Şiir ara                                                   34.358 efsane şairden 335.104 efsane şiir Aradığınız şiirin başlığını yazın.                                    ç  ğ  ı  ö  ş  ü 

Şiir ara

İçerisinde veda* geçen şiirler
toplam: 49 sonuç...

veda

necip fazıl kısakürek

elimde, sükutun nabzını dinle,
dinle de gönlümü alıver gitsin !
saçlarımdan tutup, kor gözlerinle,
yaşlı gözlerime dalıver gitsin !

yürü, gölgen seni uğurlamakta,
küçülüp küçülüp kaybol ırakta,
yolu tam dönerken arkana bak da,
köşede bir lahza kalıver gitsin !

ümidim yılların seline düştü,
saçının en titrek teline düştü,
kuru bir yaprak gibi eline düştü,
istersen rüzgara salıver gitsin !

1923


veda

nazım hikmet ran

hoşça kalın
  dostlarım benim
   hoşça kalın !
sizi canımda
  canımın içinde,
   kavgamı kafamda götürüyorum.
hoşça kalın
  dostlarım benim
   hoşça kalın...
resimlerdeki kuşlar gibi
  dizilip üstüne kumsalın,
   mendil sallamayın bana.
   istemez...
ben dostların gözünde kendimi
   boylu boyumca görüyorum...

a  dostlar
  a  kavga dostu
   iş kardeşi
  a  yoldaşlar  a.. !.
tek hecesiz elveda..

geceler sürecek kapımın sürgüsünü,
pencerelerde yıllar örecek örgüsünü.
ve ben bir kavga şarkısı gibi haykıracağım
  mapusane türküsünü.

yine görüşürüz
   dostlarım benim
  yine görüşürüz...
beraber güneşe güler,
   beraber dövüşürüz...

a  dostlar
   a  kavga dostu
  iş kardeşi
  a  yoldaşlar  a.. !.
   elveda.. !...


veda

sezai karakoç

silahlara veda
geceye rüyaya ve sana
yalnızlığın geyik gözlü köşesinden
düzenlerin çıkmazına

çizdiğim resmin
saat kulesi ağlıyor
ağzım o çeşit yok
şişe bu çeşit var

sen bir gece gelsen
güneş doğmasa
gitmeden yine gelsen
bu yeni geleni
bu bize bakanı
sana bir anlatsam
güneş doğmasa
sandıkların içini göstersem sana
çizdiğim resmin
yalnızlığın geyik gözlü köşesinde  
bir rafa koyabilsen
olup biteni ve onları
sabaha kadar konuşsak
o ürkek ürkek bakanı sana bir anlatsam
ateşi karı tüfeği çeksem
ocağa pencereye kapıya

kemana veda

yağmurda şeytan ve şapkası
silahın ölümünü kutluyorum

tren kaçırmış gibiyim

sana veda

kaynak körfez


veda

orhan seyfi orhon

hani o bırakıp giderken seni
bu öksüz tavrını takmayacaktın ?
alnına koyarken veda buseni
yüzüme bu türlü bakmayacaktın ?

hani ey gözlerim bu son vedada,
yolunu kaybeden yolcunun dağda
birini çağırmak için imdada
yaktığı ateşi yakmayacaktın ?

gelse de en acı sözler dilime
uçacak sanırdım birkaç kelime...
bir alev halinde düştün elime
hani ey gözyaşım akmayacaktın ?


veda

gerçek boz

gökyüzü bürünmüş siyahlara ardımdan veda  ederken
iki bulut ağlıyor sessizce şimdi beni uğurlarken
deniz el sallamakta uzaktan haber aldığından beri
işte son kez sarılıyor bana rüzgarın soğuk elleri
yüzümü ıslatan yağmur değil ben de buna dayanamam
onun için ne olur yapmayın yoksa sizden ayrılamam
resimlerde bıraktım sevgimi çünkü gitmek zorundayım
unutamam asla anıları ama yolun sonundayım
mazinin eskimiş levhaları saklasın içinde beni
uzansa da yıllar sonsuzluğa kalır hatıram yep yeni
zamanın kuraklığında solsa da bütün sevgiler
aramızdaki özlem yeşerir saklı anım onu besler
koşsun artık saatler art arda zor geçer ayrılık günü
lanet olası gizemli veda zor avutur bu üzgünü
artık gözlerim kapalı bakıp bilmediğim diyarlara
rüya gibi hayatımdan dalıp görmediğim rüyalara
ağlamaklı değil şaşkın, gidiyorum uzaklara. . .


veda

mehmet nur olcay

   ey gözyaşı, ben sevgiliye yalvardıkça
   niye araya giriyorsun ? sana ne oldu ki
   böyle usul ve adaba riayet etmiyorsun !
  nabi.

işte yine elimde kalemim
dökülüyor duygular ucundan
bu son şiirim belki.
belki de son gecem, son nidam
nameler burada bitecek belki
duygular boynu bükük.

