutsun devlerden cadılardan korusun.
sevgi bir kuş olsun penceremize konsun cıvıldasın dursun ötüşleri gönlümüze dolsun.
sevgi kocaman bir pasta hayır hayır ! pastayı herkes alamaz. taptaze bir ekmek osun hepimizi doyursun.
sevgi sürekli konuğumuz olsun gelsin baş köşeye kurulsun kapımız her zaman açıktır ona buyursun !
ümit ergun
sevgi ne tuhaf şey. acı mı desem tatlı mı... içimde, derinde bişey, tutku mu desem sevda mı...
ne söylesem anlatabilsem... ne söylesem sen söyle ! ne yapsam dindirebilsem... ne yapsam sen söyle !
hasret uzak, sevgin (aşkın) yakın. aynı söz aynı şarkı sonu var mı bu haykırışın ! aynı hikaye isimler farklı...
samsun - 30.07.2004 04:50
hıdır çam
sevgi neydi dalda çiçek denizde kum petekte arı mıydı
tutmak mıydı sımsıcak bir eli çözmek miydi lal olmuş dili sezmek miydi bugünden dünü sevgi neydi
anne mama diyen bir çocuk sesi miydi kar beyaz sütlü anne memesi miydi ya da kapalı gözlerle bebenin memeyi emmesi miydi sevgi neydi
bir tas ayran mıydı söğüt gölgesinde tütün basmak mıydı kanayan yaraya gökleri kucaklayıp halay çekmek miydi ağıtlar dinleyip gözyaşı dökmek miydi sevgi neydi
gizlemek miydi kalpteki volkanı söylemek miydi bin türlü yalanı özlem gitmek miydi bir merhabaya fal tutmak mıydı yıldıza, aya sevgi neydi.
yaşlı bir nineyi kolundan tutmak mıydı deliler gibi sevişip dost gibi yatmak mıydı buluttan boşalırcasına özgürce akmak mıydı sevgi neydi
sevgi neydi güneşten parlak ataşlardan sıcak pamuktan yumuşak yıldızlardan ırak daha ırak mıydı sevgi neydi ?
ömer gödeoğlu
her veda yeni bir merhaba hayata her gözyaşı ise bir gülümseme aslında ne kadar ölmek olsa da ayrılıkta son nota yine sevgi olur o kilide anahtar her ümitsizlik yeni bir ufuk hayata her isyan ise bir kükreyiş aslında ne kadar götürsede yollar çıkmaz sokağa yine sevgi olur o kilide anahtar
08.10.2006
şükran yurdakul
bu sevgi ormanında ağaçlar gözlerimin içine güldüler soluğumda yeşiller çiçeklendi.
bunca yıl özümsediğim güzel şeyler kirlenmiş suları arıttı denizlerimde garipliğimin gökyüzüne yeni maviler geldi.
ve acıdan çatlayan damarlarıma inat yeni soluk yatakları yarattı yüreğimde sevecenliğin yarattığı hayat.
a. kadir bilgin
sevgi öldü duydunuz mu sevgi öldü insanla sevişirken en önemlisiydi aykırı düşlerden tozlarını silkeliyordu güneş her kayan şiirin ardından çocukların kışkırttığı sendikalı işçi arılar çiçekleri solluyordu tutsak günde gömleğinden pul pul türküler dökülen bir çocuk koşturdu haberi kaldırıp taa uzaklara hatta sonsuza insansız=düşmansız yerlere attı ismini çınladı derin uçurumlar dağlar sevgi öldü, öldü sevgi.
a. kadir
sevgi öldü duydunuz mu sevgi öldü insanla sevişirken en önemlisiydi aykırı düşlerden tozlarını silkeliyordu güneş her kayan şiirin ardından çocukların kışkırttığı sendikalı işçi arılar çiçekleri solluyordu tutsak günde gömleğinden pul pul türküler dökülen bir çocuk koşturdu haberi kaldırıp taa uzaklara hatta sonsuza insansız düşmansız yerlere attı ismini çınladı derin uçurumlar dağlar sevgi öldü, öldü sevgi.
muammer çalar (aşık çağlari)
eşittir insanlar eşit kalacak, sevgi rehber olsa, hoşgörü sancak. savaşlar, zulumler kin son bulacak, sevgi rehber olsa, hoşgörü sancak.
ekme nifak tohumları derilmez, yollar var ki menziline erilmez, arif olan zatı yermez yerilmez, sevgi rehber olsa, hoşgörü sancak.
darmı geldi fani dünya koskoca, birisi papazsa diğeri hoca, göster ki aleme derviş yunus'ca, sevgi rehber olsa, hoşgörü sancak.
kuzeyi, güneyi, batı, doğusu dört kıtada dört kitabın olgusu, barış olur insanlığın burcusu, sevgi rehber olsa, hoşgörü sancak.
