
Şiir ara
İçerisinde yasak* geçen şiirler toplam: 31 sonuç...
celal vardar
bir yanım deniz bir yanım orman almış başımı gidiyorum zeytinlerden bir zeytin kulağıma eğildi bahçemizden geçerken hüzünlenmek yasak dedi
güldüm de geçtim
yılmaz erdoğan
yasak bana gözlerini anlamak ellerin bana yasak
ah olaydım gözünde yaş fikrinde telaş düşünce suçun beraatin olaydım
fakat yasak yasak bana gözlerini anlamak ellerin bana yasak
ah olaydım yüzünde sürgün yatağında mülteci vatanın anayurdun olaydım
fakat yasak yasak bana gözlerini anlamak ellerin, uyruğum bana yasak...
aralık 1993
serdar tahsin göktaş
o gün yasaktı, gülmek ağlamak... papatya koklamak katmer katmer. yasak o gündü, hercai günlere inat, günlerin arefesinde gecelere inat. o gün bir yasaktı gözlerin, yosun kokulu saçların... o yasak bir gülmek kadar sendin, eylül yaprakları gibi sararıp solan. bir yudum şarkı bile yasaktı o gün, o gün sen bile yasaktın tüm yasakların içinde...
istanbul - 28.06.2005
korkmaz bıçkın
çocukluğum benden yaşlı, ben yağmurdan. yağmur sudan ıslak, gözlerim senden. sen bende yasak, ben yüreğinde...
sercan akçin
çocuk ruhludur her yazar ve kelimedir oyuncağı. küser bazen hayata ve pek çok ağlayışı sırasında yazar. kırdığı oyuncaklarda can çekişir kelimeler ve yazar: " kelime oyunu yok bir daha ! "
sami ercan
yasak koyun herşeyi yasaklayın gözlerimi, kulağımı, dilimi yasaklayın beynimi de, gönlümü de... gücünüz yetiyorsa sevdamı tutuklayın...
h.rezan gülseren
öyle diyorlar duydun mu yasa çıkmış meclisten aşk yasaklanmış artık halka açık yerlerde bazı parklarda artık sakıncalı heykeller de varmış meclis kararıyla kaldırılmış hatta bir ilde at heykelinin alttan görüntüsü ayıp diye pipisi kapatılmış bir başka ilde ise sevişen çift figürüne elbise önerilmiş zannetmem ki bu kafalar değişsin sanatın özgürlüğüne vurulan bu zincir niye sanat adına hep el ele yasalar hangi özgür düşünceye yasa sadece insanlara kediler köpekler kuşlar koyunlar atlar onların ulu orta ilişkisini kim yasaklar hiçbir zihniyetin gücü onlara engel olamaz artık yasak var diye halka açık yerlerde seninle buluşamıyorum ceza yerim diye ellerini tutamıyorum gözlerine bakamıyorum yasak diye o dudakları öpmek kesinlikle yasak halka açık yerlerde yasaklar beni tahrik eder sevgilim ne ceza verirlerse versinler ben gene seni severim gene senin heykelini yaparım halka açık yerlerde sergilerim üstelik aşk figürleri sergilerim hatta böcek olmak kuş olmak köpek olmak isterim özgürce sevişmek için yasaya karşın halka açık yerlerde
uşak - 25.04.2004
alper gönlüşen
maphus cümleler yazıyorum içimdeki en ücra hücrelerin pis duvarlarına seni konuşmak yasak çünkü ama her nasılsa bir delik bulup kaçıyorlar mültecidir cümlelerim ne hudut tanırlar nede bekçi ansızın belirip girerler bir darbe nasıl olmalıysa öyle ve hep yakalanıp idama mahkum olurlar benim tarafımdan seni konuşmak yasak çünkü
20.06.2006 16:40
yakup yılmaz
kimdi tanrının yasak ağacına yaklaşan ? gül değil de yarası açık bülbül mü ? boynunda şal, elinden kan şarabı içilesi... dolanıp geldi, demir atmaya şahanesi aşkın; dilinin ucunda.
kimdi tanrının yasak ağacına yaklaşan ? zil değil de meyleden ateşe, rakkas mı ? gözünde çöl alevi, elinden an elması tadılası sislerine karışırken yüzünde kentlerin en eskisi, sevdası kapladı gözünü, ben-i adem in.