bir şehirden bir şehre
uzaklaşan yakınlar var şimdi
şehirler gidiyor, yollar gidiyor.
sen kaldın şehrimde

darmadağın hatıralar beni çekiştiriyor.
adım-sanım, varım-yokum bir anıda şimdi
geçmiş gidiyor, hayaller gidiyor.
sen kaldın sesimin yankısıyla

" gözden uzak, gönülden uzak " derler
öyle mi gerçekten ?
de ki " bu bir yalan "
de ki " atalar sevgiyi bilmemiş "
hiç gönüllere uzaklık sorulur mu ?
gönlüm gidiyor, bedenim gidiyor.
sen kaldın hayal gemisinde.

kaldır başını bak oraya
haydi durma, ufka yönel
geleceği gör gözlerimde
gör geceyi sabırla bekleyen ufku.
bak doğacak güneşe gebe dağlar.

ve şimdi... şimdi güneşi gözle
bekle. sarı ışıkları maviye çevir
dokun mavi geleceğe; bir gün gelecek diye
anla hayatı;
siyah-beyaz, iyi-kötü, güzel-çirkin.
ve...
ve... mavi-mavi...

23.09.2000


veda

zekiye sarı

gözlerine bakarak uyudum dün,
sanki yanımdaymışsın gibi !
sanki ellerini tutuyordum rüyada,
hep sen vardın yanımda !

ilk tanıstığımız gün var ya,
hatırlar mısın o telaşlı anında,
gözlerin gözlerimle dans ediyordu !
hatırlar mısın ?
sanki yalnız ikimiz vardık o anda,
yalnız sen ve ben uluorta !

yolları ayırdığımız o gece,
veda anı ellerinin ellerimle,
binbir soru, binbir telaş içimde,
belki birgün, belki yine, belki de...

24.06.2002


veda

deniz kılıçkaya

vedan dün gibi aklımda
her gece kafamı koyunca yastığa
bir gece bir de sen varsın yanımda
ben seni sevmekten hiç vazgeçmedim ki

güneşler doğarken günlere
ben ağladım karanlık gecelere
hep seni diledim, hep seni istedim
ben seni özlemekten hiç vazgeçmedim ki

özlemler dalga boyu aşarken denizleri
yağmurlar yağarken tazeledi sevgimi
sensizlikteyken seni yaşamak ölüm gibi
ben sevginden hiç vazgeçmedim ki...

02.08.2001


veda

rıfkı kaymaz

gecenin yalnızlığı beni alıp giderken,
ufuklardan göründü sallanan beyaz mendil.
gitgide yüreğimde irileşen karanlık,
birdenbire eridi, yandı içimde kandil.

yalnızlığın tatmıştım acılı hayatını,
yalnızlıktı dayanan boğazıma çelik el.
karanlığı titretti içten içe yankılar,
yankılardan bir hayal dedi: haydi durma gel !

bu ses beni çağırır, bu ses beyaz ufuktan,
yıllardır hasret hasret andığım ülkelere.
içimde dinmez arzu; sonsuzluk, ölümsüzlük,
kuş gibi kanat kanat uçmak maviliklere.


veda

talat turgut

dur dedim
gözlerim gözlerine baksın
son bir kez;
bir daha asla bakamaz
bir daha göremez...
durdu gözlerime baktı derinden
gözlerim çıkacaktı yerinden.
sonra
döndü ve gitti
bu son vedaydı
her şey bitti.
gözlerim küçüldü küçüldü
boynum büküldü,
gönlüm bana darıldı,
gönlüm benden ayrıldı
ve gönlüm öldü.
bir daha dirilir mi bilmem
ama bilirim
bir daha ölmem.


veda

serkan suvari

yağan yağmur değil
bu veda havasıdır üşüten beni
bu, elimi sana son uzatışım
bu, sana son sarılışım
bu benim seninle
son veda dansım aşkım
hoşçakal

izmit - 28.12.2001


veda

sefa şahin

her şey bitti artık, yolumuz ayrılık
sanma ki mutluyum içim kan ağlıyor
geride kaldı, bize uzak mutluluk
sanma ki mutluyum içim kan ağlıyor

gülüşünle hatırlarım seni
ağlarken görmek istemem
içinde kaybolduğum gözlerini
ağlarken görmek istemem

sevdim seni, yalvardım olmadı
arkanı dönüp bakmadın bile
sana uzattığım özlemdi, aşktı
arkanı dönüp bakmadın bile