çağlari der: barış en kutsal sancak, nesilden nesile dalgalanacak, üç günlük viranda ne yazık ancak, sevgi rehber olsa, hoşgörü sancak.
amsterdam
hüsamettin edebali
ben sevda çekerken dem tutarım sevdadan yana gülerim, sevdadan yana ağlarım kederlenirim. offf çekerim yıllar yıllar bile sorgulamaz beni yaşımla aşk çekerim dert etmem çekerim derdi. sürüklerim derdi ve dertlerinizi tutun derim eteğimden bir yanımda yedirenk bir yanımda savaş yüzümde mutlaka kavga vardır. gülerken çok kereler ağladım gülmedim hiç ağlarken derya gibi bir sevgi vardır ki paylaşırım çoğalır. çok severim hem de çok her zaman deli severim sevdamın ardından mendil sallarken ağlarım
gökyüzünü yırtmak isterim elim uzanmaz aptalca hayallerim vardır. her sabah bir gül vermek isterim mesela
tatlı bir dokunuş ve titrek ürkek bir sesle seni seviyorum demek isterim
hiç diyemedim dostlarım hiç ... heyyyyy...heyyyyy boşa zaman geçirmişim beyhude yolu yarılamışım
hiç bir sonbaharı parkta yapraklar arasında geçirmedim ayaz kışında, zemheride, kocakarıda sıcak bir sevgiyle ısınamadım. dokunamadım sevdanın gülüşüne bir yağmur tanesi bile düşmedi üstümüze ıslanmadık bile aşk sağanağında rüzgar bile esmedi saçlarımız arasından lakin çok uykusuz sabahlar tanıdım. şafakta çok bekledim. tanyeri ağarırken yürümekten yoruldum.
hep sevenleri hayal ettim.aşka gıpta ettim.
sevmek çok garip dostlarım olmadık zamanda ağlıyorsun aptallıklarına gülemiyorsun tenhalarda sokak lambalarıyla konuşuyorsun. çarpıştığın ağaçtan özür diliyorsun, sabahın bir vaktinde uyanıyorsun bir yudum su içmeden sigara içiyor ve dumanında geziyorsun. keskin bir çizgi çekiyorsun sabaha kahrını hep uykusuz sabahlar çekiyor ve o sabahlar seni hiç kimseye anlatamıyor. seni seni orhan veli bile tanımıyor.
o demde hayıflanırsın dünyadan bi haber bitap düşersin ölüm senin çok yakınında olur gidemezsin gezersin aşk nağmeleri fısıltı halinde çıkar dudaklarından
sevdan tütsülenir amonyak gibi vurur köşede seni yığılır kalırsın dizlerinin üstüne ışık ışık bile kapatmaz gözlerini
...söyleyin dostlarım söyleyin kaç kere ölümüne sevdiniz. ölüm teyet geçerken size soluk soluğa kaldığınızda bile ölümüne sevmeyi düşündünüz mü ? gam yükünü çekerim sevda omuzlarımda ben dermansız ama aşk gücünün erişilmez olduğuna inanan kimine göre aptal aşık olursun ammma sevda yüreğinde bayram gibidir. kimine göre sevensin ama sabahın kıyısında gamlısın kimine göre hiç bir şeysin onlar bilmezler seni
kendine göre nesin onu da bilemezsin. sevmek sevda çekmek benim yaşam biçimim idam sehpasında cellatı sevmek nedir bilemezsiniz. şarhoş olduğunuzda kaç kere dünya değiştirdiniz. aşkı yakaladığınızda bağırdınız mı sabahın köründe ? sigaranın dumanında sevgilinizi hayal ettiniz mi doğacak güneşi önceden hayal etmek ya da renklerini yakalamak nedir hiç bilemezsiniz.
korkut sabah çelik
bir yaz günü gördüm yari yaktı o an gönlümü gözleri mavi
yıllar geçti değmedi dudakları uyandırır içimdeki arzuları pembe yanakları
sonsuza dek beklerim o yari dolasın diye boynuma o minik elleri
yumuşacık ipek gibi o kumral saçları yolladı tüm okları kalbime yaydan kaşları
kalbimin ateşi eritir dağları taşları gir koynuma sileyim gözündeki yaşları
kız yerim ben senin o tatlı dilini gel yanıma sarayım ince belini
sakın kaçma benden dünya güzeli bir ömür boyu mutluluk verir sevgi selleri
aşkından oldum artık ben bir deli istemem elleri severim bir tek seni
oğuzhan tanrıkulu
kırık bir vuslat bekçisiydik biz ısmarlama aşklarla yoğrulduk. hiç yorulmamacasına sevginin tomurcuklarına takıldık; kırılmayı, unutmayı denedik unutamadık, yaşayamadık. hayran olduk o biten yıllara ama hiç hayra yoramadık... bir de bizleri unutanlar vardı onları hiç ama hiç unutamadık.
yılmaz aybar
sevmeyi o kadar seviyoruz ki, bir sevgidir tutturmuşuz gidiyor, oysa kolay değil bu sevme işi, sadece sevgi her şeye yetmiyor.