kimdi tanrının yasak ağacına yaklaşan ? ten değil de aç kalmış köpek uluması mı ? boynundaki tılsıma mahpus, ressamlar ömrüne karışıp yiterken; elinden dokundu, biterken kaderin; kederli kilimi.
kimdi tanrının yasak ağacına yaklaşan ? nazın değil de yalın ve ürkek, yüreği mi maşukun ? masumiyetinde gömülü kaç savaşçının düşü, kalmamacasına baş görmemiş toprak, kana bulandı yeryüzü sarılırken kaç beden, sensiz kefenlere; peşine düştü biri daha, bu çamurlu patikanın...
07.10.2002
murat e.
merak edersin, duymaz haykırsan da sesin çıkmaz bir ses için telefonu açamazsın elin varmaz
kimledir kiminledir ölü müdür diri midir hali senden iyi midir soramazsın dilin varmaz
istesen de gidemezsin onu bulup sevemezsin hali nedir bilemezsin gidemezsin yollar varmaz
yasak aşk bu, iflah olmaz...
konya - 19.07.2007
esin aciman
yatak odamda gündüz geceye can veriyor bu saat ayışığında saklanan gizli aşkların saatidir, biliyorum gece örtüyor çıplak bedenleri, utanç yok veya pişmanlık onlar sabaha erteleniyor.
ahmet selçuk ilkan
bilmezdim böylesine uzun olduğunu gecelerin umutsuz günlerin hüznünü duymamıştım hiç uykumu böleceğini bu mutsuz düşüncelerin bilmezdim sevda nedir tatmamıştım hiç
kederlerin en insafsızı benimle şimdi suskunluğum öylesine ölümden zor ki...
çağırsan en uzak iklimlerden koşup geleceğim bir gülüşün dünyamı aydınlatacak en azından ve kucak açacağım en güzeline mutlulukların bir duysam aşkımı gözlerinden, dudaklarından...
oysa sen de ben gibi mahzunsun biliyorum biliyorum yasak aşkımız bizi böyle susturan ne olur artık yeter bu idamlık hasretimiz bin yıl seveceğim bir umut versen inan...
adem kaptan
sen bir aşksın. yıllarca özlemini çektiğim, yüreğimdeki en güzel hayatsın !
sen bir rüyasın, maziye terk edilemeyecek, vazgeçmeyeceğim hülyamsın !
sen bir hayatsın, yalnız gecelerimin rüyası, kalbimi ısıtan sevdiğim kadınsın !
sen bir sevdasın, sürekli özlemini duyduğum, içimdeki aşk, dilimdeki duamsın !
sen benim kadınımsın, hep düşlerimi süsleyen. pişman olmadığım, yasak aşkımsın !
ege denizi - 28.11.2006
gökhan karaduman
" tek tanem'e "
siz hiç kendi ellerinizle kilitlediniz mi yarınlarınızı
bir günaha karşılık iki kişilik bir ömrü acıya sürgün ettiniz mi binlerce kez söylemek isteyip de sevdiğinizi, susmaya mecbur bıraktınız mı kendinizi, ve her sustuğunuzda kan kustunuz mu.
onu başkasıyla seyrederken gözleriniz içten içe kan ağladı mı gözleriniz
ve bir gün onu başkasıyla bırakıp çekip gittiniz mi hayatından.
yıllar sonra bir yabancı gibi uzaktan izlediniz mi. imkansızlığını bile bile kavuşmak istediniz mi aşkınıza
uykularınızı katlettiniz mi onu düşünmekten gecenin koynunda sokağın başına dikilip belki cama çıkar düşüncesiyle beklediniz mi saatlerce...