" engel " dedin aşkta engel olur mu ?
sevda bu hiçbir engel tanımaz  
uzaklık eskidendi, şimdi sorun mu ?
sevda bu hiçbir engel tanımaz

merak ettim seviyor musun beni
biliyorum cevap veremezsin buna
gerçekten istiyor musun beni
biliyorum cevap vermezsin buna

sivas - 16.02.2007 23:15


veda

sefer ak

giderken ardıma bakarken
bırakırken her şeyi bu şehirde
aklımda bir tek şey var
seni sevmişliğim ve duygularım

hatıraları bırakırken yalnız başıma
benden bir eser bu şehirde
yokluğumda beni temsil edecek
ben varmışım gibi sevmeye devam edecek

son bir kez dönüp bak gözlerime
diller sussun bir kez de gözler konuşsun
konuşsun ki hisset içimdeki mecnunu
en azından giderken son kez birazcık gülümse

of / trabzon


veda

ergin kaya

gözlerimi açtım...
sen yoktun yanımda.
tatlı bir rüyaydı galiba yaşadığım,
ömür boyu sürecek sandığım...

eğer o günün seni son görüşüm olduğunu bilseydim;
sana daha bir sıkı sarılırdım,
hiç sarılmadığım kadar, sımsıkı
hiç bırakmamacasına...

seni son bir kez daha öperdim,
doya doya, hiç bitmeyen bir arzuyla

bilemezdim ki...

yanlızlığın en karanlığına mahkum ettin beni
hiç düşünmeden, acımadan...
elimde senden kalan tek resmine bakarak
ağladım sabahlara dek, giden umutsuz aşkımın ardından

böyle bitmemeliydi,
seni böylesine severken,
sıcaklığına, kollarına böylesine muhtaçken
ardına bile bakmadan çekip gitmemeliydin.

artık biliyorum, sen bir daha olmayacaksın hayatımda
isyanım ne kaderime, ne de sana,
kısmet değilmiş deyip, bizi birbirimizden ayıranlara...

istanbul


veda

dudugül koşar

...ve
her şey sarardı.
astım tuzlu ve ıslak gömleğimi,
seninkinin yanına...


veda

emine tunç

tek heceli bir sözdü,
sessiz gönüle dolan.
ve öylesine yoğun,
senle böyle yaşanan...

zaman zaman coşkuydu,
ve kimi zamansa hüzün.
daima gözlerimde,
güneş sandığım yüzün...

sözlerle anlatılmaz,
o binlerce güzel an.
hangisi bana ait,
ve neydi senin olan ?

sözcükler tükense de,
hatıralar bitti mi ?
yaşadığımız her şey,
hafızandan gitti mi ?

dilerim bundan sonra,
kalbin neşeyle dolsun.
hayatta istediğin,
her şey gönlünce olsun...


veda

erdem özdemir

yüreğimi göğsümden koparıp alan zalim
aldığın sende kalsın ama ben gidiyorum
sefil olmadım fakat pek de hoş değil halim
o yüzden ne teşekkür ne sitem ediyorum

değildi derdim fani dünyada baki kalmak
gayem şu aşka aşık kalbi sevdaya salmak
senden tek karım benim üç beş gün mutlu olmak
gör, onu da kaç çeşit çileyle ödüyorum

ölüyorum desem de, biliyorum gelmezsin
ayrılık yorar seni lakin korkma ölmezsin
ömrümden ömür versem yine kıymet bilmezsin
ondan tüm varlığımı yokluğa adıyorum.


veda

h. onur ercan

veda,
karşı konulmaz
hüzün dolu
gözü yaşlı
anlamsız veda.
efkara davet
benzime kısmet
yollara hasret
kahpe gurbet !
kimi kez ölüm
kimi kez yaşam
bir nevi hiç için,
harcanan zaman.
kahrolan,
kurda kuşa yem olan
kanayan yaram;
vedalardan bitkin,
vedalardan sıkkın
...
...

12.03.2000


veda

erdem bayazıt

bu şehirden gidiyorum
gözleri kör olmuş kırlangıçlar gibi
gururu yıkılmış soy atlar gibi
bu şehirden gidiyorum

insanlar taş gibi bana yabancı
ağaçlar bensiz hüküm giyecek bulvarlarda
bir tambur bir yalnızlığı anlatıyorsa
o ışıksız pencereden
ben onu bile bile duymuyor gibiyim.

bu şehirden gidiyorum
gömerek geceyi içime
sabahın hüznünü beklemeden
gidiyorum bu şehirden.

istanbul - 1963


veda

ahmet erhan

yitirdim cebimdeki bütün adresleri
yağmurlar, yağmurlar ortasında kaldım
aklımı boğacak o selleri
ben kendi damarlarımda yarattım

artık ne bir satır yazı, ne de bir selam
tek kişilik bu oyunda rol alabilir
gitti bütün seyirciler, boşaldı salon
geride kalan yalnızca, yalnızca maskelerdir

eli naylon güllü o dostlukların
bir tek anısı ve sızısı yok içimde
yitirdim cebimdeki bütün adresleri
kendimi kazandım bir başka biçimde...