eksiklerle çıkıyoruz yollara, bunun göstergesi trafiğimiz, sonra düşüyoruz hazin hallere: kazalarda dünya birincisiyiz.
sevgi trafiği de böyle bizde, hataların sonu gelmek bilmiyor, yol-yordam bilgisi kıt içimizde, o yüzden çilemiz dolmak bilmiyor.
sevgiler hızlı da, saygılar gevşek, ilgiler, dikkatler darmadağınık, hal böyle olunca hıza ne gerek ? her şey yarı yolda kalıyor, yazık !.
istanbul - 2001 kaynak ana antoloji 2001-3
hulusi aytekin
yaşa yaşa gör tamaşa aşk bakmazmış yaşa başa elbet bir gün sen de, sen de düşersin bu tuzağa
yakar kavurur seni alır gider ruhu bedeni aynaya bakarsın göremezsin kendini
sen sende değilsin artık için dışın onla kaplı sağına bak ara, soluna bak ara onsuz günün zindandır sana
yakar kavurur seni alır gider ruhu bedeni aynaya bakarsın göremezsin kendini
abbas yurt
bırakın öfkeyi, bırakın kini, herşeyin başı da sevgidir sevgi. ne olursa olsun mezhebi, dini, herşeyin özü de sevgidir sevgi.
bitsin bu savaşlar, dökülmesin hiç kan, hiç yüzünden ölmesin binlerce can, düşünün bir kere insanız insan, insanın sözü de sevgidir sevgi.
hayatını yaşa, yaşamı tanı, dünyaya taht kuranlar nerde hani, bundan ders almaktır en güzel yanı, yaşamın sırrı da sevgidir sevgi.
bütün engelleri sel olup aşan, elini uzatıp yardıma koşan, benliğin yitirip özünde pişen, çorbanın tuzu da sevgidir sevgi.
vefasızda kalsa bıkıp yılmayan, nefes alışını her an dinleyen, sinesine dokundukça inleyen, aşığın sazı da sevgidir sevgi.
erkan başok
her gece bir ağıttır, yanar tutuşur, coşar yürekler. her baharda destanlar yazılır, sevgi üstüne... bir yolcu beklenir hayat garında, voltalar sessiz yürekte çığlık. fecr vakti çiğdem düşer yaprağa, hani o ilk hıçkırık. o ilk gülüş. belenir güllere. sevgi üstüne... dağlarım yücedir erer buluta, göğsünden nemli tebessüm alır, nazlıdır, uzar gider patikalar, desen desen, sevgi üstüne... telaşla koşuşan gölgeler yorgun, hürmet vakti bir ihtiyar, kızıla çalan güneş masum, çinili fırında akşam ekmeği, buram buram kokar. sevgi üstüne... bereket düşer toprağa, başak eğer başını, bir ağaç gölgesinde taze muhabbet, bir tas ayran içilir, kana kana, sevgi üstüne... çalınan sazın dilidir teli, alır hülyalar gider seveni, her hece bin yara açar gönülde, kanar damla damla, sevgi üstüne... mecnun´un çileyle aştığı çöller, ferhat´ın sabırla deldiği dağlar, imkansız dense de böyle sevdalar, nesillerdir söylenir, sevgi üstüne... sevenler unutur demeyin sakın, açın dünyanın göğsüne bakın, geceler gündüze ne kadar yakın, nasıl döner durur, sevgi üstüne...
çorlu - 17.04.2002
özgür deniz
sevmek istedim belki de aşık olmak istedim, son defa.
biliyordum sevmeyi ve acısını aşkın biliyordum sabretmeyi, aşkı ince bir oya gibi işlemeyi.
sen aşık olamazsın sevdiceğim, beni sevemezsin.. sevmek yürek ister sevdiceğim; o yürekte coşmak ister.
sevmek yıpratır insanı sevdiceğim... ama aşk umuttur; umudumun yeşil tomurcuğu.. büyütmek isterdim seni yüreğimde, bedenimde.. incitse de sevgin yüreğimi, yine de aşkın büyüyor usul usul bedenimde. susturdum dilimi, diyeceğim sana belki de yarın; " ne sevgi istiyorum ne de bir aşk seni bekliyorum... ! "
istanbul - 10.10.2006
faruk karaman
koca dünyada sevgisiz karanlıktayım sevgisiyle ışık saçacak birini aramaktayım tam demiştimki bulmaktayım yok dedigi gunden beri aglamaktayım
evet desen sevginle dolarım seni kalbimin en güzel yerine koyarım buram buram aşkın ile kokarım gel seninle mutluluga varalım
muammer bilgiç
sevgi dediğin kainatın mayası, neden gerilerde ruhundaki sırası ? sevmeyen insana ne denir bilmem bu insana ancak ederim sitem.
hoşgörü insana has olan yüce duygu düşünen insanlar ki hoşgörü ordusu tolerans sınırlı ama hoşgörü sınırsız ey dünya halkı nerede o aklınız ?