eğer öyleyse, tek başına değilim imkansız, yasak aşklar sokağında
" ah yasağım, ah tuzağım, biliyorum hiç bir zaman affedemeyeceksin beni. "
istanbul - 03.03.2005
selçuk ali yılmaz
martıların sessizliğini bozmuşsam bir an ufkun kollarındaki güneşi seyretmek yasak bana
dinlememişsem bülbülün derdini gülü koklamak yasak bana
gece sırdaşlarıyla olmamışsa sohbetim hayal kurmak yasak bana
uslanmışsa avare gönlüm bir güzeli sevmek yasak bana
baharın pençelerini hissediyorsam nilüferce sevmek yasak bana
vuruşturmamışsam bir kadeh şarap aşığım demek yasak bana
akmamışsa bir damla yaş gözlerimden hasret kalmak yasak bana
uykusuz kalmamışsam bir gece yaşadım demek yasak bana
ağarana dek saçlar, tutmamışsam bir el insanım demek yasak bana
yoksa beni seven bir kalp sevinç türkülerini söylemek yasak bana
mezara girmek artık farz bana
mayıs 2000
alparslan emre ergün
sevgi kuşları uçmaz çünkü kırmışlar kanatlarını beş harften anlam çıkmaz hala bırakmamışlar inatlarını mahrum kalmışlar bir çiçeğe bile sevgi vermekten aşk kelimesini tanımamışlar aynalarda hep nefret görmekten seslenebilmek o insanlara sevgi dolu bir yürekle anlamını bilmedikleri bir damla gözyaşı, çiçekle ve haykırabilmek " sevda yasak değil " diye bir ceylanı da sevsen bir çiçeğe de gönül versen sevda yasak değil işte belki efsane olur seversin bazen hayal olur beklersin ama herşeyini de alsalar o sınırsız duyguyu vermezsin süzülebilmek o sınırsız duyguyla bakan ama görmeyen gözlere son kez haykırabilmek kaygıyla bir yemin gibi gülmek haram da olsa sevda yasak değil bizlere
ali ata
çok güzelsin alımlısın kültürlü ve bakımlısın ateşli bakışlarınla yüreğimi hoplatırsın
ama...
sözlerinle kışkırtırsın gülüşünle dağıtırsın çaktırmadan temas eder ter içinde bırakırsın
ama...
seksi seksi kıvırtırsın nefsimi uyandırırsın sık sık frikik vererek ters köşeye yatırırsın
ama...
ama,
beni seven bir eşim var oğlum yollarıma bakar cennetimdir benim onlar sen bana yasak elmasın.
cihan alkan
adem ve havva’nın cennetten kovulup dünyaya indirildiği yerdeyiz. şeytan yine başımızda geziniyor anadan doğmayız her taraf elma ağacı koparmaya korkuyoruz ya dünyadan da kovulursak diye
mesut günay
limana yanaşmadı hiç bir zaman bıraktı dev cüssesini okyanuslara o yenilgiye uğradıkça büyüyordu sanki dümeni belli değildi rüzgar nereye eserse yasak gemide oraya gidiyordu umuda açmıştı yelkenlerini bir ışık görüyordu gökyüzünde güneş miydi bu ? yoksa ateş mi ? kimbilir belkide sadece bir düştü görmek isteyipte ulaşamadığı
abdullah karabağ
gönül yasaksin gönülden yasakli
gönül çiglik çigliklarin yasak
gönül gülücük gülücüklerin yasak
gönül türküsün türkülerin yasak
gönül için için gönülsün gönülden yasaklisin
gönül gönül bagi için olmazi olura çikaramaz misin ?
latif şimşek
bahar yasak sevdalara sürgünleniyor çiğdemde uçuk sarı, gökte mavi açık umutlar iğde dalına düğümleniyor gerçekler saklı, hayaller açık saçık uzaklar kurşun kokusu saçlarında ağır, dayanılmaz hasret gibi gelip geçen sensizlik cehennem kabusu benliğimde karalanmış kasvet gibi delip geçen kar sızısı inmiş dağlardan dizlerime gözlerinin karasına şakaklarımdan ak vermişim al senin olsun yüreğim sevdamı sevdana tutsak vermişim...