veda

ahmet selçuk ilkan

ellerim titredi veda ederken
yalvarıp'dur gitme'diyesim geldi
sen gittin karardı gözümde dünya
o anda orada ölesim geldi !

ansızın kayboldun köşe başında
zamansız bir deprem koptu bağrımda
kendimi kaybettim işte o anda
inan ki dünyayı yıkasım geldi !

ardına bakmadan gittin o gidiş
kalbimi koparıp atasım geldi
bu veda gerçek mi inanamadım
başımı taşlara vurasım geldi !..


veda

ferhat gedik

adını bilmediğim aşkım ve kızıma...

düşleri çalınmış sevdaların ömrü az olur.
bir de kan toprakla bir olmuşsa ölüm korkusu sarar.

yeni bir güne başlamak titrek adımlarla.
kaldırım taşlarını sayıyorum ruhumun, sana gidercesine.

sonu olmayan dilimdeki türküsün sen.
seni olmayan ıssız aydınlıklarda ben.

sana aile fotoğraflarını, aşkımızı bırakıyorum.
yazdığım şiirler ve okuyamadığım kitapları da.

sensiz zamanları yaşamaya başlıyorum.
ölüm bu galiba, seninleyken sensizliğin kucağına düşmek.

sana özgür kuşların kanatlarındaki düşleri,
sahil kahvesindeki gazoz dolu bardağı,
kızımızı ve nikah cüzdanını bırakıyorum.

bir an kalır yaşamla son arasında.
bir çizgi beliriverir gözlerde.
gerisi sen, kızım ve hayatım.
ötesi son, ölüm ve sensizlik.


veda

ilker bartu

tam da seni unutmuşken...
tekrar yaşamayacağım
senin sevgin sende
benim özlemimse kalbimde
bırak kalsın... !
ve yine sen benim;
özgürce sevebildiğim kadar,
özgür kal...
seni...
aşkına mahkum olan,
yüreğimden çıkararak;
özgürce...
özgürlüğüne bırakıyorum.
hoşçakal... !


veda

emine tunç

giderken, kalbimi al, sende kalsın.
sadece anılar benim olsun, varsın.
sensizliğin içinde ben, ne yapsın ?
gelirse can meleği, beni söyle,
alacağı varsa, benden alsın !..

konya - 26.04.2001


veda

ayhan yavuz

kalmadı artık hiçbir iz
yiyip içtiklerimizden...
temizlemişsin soframızı da
üzerindeki her şeyden.
tüylerini bırakıyor çırpındıkça
soframıza konan kuşlar,
yiyecek bir şey bulamayınca
hüzünle uçup gidiyorlar.

üşütmeye başladı esen rüzgar
açık bırakıp çıktığın kapıdan
yağmurun peşinden gelen bu kar
yakındaki ayrılığıma tercüman.
haykırıyorum ama beyhude
duyamıyorum kendimi ben bile !
nasıl duysunlar ki sesimi söyle
fırtına uğultusu hükmetmiş nefesime

beyaz köpük dalgalar uçuşuyor havada
uçuşan martılarla raks ediyor adeta
sofrası ne zenginmiş uçuşan martıların
sevgilisiymiş çünkü o çılgın dalgaların.
dev dalgalara huzurla dalan martı
aşkını dalgalara beyaz rengiyle yazdı.
beyaz benim için hüzünlü bir ayrılma,
martılar için ise sevgiliye kavuşma.

ankara - 2003


veda

hünkar dağlı

hoşça kal !
ardımdan bakma öyle
sen gelmeyeceksin ki..
başlarken;
biraz esrarlı mı olduydu ne ? !
güneşe doğru yürüyorum şimdi
biterken;
yükümü yaydım meydana,
" sinedeki ben " e kadar
giderken,
sorma " senin mi ? " diye
sen bilmeyeceksin ki..

hoşça kal !
hayır el sallama..
yadigar mı istiyorsun ?
olmaz, hatırlamaman lazım
güzellik doldurdum ufuklara
biterken;
kara gözlerin geride kaldı
gök pırıltılar bulanmış mı ne ? !
ne o, hayret mi ediyorsun ?
giderken,
sorma; " ne oldu ? " diye
boş ver ! anlamaman lazım

hoşça kal !
yine gel mi diyorsun ?
değişecek misin ki !.
sevgi, fedakarlık, samimiyet
borç verilmişti sanma
biterken,
umurumda değil;
çok şeyim kalmışsa da !
hazinem ummanı doldurur
biliyorsun;
güzellik tükenmez..
aranırsa, bulunur
giderken,
sorma: " ya ben ? " diye
bana ihtiyacın mı var ? !


veda

ersan çetin

kötü günde,
bana kızın
acınız hafiflesin...

iyi günde
beni hatırlamasanız da olur...

anılara dokunmayın öylece kalsın...

masada
boş bir sandalye dursun...
hesaplar benden olsun...