kalkıyor bak vapur, sireni son çağrı öyle bir vapur ki kuşatıyor asırları dümendeki kaptanı ki derler el-emin tutmasın kolundan bıraksın yakanı nefsin.
nesrin ödemiş (özyaycı)
önce hiçlik doğar, ansızın iki çocuk doğurur, gece ve dipsiz derinlik evren; yalnızlık ve boşluk, sessizlik, sonsuzluk olarak kalmış. sevgi; karanlık ve ölümden doğmuş, ışık ve ışığın arkadaşı günü yaratmış. yeryüzü yaratılmış. yeryüzü; ana ile gökyüzünü yaratmış anlaşılan; sevgi ve ışık, birlikte doğmuşlar yeryüzüne sevişmişler çocukları olmuş işte.
selahattin ocaklı
sevgi nedir ? birşeyleri gerçekleştirmek için bir obje midir ve ya biz insanların yalnız kalmamak için içgüdüsel bir davranışımı. eminim ki bu soruyu kime sorsak birbirinden bağımsız binlerce cevap alırız. ama bana bu soruyu sorsalar hepsinin verdiği cevabı birbirine katar cevabımı veririm, cevabım ne olur biliyor musun ? benim cevabım sen olursun gülüm. peki ! özlem nedir ? sevgiliye duyulan sevginin verdiği arzulayış mıdır yoksa sevgiliye karşı bir hasret mi. bana bu soruyu da sorsalar benim cevabım değişmez yine sen olur. nedeni ne biliyor musun bitanem ? bu cevabı bende arama. git kalbime sor, dillenirse orda senin olduğunu söylesin. git hayatıma sor, dillenirse onu değil seni yaşadığımı göstersin. kime sorarsan sor hepsi cevabını versin. yeter ki bitanem bu soruyu bana sorma, onlar söylesin...
hüseyin gül
sevgi, gülün dikenini dahi sevmesi bülbülün, vefa, sırra lal olması dilin. sevgi, anakuşun yavrusuna bakışı vefa, emeğin kilimdeki nakışı. sevgi çöller aştıran, dağları yaran, vefa, dostluğa destan yazdıran. sevgi, varoluşu canın, vefa hatrı bir fincanın sevgi bedene can katan vefa insanı insan yapan.
28.09.1998
timur ilikan
sağanak gibi sevgi yağmuru yağsa üzerimize mis kokulu sevda çiçekleri açsa gönlümüzde ceylanlar koşsa aşk bahçemizde seke seke insanlar birbirini sevse el ele, yürek yüreğe
esmese savaş kasırgaları dünyada delice yok etmese toplumlar birbirlerini canice masum canlar keşke yitip gitmese zalimce kurşun değil sevgi yağmuru yağsa gündüz gece
sevelim birbirimizi gönülden, candan, samimice bağışlayalım kusurlarımızı, hatalarımızı nice nice hoş görelim insanları elimizden geldiğince hepimiz ademoğluyuz yaşayalım birlikte kardeşce
necati dikmen
kimsesizler ülkesinden geldim. umut yüklü... kırık kadehlerdeki içki gibiyim. ati'nin şerefine iç beni.
dopdoluyum elemle, dertle. devirme kadehi sakın ! daha çok kırma ! umutlarım yitmesin bu kez de.
cesaretimi delilik sanma ! öksüzler ülkesinden geldim. sevgi yetimi... beni kapından kovma !
ankara - 1968
emine tunç
bazan öyle olur ki boşa koyarsın dolmaz, dolu ise hiç almaz.
mutlak olan şudur ki, sevende olsa bile, sevgide hata olmaz...
selahattin ocaklı
sevgiden yoksul kalmış gibiyim, her tarafi yıkan bir sel gibiyim, serseriyim kursunlara gelmiş gibiyim, senden başkasını sevemem gülüm.
her mevsim gibi gelip geçici, günes yagmuru gibi hasta edici, yaşam zindan hayatım elden gidici, senden başkasını sevemem gülüm.
acılara direnirdim sen varken yanımda, sen gidince anladim anlam yok hayatımda, gitsen bile bitmez sevdan hep aklimda, senden başkasını sevemem gülüm.
abdullah polat
sevgiden yoksun kalmış yüreğim.. unutulmaya mahkumsun kalbim.. bir gün sevilmek umuduyla� bekleyeceğim seni göz bebeğim..
kimin bu saklı manalı gözler.. küçük tatlı dilinden süzülen sözler.. anlındaki simsiyah izler.. söyle sevdiğim kimden kalma.. gözünden süzülen yaşlar. ?