attila ilhan
öteki kapimdan gel bunu açamazsin eski gözlerinle gel öldürmek vakti gel hem tetik bulun ardinda biri olmasin hanidir ben bu evde saklaniyorum adimi degiştirdim başka bir adla yaşiyorum gece gündüz siyah gözlük kullaniyorum öteki kapimdan gel bunu açamazsin sabaha karşi gel bütün gözlerinle gel pancurlarin gerisinde karariyorum içime belalar doguyor sonbahar doguyor telefonda sesini taniyamiyorum yüzün parmaklarimdan akip kayboluyor böyle hep bir şey kopuyor bir şey kiriliyor sabaha karşi gel eski gözlerinle gel öteki kapimdan gel bunu açamazsin hem tetik bulun ardinda biri olmasin artik hiç kimse beni yaşamiyor aşklarimi büyük kemanlarla çizdiler korkularim oldum bittim kimsesizdiler yalniz bir misra miyim islaniyorum bir revolver romanimi tamamliyor oyun bitti işiklarimi söndürdüler yokmuşsun gibi gel öldürmek vakti gel öteki kapimdan gel bunu açamazsin üzerime kilitleyip mühürlediler hem tetik bulun ardinda biri olmasin
kaynak yasak sevişmek - 1968
mehmet müfit
dün gece düşümde şebnem dağlardan köylere sızıyormuşum bakır bir tel gibi usulca. yorgunmuşum, uykusuz ve susuz ama şarkılarım varmış, şarkılarımız sonra seninle yumuşak bir çayıra uzanmışız geniş alnından koyu bir hayat pembesi uçup gidiyormuş, ellerin ellerimde işte böyle diyormuşum uçup gidecek-yanlışlıklar kötülükler çirkinlikler.
dün gece düşümde şebnem kente yürüyormuşum, dalgaların çarptığı kıyı boyunca. dondurucu isli bir yağmur parkamı ıslatıyormuş. kentin fildişi kuleleri yağmurun peçesine gizlenmiş sanki. sonra bir yürek olmuşuz seninle /hani bir gün otobüste olmuştuk, yarım saat mi ne / kollarımdaymışsın ağlıyormuşsun ürkek sıcak soluğun - kendini koru e mi.
dün gece düşümde şebnem kentin sokaklarında koşuyormuşum omuzlarımda bir ton yük. soğuğun getirdiği uyuşukluk, duygularıma düşüncelerime saldırıyormuş ama şarkılarım varmış, şarkılarımız. sonra seninle denizi sünger gibi emen bir balıkçı kahvesine gitmişiz. gözlerimiz gözlerimize kentin resmini çizmiş- renklerle bezenmiş bir resim değilmiş, çizdiklerimizi.
dün gece düşümde şebnem birlikteymişiz - sen, ben ve şarkılarımız.
mustafa bilgiç
ona...
bakmayın, her an güldüğüme sakın, bir gizli sevda içimde saklarım. gözlerden uzaklaşmalarım yakın, yakındır, gelir, bitmez yasaklarım...
yasak, söylemek sevdiğini yare, duymasın kimseler, adını yasak ! gizliden, gönlüne uçsa teyyare, varır mı, acep merdiven dayasak ?
antalya
irfan özcan
sözleri yazılamamış şiirler haykırırdık uykusunu yitirmiş yorgun gözlerimizle gecenin laciverdine... ayışığı bizden saklanırdı biz ayışığından yıldızlardan kaçardık ürkek ürkek yıldızlar bizden kaçırırdı bakışlarını yasaklan(ama)mış bir sevda idi yaşadığımız ölümüne...
kanlı kalabalıklar koparırdı kan damlayan tırnaklarıyla güvercin yüreği yüreklerimizi surlar örerdik asırlık taşlarla sevdamızın etrafına zehirli engerekler dolaşırdı ayaklarımıza zemheri ayazlarının buzdan katilleri saldırırdı gül yapraklarında yaktığımız ateşlerimize yasaklan(ama)mış bir sevda yaşardık öldüresiye...
yalnız şehirlerin ıssız sokaklarından karanlık köşe başlarından seslenirdik karıncalardan gizleyip avazımızı kısık kısık... " gel " sesine hasret kulaklarımızı ürkütürdü gök gürültüleri serçelerin nemli gagalarına saklardık sülüklerin kuruttuğu dudaklarımızı yasaklan(ama)mış bir sevda idi yaşadığımız seccadelerimizin üzerinde birer damla billur gözyaşı...