ankara


veda

osman yüksel serdengeçti

artık iş kalmadı yarenler bizde
tökezliyor olduk yazıda düzde
şairdik, hatiptik, yazardık sözde

ekmeği yemeğe ağızda diş yok
dedik ya efendim bizlerde iş yok

sağ yanım titriyor, sol yanım tutmaz
nabzım tekler durur, muntazam atmaz
ayağım bir türlü ileri gitmez

ağzım her an kuru, gözümde yaş yok
artık bundan böyle bizlerde iş yok

bir secdeye varsam başım dolanır
ne yesem ne içsem, miğdem bulanır
bütün dertler birbirine ulanır

yuvamız da bomboş uçacak kuş yok
hayra yorulacak hayal yok, düş yok

yakını uzağı seçemez oldum
bir ufak hendeği geçemez oldum
bir bardak soğuk su içemez oldum

tatlılarda bile lezzet yok, tat yok
benim bu halime takacak ad yok

iki adım atsam durmaz düşerim
eski hallerime şimdi şaşarım
allah’ım ben böyle nasıl yaşarım

kendimi kollayacak gövdede baş yok
bağrıma basacak evlat yok, eş yok

yaşıtlarım birer birer ölüyor
yeşil yaprak kara toprak oluyor
azrail de baş ucumda soluyor

üstüme dikmeye ağaç yok, taş yok
arkamdan vermeye yemek yok, aş yok...


veda

mustafa kayaoğlu

sen hiç bir sabah uyandığında
yalnızlığının yanıbaşında olduğunu gördün mü
ıslak dudaklarında aşkının bittiğini duyup
ümidinin kaybolduğunu
sonbahar yaprakları gibi
düşerken gözyaşların yanaklarına
sevdanın, kal diye yalvarırken
insafsızca yokoluşunu


veda

ata ekse

çekip gidiyorum bak,
bavulumu almıyorum,
yalanlarını doldurdum cebime...

bu yük bana yeter...

bostancı - mart 2007


veda akşamı

filiz beşikçi

içimde buruk bir acı
ruhumda esen hüzün rüzgarı
ile ben,
bir veda akşamının koynundayım..
anılar dans ediyor çevremde
hangi yana dönsem nereye baksam
   sen varsın hep sen başka biçimde
gönlüm yitirmişliğine kırgın
isyan edercesine haykırıyor ardınca
içimden bir ses sessizliği yırtarcasına
haykırıp duruyor dur gitme diye..
ama ne dönen var geriye
ne de bir ses veren sessizliğin içinde
kalakalıyoruz anılarım ve ben
sonsuza dek.. iki ayrılmaz dost
sokuluyorum anıların koynuna
senden kalan bir şeyler bulmak umuduyla..
   geçecek yine acımasızca zaman
ve gömecek anıları bir bir mazi denen sandığına
karlar yağdıkça saçlarıma
belki hafifleyecek yüreğimdeki bu fırtına
suskun sakin bir deniz olacak gönlüm
ama sahiline her dalga vurduğunda
seni hatırlayacak daima
   ve bu sızı yakacak yüreğimi
seni her andığımda..

19.01.2003


veda busesi

burhan erzurum

duygu'ya

gelecek misin gel desem
sevecek misin bir ömür beklesem

bir şeyler vardı sözlerinden bana kalan
senden kalanlar değil sendin aklımı alan

unuttum kendimi aynada gördüğüm kimdi
koptu dünyam ne yaparım ben şimdi

bak her şey bozuldu ayın halesi yok
varlığım fayda vermez aşkın ihalesi yok

sana aşkımı anlatmaya yoktur dilekçem
ellerini tutamam izin vermez kelepçem

ya seninle olmalıyım ya sensiz ölmeliyim
vuslatı bekleyerek ömrümü bölmeliyim

sensiz yaşamayı öğrendim ama bir meczup gibi
sen venüs yıldızısın ben de hilkat garibi

gözlerin sensiz geçen yıllarımın bekçisi olsun
gökten her bakışında hayallerim solsun

dudakların öpemeden kuruyan dağ lalesi olsun
yazdığım şiir sana veda busesi olsun


veda desem

dursun ışık

sabahtan kalkınca arar mı beni,
uyku sersemiyle kara gözlerin ?
sevgi hasretiyle sarar mı beni,
öpülmeğe değer, ince ellerin ?

ayrılalı içim yanıyor senden,
bir ışık huzmesi gül cemalinden,
bir selam beklerim tatlı dilinden,
yazar mı kağıda, ince ellerin ?

uzaktayım gül ?üm  ta.. uzaklarda..
kalbimin sesinden duyamam seni,
yaklaşsan da görsem ilk şafaklarda,
uzanmaz mı bana, gülüm ellerin ?

gelsen de bulaman artık bir daha,
usandım çekmekten ben gayrı cefa,
boşa yandım gurbetteki yar sana,
veda desem.. sarılmaz mı kolların ?