20.03.2007
ayça kargılı
hepinize sevgiler çıplak üryan günlerimden başlayarak her günüme sevgiler düşünmeden bildiğim güneşi, günü yaşayarak yaşadıklarıma da sevgiler giden gitmiş hüzünlerimi anarak yaşayamadıklarıma da sevgiler her an bana konuk olarak beni üzen anılarım sana da sevgiler sır olmuş özlemlerime özlemler katarak umutsuzluklarıma da sevgiler duygularıma kurşunlar sıkarak her açtığım yaralarıma da sevgiler sonları olmayan tutkularımla inatlaşarak payıma düşenlere de sevgiler tarihsiz dünyamı istilalayarak susmuş zamanlarıma da sevgiler trenin son vagonuna el sallayarak bütün yitirdiklerime de sevgiler don tutmuş sevdalarımda iz bırakarak kaybolmuşluklarıma da sevgiler benden bir şeyler alıp götürerek başkalarına benzeyenlere de sevgiler beni anlamayıp içimde yangınlar yakarak beni bitirmek istiyenlere de sevgiler isyanlarımda bayrak açarak bunu destekleyen asi bakışlarıma da sevgiler karanlıklarda kaybolan çığlıklarımı duyurmayarak beni hiç tek etmeyen ışığıma da sevgiler dünle bugün gittikçe birbirine benzeyerek aldığım derslere de sevgiler belki de bana kalan son sermayem sevgiye sarılarak beni ben olduğum için sevenlere de sonsuz sevgiler
15.11.2003 22:00
ziya osman saba
insanlar, hepinizi seviyorum ! içinizde dostlarım, kardeşlerim var. ey şehir ! bütün hemşerilerim. bayramınız bayramım, kederiniz kederim. yoksullar, hastalar, zavallılar, sizler için gözlerimdeki pınar.
ölüler ! özlemez olur muyum dünyanızı, aranıza karışmış annem var, babam var.
günler geçiyor diye bir yandan içim sızlar, hayat ! hayat ! seviyorum seni. yemyeşil çayırlarda bembeyaz gezen kızlar ! aranızda sevgilim var.
1941
behçet necatigil
sevgileri yarınlara bıraktınız çekingen, tutuk, saygılı. bütün yakınlarınız sizi yanlış tanıdı. bitmeyen işler yüzünden (siz böyle olsun istemezdiniz) bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldı siz geniş zamanlar umuyordunuz çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek. yılların telaşlarda bu kadar çabuk geçeceği aklınıza gelmezdi. gizli bahçenizde açan çiçekler vardı, gecelerde ve yalnız. vermeye az buldunuz yahut vakit olmadı
sabit ince
sevgileri yarınlara bırakma doyasıya, inadına sev bugün sevgiyi sevdayı yabana atma doyasıya inadına sev bugün
yarınlar meçhuldür, bugünü yaşa inadına haykır dağlara taşa sevdanın türküsü dosta ulaşa doyasıya inadına sev bugün
sevgisiz yaşanmaz damarın kurur bu yolda engeldir kibir ve gurur severek yaşamak en büyük onur doyasıya inadına sev bugün
ince bir noktadadır sevgiyi tatmak sevgisiz kalplere bir çıngı atmak ilk hedef sevgiye aşkı da katmak doyasıya inadına sev bugün
hakan gökmen
sevipte söyleyememek söyleyipte reddedilmek reddedilipte bir daha konuşamamak konuşamayıpta hep içine atmak ve içine ata ata büyüyen sevgi sevgilerin en büyüğüdür
bakıpta dokunamamak dokunupta ona birşey hissettirememek birşey hissettiripte karşılık alamamak ve bu karşılığı sabırla beklemek aşkların en büyüğüdür
istanbul - 26.12.2006
kerem kayar
geceyi gösteren saatin akrebinde gözüm titrek duman çıkaran sigaram, bir bardak çayım zamanın ne kadar yavaşça akışına isyanım... anlayamadığım, yıldırım aşkı dedikleri mi yaşadığım sendin be sevgili mutluluğum adresi... her sabahın seherinde bedenime acı çektirmişim meğer 'o'nlar olduğunda... yüzünü ne kadar da az görmüşüm halen doyamamışlığım bundan... özlemim ise günün yirmi dört saatinin yirmi üçünde günün bir saatine tekabül ediyordu tüm zamanlarım senin ile... bir saatlik muhabbetin ile gülüşünde saklı cennetim ekmeğin buğusu kadar güzel kokan aş'ım sen olmadan doyamadığım... günahsız bebek yüzlü, çayır gözlü, sevgilerin en güzeli kardelen çiçeği kadar zor, kadın yüzünün, gözlerinin tebessümünde hapse hasretim(...)
kocaeli - 2006
mehmet nacar
sen de normal, sen de uygar insansın, dostlukların dört bir yana olmalı. sevdasını yüreğime asansın, sevgilerin yalnız bana olmalı.
biri sana aşk mektubu yazmışsa, adın ile ünvanını kazmışsa, satırları şiir gibi dizmişse, tepkilerin yalnız ona olmalı.
bilmem nasıl, ne zamanda gördüğün, her sözünü bir sevgiyle yorduğun, benden bölüp, ona pay pay verdiğin, sevgilerin yalnız bana olmalı.
seviyorsam kıskanmakta haklıyım. o açıkta, ben kenarda saklıyım. mantık değil, seven gönül aklıyım, sevgilerin yalnız bana olmalı.