edirne
burhan erzurum
asil insanlara sıçrattığınız her lekenin nasıl olsa bir gün hesabını sorarız testlerini ispat eden sahte belgenin izahını yalanlayan bir tek biz varız
analizleriniz sizin olsun ne işe yaradı mantığınız bize bolca zarar veriyor okumuş beyinlerin aristokrat adı rezil kişiliğinizin altında eziliyor
aklınızın ürettiği her fikir yoz lahana yaprağı gibi üst üste sıralanmış işlerin karışıklığı elinizdeki koz kurallarınız var rastgele karalanmış
yalnız sizin menfaatinize yarar sağlıyor aklınızın ürünü akla sığmaz nedenler sebepsiz savaşınız yüzünden herkes ağlıyor adaleti gaspediyor gayenize hizmet edenler
kendi kanunlarınızı kusursuz sayıp lime lime ezdiniz başkaldıran mertleri ama şimdi bize yüklendi bu kadar ayıp rehin eylediniz aşka inanmış tüm fertleri
ağınıza düşeni hemen yediniz dünyada ne varsa hepsi bizim dediniz uyuyanlar uyanın kandırıyorlar bizi rüyalarla teselli etmesin kimse sizi.
m.celalettin toraman
gözleri kançanağı kızıl bir gece bıraksam sonsuza uzanacak ben sarhoş, ben hırçın tüm geceyi daha bitmeden üzgülerimi de, tıktım rakışişesine boğulsun, yalvarsada içmem onu daha gözyaşlarımın sarhoşluğu yetiyor... yanıbaşımda cennetim, bana yasak oda yasak etmiş beni kendine yanıbaşımda olsunda cennetim cehennem olsun tüm gece !.. boğdum birdaha gözyaşlarımda geceyi
dağınık birhalde uyanmak isterdim bana yasak cennetimde gözleri kançanağı kızıl bir gecenin ardından korkusuz ve hayasızca !..
izmir - 2000
mustafa bilgili
bu nasıl dünya böyle ? anlamak mümkün değil, sevgileri hapsetmişler, prangalara vurmuşlar, tüm sevenleri, en doğal hakkımız olan, sevmeyi yasaklamışlar.
bu nasıl dünya böyle ? anlamak mümkün değil, özgürlükleri hapsetmişler, prangalara vurmuşlar neşeyi, en doğal hakkımız olan, gülmeyi yasaklamışlar.
bu nasıl dünya böyle ? anlamak mümkün değil, bülbülü koymuşlar kafese, ötmesini yasaklamışlar, en doğal hakkı olan, gülü sevmeyi yasaklamışlar.
bu nasıl dünya böyle ? anlamak mümkün değil, aşkı yasaklamışlar, hele hele bir tanem, en çok sevilen uğruna, ölmeyi yasaklamışlar, bu nedenle çok üzgünüm, senin aşkından ölemiyorum.
diyarbakır - 1999
ismail gözükara
sen benim aklımda, yüreğimde saklımsın sarılıp okşayamam öpüp de koklayamam sen benim yasaklımsın.
haydi de haydi ne durursun al hançeri vur sineme canın sağolsun gülüm senden gelen düğün bayram üç günlük dünyada ellerinden gelsin ölüm kılım kıpırdarsa namert olayım.
kaşınla gözünle işvenle nazınla zaten öldürdün beni inan bir tek sözünle.
cengiz aktürk
sen bu sevgiyi istemedin başkasının mazisi yerçekimine aykırı şelalesin gökyüzünü gri bulutlar alsın yağmurla asit olup insin yüreğine yeni çimlenmiş fidan, sararıp solsun toprak çatlasın baharda bozkır çiçeksiz kalsın hisset bu acıyı yüreğinde sen bana yasaklısın diye umudun bile aykırı davranışına ulaşılmazlığı dört duvara borçlusun beraberken dokunulmaz bırak konuşulmazsın duvarsız bahçenin beyaz dikenli gülü sevenin olmadığı yalnız zamanlarda ne ulaşılmaz ne dokunulmaz ne de konuşulmazsın gülün solmakta olduğu son baharsın ya bir adım öncem ya da sonramsın elveda, sen yalnız bana yasaklısın !
02.07.2002 19:45
bilal kayabay
gelmelerin avcumda sarı bir yirmibeşlik çocukluk ağzımda kınalı şeker yabanıl dudaklar kalır hediye
yanar su içmem üstüne
gitmelerin oyunlarda yitirmem ki paramı çocukluğumun gönlünde cehennem samanıl yangınlar kalır geriye
yanar su serpmem üstüne
dün çocuktum bugün ozan
yasaklıyım büyümeye

|