veda ediyorum

ege eksen

oya

paketten bir sigara
kutudan bir kibrit
yüreğimden seni
eksiltiyorum

bulutlar toplanıyor
yağmurum birikiyor
ne olur beni anla
gitmek zorundayım

paketten bir sigara
kutudan bir kibrit
ellerimden seni
gözlerimden seni
yüreğimden seni
eksiltiyorum

izmir - 2000


veda gecesi

nejat inan

oturup da şöyle bir bankımızın üstüne
seyre dalmışken ankara'yı,
sen vardın aklımda yine...
yapacak bir şey yok,
biliyorum sadece bitti işte,
hepsi bu…
evet, benim değil ama senin yüreğinde bitti...
artık dayanacak gücüm yok bir tanem,
mücadele edebilirim zannetmiştim,
sevgim beni ayakta tutar sanmıştım,
ama olmadı,
kendime yenik düştüm işte,
gurur da duyabilirsin kendinle
bak,
çaresizim karşında...
şimdi bana yelkenlerimi dolduracak kadar büyük,
çok uzaklara götürecek kadar hızlı bir rüzgar lazım,
belki biraz da muson yağmuru…
ve beni sarhoş edecek şarkılar,
içinde seni aradığım teselli şarkıları...
çaresizlik kötü şey
ne yapacağını bilemiyor insan
bu şehir kurulduğundan beri görmemiştir her halde
böyle bir aşk,
ve
duymamıştır böyle bir acı
biliyor musun,
deliriyorum aşkından…
ama sen
vazgeçtin benden,
ne yazık, bense vazgeçemiyorum senden…
başka heyecanlar var yüreğinde biliyorum.
inkar etme hissediyorum,
unuttun mu ?
ben senin nefes alışını bile bilirim...
elveda küçüğüm,
elveda sana…
sakın beni düşünme,
nasıl olsa
büyüyünce unuturum...

öyle değil mi kumrum...

ankara - 02.02.2002


veda mektubu

sedat hünkar kravzer

bir mektup yazmışsın bin hüzün dolu
adını koymuşsun veda mektubu
yok artık diyorsun anlaşma yolu
elveda diyerek bitiyor sonu

yazdığın bu mektup bu aşkın sonu
adımı anmayan dudakla dolu
iyi gün dileğin bilmem olur mu
günahın var iken veda mektubu

ağlama diyorsun tut gözlerini
yıkılma diyorsun tut dizlerini
sızlanma diyorsun tut yüreğini
mümkün mü yakarken veda mektubu.


veda öpücüğü

sezgin öndersever

seyrediyorum penceremden anılarımı.
kol kola girmiş oynuyorlar bahçemde.
aralarında öyle biri var ki; upuzun saçları,
birer damla oluyor ağlayan gözlerimde.

çok gencim, on sekiz yaşındayım.
bugün değil ama yarın unuturum elbet.
nedendir yaşımı aşmış hatıralarım.
aşkım sanki kayıp bir mabet.

yüreğimde bir saksı içindeki gül,
karşılık bekler ve boyun büker.
bu sevda bahçesindeki son bülbül,
ayrılık şarkılarını söyler.

uyan !
son aşığın,
son şairin,
artık gidiyor...�

sultançiftliği - 25.02.2002 00:30


veda öpücüğünün filizlenişi

ali develioğlu

yağmur damlasında rastladım sana
rüyama yıldırım düştüğü akşamdı
şimdi dönüp bakarsan tepebaşı'ndan istanbul'a
havadaki sıkıntının boşaldığını göreceksin
bulutların arasında bu şiirin doğuşunu

yokuşta başladı korkunun bekleyişi
nöbet sırasını savmasını umudun
düşman tanklarını yığdığında meydanlara
yalnızca mevzilerimiz sağlamdı
okmeydanı'ndan inersen eğer yıllarca aşağıya
sözlerle işlenmiş silahımızı bulacaksın
yastığımızın ilk parçasını
veda öpücüğünün filizlenişini

çocuğu bulacaksın orada düşlerindeki
yarısı alıp götürdüğün kollarımda
akşamın sabah güneşine gizlenişini
yalanın gözlerimdeki güvenle sallanan beşiğini
kanatların altına aldığın
sokaktaki sahte kimliğimi
vücutlarımızın alevlendikçe küllenişini
çürük gülleri göreceksin yollarda
zıt mevsimlerden dökülmüş
demir almanın
daha limana yaklaşırken başlayışını

yokuştan yıllarca çıkarsan yukarıya
sen de benim gibi
cehennemin cennetini aramak için
tanrılar ve tanrıçalar katına uğrayacak
nerede diniyor yağmur diye soracaksın
nerede başlıyor anı ?


veda şarkısı

mehmet nacar

elbet bir gün bitecektir bu çile,
zamanını bilemezsin kınalım.
sevilmeyi umut etmek nafile,
güldürmezsin gülemezsin kınalım.

sabır taşı ilaç olmaz hastaya,
akıl ermez gam karışan desteye.
garip gönlü vereceğim postaya,
adresin yok alamazsın kınalım.

kapıldığım boz bulanık sellerde,
sürünürüm per perişan hallerde.
acımasız kurt mekanı ellerde,
tek başına kalamazsın kınalım.