yıktığını yıkamazdı ordular, sevgilerin yüreğimden vurdular. sevdalılar bunu böyle yordular, sevgilerin yalnız bana olmalı.
gaziantep
enis kozlu
ey sevgili sana seslenmiştim, neden duymadın beni nasıl tanımadın, nasıl görmezlikten geldin sen beni insan sevdiğine böyle mi yapar, hiç mi üzülmedin suçum sevmekti, sevmemekle cezalandırdın sen beni
kül olması için mi kurmuştum bütün hayallerimi oldu bittiye gitsin diye mi vermiştim bu sevgimi zehir mi ettin, bütün hayallerimle emellerimi lale değil, gonca değil, bir gülistan yandı kül oldu uzatmıştım sana, n’olurdu sanki alsaydın kalbimi
sadık kaya
sevgili, dünyanın her yerinde insanlar aç açıkta ve ölümle yaşam arasında, çıplak ayakla geziyorlarken benim mutlu olmam, dünya nüfusunun bire bölümü kadardır.
sevgili, mutlu olamam ve olamaz ben gibi düşünenler bilirler ki bir fidan, dikenlerin arasında da olsa boy vermesini bilir. yokluklara ve açlıklara aldırmadan ama ulaşmak istediği boydan her zaman bir adım kısa kalır.
sevgili, zamandan gayrı endişemiz yoktur nasılsa her sevgi her nefret doruğundayken savaşır… dünya nasılsa değişmeye gebedir ezelden beri…
ankara - temmuz 2005
ahmet ulukaya
ey sevgili sevgiden gayri ne varsa gönlümde atmak isterim yüzümü koyup yere kapında yatmak isterim
ahmet gül
kalbimizi açıp gir dediğimdin bir dediğini iki etmediğimdin hiç aklımdan çıkarmadığımdın sevgili zannetmiştim sevgili değilmiş
başımda dert ettiğimdin özlemini kalbime yazıp silmediğimdin ismine şiirler yazdığımdın sevgili zannetmiştim sevgili değilmiş
bir gün var ki çok koyar olur bana 14 şubattır ne gerek var ki açıklamaya bir hançer gibi saplanır çıkmaz yürekten sevgili zannetmiştim sevgili değilmiş
yarı yol olmadan yolda bıraktın giderken ardına dahi bakmadın bir ismin kalmıştı onu da bırakmadın sevgili zannetmiştim sevgili değilmiş
aşk, sevgi hani nerde bu hangi sahne hangi perde bitti diye söyledin ya sevgili zannetmiştim sevgili değilmiş
ahmet söyledi ne olduğunu bilmem ki aşkın şimdiki durumunu sormak nasıl gelmez mi aşk çıkar dedim karşıma çıkacak değilmiş.
hande iltir
ne soğuk geceler geçirdim dışarıda kar, fırtına şimşekler çakardı gökyüzünde pencerenin önünde sabaha kadar ağladım yalnızlığıma sen bilemezsin sevgili geceleri korkutan sessizliği yalnızlığımı bilemezsin sen hergün biraz daha eriyip, bittiğimi hissedemezsin ellerin bana çok yakındı yüreğin bir o kadar uzak aynı güneş ısıtıyordu bizi aynı sokaklarda yürüyorduk geçtiğin sokakları iz belledi dizlerim bir mektup buldum bugün çekmecemde gidişinle yazmış olduğun aylar geçti biliyorum aynı o günkü gibi okudum satırları bir kış daha bitiverdi bak sensiz soğuk gecelerde nasıl dayandım bilinmez artık ölümsüz sevdanı yüreğime gömüp sensiz bir diyara doğru yol alıyorum engellerim çok biliyorum ama nefesin yok oralarda ellerin yok gözlerin aydınlatmasa da yüreğimi yüreğin yok sevgili... işte bu yüzden gidiyorum aslında gitmiyorum ben sanırım sen ve sen'li anılardan kaçıyorum
kenan erzurum
sultanım versen fermanın, " yok, " desen " derde dermanım " " faydası yok yalvarmanın ! " gene de sana gelirdim.
acılar çeksem aşkına, dönsem divane şaşkına, bilsem ki fermanın cana, yine de sana gelirdim.
varmak için emellere, yol gerekmez hayallere, düşseydim gurbet ellere, gene de sana gelirdim.
istanbul - 1988
zeki arlan
yalnız kendini sevme. bir bohça gibi sarıp sarmalayıp, kaldırdığın sevgiyi çıkart artık. içindeki sevgi kalesini yıkma. sevginin kalesini yeniden kur. çocuklarını sevdiğin öpüp kokladığın gibi. yaşamı hayatı insanları sev öp kokla. sevmenin sevginin yanlışı yok. yaşın ilerleyip yorgun düştüğünde. niye yapmadım demeni istemiyorum. sevgi, sevgili ne kadar uzaklarda olsa da ara bul. örtmek istediğin sevgileri örtme aç. uyandır içindeki sevgiyi, saklama. yüzündeki tebessüm içindeki ateşin aynası. sen sevgisiz yaşayamazsın aç yüreğini. içindeki sevgi özgür olsun. bırak denizlere dağlara kırlara. önceki yaraları sarsın sarmalasın unutsun yeni sevgilere sevgililere aşklara yelken açsın. sevgili uzaklarda olsa da çağır. sen sevgisiz yaşayamazsın. artık dinlenmeliyim diyeceğin zamanlara. anıların hatıraların kalsın sevgili.