ölüm müdür, hasretliğin arkası ?
hüzün oldu sevdamızın markası.
saldım işte son bir veda şarkısı,
sazın yoktur çalamazsın kınalım.

kaderinde beste oldun ozanın,
insafı yok talihimi yazanın.
rüzgarına kapılmışım hazanın,
arasan da bulamazsın kınalım.

son mektubum ulaşırsa eline,
hıçkırarak ah getirme diline.
gözlerimi halı yaptım yoluna,
iki adım gelemezsin kınalım.

taş çatladı sabır sebat son demde
sensizliğin kor soluğu ensemde.
evinizin eşiğinde ölsem de,
zaten beni dilemezsin kınalım.

gaziantep


veda şarkısı

mehmet bozkurt esenyel

t.m.o. kampı silivri, son gece

geçti günler habersiz, ne kaldı ki yarına
yalnız bir özlem içimizde, silivri akşamlarına.

öpüştük denizle, buluştuk dalgalarla,
uçuştuk martı, martı, küçücük sevdalarla,
ayrılmak acı belki, elvadalarla.

geçti günler sessizce ne kaldı ki yarına
yalnız bir özlem içimizde, silivri akşamlarına.

deniz mavi, gök mavi, minik sevdalar mavi,
aşkla keder yan yana mutluluklar müsavi...
tam yanmağa başlarken gönüllerin alevi

geçti günler sessizce ne kaldı ki yarına
yalnız bir özlem, silivri akşamlarına.

içimizde bir şey var, tarifi yok/kırık.
havaya uçan sevda bir kısacık hıçkırık,
boşuna, kaçamayız, en sonunda ayrılık,

geçti günler sessizce, bir şey kalmadı yarına
yalnız bir özlem, silivri akşamlarına.

silivri - 26.08.1980
kaynak kara sevdam ak özlemim


veda şiiri

şahinde hülya kahraman

sakın arkamdan ağlama
buna zor inanırım
kabrime gül, karanfil dik ki
işte o zaman anlarım
arada bir sularsan eğer
beni seviyormuş derim
bir de fatiha okursan
buna çok sevinirim
pişman olduğunu duyar
inan çok üzülürüm
eğer elimde olsa
zamanı geri getirip
yanında olmak isterdim.


veda şiiri 1

erol ardıbatan

hoşça kal istanbul.
en sevdiğim şehir.
hayallerimin başkenti, hoşça kal.

ilk kez aşık olduğum,
ilk kez ağladığım,
sokaklarında aşk besteleri yaptığım
şehir, hoşça kal.

her sokak başında
bir sevdanın yeşerdiği
ve her sokağın sonunda bir
hayatın yitip gittiği
gözü yaşlı şehir, hoşça kal.

akşamları bir başka,
gündüzleri bambaşka
yaşanası şehir, hoşça kal.

ellerine doğduğum,
kollarında olmayı düşlediğim,
şimdi terk edip gittiğim şehir
hoşça kal…


veda şiiri 2

erol ardıbatan

sabahın ilk ışıkları düşmeye
başladığında kente,
ben sokak aralarında, her adımda
senden biraz daha uzaklaşmanın
burukluğuyla ilerliyor olacağım.
üzerimde geceden kalma bir soğuk
ve dudaklarımda
eskiden kalma bir titremeyle
veda şiirleri okuyarak sana
ağır ağır ilerleyeceğim.
bastığım her kaldırım taşında
sana özlememin izlerini de bırakarak…


veda şiiri 3

erol ardıbatan

hoşça kal,
yorgun kentin yitik sevdası.
hoşça kal bir ömrün rüyası.
bak, yine doldu gözlerim…
veda edemem, bilirsin !
kaldıramaz yaşlı yüreğim.

hoşça kal en sevdiğim kadın.
uğruna ömür adadığım,
şarkılar, şiirler yazdığım.
hoşça kal her sabah hayaliyle uyandığım
tek kadın.
hoşça kal...


veda töreni

bircan çalışkan

ölümlerin en güzeli olmalı benimki
gözlerim açık gitmeliyim
gökyüzünü görmeliyim toprağa kadar
sonra ellerim iki yanda açık
son bir defa kucaklamak ister gibi herşeyi
sessiz çığlıklar atabilmeliyim
arkamdan ağlayanlar olmamalı
büyük bir tören ahlar vahlar...
şaşayı sevmem çünkü
sessiz, sakin ama mutlu ölmeli ve öylece gömülmeliyim
başucumda o çok sevdiğim ezgi mırıldanılmalı
bir vasiyetim bile olmamalı
insanlara bırakacak birşeylerim
olsunun peşinde koşmamalıyım bir ömür boyunca
kendim için yaşayıp
kendimi tamamladığıma inandığımda
yine kendim için ölmeliyim
ıssız bir kayalıkta
uçsuz bucaksız bir çölde
veya bir ormanın ortasında

1998


veda zamanı

orkun akgün

biliyorum artık gelmeyeceksin geri
gelsen de olmayacaksın eskisi gibi
amasız bu ayrılığın sebebi
bitmeyecek mi bu cezanın bedeli

artık veda etme zamanı bu aşka
sen sürdün bu acıyı kanayan yarama
varsın artık bitsin bu acıya
son oldun bu ağlayan insana

üzülme artık sen de bu aşka
geçer mi ağlamakla bu ayrılığa
üzülme sevin bu ayrılığa
merhem olsun kanayan yarana

biz istemedik bu ayrılığa
isteyenler sevinsin bu ayrılığa
doldu yine hüznüm yalnızlığa
elbet veda eder bu yalnızlığa.

beylikdüzü - 20.11.2007


vedalaştım bütün eşyalarımla

h.rezan gülseren

vedalaştım bütün eşyalarımla
sevgim büyük sevgim sonsuz
ama sana doyamadım ben
vedalaştım bütün eşyalarımla
sevgimi yanıma aldım
kokumu sana bırakıyorum
hüzünlü bir şekilde ayrılıyorum senden
bütün acı ve güzel anılarımı burada bırakıyorum.
silemem seni aklımdan tanrım unuttur onu bana
korkulu rüyaları maziye gömdüm
gitmek mümkün mü seni bırakıp öyle
gitmek ölümden beter kalmak müebbet hapis
aşk acı çekmekmiş diyenler haklıymış meğer
sevmem demiştim bir daha
bak sana aşıkmışım meğer
sevgim ilk günkü gibi duruyor gönül evimde
senin aşkın bitti mi
bıktın mı benden
hor mu kullandık onu
yıprattık birbirimizi
mutluluk dediğin her zaman bulunmuyor
sevmek istesen de aşk kalbe dolmuyor
sevgi kuşunu yakaladıysan eğer bir kez
onu ellerinde tutmalısın
incitmemelisin
korkutmamalısın
uçmasına izin vermemelisin
olmadı işte
bütün eşyalarımla vedalaştım
onları sana bırakıyorum
bir de kokumu
geceleri koklarsın diye yastığımı da bırakıyorum
kimbilir ne zaman ve nerede
seninle karşılaşırız belki
o zaman iki yabancı gibi mi bakışacağız
yoksa dönüp gidecek misin
ben aşkımı kalbime gömüyorum
olsun seni özgür bırakıyorum
seni sıktığımı söyledin
ve benimle birlikteyken boğulduğunu
aşkın ve sevgin bitmiş demek
vedalaştım tüm eşyalarımla
anılarımı sana bırakıyorum
özgürsün artık
dilediğin gibi uçabilirsin
gökyüzü senin

izmir - 30.04.2007


vedam

murat alp

dün seni gördüm sokakta yürürken,
bir başka el vardı, senin elinde.
hani, gözlerin hep beni görürken,
bir başka göz vardı senin gözünde.

seyrettim, arkandan seni bir süre,
belli ki mutluydun kendi halince,
gülerken anladım inceden ince,
bir başka aşk vardı senin gönlünde.


vedat fidanboy

murat duman

çorak topraklara bir fidan düştü
dönüştü meyveye doydu dalları
sevgi pınarından ırmaklar coştu
har etti gönlümü baydı halleri

sözler güneş gibi sızıyor cana
yücedir saygısı geçmişe güne
ihtiyaç duymaz ki şöhrete üne
bir etti gönlümü, sevdi dilleri

a'dan z'ye kadar ne varsa yazmış
yirmi dokuz harfi sıraya dizmiş
sevgisiz kalplerin içine sızmış
yar etti gönlümü, eğdi kolları

ozan diyarından gelmiş buraya
parmağını basmış kanlı yaraya
aşkın güllerini koymuş sıraya
kor etti gönlümü, saydı yılları

duman'ım yazsan da kelamın yetmez
dostun meziyeti saymakla bitmez
duygu denizinde pusuya yatmaz
sır etti gönlümü, koydu balları  

ankara - 24.04.2007



hastaneler, bankalar, oteller, yemek firmaları, kimya firmaları, tekstil firmaları, yazılım firmaları, peyzaj firmaları...
İşini iyi yapan firmalar / www.firmasec.com / firma ekle

Şiir ara / www.siirara.com / şiirler
şiir, şair, şiiri, şairi, şiirler, şairler, şiirleri, şairleri...