25.12.2001
candaş koç
kimse sevmedi seni benim gibi kimse sevemez sevdin mi beni ? bilmiyorum ben çok sevdim seni
öktem berat özel
ufuğa bakan gözleri vardı yaz bahçelerinde yakamozları seyreyleyen sevgililer yaşardı sevdalarıydı içki kadehlerinde buldukları içiyorlardı aşıklardı çünkü...
düşünceleri götürüyordu onları sevgiliye mutlu olmalılardı içten seviyorlardı aldatmıyorlardı kendilerini ya da sevgiliyi sevmek onlar için sevgiyi tatmaktı taze gül kokan sıcak sevdalarda
kemal çırak
başlamak geride kalan bir bitiş kendimi bölüştürüyorum ve ariyorum parçam kalmiyor belki ölüyorum belki yeniden dirilemeyecegim en çok küfürbaz çocuklar üzülecek sizim sizim olacagim seni öpmedim bilemedim ellerindeki islak ateşi bir leke vardi solugunda biliyorum kimseden saklamiyorum seni ve şairligimi bir boşluk koyuluveriyor ellerim kalbim ve başimin ara yerine nasil agir nasil sen oluyorsun bu bayraklarda nasil böyle mavi böyle deniz böyle köpük böyle içler sizlaticisi upuzak bir şehir
şehir dökülüyor her yaninda duman tütüyorsun eriyor ses ve ona ait ne varsa, karlari düşünüyorum. birer birer eriyor türkülerim, agliyorum. birileri beni soyuyor orta yerde çiplaklaşiyorum. herkesin göz ucunda ben, biliyorum. bir sen bakiyorsun bana, utançsiz. yeni bir örtü oluyorsun çiplakligima. (seni böyle sevişimden midir;belki gece yoksa senin sevişinden midir, keşke) bogazlanmadan birakiyorum kendimi yanibaşina. solugunu kirletmeden öpüyorum dudaklarindan. kuduruyorum, denizler yetmiyor beni durdurmaya. karşinda ben varim bütün sesiyle varoluşumun. çakallara ragmen daglar düşümüzdür seninle. (akşam olurken ve bütün diger devinimlerinde zamanin hep şunu sorarim kendime;neler düşünmeli böyle zamanlarda, nasil düşlemeli bu sevgiliyi, ne söylemeli kimlere) gürültü yapmadan çogalalim evlere dogru sonumuz beyaz olsun, kiş degil yazin ortasinda çünkü ben seni böyle seviyorum(leylayi unutma) çünkü ben sana bütün yüregimle ilan-i aşk ediyorum
ayhan yavuz
çok sevdiğim masmavi uçsuz bucaksız tertemiz, okyanusların kıskandığı güzelliğini, köpüğüyle bedenimi yunup duruluğuyla kirimi arıtıp altın kumlarına kardığı zarafetini, körelmiş gözlerimle görüp incelmiş duygularımla sevip ağır kulağımla duyabilmeyi evrenselliğini, sevmeni beni, kuşatmanı içimi, katmanı içine... hep mi bekleyeceğim ey yüce sevgili ?
ankara - 2004
zafer ardıç
ey gözleri ümidim, gülüşü neşem, ey sükutu hayalim, kederi öfkem.
bir tebessüm göstersen, aldırmam inan belaya, bir hoş kelam bahşetsen, güler geçerim cefaya.
ey kaşları yayım, bakışı ahum, ey lehçesi hayranım, canı ruhum.
bir an olsun ağlama, gül çehren daim gülsün, gel de şu kalbimi dağlama, gönül bahçemin ilk gülüsün.
kasım 2007 - ankara
ayten uslu soysaltürk
hayatı bilmiyorduk önce sevgili, ıslak bir kaldırımda, paçalarının kirlenmesine aldırış etmeyen, yağmurun altında koşup oynayan, hayatı tüm yüreğiyle kucaklayan yaramaz bir çocuk gibiydik ikimizde. günler geçti, aylar geçti, büyüdük bir zaman sonra. sonra üzüldük, sardık, sarmaladık birbirimizi. hayata karşı bir türkü tutturduk gülümseyerek, kimsenin bilmediği bir türkü... ezgisinde denizlerin en iri dalgası, dağların çıkılmamış noktası, bildiğim bütün çiçeklerin en kırmızısı, en yakıcısı...
en çok insanlara üzüldük, insanlara yandık ve ağladık, ama en çok da yine onlara aldandık. televizyonda gördüğümüz en uzaklardaki çinli bir çocuğa ağladık dakikalarca, dualarımızı gönderdik en sadesinden...
ayağından yaralanmış bir hayvana üzüldük, insanlar insanları öldürürken. ruhu çamurla sıvanmış insanların yüreğinden, sevgi adına tek bir ışık görünmezken, biz ne bir serçe kuşuna ne bir yaban çiçeğine kıyabildik. yanlışımız buydu demek sevgili...
umutlarım, yitirilmiş beklentilerim vardı hayata dair, sevgilinin gül yüzü, ona söyleyemediklerim ve içimde bir çocuğun yaşama heyecanı vardı, en koyusundan. yaşatmadılar ! çaldılar sevgili...
güzellikler düşündüm alabildiğine, hayalini bile kurdurmadılar, kim vurduya gittik sevgili...
hayat bize acımadı sevgili... en acımasız yönlerini gördük hayatın. bir kış gününde, bir köşe başında, bize garip bir pusu kurdular ve bizi beklenmedik bir anımızda kendimizi tam da hayata hazırlamışken sırtımızdan vurdular sevgili... sırtımızdan vurdular...
gülşehir - mayıs 2005
onur ardan
bir yudum su gibi aktın içimden doyamadım yine içmek istedim seni suya muhtaç bir gönül var ki her saniye yudumladım duraksız seni
bir nehir gibiydin geçtin hayatımdan ki bende sana bir nehir yolu oldum yüreğimde taşıdım ve taşırım seni hep sen bana bir yudum hayat oldun sevgili
hiçbir zaman kurumasın suların sevgili durma ak içimden ölene kadar son nefesim kapıma dayandığı vakit olsun bir damla suyun bana verecek kadar
yaşamaksa sensin ölmekse yine sen sensiz isem ben, ben bensizim demektir kuruma taş dipsiz göklere kadar ey sevgili taşta senin içinde boğulayım ey sevgili taşta senin içinde öleyim sevgili
istanbul - 2006
sarphan uzunoğlu
sepya
şöyle bir düşününce kolay olabilirdi bir el diğerine yanlışlıkla dokunur diğeri fırsattan istifade o’nu tutabilirdi… bir göz diğer göze yanlışlıkla bakabilirdi ağız boş durmaz seviyorum bile derdi hatta tutardı, el elden uzağa götürebilirdi diğerini kimse isim sormayabilir ne olduğu bilinmeyebilirdi.. bir bankta da bir yolun ortasında da olabilirdi ben yine de sevebilirdim seni üç dakika üç saat üç gün sürebilirdi… gündüz olmadan geceler sabah olmadan akşamlar da gelebilirdi duvaklar takılır, kahveler yapılırdı.. bir anda olup biterdi her biri ama gelip gitmedi hayat hayat etmedi bizi esiri…. muhtaç olmadık yalandan sevişlere ıslanırız diye girmediğimiz sular olmadı ateşler elimize değdi, acımadı bir de öğrendik ayrıyken olmadı… işte bundan tam da bundan sevdim seni sevgili…
08.08.2006
süreyya berfe
1.
gözlerinin rengi gibi yüreğinin rengi gibi saçların da kendi renginde ama ben, ellerini gördüm önce toplayan, düzelten, onaran ellerini dokunduğuna soluk aldıran telaşlı, usta, sevecen ellerini geç anladım ve inandım her gün daha çok inanıyorum ellerin, güzel işlerin karıncası ellerin, ellerden bıkmış ellerime sığınak 2.
yüzünün rengi gibi dudaklarının rengi gibi saçların da kendi renginde ama ben, özverini gördüm önce içinden çavlan gibi dökülen özverini hep koşan, yürümeyi bilmeyen hesapsız, gücendirmeyen, saydam özverini neye uzansa dirilten susan, hüzünlenen, sıcak özverini geç anladım ve inandım gün gün daha çok inanıyorum özverin, güzel işlerin arısı özverin, sözcüklerden yılmış kafama barınak 3.
derinin rengi gibi sesinin rengi gibi saçların da kendi renginde ama ben, seni gördüm önce gülen, yaşayan, bilen seni körpe bir söğüt dalı gibi çırpınan durduğu yere can veren gönüllü, duyan, seven seni geç anladım ve inandım şimdi daha çok inanıyorum sen, hayatın ablası saf olan her şeyin mayası sen, eşyalardan usanmış kalbime dayanak 4.
sevgili arkadaşım benim sana'sevgili arkadaşım'diyorum budur, bizim anladığımız sevdanın tanımı işte sana bir aşk şiiri içinde'sevgilim'sözcüğü geçmiyorsa suçun yarısı senin çünkü, ben de bize yaraşanların sözcüğünü değil kendisini seviyorum senin gibi
cengiz yanık
olmak ya da olmamak yaşamak ya da ölmek fark etmiyorsa eğer, al beni kollarına sevgili arsız ölüm... bir can dost gibi kucakla beni seni çok seviyorum sevgili arsız ölüm...
adana - 25.09.1987

|